Yeni Şafak yazarı Taha Kılınç, 2 Eylül 2026 Çarşamba günü yayımlanan “Şaşırdınız mı?” başlıklı köşe yazısında, Bosna Savaşı’nın önde gelen Sırp komutanlarından Ratko Mladiç’in ölümünü ve ölümünün ardından yaşanan gelişmeleri gündemine aldı. Mladiç’in Bosna Savaşı sırasında binlerce insanın öldürülmesinden sorumlu tutulduğunu hatırlatan Kılınç, savaş sonrasında yaklaşık 16 yıl saklanan Sırp generalin 2011 yılında yakalandığını ve yargılanmak üzere Lahey’e gönderildiğini aktardı.
Kılınç, 2017 yılında müebbet hapis cezasına mahkûm edilen Mladiç’in 84 yaşında hapishanede öldüğünü belirtti. Yazısında Mladiç hakkında son derece sert ifadeler kullanan Kılınç, savaş sırasında işlenen suçların ve hayatını kaybedenlerin yakınlarının yaşadığı acıların unutulmaması gerektiği görüşünü dile getirdi.
SREBRENİTSA SOYKIRIMINI HATIRLATTI
Taha Kılınç, Ratko Mladiç’in sorumlu tutulduğu savaş ve insanlığa karşı suçlar arasında en fazla bilinen olayın, 1995 yazında 8 binden fazla Müslüman Boşnak erkeğin ve erkek çocuğun öldürüldüğü Srebrenitsa Soykırımı olduğunu hatırlattı. Yazısında Srebrenitsa’da Birleşmiş Milletler bünyesinde görev yapan Hollandalı barış gücü askerlerinin rolünü de gündeme getiren Kılınç, katliamın söz konusu birliklerin gözleri önünde gerçekleştiğine dikkat çekti.
Hollanda’nın Srebrenitsa konusunda 2022 yılında resmî özür açıklamasında bulunduğunu belirten Kılınç, aradan geçen uzun süreyi eleştirdi. Mladiç’in Hollanda’nın Lahey kentinde yargılanmasını ve cezasını çekerken burada hayatını kaybetmesini de Avrupa merkezli uluslararası sistem üzerinden değerlendiren Kılınç, Avrupa’nın adalet standartlarının öne çıkarıldığı anlatılarda Srebrenitsa sırasında yaşananların ve uluslararası toplumun sorumluluğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini savundu.
MLADİÇ’İN ÖLÜMÜ SONRASI VERİLEN TEPKİLERE DİKKAT ÇEKTİ
Ratko Mladiç’in ölüm haberinin dünya kamuoyuna duyurulmasının ardından Sırbistan ve Bosna Hersek’te ortaya çıkan bazı yas ve destek görüntülerini de ele alan Kılınç, söz konusu manzaraları Balkanlardaki tarihsel hafızanın günümüzdeki yansımalarından biri olarak değerlendirdi. Bosna Savaşı sırasında komşular arasında yaşanan saldırıları, cinayetleri ve cinsel şiddet suçlarını hatırlatan Kılınç, savaş yıllarındaki etnik ve dinî düşmanlıkların etkilerinin tamamen ortadan kalkmadığını öne sürdü.
Kılınç’a göre Mladiç’in ölümünün ardından yaşanan gelişmeler, Balkanlar’da varlığını sürdüren toplumsal fay hatlarını yeniden görünür hale getirdi. Bölgede yaşayan insanların söz konusu gerilimlerin farkında olduğunu belirten Kılınç, son gelişmelerin Balkanlar dışındaki kamuoyunun da savaş suçlularına yönelik desteği ve bunun bölgedeki insanlar açısından taşıdığı anlamı görmesine imkân verdiğini ifade etti.
BALKANLARDAKİ ETNİK, SİYASİ VE DİNÎ DENGELERİ GÜNDEME GETİRDİ
Kılınç, yazısında geçmişte Balkanlar konusunda bilgili olduğunu belirttiği bir dostuyla yaptığı görüşmeyi de aktardı. Söz konusu görüşmede Müslümanların kendilerine yapılanları hızlı biçimde unuttuğu, affediciliğin ve müsamahanın tarihsel hafızanın zayıflamasına yol açabileceği görüşünün dile getirildiğini kaydetti.
Aktardığı konuşmada barışın esas alınması ve kindarlığa saplanılmaması gerektiğinin özellikle vurgulandığını belirten Kılınç, buna karşılık geçmişte yaşananların tamamen unutulmasının da ciddi sonuçlar doğurabileceği düşüncesini paylaştı. Karşı toplumların tarihsel ayrıntıları ve sembolleri canlı tutarken özellikle Müslüman gençlerin tarihsel aidiyet ve hafıza konusunda daha zayıf bir zeminde bulunabileceği görüşünün konuşmada dile getirildiğini aktaran Kılınç, kendisinin de söz konusu değerlendirmelere katıldığını ifade etti.
KENDİ KÖŞE YAZILARINDAN OLUŞAN ARŞİVİNİ TARADI
Yazısını hazırlamadan önce geçmiş köşe yazılarını incelediğini belirten Taha Kılınç, daha önce de belirli aralıklarla tarihsel hafıza konusunu ele aldığını söyledi. Kılınç, geçmiş yazılarında hafızanın korunması, dünyanın özgürlük, demokrasi ve liberal değerler bakımından idealize edilmemesi ve toplumların kendi tarihlerini unutmaması gerektiği yönündeki görüşlere yer verdiğini hatırlattı.
“Şaşırdınız mı?” başlıklı yazısının da daha önce kaleme aldığı söz konusu yazıların devamı niteliğinde olduğunu belirten Kılınç, tarihsel hafızayı toplumların varlığını korumasında temel unsurlardan biri olarak gördüğünü ortaya koydu.
“ŞAŞIRDINIZ MI?” SORUSUNA CEVAP VERDİ
Taha Kılınç, yazısının son bölümünde başlıkta yönelttiği “Şaşırdınız mı?” sorusuna döndü. On binlerce Sırp’ın bir savaş suçlusuna sahip çıkması ve ölümünün ardından yas tutmasının kendisi açısından şaşırtıcı olmadığını belirten Kılınç, farklı coğrafyalardaki milliyetçi, dinî ve ideolojik hareketler arasında tarihsel hafızayı canlı tutmaları bakımından benzerlik kurdu.
Kılınç, yazısında Balkanlar’daki faşist Sırpları, Orta Doğu’da “Siyonist Yahudiler” olarak nitelendirdiği kesimleri ve Asya’daki İslam karşıtı Hindu grupları aynı ideolojik hafıza yaklaşımı üzerinden örneklendirdi. Farklı coğrafya ve dinlere mensup olmalarına rağmen söz konusu grupların kendi ideolojileri çerçevesinde güçlü bir hafızaya sahip olduklarını ileri süren Kılınç, Müslümanların da tarihsel hafızalarını “adalet üzere” ve bilinçli biçimde inşa etmeleri gerektiğini savundu.
Kılınç, tarihsel hafızanın korunmadığı durumda savaş suçlularını ve insanlığa karşı suç işleyen kişileri destekleyen toplumsal kesimlerin varlığını sürdürmesinin önüne geçilemeyeceği görüşünü dile getirerek yazısını tamamladı.





