ABD'de 3 Kasım 2026 tarihinde yapılan ara seçimlerde Cumhuriyetçi Parti, Kongre'nin iki kanadındaki çoğunluğunu kaybetti. Demokrat Parti, 435 üyeli Temsilciler Meclisi ile 100 üyeli Senato'da çoğunluğu elde ederek yasama organının kontrolünü devralma hakkı kazandı. Seçimlerden önce Cumhuriyetçiler Senato'da 53 sandalyeye sahipken Demokratlar ve kendileriyle birlikte hareket eden bağımsız üyeler toplam 47 sandalyeyi kontrol ediyordu. Temsilciler Meclisi'nde ise Cumhuriyetçilerin 218'e karşı 214 sandalyelik üstünlüğü bulunuyordu.
Ara seçimlerde Temsilciler Meclisi'nin 435 sandalyesinin tamamı, Senato'nun ise 35 sandalyesi için oy kullanıldı. Demokratlar, Kuzey Carolina, Güney Carolina, Teksas, Ohio, Kansas, Iowa ve Maine gibi eyaletlerde Cumhuriyetçilerin elindeki Senato sandalyelerini kazandı. Kansas'ta yaklaşık bir asır sonra ilk kez Demokrat bir senatör seçilirken Teksas'ta James Talarico, Cumhuriyetçi Ken Paxton'ı mağlup etti. Temsilciler Meclisi'nde de Demokratlar Cumhuriyetçilerin elindeki çok sayıda seçim bölgesini kazandı. Bazı seçim çevrelerinde sayım devam etmesine rağmen her iki kanatta çoğunluğun Demokratlara geçtiği açıklandı.
Seçimlerde hayat pahalılığı, İran'la devam eden savaş, gümrük tarifeleri ve yönetimdeki yolsuzluk iddiaları öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Reuters'ın aktardığı sandık çıkış anketlerine göre seçmenlerin yüzde 70'i Kongre'nin başkanın yetkilerini daha fazla denetlemesini istediğini belirtti. Katılımcıların yaklaşık dörtte üçü ülkenin gidişatından memnun olmadığını veya öfke duyduğunu ifade etti. Seçmenlerin yaklaşık yarısı ise seçimleri Trump'a tepki gösterme fırsatı olarak gördüğünü söyledi.
DEMOKRATLAR KONGRE'NİN KONTROLÜNÜ NE ZAMAN DEVRALACAK?
Seçim sonuçları, Kongre'deki yetki değişikliğinin hemen 4 Kasım'da gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. ABD Anayasası'nın 20. değişikliği uyarınca yeni seçilen Kongre üyelerinin görev süreleri 3 Ocak 2027'de başlayacak. Yeni Kongre, farklı bir toplantı tarihi belirlenmediği takdirde aynı tarihte toplanacak. Dolayısıyla Cumhuriyetçiler, mevcut Kongre'nin görev süresi tamamlanana kadar sahip oldukları çoğunluğu kullanabilecek.
Demokratların çoğunluğu devralacağı 120. Kongre'nin görev dönemi 2027-2029 yıllarını kapsayacak. Trump ise başkanlık görevini 20 Ocak 2029'a kadar sürdürecek. Böylece Trump'ın ikinci başkanlık döneminin son iki yılı, Beyaz Saray'ın Cumhuriyetçilerin, Kongre'nin iki kanadının ise Demokratların kontrolünde olduğu bir siyasi yapıda geçecek.
TRUMP DAHA ÖNCE KONGRE'DE HANGİ AVANTAJLARA SAHİPTİ?
Donald Trump, Ocak 2025'te ikinci kez başkanlık görevine başladığında Cumhuriyetçiler hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğa sahipti. Başkanın desteklediği yasa teklifleri Cumhuriyetçi Kongre liderlerinin gündemine alınabiliyor, komisyon çalışmaları aynı partinin kontrolünde yürütülebiliyor ve yeterli parti desteği sağlandığında teklifler iki kanattan geçirilebiliyordu. Cumhuriyetçi çoğunluk, Trump yönetiminin federal bütçe, vergi, göç ve kamu harcamalarına yönelik düzenlemeleri için gerekli yasama desteğini sağlıyordu.
