İsrail'de 27 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek genel seçimler yaklaşırken ülke nüfusunun yaklaşık beşte birini oluşturan Filistinli vatandaşların oyları, yeni hükümetin belirlenmesinde önemli bir konuma geldi. Kamuoyu yoklamaları, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki aşırı sağ ittifakın da kendisini Siyonist muhalefet olarak tanımlayan partilerin de 120 sandalyeli İsrail Meclisi Knesset'te hükümet kurmak için gereken 61 milletvekiline tek başına ulaşamayabileceğine işaret ediyor. Seçim sonuçlarında Arap partileri Ra'am ile Ortak Liste'nin kazanacağı sandalye sayısının, hükümet kurma görüşmelerinde belirleyici olması gündemde bulunuyor.
Filistinli seçmenler açısından seçimlerin temel gündemini, Gazze Şeridi'nde 2023 yılından itibaren devam eden İsrail saldırıları, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik uygulamalar ve İsrail'deki Filistinli vatandaşların karşı karşıya kaldığı politikalar oluşturuyor. Seçmenlerin bir bölümü oy kullanmayı Netanyahu hükümetini değiştirmek için bir araç olarak görürken diğerleri, seçimlere katılmanın Filistinlilere eşit haklar tanımadığı gerekçesiyle eleştirdikleri İsrail siyasi sistemine meşruiyet kazandıracağını savunuyor.
İLK KEZ OY KULLANACAK FİLİSTİNLİ GENÇLER KARAR AŞAMASINDA
İşgal altındaki Doğu Kudüs'ün Beyt Hanina Mahallesi'nde yaşayan 19 yaşındaki Leyla Atamneh, çocukluğundan itibaren İsrail seçimlerinin ailesinde tartışmalara neden olduğunu anlatıyor. İsrail vatandaşlığına sahip ve seçimlerde oy kullanma hakkı bulunan az sayıdaki Filistinli Kudüslüden biri olan Atamneh'in babası, Arap partilerinin oluşturduğu listelere oy verilmesi gerektiğini savunurken annesi seçimlere katılmamayı tercih ediyordu.
Atamneh'in aktardığına göre annesi, Filistinlilerin İsrail seçimlerinde oy kullanmasının ülkede demokratik bir sistem bulunduğu ve Filistinlilerin Yahudi vatandaşlarla eşit haklara sahip olduğu yönündeki söylemleri güçlendirdiğini düşünüyor. Annesi, seçimlere katılımın ardından Filistinlilerin yine ayrımcı uygulamalarla ve aşırı sağ hükümetlerle karşı karşıya kaldığını belirterek sandığa gitmeyi reddediyordu.
27 Ekim'de hayatında ilk kez oy kullanacak Atamneh ise farklı bir tercih yapmaya hazırlanıyor. Genç seçmen, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde yaşayan, İsrail hükümetinin politikalarından doğrudan etkilenmelerine rağmen seçimlerde söz hakkı bulunmayan milyonlarca Filistinliyi temsil etme sorumluluğu hissettiğini söylüyor.
Atamneh, tek bir oyun büyük bir değişiklik oluşturamayacağının farkında olduğunu ancak Filistinlilere küçük de olsa umut verebilme ihtimalini önemseyerek sandığa gideceğini ifade ediyor. Arapça konuşan genç seçmen, seçim yayınlarının büyük ölçüde İbranice yapılması nedeniyle siyasi tartışmaları takip etmekte zorlandığını ve partilerin ilk kez oy kullanacak Filistinli gençlerin taleplerine yeterince yer vermediğini belirtiyor.
FİLİSTİNLİ SEÇMENLERİN GÜNDEMİNDE GAZZE VE BATI ŞERİA VAR
İsrail vatandaşı Filistinlilerin seçimlere yaklaşımında, Gazze'deki savaş ve Batı Şeria'da yaşanan gelişmeler belirleyici konular arasında yer alıyor. Netanyahu hükümetinin Gazze'ye yönelik saldırıları, uluslararası alanda soykırım suçlamalarının odağında bulunurken Filistinli seçmenler de yaşananları seçim tercihleriyle doğrudan ilişkilendiriyor.
