Ürdün yönetiminden İsrail hükümetinin bölgedeki politikalarına yönelik peş peşe sert açıklamalar geldi. Ürdün Kralı 2. Abdullah, New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu’ndaki konuşmasında Gazze, işgal altındaki Batı Şeria ve Suriye’deki gelişmeleri aynı çerçevede ele alarak İsrail’in uygulamalarının yalnızca Filistin meselesiyle sınırlı kalmadığını söyledi. Abdullah, İsrail hükümetinin politikalarını doğrudan bölgesel güvenliğe yönelik bir tehdit olarak tanımladı.
Kral Abdullah’ın açıklamaları, Ürdün’ün İsrail’e yönelik söyleminde kullanılan ifadelerin sertliği açısından öne çıktı. Abdullah daha önce de Gazze’deki savaş, Batı Şeria’daki yerleşimler ve Filistinlilerin yerlerinden edilmesine yönelik ağır eleştirilerde bulunmuştu. BM’deki son konuşmasında ise İsrail hükümetinin “yayılmacı iştahı” ifadesini kullanarak gelişmeleri doğrudan Ürdün’ün sınırları, su kaynakları ve ulusal güvenliğiyle ilişkilendirdi.
“İSRAİL HÜKÜMETİNİN YAYILMACI İŞTAHI ARTIK BÖLGESEL BİR TEHDİT”
Kral Abdullah’ın konuşmasında en dikkat çeken bölüm İsrail’in yayılmacı politikalarına ilişkin sözleri oldu. Abdullah, Filistin topraklarında yaşanan gelişmelerin ardından İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerine işaret ederek, “İsrail hükümetinin yayılmacı iştahı artık bölgesel bir tehdit” ifadesini kullandı. Suriye’de yaşananları uluslararası toplumun görmezden gelmeyi tercih ettiği bir uyarı olarak nitelendiren Abdullah, İsrail’in sınırları ve hukuki sınırları ne kadar zorlayabileceğini test ettiğini savundu.
Ürdün Kralı, İsrail’in Suriye’de tekrarlanan askeri faaliyetlerine, toprak üzerindeki hareketliliğine ve hayati su kaynaklarının bulunduğu bölgelerde yeni durumlar oluşturulmasına dikkat çekti. Abdullah’a göre uluslararası toplumun her sessiz kaldığı durumda İsrail, sınırların ve hukuki çerçevenin daha ileri götürülebileceği sonucuna varıyor.
KRAL ABDULLAH İSRAİL’İN ADIMLARINI ÜRDÜN’ÜN ULUSAL GÜVENLİĞİYLE İLİŞKİLENDİRDİ
Abdullah’ın konuşmasında İsrail’e yönelik eleştirilerin Ürdün açısından doğrudan ulusal güvenlik meselesi olarak tanımlanması da öne çıktı. Kral, Ürdün’ün kuzey sınırına veya su güvenliğine yönelik herhangi bir tehdidin ülkesinin ulusal güvenliğine yönelik tehdit olarak değerlendirileceğini söyledi.
Ürdün’ün gelişmelere kayıtsız kalmayacağını ifade eden Abdullah, ülkesinin güvenliğini, suyunu ve halkının çıkarlarını koruyacağını belirtti. İsrail’in güney Suriye’deki yaklaşımını sürdürmesi halinde uluslararası toplumun gelişmeleri izlemekle yetinip yetinmeyeceğini soran Abdullah, İsrail’in Suriye’deki faaliyetlerinin Ürdün açısından taşıdığı güvenlik boyutunu BM kürsüsünden açık şekilde dile getirdi.
“İSRAİL ADIM ADIM NE KADAR İLERİ GİDEBİLECEĞİNİ TEST EDİYOR”
Kral Abdullah, İsrail hükümetinin bölgedeki faaliyetlerini birbirinden bağımsız gelişmeler olarak değerlendirmedi. İsrail’in “hesaplanmış adımlarla” ne kadar ileri gidebileceğini test ettiğini savunan Abdullah, uluslararası toplumun tepki göstermediği her durumda İsrail’in daha ileri gidebildiğini söyledi.
Abdullah’ın açıklamasında İsrail’in politikalarının Filistin topraklarının ötesine taşındığı görüşü öne çıktı. Ürdün Kralı, Gazze ve Batı Şeria’daki gelişmeleri Suriye’de yaşananlarla birlikte ele alarak İsrail hükümetinin politikalarının bölgesel sonuçları bulunduğunu savundu.