Söz konusu işleyişin örneklerinden biri, Temmuz 2025'te kabul edilen kapsamlı vergi ve harcama yasası oldu. Senato'daki oylama 50'ye karşı 50 oyla eşit sonuçlanınca Başkan Yardımcısı JD Vance'in belirleyici oyuyla teklif kabul edildi. Temsilciler Meclisi ise düzenlemeyi 218'e karşı 214 oyla onayladı. Cumhuriyetçi çoğunluğun desteği sayesinde vergi indirimleri, harcama değişiklikleri ve göç denetimine ayrılan kaynaklarla ilgili hükümler yasalaştırıldı.
Trump'ın önceki dönemdeki avantajı sınırsız bir başkanlık yetkisinden kaynaklanmıyordu. ABD Anayasası o dönemde de Kongre'nin yasa yapma, harcamaları onaylama ve başkanlık atamalarını denetleme yetkilerini koruyordu. Farkı oluşturan unsur, söz konusu yetkileri kullanan yasama çoğunluğunun Trump ile aynı partiden olmasıydı.
TRUMP ARTIK İSTEDİĞİ YASAYI ÇIKARABİLECEK Mİ?
Trump'ın 2027'den itibaren karşılaşacağı değişikliklerden biri yeni yasaların kabul edilmesi sürecinde yaşanacak. ABD'de bir yasa teklifinin yürürlüğe girebilmesi için Temsilciler Meclisi ve Senato'dan aynı metinle geçmesi, ardından başkan tarafından imzalanması veya anayasal başka bir yolla yasalaşması gerekiyor. Demokratlar her iki kanadı kontrol ettiğinde Cumhuriyetçi yönetimin desteklediği düzenlemelerin Kongre'den geçirilmesi için Demokratların desteğine ihtiyaç duyulacak.
Trump'ın yeni vergi indirimleri, kapsamlı göç yasaları, sağlık sistemine yönelik değişiklikler veya federal kurumların yapısını değiştirecek düzenlemeler hazırlatması mümkün olmaya devam edecek. Ancak Beyaz Saray'ın hazırladığı tekliflerin yasalaşması, yalnızca başkanın veya Cumhuriyetçi milletvekillerinin talebiyle gerçekleşmeyecek. Demokrat çoğunluğun karşı çıktığı teklifler komisyonlarda bekletilebilecek, genel kurul gündemine alınmayabilecek veya yapılan oylamalarda reddedilebilecek.
Mevcut yasalar ise seçim sonuçları nedeniyle kendiliğinden yürürlükten kalkmayacak. Cumhuriyetçi çoğunluk döneminde kabul edilen düzenlemelerin değiştirilmesi veya kaldırılması için de yeni bir yasama süreci gerekecek.
SENATO'NUN DEMOKRATLARA GEÇMESİ TRUMP'IN ATAMA YETKİLERİNİ NASIL ETKİLEYECEK?
Senato'daki çoğunluğun el değiştirmesi, Trump'ın federal yönetimdeki üst düzey atamalarını doğrudan ilgilendiriyor. ABD Anayasası'na göre başkan, kabine üyelerini, büyükelçileri, çok sayıda üst düzey federal yöneticiyi ve federal yargıçları aday gösterebiliyor. Ancak söz konusu görevlerin önemli bir bölümünde atamanın tamamlanması için Senato'nun onayı gerekiyor. Cumhuriyetçilerin Senato çoğunluğu, Trump'ın adaylarının onaylanması sürecinde kendisine siyasi destek sağlıyordu.
Demokratların kontrolündeki Senato, başkanın gösterdiği adayları reddedebilecek veya onay süreçlerini ilerletmeyebilecek. Federal mahkemelere atanacak yargıçlar, kabine üyeleri ve büyükelçiler üzerinde yeni Senato çoğunluğunun belirleyici etkisi bulunacak. Bununla birlikte Trump'ın aday gösterme yetkisi sona ermeyecek; Demokratlardan yeterli destek alan veya çoğunluğu sağlayan adaylar yine onaylanabilecek. Bazı geçici atama usulleri ve Senato onayı gerektirmeyen görevler de anayasal ve yasal sınırları içinde kullanılabilecek.
