ABD’nin siyasi ve toplumsal açıdan en etkili şehirlerinden biri olan New York’ta Belediye Başkanı Zohran Kwame Mamdani’nin yaptığı “Nekbe Günü” paylaşımı geniş yankı uyandırdı. Dünyada en fazla Yahudi nüfusunu barındıran şehirlerden biri olarak bilinen New York’ta belediye başkanlığı makamından gelen bu mesaj, Amerikan siyasetindeki değişen Filistin-İsrail dengesi açısından dikkat çekici bulundu.
Mamdani paylaşımında, “Bugün, İsrail devletinin kuruluşu sırasında ve sonrasındaki süreçte 700 binden fazla Filistinlinin sürgün edilmesini anmak için düzenlenen yıllık Nekbe Günü” ifadelerini kullandı. Belediye Başkanı ayrıca New Yorklu bir Nekbe tanığı olan Inea’nın hikâyesine de yer verdi.
Paylaşımda Filistinlilerin yaşadığı zorunlu göç, kaybedilen evler, kuşaklar boyunca aktarılan hafıza ve gelenek vurgusu yapılırken, mesajın resmi belediye hesabından yayımlanması ABD kamuoyunda da dikkat çekti.
NEW YORK GİBİ BİR ŞEHİRDE VERİLEN MESAJ DİKKAT ÇEKTİ
New York, yalnızca ABD’nin değil dünyanın en büyük Yahudi topluluklarından birine ev sahipliği yapan merkezlerden biri olarak biliniyor. Uzun yıllardır İsrail’e güçlü siyasi destek veren Amerikan ana akım siyasetinde, özellikle New York’taki yöneticilerin Filistin konusunda daha temkinli bir dil kullandığı biliniyordu.
Bu nedenle Mamdani’nin doğrudan “Nekbe” ifadesini kullanması ve Filistinlilerin sürgününü anan bir mesaj yayımlaması, şehirdeki siyasi atmosfer açısından sembolik bir kırılma olarak değerlendirildi.
ABD’de özellikle Gazze savaşı sonrası genç seçmenler, sol Demokrat çevreler ve insan hakları örgütleri arasında İsrail hükümetine yönelik eleştirilerin belirgin şekilde arttığına dikkat çekiliyor.
FİLİSTİNLİ KADININ RÖPORTAJINA YER VERDİ
Mamdani’nin resmi hesabından yayımlanan videoda, Filistinli bir kadın 1948’de yaşadıkları zorunlu göçü ve sürgün hafızasını yıllar sonra yeniden anlattı.
Kadın, dokuz yaşındayken babasının gece vakti odalarına girerek kendilerine yerde sürünerek çatıya çıkan merdivenlere ulaşmalarını söylediğini belirtti. Merdivenlerde pencere olmadığını, çünkü kurşunların ahşap kepenkleri deldiğini ifade eden kadın, ertesi gün yanlarına taşıyabildikleri kadar eşya alarak Nablus’taki akrabalarının yanına gittiklerini söyledi.
Konuşmasında “Siyonistler Kudüs’e giriyordu” ifadesini kullanan Filistinli kadın, ailesinin evlerinden ayrılırken kapıyı kilitlediğini ve yanlarında sadece büyük demir anahtarı götürebildiklerini anlattı.
“EV GİTTİ, ANAHTAR SEMBOL OLDU”
Videoda en dikkat çeken bölümlerden biri ise Filistinli kadının “ev anahtarı” anlatısı oldu. Babasının büyük ve ağır bir demir anahtar taşıdığını söyleyen kadın, “İnsanlar evlerinden çıkarken kapıları kilitledi. Ellerinde sadece o anahtar kaldı. Geri dönüş olmayınca, o anahtarı duvara astılar. Anahtar vardı ama ev yoktu” ifadelerini kullandı.
Filistinliler açısından yıllardır “geri dönüş hakkının” sembollerinden biri olarak kullanılan ev anahtarı vurgusunun, New York Belediye Başkanı’nın paylaşımında doğrudan öne çıkarılması dikkat çekti.
Kadının anlattıkları yalnızca savaş ve göç hikâyesiyle sınırlı kalmadı. Filistinli kadın, annesinden kalan geleneksel işlemeleri, Filistinli kadınların el sanatlarını ve çocukluk hafızasında yer eden toprak kokusunu da anlattı.
Yağmur sonrası kireç taşlarının kokusunu hâlâ unutamadığını söyleyen kadın, “İnsanı toprağa yakın hissettiren bir duygu” ifadelerini kullandı.
“YASTIĞIMIN ALTINDA KÖYÜMÜN TOPRAĞI VAR”
Videoda yer alan en çarpıcı anlatımlardan biri ise Filistinli kadının köy özlemi oldu. Anlattığı hikâyeye göre İsrail’e giden bir Filistinli çocuğa büyükannesi, eski köylerinden bir avuç toprak getirmesini istedi.
Kadın, “Toprağı yastığının altına koyup ‘Böylece hâlâ köyümde uyuyorum’ dedi. Bu çok güçlü bir duygu” sözleriyle sürgün hafızasının kuşaklar boyunca taşındığını anlattı.
Filistinli kadın ayrıca hayatı boyunca İngiltere ve İtalya dahil farklı ülkelerde yaşadığını ancak her yerde kendisini “yabancı” hissettiğini söyledi. İngiltere’de pasaportlarında “alien” yani “yabancı” yazdığını belirten kadın, “Bu farklı şehirde, Filistin dışında kendimi en çok burada evimde hissediyorum” dedi.
ABD SİYASETİNDE FİLİSTİN SÖYLEMİ GÜÇLENİYOR
Son dönemde Amerikan üniversitelerinde düzenlenen Filistin gösterileri, Demokrat Parti içerisindeki tartışmalar ve bazı yerel yöneticilerin İsrail politikalarını açık biçimde eleştirmesi, Washington’daki geleneksel dengelerin değişmeye başladığı yorumlarına neden oluyor.
Mamdani’nin paylaşımı da bu değişimin yerel yönetim düzeyindeki son örneklerinden biri olarak görülüyor. Özellikle New York gibi İsrail’e siyasi ve toplumsal desteğin güçlü olduğu bir şehirde belediye başkanının “Nekbe” vurgusu yapması, ABD kamuoyundaki dönüşümün geldiği noktayı göstermesi açısından dikkat çekici bulunuyor.
“NEKBE” TARTIŞMASI YENİDEN GÜNDEMDE
Filistinliler tarafından “Büyük Felaket” olarak tanımlanan Nekbe, 1947-1949 yılları arasında yüz binlerce Filistinlinin yaşadıkları topraklardan sürülmesini ifade ediyor. İsrail’in kuruluş süreciyle bağlantılı olan bu dönem, Orta Doğu’daki en tartışmalı tarihsel başlıklardan biri olmaya devam ediyor.
ABD’de uzun yıllar boyunca resmi siyaset sahnesinde sınırlı şekilde kullanılan “Nekbe” kavramının artık daha görünür biçimde dile getirilmeye başlanması ise Amerikan iç siyasetindeki dönüşümün yeni işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.





