AZERBAYCAN'DA BAŞÖRTÜSÜ SORUNU NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Azerbaycan'da başörtüsü tartışmasının geçmişi, 2010 yılındaki okul kıyafeti düzenlemelerinden daha eskiye dayanıyor. Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, laik devlet yapısını korurken dini yaşamın kamusal alandaki sınırlarını da yasal düzenlemelerle belirledi. Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkede, özellikle eğitim kurumlarında dini kıyafetlerin kullanılması zaman içinde tartışma konusu haline geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığının 2007 yılı insan hakları raporuna göre, o dönemde kadınların eğitim kurumlarında veya kamu kuruluşlarında başörtüsü takmasını genel olarak yasaklayan bir kanun bulunmuyordu. Ancak bazı yerel yöneticilerin başörtülü öğrencileri okul ortamından uzaklaştırmaya çalıştığı, dini kıyafet kullanan kadınların kamu görevlerine başvururken çeşitli engellerle karşılaştıklarını bildirdiği kaydedildi. Aynı raporda, resmi belgelerde kullanılan fotoğraflarda kadınların başörtüsü takmasının yasak olduğu belirtildi.

2006 yılında Sumgayıt Üniversitesinde başörtüsüne ilişkin kısıtlayıcı uygulama, bir sivil toplum kuruluşunun açtığı dava sonrasında değiştirildi. Eylül 2007'de ise Azerbaycan Öğretmenler Enstitüsünün rektörü, başörtülü öğrencilerin derslere girmesini engellemeye yönelik bir girişimde bulundu. Rektörlük ile öğrenciler arasında daha sonra uzlaşmaya varıldığı ABD Dışişleri Bakanlığının raporuna yansıdı. Söz konusu olaylar, 2010'daki geniş çaplı tartışmalardan önce de başörtüsü nedeniyle eğitim kurumlarında anlaşmazlıklar yaşandığını gösteren kayıtlar arasında yer aldı.

2010 YILINDA OKULLARDA BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI BAŞLADI

Azerbaycan'daki başörtüsü meselesinin ülke çapında protestolara dönüşmesinde 2010 yılında Milli Eğitim Bakanlığının okul kıyafetlerine ilişkin tutumu belirleyici oldu. Bakanlık, öğrenciler için standart okul kıyafetleri uygulanmasını gündeme getirdi. Başörtüsünün belirlenen okul kıyafetiyle uyumlu olmadığı yönündeki açıklamalar, dini gerekçelerle başlarını örten öğrenciler ve ailelerinin tepkisini çekti.

ABD Dışişleri Bakanlığının 2010 Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu'na göre, dönemin Eğitim Bakanı 9 Aralık 2010'da okul yöneticilerine kız öğrencilerin ilkokul ve ortaöğretim kurumlarında başörtüsü takmasının engellenmesi yönünde sözlü talimat verdi. Bakan, kararın gerekçesi olarak devletin laik niteliğini ve okul kıyafetleri konusundaki düzenlemeleri gösterdi. Okul dışında başörtüsü kullanılmasına yönelik herhangi bir sınırlama bulunmadığını da ifade etti.

Raporda dikkat çeken hukuki ayrıntı, söz konusu talimatın bir cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanmadığı, parlamentoda görüşülmediği ve ayrı bir kanuna dönüştürülmediği yönündeki tespitti. Dolayısıyla 2010 yılında gündeme gelen uygulama ile ülkede başörtüsünü genel olarak yasaklayan bir kanunun varlığı aynı şey değildi.

2011 YILINDA PROTESTOLAR VE GÖZALTILAR YAŞANDI

Başörtüsü konusunda alınan kararlar, 2011 yılında protesto gösterilerine yol açtı. Öğrencilerin dini inançlarına uygun kıyafetlerle eğitim almalarını savunan gruplar, hükümetin uygulamalarına karşı gösteriler düzenledi. Protestoların önemli adreslerinden biri başkent Bakü'deki Eğitim Bakanlığı binasının önü oldu.

