Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın üç ülkeyle sınırlı kalmayabileceği ve daha geniş bir bölgesel güvenlik yapılanmasına dönüşebileceği ifade edildi. Katar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Abdulla Banndar Al-Etaibi, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede anlaşmanın bölgedeki savunma ve güvenlik ilişkileri açısından yeni bir aşamaya işaret ettiğini söyledi. Üç ülkenin 7 Ağustos 2026’da imzaladığı anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yönelmiş kabul edilmesi esasına dayanıyor.
“BÖLGEDE ÖNEMLİ BİR DEĞİŞİM”
Al-Etaibi, Mekke Paktı’nı bölgesel güvenlik yapısı açısından “önemli bir değişim” olarak değerlendirdi. Anlaşmanın yalnızca Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki mevcut askeri ilişkilerin resmileştirilmesi anlamına gelmediğini belirten Al-Etaibi, ilerleyen dönemde daha geniş bir yapılanmanın ortaya çıkabileceğine işaret etti.
Al-Etaibi’ye göre söz konusu gelişme, ABD’nin bölgedeki güvenlik yaklaşımıyla da tamamen zıt bir çizgide bulunmuyor. ABD’nin dünyanın farklı bölgelerinde kendi desteğine sahip güvenlik ve savunma ittifaklarının oluşmasını olumlu karşılayabileceğini belirten Al-Etaibi, Mekke Paktı’nın Washington tarafından uzun süredir desteklenen savunma düzenlemeleri ve bölgesel iş birliği modelleriyle uyumlu değerlendirilebileceğini ifade etti.
MEVCUT İKİLİ VE ÜÇLÜ ANLAŞMALARA DİKKAT ÇEKTİ
Al-Etaibi, yeni savunma paktının sıfırdan oluşturulmuş bağımsız bir yapı olmadığını, bölgede daha önce imzalanan ikili ve üçlü güvenlik anlaşmaları üzerine inşa edildiğini söyledi. Türkiye ile Pakistan arasında uzun süredir kapsamlı savunma ve güvenlik ilişkileri bulunurken, tarafların Körfez ülkeleriyle de ayrı ayrı askeri iş birliği anlaşmaları yürüttüğünü belirtti.
Türkiye’nin Katar ile, Pakistan’ın ise Kuveyt başta olmak üzere farklı Körfez ülkeleriyle çeşitli güvenlik ve savunma düzenlemelerine sahip olduğuna dikkat çeken Al-Etaibi, bölgede birbirine bağlı çok sayıda ikili ilişkinin bulunduğunu ifade etti. Pakistan ve Suudi Arabistan da 17 Eylül 2025’te, bir ülkeye yönelik saldırının iki tarafa da yönelmiş kabul edilmesini öngören Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması’nı imzalamıştı.
“DAHA BAŞLANGIÇ AŞAMASINDAYIZ”
Mekke Paktı’nın uygulanmasına ilişkin değerlendirmede bulunan Al-Etaibi, sürecin henüz başlangıç aşamasında olduğunu söyledi. Anlaşmanın şu aşamada daha çok siyasi düzeyde ilan edildiğini belirten Al-Etaibi, sahadaki askeri ve operasyonel mekanizmaların henüz tam olarak ortaya çıkmadığını ifade etti.
Üç ülke arasındaki anlaşma ortak savunma ve kolektif caydırıcılık anlayışını temel alırken, güvenlik koordinasyonu, askeri iş birliği ve savunma kapasitesinin geliştirilmesini de kapsıyor. Anlaşmanın uygulama mekanizmalarının nasıl işleyeceği ve hangi somut askeri düzenlemelerin devreye alınacağı ise ilerleyen süreçte şekillenecek başlıklar arasında bulunuyor.
KÖRFEZ ÜLKELERİNİN DE SÜRECE YAKLAŞIMINI DEĞERLENDİRDİ
Al-Etaibi, Körfez İşbirliği Konseyi'ne üye ülkelerin Mekke Paktı’nı genel olarak olumlu değerlendirebileceğini söyledi. Anlaşmanın bölge ülkelerini birbirine yaklaştıran bir adım olarak görülebileceğini belirten Al-Etaibi, Körfez ülkelerinin güvenlik yapısının daha fazla koordinasyona yönelmesinin söz konusu ülkeler açısından desteklenebilecek bir gelişme olduğunu ifade etti.
Katar, Kuveyt ve diğer Körfez ülkelerinin anlaşmaya doğrudan taraf olmamalarına rağmen Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan ile daha önce imzaladıkları ikili ve üçlü anlaşmalar nedeniyle mevcut güvenlik ağının tamamen dışında bulunmadıklarını belirten Al-Etaibi, söz konusu ilişkilerin yeni oluşan yapıyla dolaylı bağlantılar oluşturduğunu söyledi.
“DOLAYLI OLARAK ZATEN İÇİNDELER”
Al-Etaibi, Körfez ülkelerinin bir bölümünün yeni savunma yapılanmasının “dolaylı olarak zaten içinde” olduğunu ifade etti. Gerekçe olarak ise söz konusu ülkelerin Mekke Paktı’na imza atan Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile daha önce yaptıkları ikili ve üçlü güvenlik anlaşmalarını gösterdi.
Mevcut savunma ağlarının ilerleyen dönemde yeni üyelikler veya farklı iş birliği mekanizmalarıyla genişleyebileceğini belirten Al-Etaibi, başka ülkelerin de sürece dahil olmasının mümkün olduğunu söyledi. Pakistanlı yetkililer de daha önce Suudi Arabistan ile mevcut savunma anlaşmasının Türkiye veya başka ülkeleri kapsayacak şekilde genişletilmesinin tarafların ortak kararıyla mümkün olabileceğini açıklamıştı.
MEKKE PAKTI BÖLGESEL SAVUNMA YAPISINI YENİDEN ŞEKİLLENDİREBİLİR
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki yeni anlaşma, üç ülkenin askeri kapasitesini ortak savunma anlayışı altında bir araya getiriyor. Pakt, NATO üyesi Türkiye'nin askeri kapasitesi, Pakistan'ın nükleer silaha sahip olması ve Suudi Arabistan'ın Körfez'deki siyasi ve ekonomik ağırlığı nedeniyle uluslararası alanda da yakından takip ediliyor.
Anlaşmanın ilerleyen dönemde yeni üyelerle genişleyip genişlemeyeceğine ilişkin resmi bir karar bulunmuyor. Al-Etaibi’nin değerlendirmesi ise bölgedeki mevcut ikili ve üçlü güvenlik ilişkilerinin daha geniş kapsamlı bir savunma ağına dönüşme ihtimaline işaret ediyor.




