Latin Amerika’nın en büyük ekonomisi Brezilya, 4 Ekim Pazar günü yapılacak devlet başkanlığı seçimine son yılların en sert siyasi kutuplaşmalarından biri altında giriyor. Solcu Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva ile eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu, sağcı Senatör Flavio Bolsonaro arasındaki mücadele yalnızca Brezilya’nın gelecek dört yılını değil, Latin Amerika’daki siyasi dengeleri de yakından ilgilendiriyor. Bölgede son dönemde sağın elde ettiği seçim başarılarının ardından Lula’nın yeniden seçilme mücadelesi, Latin Amerika solunun geleceği açısından uluslararası ölçekte yakından izleniyor. Reuters da yarışı, Brezilya’nın bölgedeki muhafazakâr yönelimi takip edip etmeyeceğini belirleyecek kritik bir seçim olarak değerlendiriyor.

Yaklaşık 160 milyon kayıtlı seçmenin oy kullanmaya çağrıldığı ülkedeki kampanya; ekonomi, hayat pahalılığı, suç, sosyal yardımlar, yolsuzluk soruşturmaları ve dış müdahale tartışmalarının gölgesinde yürütülüyor. Toplam 13 adayın yarıştığı ilk turda hiçbir adayın geçerli oyların yüzde 50’sinden fazlasına ulaşmasının beklenmemesi, gözleri şimdiden 25 Ekim’de yapılabilecek ikinci tura çevirmiş durumda. Lula 80 yaşında dördüncü, ancak birbirini izlemeyen devlet başkanlığı dönemi için yarışırken Flavio Bolsonaro, babasının Brezilya sağında oluşturduğu siyasi tabanı devralarak iktidara gelmeye çalışıyor.

ANKETLERDE LULA ÖNDE, İKİNCİ TURDA FARK ERİYOR

Datafolha’nın 29 Eylül-1 Ekim tarihleri arasında 152 belediyede 2 bin 506 seçmenle yüz yüze gerçekleştirdiği son araştırmada Lula toplam oy tercihlerinde yüzde 42, Flavio Bolsonaro yüzde 38 seviyesinde ölçüldü. Augusto Cury yüzde 4, Ronaldo Caiado yüzde 3 ve Renan Santos yüzde 3 destek alırken, geçerli oylar üzerinden yapılan hesaplamada Lula yüzde 45’e, Bolsonaro yüzde 40’a ulaşıyor. Araştırmanın hata payı artı veya eksi 2 puan, güven düzeyi ise yüzde 95 olarak açıklandı.

Olası ikinci tur tablosu rekabetin çok daha sıkı olduğunu gösteriyor. Datafolha senaryosunda Lula yüzde 48, Flavio Bolsonaro yüzde 45 desteğe sahip ve aradaki fark araştırmanın hata payı nedeniyle teknik olarak kesin bir üstünlüğe işaret etmiyor. AtlasIntel/Bloomberg araştırmasında ise Bolsonaro yüzde 47,7, Lula yüzde 47,6 seviyesinde bulunuyor. Farklı araştırma şirketlerinin sonuçları küçük sayısal değişiklikler gösterse de ortak tablo, Lula ile Bolsonaro arasındaki olası ikinci turun son derece yakın geçeceğine işaret ediyor.

KARARSIZ SEÇMEN ALANI DARALIYOR

Seçimin son düzlüğünde adayların hareket alanını daraltan unsurlardan biri kararsız seçmenlerin azalması oldu. Quaest araştırmasında kararsızların oranı yüzde 5 seviyesine kadar gerilerken Datafolha’nın son araştırması, tercihini açıklayan seçmenlerin yüzde 82’sinin kararından tamamen emin olduğunu, yüzde 17’sinin ise sandığa kadar fikrini değiştirebileceğini ortaya koydu. Datafolha’nın aday isimlerinin seçmene okunmadığı spontan araştırmasında kararsızların oranı yüzde 13’e gerilerken, Lula yüzde 39, Flavio Bolsonaro yüzde 31 oranında kendiliğinden dile getirildi.

Quaest Direktörü Felipe Nunes, yarışın başa baş ilerlemesine rağmen durağan olmadığını ve son günlerde henüz kesin kararını vermeyen seçmenin yöneliminin önem taşıdığını belirtti. Kampanyanın son bölümünde iki ana adayın televizyon tartışmasına katılmaması da seçeneklerden memnun olmayan seçmenlerin eleştirilerini beraberinde getirdi.

