Suriye’de yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde Türkçenin seçmeli ders statüsünden çıkarıldığı ve yerine Fransızcanın getirildiği yönündeki haberler, başta Türkmen temsilciler olmak üzere Türkiye ile eğitim bağları bulunan çevrelerde tepkiye yol açtı. Türkiye Gazetesi’nin 9 Eylül 2026 tarihli haberinde, Suriye genelinde Türkçenin seçmeli dil kategorisinden çıkarıldığı, Fransızcanın ise yeniden müfredata dahil edildiği öne sürüldü. Haberde Suriye makamlarının yeni müfredatın eğitim-öğretim dönemine yetişmemesi nedeniyle devrik Beşşar Esad döneminde kullanılan müfredatın uygulanmasını gerekçe gösterdiği aktarıldı. Ancak Suriye’nin merkezi eğitim sisteminin geçmişten bugüne uyguladığı yabancı dil programı incelendiğinde, tartışmayı değiştiren temel bir ayrıntı ortaya çıkıyor: Türkçenin Suriye genelindeki resmi devlet okullarında merkezi bir kararla seçmeli yabancı dil olarak müfredata alındığını gösteren doğrulanmış bir düzenleme bulunmuyor.

Suriye’nin merkezi müfredatına ilişkin geçmiş kayıtlar, İngilizcenin temel yabancı dil olarak okutulduğunu, Fransızcanın ise yedinci sınıftan itibaren ikinci yabancı dil kapsamında eğitim sisteminde bulunduğunu gösteriyor. Suriye Eğitim Bakanlığı 2014 yılında aldığı kararla Rusçayı da ikinci yabancı dil seçeneği hâline getirmiş, öğrencilerin yedinci sınıftan itibaren Fransızca ile Rusça arasında tercih yapabilmesinin önünü açmıştı. Suriye Eğitim Bakanlığı verilerine dayandırılan 2014-2015 ders çizelgelerinde de İngilizce birinci yabancı dil olarak yer alırken, Fransızca ve Rusça ikinci yabancı dil kapsamında gösteriliyor. Aynı merkezi ders programında Türkçeye ilişkin benzer bir statü bulunmuyor.

“TÜRKÇE ÇIKARILDI” İFADESİNDEKİ TEMEL SORUN

Tartışmanın merkezindeki sorun, kuzey Suriye’deki bölgesel eğitim uygulamalarıyla Suriye devletinin ülke çapındaki merkezi müfredatının birbirine karıştırılması. Türkçenin Suriye genelindeki merkezi müfredatta seçmeli yabancı dil olduğu kabul edildiğinde, yeni dönemde alınan karar doğal olarak “Türkçe kaldırıldı, yerine Fransızca getirildi” şeklinde okunuyor. Oysa geçmiş eğitim programları Fransızcanın yeni getirilen bir yabancı dil olmadığını, onlarca yıldır Suriye okullarında okutulduğunu ortaya koyuyor. Türkçenin merkezi Suriye müfredatına ülke çapında seçmeli ders olarak eklendiğine ilişkin resmi bir karar gösterilemediği için de teknik olarak merkezi müfredattan “çıkarılmış” bir Türkçe dersinden söz etmek mümkün görünmüyor.

Türkiye Gazetesi’nin haberindeki önemli ayrıntılardan biri de Suriyeli milletvekilleri, Türkmen Meclisi yöneticileri ve bazı sivil toplum kuruluşlarının Türkçenin “yeni müfredatta seçmeli olmaktan çıkarılmasına” tepki gösterdiğinin belirtilmesi. Aynı haberde Türkçe için yeni bir kararname hazırlanmasının talep edilmesi ise mevcut tartışmanın hukuki boyutu açısından dikkat çekiyor. Türkçenin zaten merkezi müfredatta ülke çapında seçmeli ders statüsü bulunuyorsa yeni bir kararname talebinin neden gündeme geldiği, bulunmuyorsa da “müfredattan çıkarıldı” ifadesinin hangi resmi düzenlemeye dayandırıldığı açıklığa kavuşturulması gereken başlıklar arasında yer alıyor.