ABD Dışişleri Bakanlığının 2011 raporunda, 6 Mayıs'ta Eğitim Bakanlığı önünde başörtüsü sınırlamasını protesto eden kişilere polis müdahalesi yapıldığı belirtildi. Rapora göre, gözaltına alınanlardan 40 kişi ertesi sabah serbest bırakıldı. Beş kişi ise kamu düzenini bozma, polise direnme ve holiganlıkla ilgili idari suçlamalar kapsamında 12 ila 15 gün arasında değişen sürelerle cezalandırıldı.

Aynı rapor, uygulamanın ülke genelindeki bütün okullarda aynı biçimde hayata geçirilmediğini ortaya koydu. Eğitim Bakanının talimatını uygulamak için yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı ve okul yöneticilerinin çoğunluğunun talimatı uygulamadığı kaydedildi.

2012 VE 2013 YILLARINDA BAŞÖRTÜSÜ PROTESTOLARINA İLİŞKİN DAVALAR

Başörtüsü nedeniyle başlayan anlaşmazlıklar sonraki yıllarda da yargı süreçlerine konu oldu. ABD Dışişleri Bakanlığının 2013 Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu, başörtüsü yasağını protesto eden bazı kişilerin hapis cezalarıyla karşılaştığını belgeledi. Raporda, 2012 yılındaki gösteriler nedeniyle gözaltına alınan dört aktivistin 2013 yılında cezaevinde bulunduğu belirtildi.

Rapora göre, başörtüsü yasağına karşı düzenlenen protestoya katıldığı belirtilen Nihad Gahramanov, 21 Ekim 2013'te Nerimanov Bölge Mahkemesi tarafından dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aynı kaynak, okul yöneticilerinin çoğunun başörtüsünü engelleme yönündeki talimatı uygulamadığını da yeniden kaydetti.

İnsan hakları kuruluşları açısından protestolar sırasında yapılan gözaltılar ve verilen cezalar, din özgürlüğünün yanında ifade ve toplantı özgürlüğü bakımından da tartışma konusu oldu.

2010 YILINDAKİ GÖSTERİLERE KAÇ KİŞİ KATILDI?

Reuters'ın 10 Aralık 2010 tarihli haberine göre, Bakü'deki Eğitim Bakanlığı önünde düzenlenen başörtüsü protestosuna yaklaşık 800 ila 1.000 kişi katıldı. Polis, gösteriler sırasında 12 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. Protestoya katılan başörtülü bir anne, kızının ve arkadaşlarının başörtüsü nedeniyle derslere alınmadığını belirterek uygulamaya karşı çıktığını söyledi.

Dönemin Eğitim Bakanı Misir Mardanov ise 9 Aralık'taki açıklamasında, bütün ortaöğretim öğrencilerinin derslerde standart okul kıyafetlerini kullanması gerektiğini savundu. Bakanın açıklamasında, öğrencilerin okul dışında istedikleri kıyafetleri giyebilecekleri vurgulandı.

Human Rights Watch'un 2012 Dünya Raporu'nda, başörtüsüne ilişkin kısıtlamalar nedeniyle binlerce öğrencinin eğitimden ayrıldığı bilgisi yer aldı. Ancak raporda belirtilen sayının kapsamı ve doğrulama yöntemi ayrıntılandırılmadığından, söz konusu rakamı kesinleşmiş resmi öğrenci sayısı olarak değerlendirmek mümkün değil. Aynı kuruluş, Mayıs 2011'deki protestolarla bağlantılı olarak beş kişinin izinsiz gösteri düzenlemek ve polise direnmek suçlamalarıyla iki buçuk yıla kadar hapis cezalarına çarptırıldığını bildirdi.

AZERBAYCAN HÜKÜMETİ BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDA NEYİ SAVUNUYOR?

Azerbaycan hükümetinin başörtüsü tartışmalarındaki temel dayanakları, devletin laik yapısı, kamu eğitimindeki ortak kurallar ve dini faaliyetlerin hukuki sınırlarıdır. Anayasanın 18. maddesi, din ile devletin birbirinden ayrı olduğunu, bütün dini inançların kanun önünde eşit bulunduğunu ve devlet eğitim sisteminin laik nitelik taşıdığını düzenliyor.