Hayfa Üniversitesi Siyaset Bilimi Uzmanı Esad Ganem, seçimlerin Gazze'deki soykırım, Batı Şeria'daki etnik temizlik ve İsrail vatandaşı Filistinlilere yönelik sert devlet politikalarının sürdüğü bir dönemde gerçekleştirildiğine dikkat çekiyor. Ganem, Filistinli toplumun ve siyasi temsilcilerinin karşı karşıya oldukları gelişmeler nedeniyle ciddi endişe taşıdığını belirtiyor.
Celile bölgesindeki bir Dürzi köyünde yaşayan 36 yaşındaki Filistinli Hristiyan Hanan da güvenlik kaygılarının giderek arttığını anlatıyor. Hanan, Batı Şeria'daki gasp edilen topraklarda yaşayan İsrailli gasıpların geçen ay Celile'deki Filistinli Mecd el-Kurum yerleşimi yakınlarında yasa dışı bir ileri karakol kurmaya girişmesini örnek gösteriyor.
Hanan'a göre yaşanan gelişmeler, Batı Şeria'da görülen toprak gasbı girişimlerinin İsrail sınırları içerisindeki Filistinli toplulukların yaşadığı bölgelere de uzanabileceği yönündeki endişeleri artırıyor. Filistinli seçmen, yaşadığı korkunun kendisini oy kullanmaya ve çevresindeki insanları seçimlere katılmaya teşvik ettiğini söylüyor.
SMOTRICH'İN YAPAY ZEKA İLE HAZIRLANAN SEÇİM VİDEOSU TARTIŞMA YARATTI
İsrail'in aşırı sağcı Maliye Bakanı ve Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich'in seçim kampanyasında yayımladığı yapay zeka üretimi video da Filistinli seçmenlerin gündemine girdi. Videoda Batı Şeria'da yaşayan bir Filistinli, Celile'deki akrabasını telaş içerisinde arayarak Yahudilerin kendilerine doğru geldiğini ve Batı Şeria'da yaptıklarını Celile'de de gerçekleştireceklerini söylüyor.
Hanan, videonun ve Mecd el-Kurum yakınlarındaki girişimin İsrailli gasıpların daha fazla Filistin toprağını ele geçirmeye çalışabileceği yönündeki endişelerini artırdığını belirtiyor. Yaşananların ardından seçimlere katılma isteğinin güçlendiğini söyleyen Hanan, diğer Filistinli vatandaşların da oy kullanması gerektiğini savunuyor.
ARAP PARTİLERİNİN SEÇİME GİRMESİ ENGELLENMEK İSTENDİ
Seçimler öncesinde Arap partilerinin siyasi yarıştan çıkarılmasına yönelik girişimler de tartışmalara neden oldu. İsrail Merkez Seçim Komitesi, 23 Eylül'de Ra'am ile Hadash, Balad ve Ta'al partilerinin oluşturduğu Ortak Liste'nin seçimlere katılmasını engelleme yönünde karar aldı.
İsrail Yüksek Mahkemesi, seçim komitesinin her iki siyasi oluşuma yönelik kararını bozdu. Ancak Balad Partisinden Sami Ebu Şehade, mahkeme üyelerinin çoğunluğunun kendisi hakkındaki adaylık yasağını desteklediğinin anlaşılmasının ardından adaylığını geri çekti.
Kararlar, İsrail vatandaşı Filistinliler arasında farklı tepkilere yol açtı. Bazı seçmenler Arap partilerinin engellenmeye çalışılmasını mevcut siyasi sistemin meşruiyetine yönelik eleştirilerinin gerekçesi olarak değerlendirirken diğerleri seçimlere daha güçlü katılım sağlanması gerektiğini savundu.