SEÇMENİN GÜNDEMİNDE SOSYAL YARDIM, SUÇ VE TEPKİ OYU VAR

AFP’ye konuşan seçmenlerin ifadeleri ülkedeki bölünmenin günlük hayata nasıl yansıdığını gösterdi. Juiz de Fora kentinde balık pazarı işleten 32 yaşındaki Marcelo Vilanova, Lula dönemindeki sosyal yardım programlarının kendisine ve ailesine fayda sağladığını ancak devlet başkanını eleştirdiği noktaların da bulunduğunu belirterek iki seçenek arasında Lula’ya oy vereceğini söyledi. Aynı kentte telefon mağazası sahibi 38 yaşındaki Lucas Sales ise suçla mücadele vaatleri nedeniyle Flavio Bolsonaro’yu destekleyeceğini ifade ederken, 45 yaşındaki giyim mağazası çalışanı Gisele Sousa iki adaya da oy vermeyeceğini söyleyerek seçim sürecine yönelik tepkisini dile getirdi.

Seçmenlerin farklı gerekçelerle iki büyük siyasi blok etrafında toplanması, Brezilya’da uzun süredir devam eden kutuplaşmanın 2026 seçimlerinde de belirleyici olduğunu gösteriyor. Datafolha’nın son araştırmasında Lula ile Flavio Bolsonaro’nun reddedilme oranlarının ayrı ayrı yüzde 45 olarak ölçülmesi de iki liderin güçlü seçmen tabanlarının yanında önemli bir karşıt seçmen kitlesiyle karşı karşıya bulunduğunu ortaya koyuyor.

DİNİ SEMBOLLER DE SEÇİM KAMPANYASINA GİRDİ

Kararsız ve muhafazakâr seçmenin desteğini kazanma mücadelesi kampanyada dini ve kültürel sembolleri de öne çıkardı. Flavio Bolsonaro’nun seçilmesi halinde ülkenin koruyucu azizesi kabul edilen, Siyah Meryem tasviriyle tanınan Aparecida Meryem Ana’nın resmi statüsünü kaldıracağı yönünde sosyal medyada yayılan iddialar üzerine Lula, azizenin heykelinin bir kopyasını seçim etkinliklerinde kullanarak tartışmaya dahil oldu ve kutsal kabul edilen bir değere dokunulmasının kabul edilemeyeceğini savundu.

Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi ise söz konusu iddiaları gerçeği yansıtmadığı gerekçesiyle hedef aldı ve ilgili paylaşımların kaldırılmasına karar verdi. Dini seçmen gruplarının tercihleri kampanya açısından ayrıca önem taşıyor; Lula Katolik seçmenler arasında daha güçlü bir konumda bulunurken Bolsonaro cephesi son yıllarda siyasi ağırlığı artan Evanjelik seçmen kitlesine dayanıyor.

KAMPANYA KİŞİSEL POLEMİKLERE DÖNÜŞTÜ

Seçim yarışının son aşamasında politika tartışmalarının yanında adayların kişisel açıklamaları da gündeme taşındı. Lula’nın erkeklerin prostat muayenesinden kaçınmasını eleştirirken kadınların genç yaşlardan itibaren jinekolojik kontrollere alıştığını söylemesi, sosyal medyada farklı yorumlara ve istismar imalarına konu oldu. Flavio Bolsonaro söz konusu açıklamalar üzerinden Lula’yı cinsiyetçilikle suçlarken, Lula internet üzerinden katıldığı bir programda ilk turda kazanacağına inandığını söyledi ve rakibinin bir apartmanı yönetecek yeterliliğe dahi sahip olmadığını savundu.

Flavio Bolsonaro da seçim günü Lula’nın devlet başkanlığından gönderileceğini ileri sürerek rakibine yanıt verdi. Karşılıklı açıklamalar, ekonomi ve güvenlik gibi temel politika başlıklarının yanı sıra kişisel polemiklerin de kampanyanın son günlerinde önemli yer tutmasına yol açtı.

LULA İŞ DÜNYASINDAN DA OY İSTİYOR

Eski sendika lideri Lula, 80 yaşında olmasına yönelik tartışmalara rağmen devlet başkanlığı görevini sürdürmeye hazır olduğunu savunuyor. Mevcut döneminde işsizlik ve enflasyonda yaşanan gerileme ile Amazon yağmur ormanlarındaki tahribatın azaltılması iktidarın öne çıkardığı başlıklar arasında bulunuyor. Çevre politikalarında Lula döneminde Amazon’daki ormansızlaşmada önemli düşüş kaydedilirken seçim sonucu, Brezilya’nın 2030’a yönelik ormansızlaşma hedefleri açısından da kritik görülüyor.

Ekonomik göstergelerdeki iyileşmeye rağmen hayat pahalılığı, hanehalkı borçları ve organize suç örgütlerinin artan etkisi seçmenin önemli şikâyetleri arasında yer alıyor. Yarışın sıkılaşması üzerine Lula yönetimi düşük gelirli kesimlere yönelik nakit transferlerini artırdı, borçların yeniden yapılandırılması için adımlar açıkladı ve çok sayıda ailenin mali sorun yaşamasına neden olduğu gerekçesiyle çevrim içi spor bahislerine yasak getirdi. Risk danışmanlığı şirketi Control Risks’in ortağı Rodrigo Russo, Lula’nın seçim riskini erken fark ederek hükümetin elindeki imkânları devreye soktuğu değerlendirmesinde bulundu.