2010 yılındaki tartışmalarda dönemin Eğitim Bakanı Misir Mardanov, okul kıyafetlerinin standart olması gerektiğini belirterek başörtüsünün bu düzenlemeyle uyumlu olmadığını savundu. Bakanlığın yaklaşımında başörtüsünün sokakta veya özel yaşamda kullanılmasından ziyade, okul ortamında öğrenciler için belirlenen kıyafet kurallarına uyulması üzerinde duruldu.

Hükümetin dini alandaki genel politikası da devletin dini kurumlar üzerindeki denetimini esas alıyor. Azerbaycan'da dini toplulukların kayıt altına alınması, dini yayınların incelenmesi ve dini görevlilerin atanmasına ilişkin kurallar bulunuyor. Resmi düzenlemelerde dini aşırılıkla mücadele ve kamu düzeninin korunması gerekçelerine yer veriliyor.

LAİKLİĞİ SAVUNAN KESİMLERİN GÖRÜŞLERİ

Başörtüsünün devlet okullarındaki kullanımına sınırlama getirilmesini savunan kesimler, devlet eğitim kurumlarının dini bakımdan tarafsız bir ortam olması gerektiğini ileri sürüyor. Ortak okul kıyafetlerinin korunması, öğrenciler arasında dini semboller üzerinden ayrışmanın önlenmesi ve çocukların dini tercihlerini ilerleyen yaşlarda kendilerinin belirlemesi, bu yaklaşımın öne çıkan gerekçeleri arasında bulunuyor.

Azerbaycan'daki laiklik tartışmalarında, dini inançların kişisel yaşamda serbestçe uygulanması ile devlet okullarındaki kıyafet kurallarının birbirinden ayrı ele alınması gerektiği görüşü de dile getiriliyor. Başörtüsüne yönelik okul sınırlamalarını destekleyenler, ortak kıyafet uygulamasının dini bir grubu hedef almaktan ziyade bütün öğrenciler için geçerli olması gerektiğini savunuyor.

Söz konusu görüşlerin tüm laik Azerbaycan vatandaşlarını temsil ettiği söylenemez. Laik devlet düzenini desteklemek ile başörtülü öğrencilerin okula kabul edilmemesini savunmak aynı tutum değildir. Başörtüsünün serbest bırakılmasını isteyenler arasında da devletin laik yapısının korunmasını destekleyen görüşler bulunuyor.

BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLER VE AİLELER NE TALEP EDİYOR?

Başörtüsü sınırlamalarına karşı çıkan aileler ve dini özgürlük savunucuları, kız öğrencilerin dini inançlarına uygun kıyafetlerle eğitim almalarına izin verilmesini talep ediyor. İtirazların merkezinde, başörtüsü takan öğrencilerin derslere alınmaması veya eğitim kurumlarına girişlerinin engellenmesi bulunuyor.

Reuters'ın 2010 yılında görüştüğü protestocuların açıklamaları, meselenin aileler açısından doğrudan çocuklarının eğitim hakkıyla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Protestolara katılan bazı aileler, başörtüsünün öğrencilerin derslere katılımını engelleyen bir gerekçe olarak kullanılmaması gerektiğini savundu.

Başörtüsü kullanımını dini bir yükümlülük olarak gören kesimler, devletin laik olmasının bireylerin dini inançlarını kıyafetleriyle ifade etmesine engel teşkil etmemesi gerektiğini ileri sürüyor. Talepler, başörtüsü takan kız öğrencilerin okullara kabul edilmesi ve dini kıyafet tercihi nedeniyle eğitimden uzaklaştırılmamaları üzerinde yoğunlaşıyor.

İNSAN HAKLARI SAVUNUCULARI HANGİ NOKTALARA İTİRAZ EDİYOR?

İnsan hakları savunucularının itirazları yalnızca başörtüsünün dini anlamıyla sınırlı değil. Tartışma, kişinin inancını açıklama ve yaşama hakkı, eğitim hakkı, ayrımcılık yasağı ve barışçıl gösteri düzenleme özgürlüğü gibi birden fazla temel hakla ilişkilendiriliyor.