Arap-Yahudi ilişkileri uzmanı Sabit Ebu Ras, Filistinlilerin siyasi baskı altında olduklarını hissettiklerini ve yaşananların sandığa katılım oranını yükseltebileceğini ifade ediyor. Ebu Ras'a göre Arap partilerine yönelik girişimler, Filistinli vatandaşların seçimlerde daha fazla temsil elde etme isteğini güçlendiriyor.
FİLİSTİNLİ SEÇMENLERDE KATILIM HEDEFİ YÜZDE 75
İsrail'deki Filistinli vatandaşların seçimlere katılım oranı son beş genel seçimde yaklaşık yüzde 45 ile yüzde 65 arasında değişti. Son olarak 2022 yılında yapılan seçimlerde Filistinli seçmenlerin yaklaşık yüzde 53'ü sandığa gitti.
Filistinli bir seçim kampanyası yetkilisinin aktardığı araştırmalara göre 27 Ekim seçimlerinde oy kullanmayı planlayan Filistinli vatandaşların oranı yaklaşık yüzde 62 seviyesinde bulunuyor. Kampanya ekipleri ise katılımın yüzde 70 ile yüzde 75 aralığına yükselmesini hedefliyor.
Filistinli seçmenlerin yüzde 75 oranında sandığa gittiği son seçim 1999 yılında gerçekleşmişti. Söz konusu seçimlerde Filistinli seçmenlerin yüksek katılımı, Ehud Barak'ın Binyamin Netanyahu karşısında başbakanlık yarışını kazanmasına katkı sağlamıştı.
Kampanya yetkilileri, benzer bir katılım düzeyine yeniden ulaşmayı amaçlıyor. Yüksek katılımın yalnızca Arap partilerinin milletvekili sayısını artırmakla kalmayabileceği, aynı zamanda Amcha Yisrael ve The Reservists gibi küçük sağ partilerin yüzde 3,25'lik seçim barajını aşmasını zorlaştırabileceği belirtiliyor.
İsrail'deki seçim sisteminde barajın altında kalan partiler parlamentoda temsil edilemiyor. Oy dağılımında yaşanacak değişiklikler, 120 sandalyeli Knesset'te hükümet kurabilecek blokların sandalye sayılarını da etkileyebiliyor.
FİLİSTİNLİ SEÇMENLERİN PARTİLERE GÜVENİ SINIRLI
Sandığa katılımı artırmaya yönelik girişimlere rağmen Filistinli seçmenlerin Arap partilerinin performansına ilişkin eleştirileri devam ediyor. Celile'de yaşayan Hanan, her seçim öncesinde Arap milletvekillerinin toplumun sorunlarına yeterince çözüm üretemediğini düşündüğü için oy kullanmamayı değerlendirdiğini anlatıyor.
Hanan, siyasi alanda kadınların yeterince temsil edilmemesinden ve yeni isimlerin ön plana çıkmamasından da şikâyet ediyor. Buna rağmen her seçimde sandığa gittiğini belirten Filistinli seçmen, oyunun bir değişikliğe katkıda bulunabileceğini düşündüğünü söylüyor.
Hayfa Üniversitesi'nden Esad Ganem ise geniş çaplı bir seçim boykotunun artık Filistinli toplum içerisinde sınırlı bir görüş olduğunu savunuyor. Ganem, mevcut hükümetin görev süresinin sona erdirilmesine katkı sağlama ihtimalinin seçmenler açısından önemli hale geldiğini ifade ediyor.
Hanan da seçimlere katılmanın İsrail devletinin varlığını kabul etmek şeklinde yorumlanabileceğinin farkında olduğunu ancak mevcut siyasi koşulları göz ardı ederek hareket etmenin mümkün olmadığını dile getiriyor.
Filistinli kampanya yetkililerinden biri ise Yahudi ve Arap vatandaşların eşit oy hakkına sahip olduğu seçim gününü, Filistinlilerin siyasi eşitliği kullanabildiği tek gün olarak nitelendiriyor.
