Washington merkezli ve İsrail’e verdiği güçlü destekle tanınan Foundation for Defense of Democracies’in (FDD) Türkiye Programı Direktörü Sinan Ciddi, ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın İsrail’e yönelik eleştirilerini hedef alan bir yazı kaleme aldı. Ciddi’nin değerlendirmesinde İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği askerî saldırılardan çok Türkiye’nin bölgedeki varlığı ve politikaları tehdit unsuru olarak öne çıkarılırken, Ankara’nın İsrail’i kışkırttığı ve ABD yönetiminin Türkiye kaynaklı olası bir gerilime karşı hazırlıklı olması gerektiği ileri sürüldü.
Tartışmanın merkezinde Barrack’ın İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin değerlendirmeleri yer aldı. Barrack, saldırının Türkiye’yi doğrudan bir çatışmanın içine çekme amacı taşıyabileceğini belirterek gelişmeyi “ciddi ve kaygı verici” olarak nitelendirdi. İsrail’in en önemli askerî ve diplomatik destekçilerinden ABD’nin üst düzey bir temsilcisinin İsrail’in eylemlerinin Türk-İsrail gerilimini sıcak çatışmaya dönüştürebileceğine işaret etmesi dikkat çekerken, Ciddi yayımladığı yazıda sorumluluğun İsrail’den ziyade Ankara’ya ait olduğunu savundu.
BARRACK İSRAİL’İN SALDIRISINA DİKKAT ÇEKTİ
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi sıfatlarını taşıyan Tom Barrack’ın açıklaması, bölgedeki iki önemli ABD müttefiki arasındaki gerilimin ulaştığı seviyeye ilişkin bir uyarı niteliği taşıdı. Barrack, İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının yalnızca Suriye sahasındaki askerî dengeler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ederek, eylemin Türkiye’yi çatışmaya çekme amacı taşıyabileceği değerlendirmesinde bulundu. Barrack’ın gelişmeyi “ciddi ve kaygı verici” sözleriyle tanımlaması, Washington içinden İsrail’in bölgesel askerî hamlelerine yönelik dikkat çekici bir eleştiri olarak öne çıktı.
Ciddi ise Barrack’ın işaret ettiği riskin kaynağı konusunda tamamen farklı bir çerçeve ortaya koydu. İsrail’in saldırısının Türk-İsrail çatışmasına yol açabileceği yönündeki uyarıyı merkeze almak yerine Ankara’nın Suriye politikasını hedef alan Ciddi, Türkiye’nin sahadaki askerî varlığını genişlettiğini ve söz konusu varlığın İsrail açısından giderek büyüyen bir güvenlik tehdidi yarattığını öne sürdü.
CİDDİ: “ANKARA İSRAİL’İ KIŞKIRTIYOR, TERSİ DEĞİL”
Ciddi, yazısının başlığında yaklaşımını açık biçimde ortaya koyarak “Ankara İsrail’i kışkırtıyor, tersi değil” ifadesini kullandı. Türkiye’nin Suriye’de askerî varlığını genişlettiğini savunan Ciddi, Ankara’nın bölgesel hamlelerini İsrail açısından tehdit olarak değerlendirdi. Washington yönetiminin de söz konusu gelişmeleri aynı güvenlik perspektifinden ele alması gerektiğini ileri süren Ciddi, ABD’nin “saldırgan bir Türkiye” ihtimaline karşı hazırlıklı olması gerektiğini iddia etti.
Yazıda İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılar ağırlıklı olarak güvenlik kaygıları üzerinden gerekçelendirilirken, Ankara’nın politikaları yayılmacı ve provokatif bir çizgide tanımlandı. Ortaya konulan çerçeve, Barrack’ın İsrail’in eylemlerinin Türkiye ile doğrudan çatışma riski yaratabileceğine ilişkin uyarısına karşı sorumluluğu Ankara’ya yönelten bir karşı argüman niteliği taşıyor.