TRUMP YÜKSEK MAHKEME'YE İSTEDİĞİ YARGICI ATAYABİLECEK Mİ?
ABD Yüksek Mahkemesi'ne yapılacak atamalarda da Senato çoğunluğu belirleyici konumda bulunuyor. Yüksek Mahkeme üyeleri başkan tarafından aday gösteriliyor ve Senato'nun onayından sonra görevlerine başlayabiliyor. Federal yüksek yargıdaki söz konusu görevler, üyelerin istifa, emeklilik, ölüm veya anayasal görevden alma halleri dışında ömür boyu sürüyor.
Trump'ın kalan görev süresinde Yüksek Mahkeme'de bir üyelik boşalması halinde yeni aday gösterme hakkı devam edecek. Ancak Demokrat çoğunluğun onay vermediği bir adayın normal Senato onay sürecini tamamlaması mümkün olmayacak. Demokratlar ayrıca alt dereceli federal mahkemelere yapılacak atamaların da zamanlamasını ve sonucunu etkileyebilecek. Böylece yeni çoğunluk, yalnızca yürütme organındaki görevlendirmeler üzerinde değil, federal yargının gelecekteki kadrosu üzerinde de söz sahibi olacak.
FEDERAL BÜTÇE VE KAMU HARCAMALARINDA NE DEĞİŞECEK?
ABD'de federal hükümetin kaynak kullanması, Kongre tarafından kabul edilen bütçe ve harcama yasalarına dayanıyor. Başkan bütçe teklifini hazırlayıp Kongre'ye sunabiliyor ancak federal kurumlara yeni kaynak tahsis edilmesi ve harcama yetkisinin yasalaşması Kongre'nin onayına bağlı bulunuyor. Demokratların iki kanatta çoğunluğu elde etmesiyle Beyaz Saray'ın istediği bütçe kalemlerinin kabulü konusunda yeni bir siyasi denge oluşacak.
Savunma harcamaları, sınır güvenliği, göçmenlik denetimi, sağlık programları, federal kurumların bütçeleri ve dış yardımlar müzakere konuları arasında yer alacak. Demokratlar belirli programların kaynaklarını azaltan, artıran veya harcamaları koşullara bağlayan teklifleri gündeme getirebilecek. Trump ise Kongre'den gelen harcama yasalarını veto etme hakkını koruyacak. Bütçe konusunda tarafların gerekli uzlaşmayı sağlayamaması ve geçici finansman düzenlemesinin de kabul edilmemesi durumunda federal hükümetin bazı faaliyetlerinde geçici kapanma yaşanabilecek.
TRUMP HAKKINDA KONGRE SORUŞTURMALARI AÇILABİLECEK Mİ?
Temsilciler Meclisi ve Senato'da komisyonların yönetiminin Demokratlara geçmesi, yürütme organı üzerindeki denetim mekanizmalarını da değiştirecek. Kongre komisyonları federal kurumların faaliyetlerini araştırabilecek, kamu görevlilerini ifadeye çağırabilecek, duruşmalar düzenleyebilecek ve ilgili belgeleri talep edebilecek. Gerekli usuller işletildiğinde tanıkların veya belgelerin sunulmasını zorlamak amacıyla celp yetkisi kullanılabilecek.
Demokratlar seçim öncesinde Trump yönetiminin kararlarını, kamu görevlilerinin faaliyetlerini, Trump ailesinin ticari ilişkilerini ve Jeffrey Epstein dosyasının ele alınış biçimini soruşturma gündemleri arasında saydı. Federal kurumlarla özel şirketler arasındaki ilişkiler, kamu kaynaklarının kullanımı ve bazı yöneticilere yönelik yolsuzluk iddiaları da inceleme başlıkları arasında bulunuyor. Soruşturma yapılması, hakkında iddia bulunan kişilerin suçlu olduğu anlamına gelmiyor. Ayrıca Beyaz Saray'ın bazı bilgi taleplerine yürütme ayrıcalığı gerekçesiyle itiraz etmesi ve taleplerin mahkemelerde tartışılması da mümkün.
