ABD'nin İsrail'e hiçbir baskı yapmasının mümkün olmadığını söyleyen Cheney, yönetiminin aracı rolünün sınırlarını ortaya koydu. Araplar hâlâ ne bekliyor?
ABD Başkan Yardımcısı Cheney, İsrail oluşumunun başbakanı 'kan dökücü Olmert'in yanında durarak, Arapların ve dünyanın gözü önünde ABD'nin İsrail'e baskı yapmayı düşünmesinin mümkün olmadığını ve İsrail'in kendi güvenliğiyle ilgili uygun gördüğü kararlarını alabileceğini ifade etti. Cheney burada İsrail'in mücadele ettiği 'teröre' açıklık getirdi. Filistin ve Arap 'terörünü' kast ediyordu. Peki burada yeni bir şey var mı? Dünya ABD'nin İsrail'e hiçbir baskı yapmadığını ve bunu bir an bile de düşünmediğini zaten biliyor. Cheney'ye bu sözleri sarf ettiren yeni gelişme nedir?
Yeni gelişme, Cheney'nin Olmert'in yanındayken Suudi Arabistan ziyaretinden yeni dönmüş olmasıydı. Suudi kralı Cheney'den, İsrail'e Filistinlilerle imzaladığı anlaşmayı yerine getirmesi ve yerleşim inşasını durdurması için baskı yapmasını istemişti. O halde Cheney'nin sözleri ne anlama geliyor? Bu ifadeler ABD açısından, İsrail'in 'güvenliğini koruma' iddiasıyla dilediğini yapmada serbest olması demektir. Öldürebilir, suikast düzenleyebilir, yıkabilir, yakabilir. ABD bunları kabul ediyor, İsrail'in yaptığı da bu. Gazze'deki katliamlar 'kendini savunma' ve 'güvenliğini koruma' iddiasıyla yapıldı.
Cheney'nin sözlerinin ikinci anlamıysa, İsrail'in bunları yaparken sorumluluk altında olmaması. Yani anlaşmaları uygulamamanın 'güvenliğini korumak için' kaçınılmaz olduğunu kararlaştırırsa, 'Yol Haritası' gibi anlaşmalara bağlı kalmayabilir. Cheney'nin, İsrail'e Amerikan baskısı yapılması yönündeki Suudi talebi sonrası bu sözleri sarf etmesinin anlamı, Arapların diledikleri talepte bulunabileceği ama bunların ABD açısından değeri olmadığı şeklinde. Araplar ABD'den İsrail suçlarının durması için müdahale etmesini, İsrail'e anlaşmaları yerine getirmesi için baskı yapmasını isteyebilir. Ancak Amerikan tutumuna hükmeden prensip, Araplar istesin veya istemesin İsrail'in dilediğini yapma hakkının olduğudur.
O halde, Arapların Amerika'ya bağladığı umuttan geriye ne kaldı? Açıkçası, Arapların ABD'ye bel bağlayabileceği hiçbir konu kalmadı. Şu an tablo gayet açık. Ne müzakereler var, ne çözüm, ne kurulacak Filistin devleti ne de ABD'nin İsrail'inkinden farklı bir tutumu...
Kaynak: Radikal