İş dünyasının desteğini genişletmeye çalışan Lula, iş insanlarıyla gerçekleştirdiği toplantıda kendilerinden siyasi bağlılık değil yalnızca oy istediğini esprili bir ifadeyle dile getirdi. İşçi Partisi Genel Başkanı Edinho Silva da Lula’nın ülkedeki reformların devamını sağlayabilecek siyasi ağırlığa sahip olduğunu savunuyor.

YOLSUZLUK DOSYALARI İKİ CEPHENİN DE KARŞISINDA

Kampanyanın en hassas başlıklarından birini adayların yakın çevrelerine kadar uzanan soruşturmalar oluşturuyor. Lula, oğlu Fabio Luis Lula da Silva hakkında nüfuz ticareti iddiasıyla yürütülen federal polis soruşturmasının siyasi etkileriyle karşı karşıya kalırken Flavio Bolsonaro cephesinde Banco Master dosyası tartışılıyor. Reuters, banka etrafındaki skandalın seçim kampanyasında seçmen hoşnutsuzluğunu artıran başlıklardan biri olduğunu bildiriyor.

Milyarlarca dolarlık yolsuzluk iddiaları kapsamında tutuklanan eski banka yöneticisi Daniel Vorcaro ile üst düzey siyasetçiler ve Yüksek Mahkeme Yargıcı Alexandre de Moraes arasındaki ilişkiler kamuoyunda tartışılıyor. Flavio Bolsonaro da babası Jair Bolsonaro hakkında hazırlanan “Dark Horse” adlı biyografik filmin finansmanı için Vorcaro ile temas kurduğunu kabul ederken, para aklama şüphesi üzerinden yürütülen inceleme seçim kampanyasının önemli tartışmalarından birine dönüştü.

Jamaika’dan Kral Charles’a kölelik tazminatı dilekçesi
Jamaika’dan Kral Charles’a kölelik tazminatı dilekçesi
İçeriği Görüntüle

SOKAK ŞİDDETİ SEÇİMİN ANA BAŞLIKLARINDAN

Kamuoyu araştırmalarında suç ve sokak şiddetinin seçmenlerin başlıca kaygıları arasında yer alması, Lula ile Bolsonaro’yu güvenlik politikalarını kampanyalarının merkezine almaya yöneltti. Flavio Bolsonaro, El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele ile özdeşleşen sert cezaevi politikasını örnek göstererek Brezilya’da beş yüksek güvenlikli cezaevi kurmayı vaat etti. Igarape Enstitüsü kurucularından Robert Muggah ise sert cezalandırma vaatlerinin Brezilya siyasetinde seçmen karşılığı bulduğunu belirtiyor. Reuters da şiddet suçlarının seçim anketlerinde öne çıkan kaygılardan biri olduğunu bildiriyor.

Lula yönetimi ise organize suç örgütlerine karşı komşu ülkelerle sınır operasyonlarının güçlendirilmesini savunurken Washington’ın bazı çetelerin “terör örgütü” olarak sınıflandırılması yönündeki yaklaşımına karşı çıkıyor. Lula, doğrudan dış müdahale yerine uluslararası adli ve güvenlik işbirliğini öne çıkararak ülkenin egemenliğinin korunması gerektiğini savunuyor.

ABD MÜDAHALESİ TARTIŞMASI SEÇİMİN ÜZERİNDE

Seçimin dış politika boyutunda en sert tartışma ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin tutumu üzerinden yaşanıyor. Trump yönetiminin Brezilya ürünlerine yönelik yeni tarifeleri kampanya gündeminin merkezine yerleşirken Lula, Bolsonaro ailesini ABD’deki muhafazakâr çevrelerle birlikte hareket ederek ülkeye ekonomik zarar vermekle suçladı. Flavio Bolsonaro ise suçlamaları reddetti ve Washington’daki temaslarında tarifelerin seçim sonrasına ertelenmesi için girişimde bulundu. ABD yönetimi yeni tarifeleri Brezilya’nın ticari uygulamalarıyla gerekçelendirirken, Lula yönetimi ekonomik baskının iç siyasete müdahale anlamına geldiğini savunuyor.