BATI ŞERİA İÇİN “FİİLİ İLHAK” VE “ZORLA YERİNDEN ETME” VURGUSU
Kral Abdullah, konuşmasının Filistin bölümünde işgal altındaki Batı Şeria’daki gelişmelere geniş yer ayırdı. Yerleşimci şiddetinin arttığını, Filistinlilerin saldırıya uğradığını, evlerin yakıldığını, mülklerin tahrip edildiğini ve ailelerin topraklarından çıkarıldığını belirten Abdullah, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırdığını söyledi.
İsrail’in topraklara el koyduğunu, yerleşimleri genişlettiğini ve Filistinlileri yaşadıkları bölgelerden uzaklaştırdığını söyleyen Abdullah, kullanılan kavramların yaşananların niteliğini gizlememesi gerektiğini savundu. Filistinlilere ait evlerin yasa dışı yerleşimleri genişletmek amacıyla yıkılmasını “zorla yerinden etme”, işgal altındaki topraklara el konulmasını ise “fiili ilhak” olarak tanımladı.
İSRAİLLİ YERLEŞİMCİLERİN SALDIRILARINI DA GÜNDEME GETİRDİ
Abdullah, Batı Şeria’daki kontrol noktaları ve bariyerlerin yalnızca güvenlik altyapısı olarak tanımlanamayacağını savunurken Filistinli yerleşimlere yönelik sistematik saldırıların da sıradan “yerleşimci olayları” olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.
Ürdün Kralı, İsrail hükümetinin uluslararası kamuoyu önünde yerleşimci şiddetini eleştirdiğini ancak sahadaki tablonun farklı olduğunu ileri sürdü. İsrail askerlerinin bazı olaylarda Filistinlilere saldıran yerleşimcileri engellemediğini, saldırganları koruduğunu veya olaylara katıldığını öne süren Abdullah, uluslararası gazetecilerin de hedef alındığını söyledi.
“GAZZE’DE FİLİSTİN YAŞAMINI SİLME GİRİŞİMİ”
Kral Abdullah, Gazze’deki gelişmeler için de dikkat çeken ifadeler kullandı. Gazze’de yaşananları yalnızca savaşın ortaya çıkardığı geçici askeri koşullar şeklinde tanımlamaya karşı çıkan Abdullah, hesap verebilirliğin yaşananların doğru isimlendirilmesiyle başlayacağını söyledi.
Ürdün Kralı, Gazze’deki durumu “Filistin yaşamını silme ve yeni bir bölgesel gerçeklik dayatma girişimi” olarak nitelendirdi. Gazze’de sivil altyapının tahrip edilmesi, Filistinlilerin dar bir bölgeye sıkıştırılması ve İsrail’in çekilmeyi reddetmesi gibi başlıkları sıralayan Abdullah, uluslararası toplumun yaşananlara yönelik yaklaşımını da eleştirdi.
“GEÇİCİ OLAN KALICIYA, KALICI OLAN POLİTİKAYA DÖNÜŞTÜ”
Abdullah, Filistin-İsrail meselesinin onlarca yıldır çözülememesinden uluslararası toplumu da sorumlu tuttu. Yıllardır BM kürsüsünden sorunun çözümsüz bırakılmasının doğuracağı sonuçlara ilişkin uyarılarda bulunduğunu belirten Kral, uluslararası toplumun çatışmanın nedenleriyle yüzleşmek yerine sorunu yönetmeyi tercih ettiğini savundu.
İsrail’in yeni ihlallerinin uzun süre “geçici” gelişmeler olarak değerlendirildiğini söyleyen Abdullah, zaman içerisinde geçici uygulamaların kalıcı hale geldiğini ve kalıcı hale gelen uygulamaların da politikaya dönüştüğünü ifade etti. Dünyanın en uzun süreli işgallerinden birinin onlarca yıl devam etmesinin uluslararası hukukun uygulanabilirliğini sorgulattığını söyledi.
İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM VE FİLİSTİN DEVLETİ VURGUSU
Ürdün Kralı, BM Genel Kurulu temaslarında Filistinlilerin meşru haklarının güvence altına alınmadığı bir ortamda bölgede kalıcı istikrar sağlanamayacağını da söyledi. Abdullah, bağımsız Filistin devletinin iki devletli çözüm temelinde kurulmasını desteklemeye devam ettiklerini ifade etti.