Human Rights Watch, Azerbaycan'daki başörtüsü uygulamalarını dini özgürlükler ve insan hakları bağlamında raporladı. Kuruluşun 2013 yılında Birleşmiş Milletler Evrensel Periyodik İnceleme sürecine sunduğu değerlendirmede, 2010'daki başörtüsü kısıtlamalarına ve bunların öğrenciler üzerindeki etkilerine yer verildi. Raporda dini yayınlara getirilen sınırlamalar ve dini faaliyetlerle bağlantılı cezai düzenlemeler de ele alındı.

İnsan hakları yaklaşımında ayrıca öğrencinin kendi iradesiyle başörtüsü kullanması ile aile veya çevre baskısıyla dini kıyafet giymeye zorlanması birbirinden ayrılıyor. İnanç özgürlüğü, kişinin dini inancını yaşama hakkının yanında herhangi bir dini uygulamaya zorlanmama hakkını da kapsıyor.

AZERBAYCAN ANAYASASI BAŞÖRTÜSÜ VE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKINDA NE DİYOR?

Azerbaycan Anayasası, din özgürlüğünü güvence altına alan hükümlerle devletin laik yapısını belirleyen düzenlemeleri birlikte içeriyor. Başörtüsü tartışmalarında özellikle 18. ve 48. maddeler gündeme geliyor.

18. Madde: Din ve devlet ilişkisi

Din devletten ayrıdır. Bütün dini inançlar kanun önünde eşittir. Devlet eğitim sistemi laik niteliktedir.

48. Madde: Vicdan özgürlüğü

Herkes inancını serbestçe belirleme, bir dine inanma veya inanmama ve dini görüşlerini açıklama hakkına sahiptir. Hiç kimse dini inancını açıklamaya veya dini törenlere katılmaya zorlanamaz.

Anayasanın 48. maddesi ayrıca dini törenlerin kamu düzenini ve genel ahlakı ihlal etmemesi koşuluyla serbestçe yapılabileceğini belirtiyor. Dini inançların kanunlara aykırı davranışlar için gerekçe oluşturamayacağı da aynı maddede düzenleniyor.

Başörtüsü tartışmasının hukuki boyutu, laik eğitim ilkesinin öğrencilerin kişisel dini kıyafetlerine hangi ölçüde uygulanabileceği sorusunda yoğunlaşıyor. Devletin laikliği ile bireyin din özgürlüğünün kapsamı, farklı tarafların hukuki yorumlarında ayrışıyor.

OKUL KIYAFETİ DÜZENLEMESİ İLE GENEL BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI ARASINDAKİ FARK

Azerbaycan'daki uygulamalar hakkında yapılan haberlerde iki farklı durumun birbirinden ayrılması gerekiyor. Birincisi, ülke genelinde kadınların başörtüsü takmasını yasaklayan bir kanun bulunması; ikincisi ise belirli eğitim kurumlarında ortak kıyafet kuralları gerekçe gösterilerek başörtüsü kullanımının sınırlandırılmasıdır.

2010 ve 2011 yıllarına ait ABD Dışişleri Bakanlığı raporları, dönemin okul kıyafeti uygulamalarının genel bir başörtüsü yasağına dayandırılmadığını açıkça belirtiyor. Bununla birlikte, bazı okul yöneticilerinin öğrencileri başörtüsü nedeniyle derslere kabul etmediğine ilişkin bildirimler de aynı raporlarda yer alıyor.

Human Rights Watch'un aynı dönemi anlatırken başörtüsü yasağı ifadesini kullanması, fiili uygulamaya ilişkin farklı bir tanımlamayı yansıtıyor. Resmi bir genel yasak bulunmaması, belirli kurumlarda başörtüsü nedeniyle engeller yaşanmadığı anlamına gelmiyor.

2026 YILINDA BAŞÖRTÜSÜ TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEME GELDİ

Azerbaycan'da 2010 yılında başlayan başörtüsü tartışması, 2026 yılında okul kıyafetlerine ilişkin yeni düzenlemelerle yeniden gündeme taşındı. Yılın ilk aylarında bazı öğrencilerin başörtüsü nedeniyle okullara alınmadığına ilişkin haberler yayımlandı. Eylül ayında ise hükümetin okul kıyafetlerine ilişkin yeni kararı, başörtüsü kullanımının hukuki durumuyla ilgili tartışmaları artırdı.

