İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşması sırasında İran heyetinin bulunduğu bölümde dikkat çeken bir protesto gerçekleştirildi. İranlı temsilciler Netanyahu’nun konuşmasına katılmazken, heyete ayrılan koltukların boş kaldığı görüldü. İran delegasyonunun bulunduğu sıralarda ise eski İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin portresi yer aldı.
İRAN HEYETİNİN KOLTUKLARI BOŞ KALDI
Netanyahu’nun Genel Kurul’a hitabı sırasında İran delegasyonunun kendilerine ayrılan bölümde bulunmaması, İsrail Başbakanı’nın konuşmasına yönelik protestolar arasında yer aldı. İran heyetinin boş bıraktığı sıralarda Süleymani’nin portresinin bulunması ise Tahran’ın Netanyahu’nun konuşmasına yönelik mesajının bir başka unsuru oldu.
Netanyahu’nun konuşması sırasında yalnızca İran heyetinin koltukları boş kalmadı. Çok sayıda ülkenin temsilcisi de İsrail Başbakanı’nın kürsüye çıkmasının ardından Genel Kurul salonundan ayrılarak konuşmayı protesto etti. İran delegasyonunun protestosunda ise Süleymani portresinin kullanılması, İran ile İsrail arasındaki uzun süredir devam eden gerilim nedeniyle ayrıca öne çıktı.
KASIM SÜLEYMANİ KİMDİ?
Kasım Süleymani, İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun ülke dışındaki operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü’nün uzun yıllar komutanlığını yaptı. Süleymani, İran’ın Orta Doğu’daki askeri ve siyasi nüfuzunun genişletilmesinde etkili isimlerden biri olarak öne çıktı.
Süleymani’nin komutasındaki Kudüs Gücü; Lübnan, Suriye, Irak ve Yemen dahil olmak üzere bölgedeki çeşitli ülkelerde İran’ın müttefikleri ve Tahran bağlantılı silahlı gruplarla ilişkilerin yürütülmesinde önemli rol üstlendi. İsrail yönetimi de Süleymani’yi ve Kudüs Gücü’nün faaliyetlerini uzun yıllar ulusal güvenliğine yönelik önemli tehditler arasında değerlendirdi.
HİZBULLAH İLE İLİŞKİLERDE ÖNEMLİ ROL OYNADI
Süleymani’nin bölgesel faaliyetlerinin önemli başlıklarından biri Lübnan’daki Hizbullah ile İran arasındaki ilişkilerdi. İran’ın Hizbullah’a sağladığı askeri ve mali desteğin sürdürülmesinde Kudüs Gücü önemli bir rol oynarken, Süleymani de söz konusu ilişkinin öne çıkan isimlerinden biri oldu.
İsrail açısından Hizbullah’ın askeri kapasitesi uzun yıllardır temel güvenlik başlıkları arasında bulunuyor. İran ile Hizbullah arasındaki yakın ilişki nedeniyle Süleymani de görev yaptığı dönemde İsrail tarafından bölgedeki İran nüfuzunun başlıca aktörlerinden biri olarak görülüyordu.
YEMEN VE HUSİLERLE İLİŞKİLER
İran’ın bölgesel politikasında Yemen’deki Husilerle kurulan ilişkiler de önemli bir yer tuttu. Süleymani’nin komuta ettiği Kudüs Gücü döneminde Tahran ile Husiler arasındaki askeri ve siyasi ilişkiler gelişirken, İran’ın Husilere verdiği destek ABD, İsrail ve bölgedeki bazı ülkeler tarafından uzun süredir gündeme getirildi.
İran, bölgedeki müttefik gruplarla ilişkilerini kendi güvenlik ve dış politika yaklaşımının bir parçası olarak savunurken; İsrail yönetimi İran destekli grupları ülkenin güvenliğine yönelik tehdit olarak tanımlıyor. Netanyahu da farklı dönemlerde yaptığı açıklamalarda İran ve Tahran bağlantılı silahlı yapıların faaliyetlerini İsrail’in karşı karşıya olduğu başlıca güvenlik sorunları arasında gösterdi.
SÜLEYMANİ 2020’DE ABD SALDIRISINDA ÖLDÜRÜLDÜ
Kasım Süleymani, 3 Ocak 2020’de Irak’ın başkenti Bağdat yakınlarında ABD tarafından gerçekleştirilen hava saldırısında öldürüldü. Dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla gerçekleştirilen saldırıda Süleymani ile birlikte Irak’taki Haşdi Şabi yapılanmasının önde gelen isimlerinden Ebu Mehdi el-Mühendis de hayatını kaybetti.
Süleymani’nin öldürülmesi İran ile ABD arasındaki gerilimi keskin biçimde artırdı. Tahran yönetimi saldırının ardından Süleymani’yi ulusal bir figür olarak öne çıkarırken, İranlı yetkililer ölümünün yıl dönümlerinde ABD’ye yönelik açıklamalarda bulundu.
BM’DEKİ PROTESTODA SÜLEYMANİ PORTRESİ
İran heyetinin Netanyahu’nun konuşmasına katılmaması ve boş bırakılan sıralarda Süleymani’nin portresinin yer alması, İran-İsrail geriliminin BM Genel Kurulu’na yansıyan görüntülerinden biri oldu. Süleymani’nin geçmişte İran’ın İsrail’e karşı bölgesel stratejisindeki rolü dikkate alındığında, portrenin tercih edilmesi iki ülke arasındaki uzun süreli karşı karşıya gelişin tarihsel unsurlarından birini de Genel Kurul salonuna taşıdı.
İran delegasyonunun protestosu, Netanyahu’nun konuşması sırasında Genel Kurul’da yaşanan diğer protestolarla aynı anda gerçekleşti. Çok sayıda ülkenin temsilcisi salonu terk ederken, İran heyeti ise konuşmaya katılmayarak koltuklarını boş bıraktı ve delegasyonun bulunduğu sıralarda Süleymani’nin portresine yer verdi.