DEMOKRATLAR TRUMP'I GÖREVDEN ALABİLİR Mİ?
Kongre'deki çoğunluğun değişmesi, ABD Anayasası'ndaki azil mekanizmasını yeniden gündeme getiriyor. Temsilciler Meclisi, başkan dahil olmak üzere federal yetkililer hakkında azil suçlaması yöneltme yetkisine sahip. Başkanın azil sürecinin ilk aşamasında suçlanması için Temsilciler Meclisi'nde gerekli basit çoğunluğun sağlanması yeterli. Demokratların çoğunluğu elde etmesi, söz konusu sürecin başlatılması için gerekli oylama gücünü sağlıyor.
Ancak Temsilciler Meclisi'nde azil suçlamasının kabul edilmesi başkanın otomatik olarak görevden alınmasını sağlamıyor. İkinci aşamada Senato'da yargılama yapılıyor ve görevden alma kararı için hazır bulunan senatörlerin üçte ikisinin suçlu bulma yönünde oy kullanması gerekiyor. Demokratların Senato'da basit çoğunluğa sahip olması, söz konusu üçte iki koşulunu tek başına karşılamıyor. Dolayısıyla Trump hakkında azil sürecinin başlatılması anayasal olarak mümkün olsa da görevden alınması ayrı ve daha yüksek oy desteği gerektiren bir işlem olarak kalıyor.
Trump, ilk başkanlık döneminde Temsilciler Meclisi tarafından 2019 ve 2021 yıllarında iki kez azil suçlamasıyla karşı karşıya kalmıştı. Her iki süreçte de Senato'da görevden alınması için gerekli oy çoğunluğu sağlanmamıştı. Önceki örnekler, Kongre'nin soruşturma ve azil yetkileri ile başkanın görevden alınması arasında anayasal olarak ayrı aşamalar bulunduğunu gösteriyor.
TRUMP BAŞKANLIK KARARNAMELERİ ÇIKARMAYA DEVAM EDEBİLECEK Mİ?
Kongre çoğunluğunun değişmesi, Trump'ın başkanlık kararnamesi çıkarma yetkisini ortadan kaldırmıyor. ABD başkanları anayasal yetkilerine veya yürürlükteki yasalara dayanarak yürütme emirleri yayımlayabiliyor. Federal kurumlara talimat verilmesi, mevcut yasaların uygulanma biçiminin belirlenmesi ve yürütme organının idari faaliyetlerinin düzenlenmesi gibi alanlarda Kongre'den her karar için ayrı bir onay alınması gerekmiyor.
Ancak başkanlık kararnameleri Kongre'nin kabul ettiği yasaların yerine geçemiyor ve yürürlükteki yasalarla çelişen sınırsız düzenleme yapma yetkisi vermiyor. Yetki aşımı iddiaları mahkemelerde incelenebiliyor, federal yargı yürütmenin hukuka aykırı işlemlerini durdurabiliyor. Kongre de kendi yasama ve bütçe yetkileri çerçevesinde yürütme faaliyetlerine sınırlamalar getirebiliyor. Trump yönetiminin seçimlerden önce de kararnameler, ulusal acil durum yetkileri ve federal kurumlar aracılığıyla çeşitli politikaları uyguladığı biliniyor.
Reuters'ın 1 Kasım 2026 tarihli haberine göre Beyaz Saray'da Stephen Miller, Bütçe Direktörü Russell Vought ve hukuk danışmanları, Demokratların Kongre'yi kazanması ihtimaline karşı yürütme yetkileriyle uygulanabilecek politikalar üzerinde çalıştı. Hazırlıkların göç, gümrük tarifeleri, konut maliyetleri ve federal harcamalar gibi konuları kapsadığı belirtildi.