NETANYAHU VE MUHALEFET 61 SANDALYEYE ULAŞAMAYABİLİR
Kamuoyu araştırmaları, Netanyahu liderliğindeki aşırı sağ blok ile Netanyahu karşıtı Siyonist muhalefetin tek başına hükümet kurmak için gerekli 61 milletvekilliğine ulaşmakta zorlanabileceğini gösteriyor. Seçim sonuçlarının söz konusu tabloyu doğrulaması halinde Ra'am ile Ortak Liste'nin tutumu, koalisyon görüşmelerinin merkezine yerleşebilir.
İsrail'in 120 sandalyeli parlamentosunda hiçbir siyasi blokun çoğunluğu sağlayamaması ve hükümet kurma girişimlerinin sonuçsuz kalması durumunda yeniden genel seçim yapılması gerekecek. Yeni hükümet kuruluncaya kadar mevcut Netanyahu hükümeti görevini sürdürecek.
Netanyahu, İsrail tarihinin en uzun süre görev yapan başbakanı olma özelliğini taşıyor. Liderliğindeki mevcut hükümet ise ülkenin siyasi tarihindeki en aşırı sağ yönetim olarak nitelendiriliyor.
Arap partilerinin elde edeceği milletvekili sayısı, yalnızca kendi seçmenlerinin temsilini değil, Netanyahu karşıtı siyasi partilerin hükümet kurabilmek için hangi seçeneklere yöneleceğini de belirleyebilecek.
BENNETT VE EISENKOT ARAP PARTİLERİYLE İTTİFAKA KARŞI
Seçim anketlerinin ortaya koyduğu tabloya rağmen Netanyahu karşıtı muhalefetin önde gelen isimleri, Arap partileriyle hükümet kurma konusunda mesafeli açıklamalar yapıyor.
Muhalefet lideri Naftali Bennett, Arap partilerinin Siyonist olmadığını belirterek hükümet kurmak için söz konusu partilerin desteğine dayanmayacaklarını açıkladı.
İsrail ordusunun eski Genelkurmay Başkanı ve muhalefetin olası başbakan adaylarından Gadi Eisenkot da Arap partileriyle ortaklık kurulmasına karşı olduğunu ifade etti. Eisenkot, Netanyahu'nun kendisini Arap siyasi temsilcilerle ilişkilendiren seçim söylemlerini reddetti.
Netanyahu'nun seçim kampanyasında kullandığı sloganlardan biri, Ta'al Partisi lideri Ahmed Tibi'yi hedef alıyor. Netanyahu, Eisenkot'un hükümet kurabilmesi için Tibi'nin desteğine ihtiyaç duyacağı iddiasını öne çıkararak muhalefetin Arap partileriyle ilişkisini seçim konusu haline getiriyor.
GENÇ SEÇMEN ATAMNEH STRATEJİK OY YERİNE ORTAK LİSTE'Yİ SEÇTİ
İlk kez sandığa gidecek Leyla Atamneh, oy vereceği partiye karar verirken stratejik tercih ile siyasi ilkeleri arasında kaldığını anlatıyor. Başlangıçta Netanyahu karşıtı bir hükümetin kurulmasını kolaylaştırabileceğini düşündüğü Ra'am Partisine veya liberal Siyonist çizgideki Demokratlar Partisine oy vermeyi değerlendirdiğini belirtiyor.
Ra'am, özellikle Negev bölgesindeki Bedevi seçmenlerden destek alan, dini açıdan muhafazakâr bir siyasi parti olarak tanınıyor. Demokratlar ise liberal Siyonist siyasi çizgide faaliyet gösteriyor. Her iki partinin de Netanyahu karşıtı bir hükümette yer alma ihtimali, Atamneh'in ilk değerlendirmesinde etkili oldu.