Abdullah ayrıca Batı Şeria’da toprakların ilhak edilmesine yönelik adımların ve yerleşimlerin genişletilmesinin tehlikesine dikkat çekti. Kudüs’teki Müslüman ve Hristiyan kutsal mekanlarına yönelik ihlaller de Ürdün Kralı’nın BM temaslarında gündeme getirdiği konular arasında yer aldı.
ÜRDÜN DIŞİŞLERİ BAKANI SAFEDİ’DEN İSRAİL’E İKİNCİ SERT ÇIKIŞ
Kral Abdullah’ın açıklamalarının ardından Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen es-Safedi de İsrail hükümetine yönelik sert ifadeler kullandı. Safedi, BM Genel Kurulu sırasında İsrail hükümetinin politikalarının dünya kamuoyunun önünde daha görünür hale geldiğini savundu.
Çocukların öldürülmesine, okulların yıkılmasına ve sivillerin aç bırakılmasına karşı dünya genelinde seslerin yükseldiğini belirten Safedi, İsrail hükümetini savunan çevrelerin uluslararası hukuk çağrısı yapan aktörlerin güvenilirliğini sorgulamaya ve tarihi çarpıtmaya çalıştığını ileri sürdü.
SAFEDİ: BÖLGENİN GELECEĞİNİ ÇATIŞMA VE ACIYA SÜRÜKLÜYOR
Safedi, Ürdün’ün İsrail işgalinin Filistinliler üzerindeki sonuçlarını uluslararası platformlarda gündeme getirmeye devam edeceğini söyledi. İsrail’in genişleme politikalarının sınırlandırılması için somut uluslararası adımlar oluşturulması gerektiğini belirten Safedi, İsrail hükümetinin izlediği politikaların yalnızca Filistinlileri değil bütün bölgeyi etkilediğini savundu.
Ürdün Dışişleri Bakanı, İsrail hükümetinin bölgenin geleceğini çatışma ve acıya sürüklediğini ifade ederek uluslararası toplumdan harekete geçmesini istedi. Safedi’nin açıklaması, Kral Abdullah’ın İsrail’in “yayılmacı iştahını” bölgesel tehdit olarak tanımlamasının ardından Ürdün yönetiminden gelen ikinci sert mesaj oldu.
SAFEDİ: İSRAİL HÜKÜMETİ HESAP VERMELİ
Safedi, İsrail hükümetinin uluslararası hukuk ihlalleri nedeniyle hesap vermesi gerektiğini söyledi. Filistin halkına uygulandığını belirttiği haksızlık, baskı ve mahrumiyetin yanı sıra bölgedeki çatışmaların uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğini ifade etti.
Ürdün Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler, insani yardım kuruluşları ve uluslararası liderlerin hedef alınmasına da tepki gösterdi. Ürdün’ün İsrail hükümetinin politikalarına yönelik eleştirilerini sürdürerek uluslararası hukuk çerçevesinde somut adımlar atılması için çalışacağını belirtti.
ÜRDÜN’ÜN İSRAİL’E YÖNELİK SÖYLEMİNDE ULUSAL GÜVENLİK ÖNE ÇIKTI
Ürdün yönetimi geçmiş yıllarda da Gazze’deki savaş, Batı Şeria’daki yerleşimler ve Filistinlilerin yerlerinden edilmesine karşı sert açıklamalar yaptı. Kral Abdullah’ın 2026 BM Genel Kurulu konuşmasında farklılaşan başlıklardan biri ise İsrail hükümetinin “yayılmacı iştahının” doğrudan bölgesel tehdit olarak tanımlanması ve Suriye’deki gelişmelerin Ürdün’ün ulusal güvenliğiyle ilişkilendirilmesi oldu.
Abdullah’ın İsrail’in güney Suriye’deki faaliyetlerini Ürdün’ün kuzey sınırı ve su güvenliği açısından ele alması, açıklamanın Filistin meselesinin ötesindeki güvenlik boyutunu ortaya koydu. Kral Abdullah’ın ardından Dışişleri Bakanı Safedi’nin de İsrail hükümetinin politikalarının tüm bölgenin geleceğini etkilediğini söylemesi, Amman yönetiminin BM Genel Kurulu sırasındaki mesajlarının ortak başlığını oluşturdu.





