İsrail’in Gazze açıklarında yaptığı operasyonu hiçbir şey mazur gösteremez. İbrani devletinin yaptığı açıklamalar içler acısı. Kimi iyi niyetli, kimi biraz daha az iyi niyetli olsa da, hiçbir zaman insani yardım militanları İsrail açısından bir tehdit oluşturmadı.
Açıklama yapacağı hatta daha da iyisi özür dileyeceği yerde, İsrail hükümeti yalan söylüyor. Bölgenin en güçlü ordusunun bu gemileri uluslararası sularda denetlemek için en kaba ve kör kuvvetten başka hiçbir seçeneğinin olmadığı nasıl düşünülebilir?
Tel Aviv bir kez daha kendisini kanunların üzerinde görüyor ve bir kez daha bunun bedelini siviller ödüyor. İsrail Türk militanları kanuna aykırı davranmakla suçluyor, peki filonun kırmaya çalıştığı Gazze ablukası uluslararası toplumun tamamına göre yasadışı değil mi? Gazze, nükleer silahlar ve Batı Şeria’nın işgali söz konusu olunca İsrail, sürekli kendi güvenliğini öne sürerek hukuk kurallarına tabi olmayı reddediyor.
Argümana bakın: Çok sayıda ülke ve düşmanlar, Yahudi ülkesinin meşruluğunu reddediyor ve savaşta olan başka hiçbir ülkenin karşılaşmadığı bir rezalet bu. İsrail uluslar birliğinin bir üyesi olmak istiyorsa, birliğin kurallarına saygı göstermeli. Gerekirse uluslararası toplum bu kuralları yaptırımlarla dayatmalı.
İsrail, başta ABD olmak üzere Batı’nın kendisine sağladığı ve Arap-Müslüman dünyanın tümünde kullandığı dokunulmazlıktan bundan böyle yararlanamamalı.
Bağımsız bir soruşturma açılmalı ve İsrail de Gazze savaşının ardından Goldstone raporunda yaptığı gibi reddetmeyip, sonuçları kabul etmeli. İsrail’in güvenliği gücünü ağır bir şekilde kullanmaktan değil, tüm ülkeler için geçerli olan uluslararası yükümlülüklere saygı göstermekten de geçiyor. İsrail de diğerleri gibi bir devlet halini almalı. (Başyazı, 1 Haziran 2010)
Kaynak: Radikal