GÖÇ VE SINIR GÜVENLİĞİ POLİTİKALARINDA NELER DEĞİŞEBİLİR?
Göç politikası, Trump yönetiminin Kongre desteği ve yürütme yetkilerini birlikte kullandığı alanlar arasında bulunuyor. Başkan, mevcut göç yasaları kapsamında federal güvenlik kurumlarını yönetme, sınır uygulamalarına ilişkin idari öncelikleri belirleme ve yasal yetkilere dayanan bazı vize ve giriş kısıtlamalarını düzenleme yetkilerini koruyacak. Göçmenlik ve sınır güvenliğinden sorumlu kurumların yürütme faaliyetleri, yalnızca Demokratların seçim zaferi nedeniyle sona ermeyecek.
Bununla birlikte kapsamlı yeni göç yasaları, ilave sınır güvenliği ödenekleri, göçmenlik kurumlarına yapılacak yeni kaynak tahsisleri ve yasada değişiklik gerektiren düzenlemeler Kongre'nin onayına bağlı olmaya devam edecek. Demokratlar hem bütçe görüşmelerinde hem de komisyon soruşturmalarında sınır dışı uygulamalarını, göçmenlerin gözaltında tutulma koşullarını ve federal güvenlik harcamalarını ele alabilecek. Trump ise mevcut kanunların tanıdığı yetkiler çerçevesinde göç uygulamalarını yönetmeye devam edebilecek.
GÜMRÜK VERGİLERİ VE TİCARET POLİTİKASINDA TRUMP'IN YETKİLERİ NE OLACAK?
Trump'ın uluslararası ticaret politikaları da Kongre ile yürütme arasındaki yetki paylaşımından etkilenecek. ABD Anayasası dış ticaretin düzenlenmesi ve vergilendirme konusunda Kongre'ye yetki veriyor. Kongre tarafından çıkarılan çeşitli yasalar ise belirli koşullarda başkana gümrük tarifeleri ve ticaret tedbirleri uygulama imkânı tanıyor. Trump, söz konusu yasal yetkileri kullanarak belirli ticaret kısıtlamalarını uygulayabilecek ancak başkanlık işlemleri yasal ve yargısal denetime tabi olmaya devam edecek.
Demokratlar, Trump'ın gümrük tarifelerinin kaldırılmasını veya başkana tanınan ticaret yetkilerinin değiştirilmesini amaçlayan yasa teklifleri hazırlayabilecek. Ticaret politikaları hakkında soruşturmalar yapılması ve yönetim yetkililerinin Kongre'de dinlenmesi de mümkün olacak. Ancak yeni bir yasa çıkarılmadıkça veya yetkili mahkemeler farklı bir karar vermedikçe, Demokratların Kongre'yi kazanması mevcut tarifeleri otomatik olarak ortadan kaldırmayacak.
İRAN SAVAŞI VE ABD'NİN DIŞ POLİTİKASI NASIL ETKİLENECEK?
ABD Başkanı, anayasa gereği silahlı kuvvetlerin başkomutanı sıfatını taşıyor. Trump'ın Amerikan ordusunun komuta zinciri üzerindeki yetkileri ve dış politikayı yürütme görevi, Kongre'nin Demokratlara geçmesiyle sona ermeyecek. Başkan, Amerikan diplomasisini yönetmeye, yabancı devlet liderleriyle görüşmeler yapmaya ve mevcut hukuki yetkiler çerçevesinde askeri kararlar almaya devam edebilecek.
Buna karşılık Kongre, savaş ilanı, askeri güç kullanımına ilişkin yasal sınırlar, savunma bütçesi ve askeri operasyonların finansmanı gibi alanlarda yetki sahibi bulunuyor. Demokratlar, İran'la devam eden savaşın gerekçeleri, maliyeti ve yürütülme biçimi hakkında yönetimden bilgi talep edebilecek. Askeri harcamaların kapsamı ve yeni finansman talepleri de Kongre görüşmelerine konu olabilecek. Ancak Kongre'nin siyasi çoğunluğunun değişmesi, devam eden bir askeri operasyonu kendiliğinden sona erdirmiyor.