Brezilya istihbarat teşkilatı Abin’in Fransız ve Alman yetkililere yaptığı bilgilendirmede ABD ve Rusya kaynaklı seçim müdahalesi bulunduğu yönünde değerlendirmeler aktardığı Reuters tarafından bildirildi. Haberde ABD’ye ilişkin iddiaların “lawfare”den açık müdahaleye uzandığının ileri sürüldüğü, ancak ayrıntıların sınırlı kaldığı belirtildi. Washington daha önce seçimlere müdahale suçlamalarını reddederken Trump, Flavio Bolsonaro hakkında olumlu açıklamalar yaptı ancak Reuters’ın aktardığına göre resmi bir aday desteği ilan etmedi. Dolayısıyla ABD’nin seçimlere müdahale ettiği iddiası Brezilyalı yetkililer ve Lula cephesinin suçlaması olarak öne çıkarken Washington tarafından kabul edilmiş bir olgu değil.

ABD KONSOLOSLUK HİZMETLERİNİ SEÇİMDEN İKİ GÜN ÖNCE DURDURDU

Washington’ın seçimden hemen önce aldığı bir başka karar siyasi gerilimi daha da artırdı. ABD, güvenlik kaygılarını gerekçe göstererek 2 Ekim’den itibaren Brezilya’daki büyükelçilik ve konsolosluklarda konsolosluk hizmetlerini geçici olarak durdurdu. ABD Dışişleri Bakanlığı kararı doğrudan seçimlerle ilişkilendirmezken İşçi Partisi Genel Başkanı Edinho Silva uygulamayı Trump yönetiminin Brezilya kamuoyunu etkilemeye yönelik adımlarından biri olarak nitelendirdi. ABD ise müdahale iddialarını reddetti.

Lula, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasında da dış müdahale tartışmasını seçim kampanyasının merkezine taşıyarak Brezilya’nın herhangi bir ülkenin “arka bahçesi” olmayacağı mesajını verdi. Washington’ın tarifeleri ve seçim güvenliği konusunda Brezilya’ya yetkililer gönderme girişimleri Lula cephesinin egemenlik söylemini güçlendirirken Flavio Bolsonaro, Trump ile daha yakın ilişkileri savunan siyasi çizgisini sürdürüyor.

NETANYAHU’DAN FLAVIO BOLSONARO’YA KAMPANYA MESAJI

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Brezilya seçimlerinin uluslararası boyutunda gündeme gelen isimlerden biri oldu. Flavio Bolsonaro, 25 Temmuz’daki resmi kampanya lansmanında Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin desteğini öne çıkarırken, cezaevindeki babası Jair Bolsonaro’nun yapay zekâyla oluşturulan mesajının yanı sıra Netanyahu’nun video mesajına da yer verdi. Reuters’ın haberine göre Netanyahu’nun görüntülü katılımı, Bolsonaro kampanyasının uluslararası sağ liderlerle kurduğu siyasi yakınlığı sergilediği lansmanın dikkat çeken unsurları arasındaydı.

Netanyahu’nun kampanya etkinliğine mesaj göndermesi siyasi destek niteliği taşırken, mevcut kaynaklar İsrail devletinin Brezilya seçim sürecine ABD hakkında ileri sürülen türden kurumsal bir müdahalede bulunduğunu ortaya koymuyor. Seçimdeki dış etki tartışmasında İsrail açısından doğrulanabilen somut unsur Netanyahu’nun Flavio Bolsonaro’nun kampanya lansmanına video mesajla katılması; ABD açısından ise tarifeler, Trump’ın Bolsonaro cephesine yönelik olumlu tutumu ve Brezilyalı yetkililerin müdahale suçlamaları olarak öne çıkıyor.

PAZAR GÜNÜ SANDIKTAN ÇIKACAK SONUÇ LATİN AMERİKA’DA YAKINDAN İZLENECEK

Brezilya’daki mücadele ülke sınırlarını aşan bir siyasi anlam taşıyor. Latin Amerika’da sağın son dönemde elde ettiği kazanımların ardından Lula’nın seçimi kazanması bölgedeki sol yönetimlerin en önemli siyasi merkezlerinden birinin korunması anlamına gelecek; Flavio Bolsonaro’nun kazanması ise Brezilya’da Bolsonaro hareketinin yeniden devlet başkanlığına dönmesini sağlayacak. Seçmenin tercihinde ekonomi, suç, yolsuzluk, sosyal politikalar ve dış ilişkiler farklı ağırlıklara sahip olurken anketler olası ikinci turun birkaç puanlık farklarla şekillenebileceğini gösteriyor.

Pazar günü yapılacak ilk tur, anketlerin ötesinde Lula ve Bolsonaro’nun gerçek seçmen güçlerinin ilk büyük sınaması olacak. Hiçbir adayın geçerli oyların yarısından fazlasına ulaşamaması halinde Brezilya 25 Ekim’de yeniden sandığa gidecek ve ülkenin siyasi yönünü belirleyecek mücadele doğrudan Lula ile Flavio Bolsonaro arasında devam edecek.