TÜRKÇE NEREDE OKUTULUYORDU?

Türkçenin Suriye’de hiç okutulmadığını söylemek de tabloyu eksik bırakıyor. Fırat Kalkanı başta olmak üzere Türkiye’nin askeri harekâtlarının ardından Suriye Geçici Hükümeti ve yerel meclislerin etkili olduğu kuzey bölgelerinde oluşturulan eğitim sisteminde Türkçe derslerine yer verildi. Millî Eğitim Bakanlığının 2017 yılında yayımladığı bilgilerde Azez, Mare, Cerablus, El Bab ve Çobanbey gibi Fırat Kalkanı bölgesindeki merkezlerde okulların yeniden faaliyete geçirilmesinin yanı sıra Türkçe bilen öğretmenlerin istihdam edilmesi için hazırlık yapıldığı açık biçimde belirtiliyordu. Bakanlık yetkilileri o dönemde bölgede yaşayan Suriyelilerin Türkçe öğrenme talebi bulunduğunu belirterek her okula bir Türkçe öğretmeni verilmesi yönünde çalışma yürütüldüğünü açıklamıştı.

Yunus Emre Enstitüsünün kayıtları da Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı bölgelerinde bulunan okullar ile kurslarda Türkçe derslerinin verildiğini ve bu derslerde görev yapan Suriyeli öğretmenlere yönelik eğitim programlarının düzenlendiğini doğruluyor. Dolayısıyla kuzey Suriye’de fiilen yıllardır devam eden ve ciddi bir öğrenci kitlesine ulaşan Türkçe eğitimi gerçek bir uygulamaya dayanıyor. Ancak söz konusu sistem, Şam’daki Suriye Millî Eğitim Bakanlığının bütün ülkeyi kapsayan merkezi müfredatıyla aynı hukuki ve idari yapı içerisinde değerlendirilmemeli.

İran, Hürmüz konusunda Umman ile anlaştı
İran, Hürmüz konusunda Umman ile anlaştı
İçeriği Görüntüle

KUZEY SURİYE İLE MERKEZİ MÜFREDAT AYNI DEĞİL

Türkiye’nin destek verdiği bölgelerde eğitim yapılanması uzun süre Suriye Geçici Hükümeti, yerel eğitim müdürlükleri ve Türkiye’deki kurumların desteğiyle yürütüldü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının 2021 yılında yayımladığı verilere göre Fırat Kalkanı bölgesinde yaklaşık 700 okul eğitime kazandırılmış ve yaklaşık 200 bin öğrenci bu okullarda eğitim görmüştü. Aynı açıklamada söz konusu okullarda Suriye Geçici Hükümeti tarafından belirlenen müfredatın okutulduğu özellikle belirtilmişti. Merkezi Şam yönetiminin ülke çapında uyguladığı müfredat ile kuzeyde yıllar içerisinde oluşturulan eğitim modelinin farklı idari yapılara dayanması, bugünkü tartışmanın anlaşılması açısından kritik önem taşıyor.

Suriye’de rejim değişikliğinin ardından eğitim sisteminin yeniden merkezileştirilmesi ise iki farklı yapının karşı karşıya gelmesine neden oluyor. Tartışmanın gerçek karşılığı da Türkçenin var olan merkezi müfredattan çıkarılmasından çok, kuzeydeki okullarda 2017’den itibaren oluşturulan Türkçe eğitim altyapısının yeni Suriye eğitim sistemine aktarılıp aktarılmayacağı noktasında ortaya çıkıyor. Türkmen temsilcilerin ve Türkiye ile bağlantılı eğitim çevrelerinin itirazları da yıllar içerisinde oluşan öğretmen kadrosunun ve Türkçe öğrenmiş yüz binlerce öğrencinin kazanımlarının korunması talebine dayanıyor.