Rusya-Ukrayna savaşı, İsrail'e yönelik Amerikan askeri yardımları, Rusya'ya uygulanan yaptırımlar ve diğer ülkeler için hazırlanan dış yardım paketleri de Kongre'nin bütçe ve yasama yetkileri kapsamında bulunuyor. Demokratlar, söz konusu politikalarla ilgili yeni yardım paketleri, kısıtlamalar veya finansman değişiklikleri için girişimde bulunabilecek. Başkanın dış politikadaki yürütme yetkileri ile Kongre'nin kaynak tahsisi ve yasa yapma yetkileri ise ayrı şekilde uygulanacak.
ULUSLARARASI ANLAŞMALARDA SENATO'NUN ROLÜ NE OLACAK?
ABD'nin uluslararası anlaşmalarında da başkan ve Senato arasında anayasal yetki paylaşımı bulunuyor. Anayasa kapsamında Senato'nun onayına sunulan antlaşmalar için oylamaya katılan senatörlerin üçte ikisinin desteği gerekiyor. Demokratların çoğunluğu elde etmesi, Trump yönetiminin hazırladığı ve Senato onayı gerektiren antlaşmaların kabulü üzerinde etkili olacak.
Bununla birlikte ABD başkanları, her durumda Senato'nun üçte iki onayını gerektirmeyen ve hukuki dayanağına göre farklı usullerle yapılan yürütme anlaşmalarına da başvurabiliyor. Uluslararası temasların yürütülmesi, diplomatik müzakereler yapılması ve yürütmenin yetkisine giren dış politika kararlarının alınması başkanlık makamının görevleri arasında kalacak.
SAĞLIK, VERGİ İNDİRİMLERİ VE SOSYAL YARDIM PROGRAMLARI ETKİLENECEK Mİ?
Demokratların Kongre'de çoğunluğu kazanmasıyla sağlık sigortası, Medicaid, vergi indirimleri ve sosyal yardım programlarının finansmanı yasama gündeminde yer alacak. Demokrat Parti yöneticileri, 2025 yılında Cumhuriyetçi çoğunluk tarafından kabul edilen vergi ve harcama yasasının bazı hükümlerini değiştirmek istediklerini açıkladı. Sağlık sigortası prim desteklerinin yeniden düzenlenmesi, Medicaid kapsamında yapılan kesintilerin ele alınması ve gıda yardımlarıyla ilgili hükümler, Demokratların duyurduğu başlıklar arasında bulunuyor.
Ancak Demokratlar söz konusu değişiklikleri içeren yasaları Kongre'den geçirse bile Trump'ın veto yetkisi devam edecek. Dolayısıyla sağlık ve sosyal yardım alanında farklı politikaların kabul edilmesi yalnızca Kongre çoğunluğuna bağlı olmayacak. Demokratların yeni düzenlemeleri yasalaştırabilmesi için gerekli Senato usullerini tamamlaması ve başkanın imzasını alması veya vetoyu aşacak yeterli desteği sağlaması gerekecek.
TRUMP'IN VETO YETKİSİ DEVAM EDECEK Mİ?
Donald Trump, Kongre'nin iki kanadında Demokratların çoğunluk elde etmesine rağmen başkanlık veto yetkisini koruyacak. Kongre'den geçen bir yasa teklifini onaylamadığı takdirde anayasal usule göre geri gönderebilecek. Söz konusu durumda yasanın başkanın itirazına rağmen kabul edilebilmesi için hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da oylamaya katılanların üçte ikisinin desteği gerekiyor.
Demokratların her iki kanatta basit çoğunluğa sahip olması, Trump'ın vetosunu tek başlarına aşabilecekleri anlamına gelmiyor. Bu nedenle Demokratların hazırladığı bazı teklifler başkan tarafından durdurulabilecek. Trump da 3 Kasım seçimlerinin ardından verdiği açıklamalarda Demokratlarla çalışabileceğini belirtirken kabul etmediği düzenlemeleri veto edeceğini ifade etti.