BBC Azerbaycancanın Eylül 2026 tarihli haberine göre, 10 Mart'ta Mehdiabad kasabasındaki 3 No'lu okulda başörtüsü takan 23 kız öğrencinin derslerden uzaklaştırıldığı ileri sürüldü. Dini özgürlük savunucuları, Bakü, Mehdiabad, Sumgayıt ve İmişli'deki başka okullarda da benzer olayların yaşandığını bildirdi. Ancak iddiaların tamamı bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamadı.

Din özgürlüğü aktivisti Arzu Abdulla, 1 Nisan'da yaptığı açıklamada sınırlamaların bir önceki gün kaldırıldığını ve öğrencilerin yeniden okullara kabul edildiğini söyledi. Ülke genelinde uygulamaların kaldırıldığına ilişkin ayrı bir resmi karar ise açıklanmadı.

21 EYLÜL 2026 TARİHLİ KARARDA NELER YER ALIYOR?

Azerbaycan Bakanlar Kurulu, 21 Eylül 2026 tarihinde aldığı 309 sayılı kararla devlet okullarındaki kıyafet düzenlemesini değiştirdi. Başbakan Ali Asadov tarafından imzalanan karar, 17 Mart 2022 tarihli 96 sayılı okul kıyafeti düzenlemesine yeni hükümler ekledi.

Resmi mevzuatta yayımlanan karara göre öğrencilerin belirlenmiş okul kıyafetinin bütünlüğünü bozan veya genel eğitimin laiklik ilkesiyle bağdaşmayan ilave kıyafet unsurlarını kullanmasına izin verilmiyor. Düzenleme ayrıca Azerbaycan halkının tarihi, kültürü ve milli-manevi değerleriyle ilgili etkinliklerde, okulun Pedagoji Kurulunun kararıyla milli kıyafetlerin veya bunlara ait unsurların kullanılabilmesine olanak tanıyor.

Kararda velilerin ve diğer yasal temsilcilerin, çocuklarının okul kıyafeti kurallarına uymasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtiliyor. Öğrencilerin kurallara uyup uymadığına ilişkin meselelerin okulun Pedagoji Kurulu tarafından ele alınması öngörülüyor. İlgili kararların beş iş günü içinde okulun resmi internet sayfasında veya ilan panosunda yayımlanması gerekiyor.

YENİ DÜZENLEMEDE BAŞÖRTÜSÜ AÇIKÇA YASAKLANIYOR MU?

21 Eylül 2026 tarihli düzenlemede doğrudan başörtüsü veya hicap kelimesi kullanılmıyor. Metin, belirlenen okul kıyafetinin bütünlüğünü bozan ve laik eğitim ilkesiyle bağdaşmayan ilave kıyafet unsurlarını kapsıyor. Bazı dini aktivistler ve medya kuruluşları ise düzenlemeyi başörtüsünün devlet okullarında fiilen yasaklanması olarak yorumluyor.

Kararda kıyafet kurallarına uymayan bir öğrencinin doğrudan okuldan uzaklaştırılıp uzaklaştırılamayacağı, derslere girişinin engellenip engellenemeyeceği veya dini gerekçelerle istisna tanınıp tanınmayacağı açık biçimde düzenlenmiyor. BBC Azerbaycanca, konuyla ilgili Bakanlar Kuruluna ve eğitim yetkililerine sorular yönelttiğini ancak yanıt alamadığını bildirdi.

30 EYLÜL'DE BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLERİN OKULA ALINMADIĞI İDDİASI

30 Eylül 2026'da Al Jazeera, Azerbaycan'da başörtülü kız öğrencilerin bir ortaöğretim kurumuna alınmadığını gösterdiği belirtilen görüntüleri yayımladı. Görüntülerde öğrencilerin okuldan ayrılırken ağladıkları aktarıldı. Olay, Eylül ayında yürürlüğe konulan kıyafet düzenlemesiyle bağlantılı olarak haberleştirildi.