FRANSIZCA TÜRKÇENİN YERİNE YENİ GETİRİLMEDİ

“Türkçenin yerine Fransızca getirildi” ifadesi de Suriye eğitim sisteminin geçmişiyle tam olarak örtüşmüyor. Suriye okullarında Fransızca uzun yıllardır yabancı dil eğitiminin bir parçası ve 2014 yılında yapılan düzenlemeden önce de yedinci sınıftan itibaren okutuluyordu. 2014 tarihli düzenlemenin getirdiği yenilik Fransızcanın müfredata eklenmesi değil, Rusçanın Fransızcaya alternatif ikinci yabancı dil olarak sisteme dahil edilmesiydi. Öğrenciler böylece İngilizcenin yanında ikinci yabancı dil olarak Fransızca veya Rusçayı seçebilme imkânı elde etmişti.

Dolayısıyla Şam yönetiminin yeni müfredatı yetiştiremediği gerekçesiyle eski eğitim programına dönmesi durumunda Fransızcanın yeniden görünür hâle gelmesi, Türkçenin yerine yeni bir dilin konulmasından ziyade eski merkezi eğitim sisteminin devam ettirilmesinin sonucu olarak değerlendirilebilir. Türkçenin kuzeydeki yerel eğitim modelindeki statüsünün merkezi sisteme taşınmaması ise ayrı bir siyasi ve eğitim politikası tartışması oluşturuyor.

KÜRTÇE İÇİN YENİ DÖNEMDE AYRI DÜZENLEME

Tartışmayı büyüten gelişmelerden biri, yeni Suriye yönetiminin Kürtçe konusunda attığı adım oldu. Suriye Eğitim ve Öğretim Bakanlığının 2026-2027 eğitim dönemi için açıkladığı düzenlemeyle, Kürt nüfusun kayda değer bölüm oluşturduğu bölgelerde devlet ve özel okullarında Kürtçe eğitiminin önünün açıldığı bildirildi. Eğitim Müfredatlarını Geliştirme Ulusal Merkezinin bütün eğitim kademeleri için Kürtçe ders müfredatı hazırlaması ve gerekli öğretmen kadrosunun oluşturulması kararlaştırıldı.

Türkmen temsilcileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşları da benzer bir hukuki statünün Türkçe için oluşturulmasını talep ediyor. Taleplerin temelinde, Arapçanın devletin resmi dili olma statüsü korunurken Suriye’nin etnik ve kültürel çeşitliliğinin eğitim sistemine yansıtılması düşüncesi bulunuyor. Türkçe için yeni bir düzenleme yapılması hâlinde kuzey Suriye’de yıllardır devam eden bölgesel uygulama ilk kez Şam yönetiminin merkezi eğitim sistemi içerisinde açık ve resmi bir zemine kavuşmuş olacak.

TÜRKİYE’DEN DÖNEN ÖĞRENCİLER İÇİN AYRI SORUN

Türkçe tartışmasının en önemli boyutlarından biri de Türkiye’de eğitim gördükten sonra Suriye’ye dönen çocukların durumu. Türkiye Gazetesi’nin aktardığına göre 2024-2026 döneminde Türkiye’den Suriye’ye dönenlerin sayısı 600 bini aşarken, geçmiş yıllarda 5 bin 555 Türkçe öğretmeni aracılığıyla yaklaşık 390 bin Suriyeli öğrenciye Türkçe eğitimi verildi. Haberde Türk Millî Eğitim Bakanlığı, gönüllü kuruluşlar ve Yunus Emre Enstitüsünün süreç içerisinde oluşturduğu eğitim altyapısının önemli bir insan kaynağı meydana getirdiği değerlendirmesine de yer verildi.

Suriye Türkmen Meclisi Halep Sorumlusu Hüseyin İsa da tartışmanın yalnızca Türkmen toplumunu ilgilendirmediğini, Türkiye’den ülkesine dönen yüz binlerce Suriyeli çocuk açısından eğitim devamlılığı sorunu oluşturacağını savundu. İlk ve orta öğreniminin önemli bölümünü Türkiye’de tamamlayan öğrencilerin edindikleri Türkçe bilgisinin kullanılabileceği bir eğitim alanının ortadan kalkmasının yıllar içinde oluşan birikimi zayıflatacağı görüşünü dile getiren İsa, Türkiye ile Suriye arasında savaş yıllarında oluşan eğitim ve toplumsal bağların korunması gerektiğini söyledi. Türkiye Gazetesi, sorunun Cumhurbaşkanı Ahmed Şara düzeyindeki temaslara da taşındığını ve çözüm beklentisinin sürdüğünü bildirdi.