İSRAİL’E YÖNELİK ELEŞTİRİNİN ODAĞI TÜRKİYE’YE ÇEVRİLİYOR
Ciddi’nin yazısında kullandığı dil ve olayları ele alış biçimi, dengeli bir bölgesel güvenlik analizinden çok FDD’nin Türkiye ve İsrail politikalarındaki bilinen yaklaşımıyla örtüşen bir politika yorumu görünümü veriyor. Barrack’ın açıklamasında İsrail’in askerî eyleminin Türkiye’yi çatışmaya sürükleyebileceği ihtimali öne çıkarken, Ciddi’nin değerlendirmesinde İsrail’in eylemlerinin güvenlik gerekçeleri vurgulanıyor ve gerilimin temel kaynağı olarak Ankara’nın Suriye’deki politikaları gösteriliyor.
Söz konusu yaklaşım, Washington’da İsrail’in politikalarına yönelen eleştirilerin nasıl karşılandığı açısından da önem taşıyor. ABD’nin bölgedeki özel temsilcisinin İsrail kaynaklı bir Türk-İsrail çatışması ihtimalinden söz ettiği bir ortamda Ciddi’nin sorumluluğu Ankara’ya yükleyen yorumu, İsrail’e yönelen eleştirilerin ağırlığını azaltmaya ve Amerikan karar alıcılarının dikkatini Türkiye’nin politikalarına çevirmeye yönelik bir politika savunusu olarak okunabilir. Ciddi’nin metni bu yönüyle yalnızca Suriye sahasındaki askerî gelişmelere ilişkin bir değerlendirme değil, Washington’daki Türkiye politikasının hangi güvenlik çerçevesinde şekillenmesi gerektiğine yönelik bir görüş olarak öne çıkıyor.
FDD’NİN WASHINGTON’DAKİ POLİTİKA ÇİZGİSİ
Foundation for Defense of Democracies kendisini partiler üstü bir araştırma kuruluşu olarak tanımlıyor. Kuruluş özellikle İran, İsrail ve Türkiye başta olmak üzere Orta Doğu güvenliğiyle bağlantılı başlıklarda şahin politika önerileriyle biliniyor. FDD’nin İsrail’in güvenliğini merkeze alan yaklaşımı, kuruluş bünyesinde yayımlanan analiz ve politika önerilerinin değerlendirilmesinde önemli bir arka plan oluşturuyor.
FETÖ üyesi olmakla suçlanan Ciddi’nin Barrack’a karşı geliştirdiği argüman da söz konusu kurumsal ve politik bağlamdan bağımsız değil. Barrack İsrail’in Suriye’deki askerî hamlesinin Türkiye’yi çatışmaya çekebileceğine ilişkin kaygısını dile getirirken, Ciddi aynı gelişmeleri Ankara’nın İsrail açısından oluşturduğu tehdidin göstergesi şeklinde yorumluyor. İki yaklaşım arasındaki temel ayrım, bölgede yükselen Türk-İsrail geriliminin sorumluluğunun hangi aktörün politikalarına bağlandığı noktasında ortaya çıkıyor.
WASHINGTON’A “TÜRKİYE’YE HAZIRLIKLI OLUN” MESAJI
Ciddi’nin yazısındaki en dikkat çekici unsurlardan biri, değerlendirmelerin yalnızca mevcut gerilimi yorumlamakla sınırlı kalmaması ve doğrudan Washington yönetimine politika önerisi sunması oldu. ABD’nin “saldırgan bir Türkiye” ihtimaline hazırlanması gerektiği yönündeki ifade, yazının hedef kitlesinin Amerikan dış politika ve güvenlik çevreleri olduğunu ortaya koyuyor.
FDD’nin Washington’daki politika tartışmalarındaki konumu da dikkate alındığında Ciddi’nin metni, bağımsız bir haber çalışmasından veya tarafsız akademik araştırmadan ziyade belirli bir dış politika yaklaşımını savunan görüş yazısı niteliği taşıyor. Barrack’ın İsrail’in eylemlerine yönelik uyarısının ardından yayımlanan yazı, İsrail’in Suriye’deki askerî faaliyetlerine yönelen eleştirinin odağını Türkiye’ye çevirirken, Amerikan yönetimine Ankara’yı potansiyel bir güvenlik tehdidi olarak değerlendirme çağrısı yapıyor.