Görüntüler, başörtüsü konusunda okul düzeyinde yaşandığı bildirilen anlaşmazlıkları yeniden gündeme taşıdı. Bununla birlikte, olayın bütün ayrıntıları, ilgili okul yönetiminin gerekçesi ve uygulamanın ülke genelindeki yaygınlığı konusunda doğrulanmış kapsamlı veriler bulunmuyor.

2026 DÜZENLEMESİNİ DESTEKLEYEN EĞİTİM UZMANLARI NE DİYOR?

Azerbaycan devlet haber ajansı AZERTAC'a 22 Eylül'de konuşan eğitim uzmanı Ramin Nureliyev, ortak okul kıyafetinin öğrenciler arasındaki sosyal farklılıkların görünürlüğünü azaltabileceğini savundu. Nureliyev'e göre standart kıyafet uygulaması, ailelerin ekonomik imkânlarından kaynaklanan giyim farklılıklarının okul ortamına yansımasını sınırlandırabilir.

Nureliyev ayrıca ortak kıyafet kurallarının okul disiplinine katkı sağlayabileceğini ve farklı kurumlarda değişen uygulamalardan doğan anlaşmazlıkları azaltabileceğini ifade etti. Velilerin kıyafet kurallarına uyulmasını sağlama sorumluluğuna dikkat çeken uzman, Pedagoji Kurullarının görevlerini de yeni düzenleme kapsamında değerlendirdi.

Söz konusu açıklamalar, okul kıyafetlerinin standartlaştırılmasını destekleyen eğitim yaklaşımını yansıtıyor. Nureliyev'in görüşleri, başörtüsü kullanımına ilişkin bütün hukuki ve dini itirazların hükümet tarafından yanıtlandığı anlamına gelmiyor.

AZERBAYCAN'DA DİNİ FAALİYETLER NEDEN DEVLET DENETİMİNDE?

Başörtüsü tartışması, Azerbaycan'daki dini faaliyetlerin devlet tarafından düzenlenmesiyle bağlantılı daha geniş bir hukuki çerçevede yaşanıyor. Ülkede dini toplulukların resmi kayıt yaptırması, dini yayınların devlet incelemesinden geçmesi ve dini görevlilerin atanmasına ilişkin izin süreçleri bulunuyor.

Taha Kılınç’tan Ratko Mladiç’in ölümü sonrası “hafıza” vurgusu: Şaşırdınız mı?
Taha Kılınç’tan Ratko Mladiç’in ölümü sonrası “hafıza” vurgusu: Şaşırdınız mı?
İçeriği Görüntüle

ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonunun (USCIRF) 2025 raporuna göre, dini toplulukların yasal faaliyet gösterebilmek için kayıt yaptırması ve kayıt için en az 50 üyeye sahip olması gerekiyor. Raporda kayıt dışı dini faaliyetlerin baskın, gözaltı ve cezai soruşturma riskiyle karşılaşabildiği belirtildi.

Azerbaycan hükümetinin dini alandaki düzenlemeleri, resmi hukuk sisteminde kamu düzeni, dini aşırılıkla mücadele ve devletin laik niteliğinin korunması çerçevesinde yer alıyor. USCIRF ise uygulamaların bağımsız dini faaliyetler üzerinde kapsamlı devlet denetimi oluşturduğunu savunuyor.

DİNİ TOPLULUKLARIN KAYIT VE FAALİYET SORUNLARI

Azerbaycan'daki dini özgürlük tartışmaları yalnızca Müslüman toplulukları kapsamıyor. Yehova'nın Şahitleri, bazı Protestan gruplar ve kayıtlı olmayan dini toplulukların faaliyetleri de uluslararası raporlara konu oluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, farklı yıllara ait raporlarında dini kuruluşların kayıt işlemlerinde gecikmeler, izinsiz dini toplantılara müdahaleler ve dini yayınlara yönelik sınırlamalar bulunduğunu kaydetti.