TÜRKMEN MECLİSİNDEN ŞAM’A RAPOR

Gelişmeler üzerine Suriye Türkmen Meclisinin konuyla ilgili kapsamlı bir rapor hazırlayarak Suriye Millî Eğitim Bakanlığı yetkililerine sunduğu aktarıldı. Türkmen çevrelerinin talebi, geçmişte kuzey bölgelerinde uygulanan modelin aynen bütün Suriye’ye yayılmasından ziyade Türkçenin yeni merkezi müfredatta hukuki statüsü belirlenmiş bir seçmeli dil seçeneğine dönüştürülmesi üzerinde yoğunlaşıyor. Kürtçe için geliştirilen yeni modelin Türkçe açısından da örnek oluşturabileceği belirtilirken, Suriye’nin yeni eğitim düzeninin ülkedeki farklı toplumsal kesimlerin dil taleplerine eşit mesafede yaklaşması isteniyor.

Türkiye’nin Şam Büyükelçiliğinin de mağduriyet yaşanmaması için girişimlerde bulunduğu belirtilirken, çözüm arayışının iki farklı başlık üzerinden ilerlemesi bekleniyor. Birinci başlığı kuzey Suriye’de halen Türkçe eğitim gören öğrencilerin mevcut haklarının ve eğitim sürekliliğinin korunması, ikinci başlığı ise Türkçenin gelecekte hazırlanacak Suriye merkezi müfredatında seçmeli dil statüsüne resmen kavuşturulması oluşturuyor.

İDDİA İLE GERÇEK UYGULAMA BİRBİRİNDEN AYRILMALI

Suriye’de Türkçenin merkezi müfredata seçmeli dil olarak dahil edildiğine ilişkin iddialar geçmiş yıllarda da dönem dönem kamuoyuna yansıdı. Teyit çalışmalarında Suriye Millî Eğitim Bakanlığının bütün ülkeyi kapsayan müfredatında Türkçeyi seçmeli yabancı dil haline getiren resmi bir karar, kararname veya merkezi düzenleme ortaya konulamadığı belirtilirken, kafa karışıklığının kuzey Suriye’deki fiili Türkçe eğitiminin bütün ülkeye ait bir uygulama gibi aktarılmasından kaynaklandığı değerlendiriliyor.

Ortaya çıkan tablo, iki ayrı gerçeğin birbirinden ayrılması gerektiğini gösteriyor. Türkçe, kuzey Suriye’de Türkiye’nin desteği ve yerel eğitim kurumlarının kararlarıyla binlerce öğrenciye yıllardır öğretiliyor; ancak söz konusu bölgesel uygulama, Türkçenin Şam yönetimi tarafından Suriye genelinde seçmeli yabancı dil ilan edildiği anlamına gelmiyor. Merkezi müfredatta zaten bulunmayan bir dersin “müfredattan kaldırıldığı” söylenemeyeceği için tartışmanın doğru sorusu da değişiyor: Türkçe neden kaldırıldı değil, kuzey Suriye’de yıllardır okutulan Türkçe yeni Suriye’nin merkezi eğitim sistemine neden ve hangi statüyle dahil edilecek?

SOSYAL MEDYA POSTU:

Suriye’de “Türkçe müfredattan çıkarıldı, yerine Fransızca getirildi” tartışmasının perde arkasında farklı bir tablo var.
Merkezi Suriye müfredatında Türkçenin ülke çapında seçmeli ders olduğuna dair doğrulanmış resmi bir karar bulunmuyor.
Fransızca ise yıllardır Suriye eğitim sisteminde, Rusçayla birlikte ikinci yabancı dil seçenekleri arasında yer alıyor.
Türkçe eğitimi esas olarak Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve diğer kuzey bölgelerindeki yerel eğitim modeli içinde uygulandı.
Asıl tartışma, yıllardır Türkçe öğrenen yüz binlerce öğrencinin kazanımlarının yeni merkezi müfredatta korunup korunmayacağı.