ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasında İran konusunda yaşandığı öne sürülen görüş ayrılığı uluslararası diplomasi kulislerini hareketlendirdi. ABD merkezli Axios tarafından yayımlanan habere göre, iki liderin 19 Mayıs’ta yaptığı telefon görüşmesinde İran’la yürütülen olası anlaşma süreci masaya yatırıldı.
Haberde, Washington ile Tel Aviv’in İran’a yönelik stratejisinde farklı yaklaşımlar benimsediği ileri sürüldü. İddiaya göre Trump yönetimi diplomatik çözüm ve kontrollü müzakere sürecine ağırlık verirken, Netanyahu cephesi İran’a karşı daha sert ve güvenlik merkezli bir yaklaşımı savunuyor.
Axios’un aktardığı bilgilere göre görüşmenin ardından Netanyahu’nun “telaşa kapıldığı” ve süreçten rahatsızlık duyduğu öne sürüldü. İsrail yönetiminin özellikle İran’ın nükleer programına ilişkin müzakere seçeneğine temkinli yaklaştığı değerlendiriliyor.
“NİYET MEKTUBU” İDDİASI GÜNDEMİ SARSTI
Haberde yer alan iddialara göre Donald Trump, Netanyahu’ya arabulucuların ABD ile İran arasında imzalanabilecek bir “niyet mektubu” üzerinde çalıştığını iletti.
Söz konusu metnin, İran ile yaşanan çatışmalı süreci resmen sona erdirecek diplomatik zemini oluşturmayı hedeflediği ifade edildi. Taslakta özellikle İran’ın nükleer programı, bölgesel güvenlik başlıkları ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden tam kapasiteyle açılması gibi kritik maddelerin yer aldığı belirtildi.
İddialara göre tarafların üzerinde çalıştığı plan, yaklaşık 30 günlük yoğun bir müzakere sürecini kapsıyor. Bu süreçte teknik heyetlerin karşılıklı görüşmeler yürütmesi ve nihai anlaşma zemininin oluşturulması amaçlanıyor.
NETANYAHU’NUN WASHINGTON PLANI
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun gelişmelerin ardından önümüzdeki haftalarda Washington’a giderek Trump ile yüz yüze görüşmek istediği de öne sürüldü.
İsrail yönetiminin özellikle İran’a yönelik olası yaptırım esnekliği ve bölgedeki askeri denge konularında ABD’den daha net güvence talep ettiği değerlendiriliyor. Tel Aviv’in, İran’ın nükleer kapasitesine ilişkin herhangi bir yumuşamanın uzun vadede güvenlik riskleri doğurabileceği görüşünde olduğu belirtiliyor.
KATAR VE PAKİSTAN DİPLOMASİ TRAFİĞİNDE ÖNE ÇIKTI
Haberde dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise Katar ve Pakistan’ın sürece aktif şekilde dahil olması oldu. İddiaya göre iki ülke, bölgedeki diğer arabulucuların katkısıyla “revize edilmiş bir barış metni” üzerinde çalışma yürütüyor.
Bir Arap yetkilinin açıklamasına dayandırılan haberde, Katar yönetiminin son taslak metni İranlı yetkililerle görüşmek üzere bu hafta başında Tahran’a heyet gönderdiği belirtildi.
Pakistan’ın da son dönemde İran ile ABD arasındaki diplomatik trafiği hızlandırmaya yönelik temaslarını artırdığı ifade ediliyor. Bölgesel aktörlerin sürece dahil olması, Orta Doğu’daki gerilimin kontrollü biçimde düşürülmesi çabalarının hız kazandığı şeklinde yorumlanıyor.
İRAN’IN TUTUMU BELİRSİZLİĞİNİ KORUYOR
Tüm diplomatik hareketliliğe rağmen İran yönetiminin söz konusu taslağa nasıl yaklaşacağı henüz netlik kazanmış değil. Haberde, Tahran’ın mevcut pozisyonunda önemli bir değişikliğe gidip gitmeyeceğinin belirsiz olduğu vurgulandı.
Uzmanlar, İran’ın özellikle yaptırımların kaldırılması, güvenlik garantileri ve bölgesel nüfuz alanlarına ilişkin somut adımlar görmek isteyeceğini değerlendiriyor. Tarafların ortak zeminde buluşup buluşamayacağı ise önümüzdeki günlerde yapılacak diplomatik temaslarla netleşecek.