2021 yılında din özgürlüğü alanındaki mevzuat değişikliklerini inceleyen Forum 18 kuruluşu, devlet denetiminin genişletildiğini bildirdi. Düzenlemeler arasında çocukların dini eğitimine ilişkin hükümler de yer aldı. İslam araştırmacısı Elşad Miri, çocukların dini inanca zorlanmasını önlemeye yönelik hükümlerin nasıl uygulanacağı konusunda belirsizlikler bulunduğunu dile getirdi.

ÇOCUKLARIN DİNİ TERCİHİ KONUSUNDA HANGİ GÖRÜŞLER KARŞI KARŞIYA?

Başörtüsü tartışmasında çocukların dini tercihlerini hangi yaşta ve hangi koşullarda yapabilecekleri de gündeme geliyor. Başörtüsüne okul ortamında sınırlama getirilmesini savunan kesimler, çocukların aile veya çevre baskısından korunması ve dini tercihlerinin kendi iradeleriyle oluşması gerektiğini belirtiyor.

Başörtüsü serbestisini savunanlar ise dini kıyafet kullanımının her durumda zorlama olarak kabul edilemeyeceğini, öğrencilerin kendi inançları doğrultusunda yaptıkları tercihlerinin de korunması gerektiğini ileri sürüyor. Ailelerin çocuklarını dini inançları doğrultusunda yetiştirme hakkı da bu görüşün dayanakları arasında yer alıyor.

Tartışmanın diğer boyutunu, öğrencinin başörtüsü takmaya zorlanması ile başörtüsünü çıkarmaya zorlanması arasındaki ayrım oluşturuyor. Azerbaycan Anayasası'nın vicdan özgürlüğünü düzenleyen 48. maddesi, bireyin inancını açıklama hakkını tanırken dini inancını göstermeye veya dini törenlere katılmaya zorlanamayacağını da belirtiyor.

ULUSLARARASI KURULUŞLAR AZERBAYCAN'DAKİ DİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ NASIL DEĞERLENDİRİYOR?

Azerbaycan'daki din özgürlüğü uygulamaları, ABD Dışişleri Bakanlığı, USCIRF, Human Rights Watch ve Forum 18 gibi kuruluşların raporlarında yer alıyor. Kuruluşların değerlendirmeleri farklı dönemlere ve olaylara odaklansa da dini faaliyetler üzerindeki devlet denetimi ortak başlıklardan birini oluşturuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı, 29 Aralık 2023'te Azerbaycan'ı ağır din özgürlüğü ihlalleri gerekçesiyle Özel İzleme Listesi'ne aldı. USCIRF, 2025 ve 2026 yıllarına ilişkin raporlarında da Azerbaycan'ın aynı listede tutulmasını tavsiye etti.

USCIRF'in Mart 2026'da yayımladığı yıllık raporda, 2025 boyunca din özgürlüğüne yönelik ağır ihlaller yaşandığı belirtildi. Komisyon, dini kuruluşların devlet kontrolü altında tutulması, kayıt dışı dini faaliyetlerin cezalandırılması ve dini materyallerin resmi incelemeye tabi olması gibi uygulamaları ele aldı.

HUMAN RIGHTS WATCH'UN 2026 RAPORUNDA KADINLARA İLİŞKİN HANGİ OLAY YER ALDI?

Human Rights Watch'un 2026 Dünya Raporu'nda, 2025 yılının Ağustos ayında dini bir törene katılan ve Filistin yanlısı sloganlar attıkları belirtilen altı kadının gözaltına alındığı aktarıldı. Rapora göre kadınlar, hukuka aykırı dini faaliyetlerde bulunmakla suçlandı ve haklarında üç aylık tutukluluk kararı verildi.

Kuruluş ayrıca kadınların gözaltında insanlık dışı muameleye maruz kaldıklarına ilişkin iddiaları raporladı. Söz konusu olay doğrudan okul başörtüsü düzenlemesiyle ilgili olmamakla birlikte, ülkedeki dini faaliyetlere yönelik uygulamaların kadınları da kapsadığını gösteren raporlanmış vakalar arasında bulunuyor.

BAŞÖRTÜSÜ MESELESİNDE TARAFLARIN TEZLERİ NELER?

Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmasında hükümet, laiklik ilkesini savunan kesimler, başörtülü öğrenciler ve aileleri, dini topluluklar ile insan hakları kuruluşları farklı gerekçeler öne sürüyor. Tarafların açıklamalarında devletin eğitim üzerindeki yetkisi, öğrencilerin dini özgürlüğü ve çocukların eğitim hakkı öne çıkıyor.

Taraf

Savunduğu temel görüş

Azerbaycan hükümeti

Devlet okullarında laik eğitim ilkesinin ve ortak kıyafet kurallarının uygulanması

Kıyafet düzenlemesini destekleyen eğitim uzmanları

Okul disiplininin, kıyafet bütünlüğünün ve öğrenciler arasında sosyal eşitliğin korunması

Başörtülü öğrenciler ve aileleri

Dini inançlarına uygun kıyafetlerle eğitim alma hakkının tanınması

Başörtüsü serbestisini savunan dini çevreler

Laik devlet yapısının bireysel dini kıyafet tercihini engellememesi

İnsan hakları kuruluşları

Din ve vicdan özgürlüğü, ayrımcılık yasağı ve eğitim hakkının korunması

Çocukların bağımsız tercihine vurgu yapan kesimler

Öğrencilerin dini uygulamalara zorlanmaması ve tercihlerinin kendi iradeleriyle oluşması

2026 YILI İTİBARIYLA HANGİ KONULAR AÇIKLIĞA KAVUŞMADI?

9 Ekim 2026 itibarıyla Azerbaycan'da başörtüsü tartışmasının merkezinde, Eylül ayında kabul edilen okul kıyafeti düzenlemesinin nasıl uygulanacağı bulunuyor. Kararda başörtüsünün adı açıkça geçmemesine rağmen, laik eğitim ilkesiyle bağdaşmayan kıyafet unsurlarına getirilen sınırlama dini kıyafetlerin okulda kullanılması konusunda anlaşmazlıklara yol açıyor.

Okul kıyafeti kurallarına uymayan öğrencilerin derslere kabul edilip edilmeyeceği, dini gerekçelerle istisna uygulanıp uygulanmayacağı ve Pedagoji Kurullarının bu konudaki yetkilerinin nasıl kullanılacağı, incelenen resmi karar metninde ayrıntılı olarak açıklanmıyor.

Başörtüsü nedeniyle eğitimden uzaklaştırılan öğrencilerin ülke genelindeki güncel sayısına ilişkin doğrulanmış bir resmi istatistiğe de ulaşılamadı. Mart ve Eylül 2026'da bildirilen olaylar, belirli okullara ilişkin iddiaları ve görüntüleri kapsıyor; bütün Azerbaycan okullarındaki uygulamaları temsil eden kapsamlı bir veri oluşturmuyor.

ARAŞTIRMADA KULLANILAN KAYNAKLAR

Araştırma, 9 Ekim 2026 itibarıyla ulaşılabilen resmi mevzuat, uluslararası insan hakları raporları ve haber kaynakları üzerinden hazırlandı.

  • Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı ve resmi mevzuat sistemi: Anayasanın 18. ve 48. maddeleri, 7 Temmuz 2026 tarihli eğitim kanunu değişikliği ve 21 Eylül 2026 tarihli 309 sayılı Bakanlar Kurulu kararı.

  • ABD Dışişleri Bakanlığı: 2007, 2010, 2011, 2013 ve 2023 yıllarına ait insan hakları ve uluslararası din özgürlüğü raporları.

  • Human Rights Watch: 2012 ve 2026 Dünya Raporları ile 2013 tarihli Azerbaycan değerlendirmesi.

  • USCIRF: 2025 ve 2026 yıllık din özgürlüğü raporları.

  • Reuters, BBC Azerbaycanca ve Al Jazeera: 2010 protestoları, 2026 yılındaki okul olayları ve yeni düzenlemeye ilişkin haberler.

  • AZERTAC ve Forum 18: Eğitim uzmanlarının görüşleri ve dini faaliyetlere ilişkin yasal düzenlemeler.