DEMOKRATLAR KONGRE'DE ÇOĞUNLUĞU KAZANDIĞI İÇİN İSTEDİĞİ YASAYI ÇIKARABİLECEK Mİ?
Demokratların iki kanatta çoğunluğu kazanması, bütün yasa tekliflerini yalnızca kendi oylarıyla kabul edebilecekleri anlamına gelmiyor. Senato'nun mevcut içtüzük uygulamasında birçok yasa teklifine ilişkin tartışmayı sona erdirmek için genellikle 100 senatörün 60'ının desteği gerekiyor. Filibuster adı verilen usul, azınlık partisinin belirli düzenlemelerde oylamaya geçilmesini geciktirmesine veya engellemesine imkân tanıyor.
Bütçe uzlaştırması olarak bilinen özel yasama yöntemi ise belirli vergi, harcama ve borçlanma konularında farklı kurallara tabi bulunuyor. Söz konusu yöntem kapsamında Senato'da bazı düzenlemeler basit çoğunlukla kabul edilebiliyor. Ancak bu usulün hangi hükümlere uygulanabileceği yasal ve parlamenter kurallarla sınırlandırılıyor. Dolayısıyla Demokratların çoğunluk elde etmesi hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların kendi yasa tekliflerini geçirme süreçlerinde Kongre içindeki uzlaşma ihtiyacını tamamen ortadan kaldırmıyor.
TRUMP'IN ELİ KOLU BAĞLANDI DENİLEBİLİR Mİ?
Trump'ın eli kolunun tamamen bağlandığını söylemek, ABD'deki anayasal yetki dağılımını tam olarak karşılamıyor. Demokratların Kongre çoğunluğunu kazanması, başkanın anayasal görevlerini sona erdirmediği gibi yürütme organının kontrolünü de başka bir partiye devretmiyor. Trump, başkanlık kararnameleri çıkarma, federal kurumları yönetme, dış politikayı yürütme, silahlı kuvvetlerin başkomutanlığını üstlenme, belirli atamaları yapma ve yasaları veto etme yetkilerini koruyacak.
Bununla birlikte başkanın Kongre desteği gerektiren politikaları hayata geçirme koşulları değişecek. Yeni yasaların kabulü, federal bütçe üzerinde anlaşılması ve Senato onayına bağlı üst düzey atamaların tamamlanması Demokrat çoğunluğun tutumundan etkilenecek. Yönetimin faaliyetlerinin Kongre komisyonları tarafından incelenmesi ve yeni soruşturmaların başlatılması da Demokratların kullanabileceği denetim yetkileri arasında bulunacak. Kısacası Trump'ın başkanlık makamından kaynaklanan anayasal yetkileri devam ederken, Kongre'deki Cumhuriyetçi çoğunluğun sağladığı yasama desteği sona erecek.
2028 BAŞKANLIK SEÇİMLERİNE KADAR NASIL BİR SÜREÇ İŞLEYECEK?
ABD'de 2027-2029 Kongre döneminde Beyaz Saray ile yasama organı arasındaki ilişkiler, farklı partilerin kontrolünde yürütülecek. Kongre gündeminin belirlenmesi, bütçe görüşmeleri, üst düzey atamaların onaylanması, yeni yasaların kabulü ve yürütmenin denetlenmesi iki parti arasındaki kurumsal yetki paylaşımı çerçevesinde gerçekleşecek. Trump yönetimi yürütme yetkilerini kullanmaya devam ederken Demokratlar da Kongre'deki çoğunluklarına dayanarak yasama ve denetim faaliyetlerini sürdürebilecek.
ABD Anayasası'nın 22. değişikliği, bir kişinin başkanlığa ikiden fazla seçilmesini yasaklıyor. Trump 2016 ve 2024 seçimlerini kazanarak iki kez başkan seçildiği için mevcut anayasal düzen kapsamında 2028'de üçüncü kez başkan seçilme hakkına sahip değil. Dolayısıyla 2026 ara seçimlerinin ardından başlayan yeni Kongre dönemi, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin son iki yılını kapsıyor.