Ancak genç seçmen, nihai kararını Ortak Liste'den yana verdiğini söylüyor. Atamneh, bazı konularda uzlaşmaya açık olsa da temel ahlaki ve siyasi değerlerinden vazgeçmek istemediğini, Filistinlilerin Filistinli siyasi temsilcileri desteklemesi gerektiğine inandığını dile getiriyor.
RA'AM'IN 2021'DE HÜKÜMETE GİRMESİ YENİDEN GÜNDEMDE
Ra'am Partisi, 2021 yılında İsrail'de kurulan geniş koalisyon hükümetine katılarak ülke tarihinde hükümet ortağı olan ilk Arap partisi olmuştu. Netanyahu'nun iktidardan uzaklaşmasını sağlayan koalisyonda yer alan parti, 2021-2022 döneminde hükümet ortaklığını sürdürmüştü.
Ra'am lideri Mansur Abbas, Filistinli vatandaşların haklarının korunması, kamu kaynaklarına erişimin artırılması ve toplumsal sorunların çözümü için hükümet içerisinde yer almanın gerekli olduğunu savunuyor.
Partinin yaklaşımı, Filistinli toplumun bütün kesimlerinde aynı desteği görmüyor. Siyaset bilimci Esad Ganem, Abbas'ın sınırlı bütçe kazanımları karşılığında siyasi konularda fazla taviz verdiğini savunarak Filistinli kimliği ve temel siyasi taleplerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Bedevi seçmenlerin ise Ra'am'a daha güçlü destek vermesi bekleniyor. Arap-Yahudi ilişkileri uzmanı Sabit Ebu Ras, Bedevi toplumundaki siyasi tartışmaların ağırlıklı olarak vatandaşlık hakları ve günlük yaşam koşulları üzerinden şekillendiğini ifade ediyor.
Ebu Ras'a göre Bedevi topluluklarının öncelikleri arasında resmî statüsü tanınmayan köylerin tanınması, eğitim yatırımlarının artırılması ve istihdam olanaklarının geliştirilmesi bulunuyor. Ra'am'ın yeniden hükümet ortağı olması, söz konusu taleplerin karşılanması için bir fırsat olarak görülüyor.
ORTAK LİSTE HÜKÜMETE GİRMEDEN DESTEK VERMEYİ TARTIŞIYOR
Esad Ganem, İsrail'deki Filistinli siyasi hareketlerin kendi toplumları içerisinde ortak ve güçlü bir siyasi yapı oluşturamamasının temsil kapasitesini sınırladığını belirtiyor. Ancak Ganem'e göre hükümete doğrudan katılmadan dışarıdan destek verilmesi de siyasi sonuç doğurabilecek seçenekler arasında bulunuyor.
Ganem, 1993 yılında Filistinli partilerin İzak Rabin hükümetini kabineye katılmadan desteklemesini örnek gösteriyor. Netanyahu hükümetinin değiştirilmesi için Arap partilerinin mutlaka koalisyon ortağı olmasının gerekmediğini, hükümet değişikliği isteyen parlamento çoğunluğunun parçası olabileceklerini söylüyor.
Ortak Liste lideri Yusuf Cebarin de geçen hafta yaptığı açıklamada, belirli koşulların kabul edilmesi halinde Netanyahu karşıtı bir hükümete dışarıdan destek vermeye hazır olduklarını ifade etti.
Cebarin'in dile getirdiği koşullar arasında Filistin devletinin kurulmasına yönelik siyasi bir yolun açılması ile İsrail'deki Filistinli topluluklarda organize suç ve şiddetle mücadele edilmesi yer alıyor.
ARAP PARTİLERİNİN 15 İLA 17 MİLLETVEKİLİ ÇIKARMASI GÜNDEMDE
Arap-Yahudi ilişkileri uzmanı Sabit Ebu Ras, muhalefetteki siyasi aktörlerin seçim öncesinde Arap partileriyle işbirliğini reddetmelerine rağmen sandıktan çıkacak sonuçlara göre tutumlarını değiştirebileceklerini düşünüyor.
Ebu Ras, Arap partilerinin Knesset'te 15, 16 veya 17 milletvekilliğine ulaşması halinde hükümet kurmak isteyen siyasi liderlerin kendileriyle görüşmek zorunda kalabileceklerini belirtiyor. Muhalefet liderlerinin kamuoyu önünde Arap partileriyle ortaklığı kabul etmediğini ancak seçim sonrasında farklı açıklamalar yapabileceklerini savunuyor.
Eisenkot liderliğindeki bir muhalefet hükümetinin Arap partilerinin desteğini kabul edebileceği görüşünü dile getiren Ebu Ras, koalisyonun kurulması için doğrudan hükümet ortaklığının dışında farklı işbirliği modellerinin de gündeme gelebileceğine işaret ediyor.
GAZZE'DE 38 YAKININI KAYBEDEN EBU RAS HÜKÜMET DEĞİŞİKLİĞİ İSTİYOR
İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarında 38 akrabasını kaybeden Sabit Ebu Ras, Netanyahu karşıtı bir hükümetin kurulmasının Filistin sorununu bütünüyle çözmeyeceğini kabul ediyor. Ancak mevcut hükümetin politikalarının değiştirilmesinin Filistinlilerin maruz kaldığı saldırı ve hak ihlallerinin azaltılması açısından önemli olduğunu düşünüyor.
Ebu Ras, işgalin sona erdirilmesi yönündeki siyasi hedeflerini korumakla birlikte önceliğinin Filistinlilerin hayatını kurtarmak olduğunu ifade ediyor. Hükümet değişikliğini de söz konusu öncelik çerçevesinde değerlendiriyor.
Filistinli siyasi temsilcilerin seçimlere ilişkin açıklamalarında, Netanyahu'nun iktidardan uzaklaştırılması ile Filistinlilerin uzun vadeli siyasi talepleri arasında ayrım yapıldığı görülüyor. Ra'am, hükümet ortaklığı aracılığıyla kazanım elde etmeyi savunurken Ortak Liste, belirli siyasi koşullar karşılığında dışarıdan destek seçeneğini gündeme getiriyor.
ATAMNEH ANNESİNİ DE SANDIĞA GİTMEYE İKNA ETTİ
Doğu Kudüs'te yaşayan Leyla Atamneh, seçimlere katılmama yönündeki görüşünü uzun yıllardır sürdüren annesini de bu kez oy kullanmaya ikna ettiğine inanıyor. Genç seçmen, mevcut hükümetin devam etmesi ile Netanyahu karşıtı bir yönetimin kurulması arasında Filistinliler açısından farklı sonuçlar doğabileceğini düşünüyor.
Atamneh'e göre Netanyahu hükümetinin yeniden göreve gelmesini engellemek, bir Filistinlinin ölümünün veya bir evin yıkım kararının önlenmesine katkı sağlayabilirse oy kullanmak anlam taşıyacak. Ancak genç seçmen, seçimlere katılımın İsrail'in uluslararası alanda demokratik bir ülke olarak kendisini sunmasına katkıda bulunabileceği yönündeki kaygılarını da koruyor.
İsrail vatandaşı Filistinlilerin seçimler öncesinde karşı karşıya bulunduğu ikilem, Atamneh'in ailesindeki farklı görüşlerde de kendisini gösteriyor. Bir tarafta mevcut hükümeti değiştirmek amacıyla sandığa katılma isteği, diğer tarafta Filistinlilerin eşit haklara sahip olmadığı gerekçesiyle eleştirilen siyasi sisteme katılmayı reddeden yaklaşım bulunuyor.
27 Ekim'deki seçimlerde Filistinli seçmenlerin katılım oranı, Ra'am ile Ortak Liste'nin parlamentoda kaç sandalye kazanacağını ve Netanyahu karşıtı partilerin hükümet kurmak için ihtiyaç duyacakları desteği şekillendirecek.
Kaynak: Al Jazeera




