Birleşmiş Milletler Genel Merkezi, 81. Genel Kurul’un yüksek düzeyli haftası kapsamında dünya liderlerini New York’ta ağırlıyor. Genel görüşmeler 22 Eylül’de başladı ve 28 Eylül’e kadar devam edecek. Yaklaşık 71 devlet başkanı, 45 hükümet başkanı, 50 bakan, 11 devlet başkanı yardımcısı ve bir veliaht prensin katılımının beklendiği toplantıların ilk gününde Filistin meselesi, Gazze’deki durum, Batı Şeria’daki yerleşimler ve iki devletli çözüm çok sayıda konuşmada yer aldı.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping Genel Kurul’a katılmadığı için listede yer almıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de New York’a gelmezken Rusya’yı Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov temsil ediyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın konuşması 23 Eylül’de, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in konuşması ise 25 Eylül’de planlandığından, henüz yapılmamış konuşmalara liderlerin söylemediği ifadeler eklenmedi.
LULA DA SILVA: “FİLİSTİNLİ NESİLLER GAZZE’DE YAŞANANLARIN ACISINI VE TRAVMASINI TAŞIYACAK”
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, Gazze konusunda Netanyahu hükümetine doğrudan suçlamalar yöneltti. Lula, Gazze’de Netanyahu hükümetinin kadınlara ve çocuklara karşı gerçekleştirdiğini söylediği eylemleri “soykırım” olarak nitelendirdi ve Filistinlilerin gelecek nesillerinin yaşananların acısını ve travmasını taşıyacağını ifade etti. İsrailli sivillerin de Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırıları ve “radikalizm ile hoşgörüsüzlüğün” bedelini ödediğini söyledi.
Lula, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin iki devletli çözümü giderek uygulanamaz hale getirdiğini belirtti. İsrailliler ile Filistinlilerin güvenlik içinde yaşayabilmeleri için iki devletli çözümün gerekli olduğunu savunan Brezilya lideri, Uluslararası Ceza Mahkemesi ve üyelerine yönelik baskıların suç işleyenlerin cezasız kalmasına hizmet ettiğini söyledi. Lula ayrıca BM Filistin Özel Raportörü Francesca Albanese’nin “gerçeği söylediği için susturulmaması” gerektiğini ifade etti.
RECEP TAYYİP ERDOĞAN: “FİLİSTİN’İ TANIMAYAN TÜM ÜLKELERİ KARARLARINI YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMEYE ÇAĞIRIYORUM”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasına Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın ikinci yıl üst üste Genel Kurul salonunda bulunamamasına tepki göstererek başladı. Erdoğan, Filistin devletini henüz tanımayan ülkelere kararlarını yeniden değerlendirme çağrısında bulundu ve Türkiye’nin egemen bir Filistin devletinin sesi olmayı sürdüreceğini söyledi.
Erdoğan, son üç yılda Gazze’de 74 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyleyerek İsrail’in eylemlerini “devlet terörü” olarak nitelendirdi. Gazze’yi “ölüm kampı” ve “dünyanın en büyük çocuk mezarlığı” ifadeleriyle tanımlayan Erdoğan, Batı Şeria’da yerleşimci şiddetinin arttığını, Müslümanlar ve Hristiyanların Kudüs’te kutsal mekanlara erişimlerinin engellendiğini ve UNRWA’nın faaliyetlerinin zayıflatılmaya çalışıldığını söyledi. İsrail ise soykırım suçlamalarını reddediyor.
Erdoğan ayrıca Gazze’de ateşkesin ardından da ölümlerin sürdüğünü belirterek yeniden imar çalışmalarının gecikmeden başlaması gerektiğini söyledi. Türkiye’nin bir yıl önce Şarm el-Şeyh’te imzalanan Gazze anlaşmasına bağlı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, uluslararası toplumdan İsrail üzerinde baskı kurulmasını istedi. Konuşma sırasında İsrail heyetinin Genel Kurul salonundan ayrıldığı bildirildi.
EMMANUEL MACRON: “GAZZE’DEKİ MANZARA HEPİMİZ ADINA UTANÇ VERİCİ”
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Gazze’deki insani yardım durumunu konuşmasının merkezine taşıdı. Macron, Gazze’de barışın sağlandığının söylendiğini ancak insani yardım girişinde buna karşılık gelen bir iyileşme yaşanmadığını belirterek, “Uluslararası toplumun Gazze karşısında hareketsiz kalması halinde güvenilirliğimizin değeri nedir?” sorusunu yöneltti. Gazze’de ortaya çıkan tabloyu “hepimiz adına utanç verici” olarak nitelendirdi.
Macron, Batı Şeria’da yaşananlara da değinerek Filistin halkının meşru haklarının ihlal edildiğini söyledi. Fransa’nın Filistin egemenliğine inandığını vurgulayan Macron, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti ve ihlallere dikkat çekti. İsrail’in güvenliğinin komşularının egemenliğini ihlal etmekten geçtiğini savunan yaklaşımın yanlış olduğunu belirten Fransız lider, böyle bir politikanın İsrail’in uzun vadeli güvenliğini de zayıflattığını savundu.
Macron’un konuşmasının Filistin bölümü Lübnan konusuyla da bağlantılıydı. Fransa Cumhurbaşkanı, Lübnan’ın egemenliğine saygı gösterilmesini isterken Filistinlilerin de egemenlik hakkına sahip olduğunu ve temel haklarının yeniden ihlal edildiğini söyledi.
ANDY BURNHAM: “GAZZE VE BATI ŞERİA’DAKİ ACI BÜYÜRKEN SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ”
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Hamas’ın 7 Ekim 2023 saldırılarını “tamamen korkunç” olarak nitelendirerek İngiltere’nin İsrail’in ve dünya genelindeki Yahudilerin güvenliğinin yanında olduğunu söyledi. Burnham ardından 7 Ekim saldırılarının İsrail hükümetinin Gazze veya Batı Şeria’daki eylemlerini haklı çıkarmadığını belirtti.
Burnham, çok sayıda insanın ve çocuğun hayatını kaybettiğini belirterek, “Korkunç acı büyümeye devam ederken ve iki devletli çözüm ihtimali saldırı altındayken seyirci kalmayacağız” mesajını verdi. İngiltere’nin İsrail yerleşimlerine yönelik aldığı yaptırım kararlarını da savunan Burnham, özellikle Doğu Kudüs yakınındaki E1 yerleşim projesinin uygulanmasının yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulmasını tehlikeye atacağını söyledi. İki devletli çözümden söz edip yerleşim faaliyetleri karşısında adım atmamanın siyasete duyulan güveni daha da azaltacağını ifade etti.
KRAL II. ABDULLAH: “BUNUN ADI ZORLA YERİNDEN ETME VE BU BİR SAVAŞ SUÇU”
Ürdün Kralı Abdullah II of Jordan, Filistin meselesini konuşmasının ana başlıklarından biri yaptı. Kral Abdullah, uluslararası toplumun onlarca yıldır Filistin-İsrail meselesini çözmek yerine yönetmeyi tercih ettiğini söyledi. İsrail’in her yeni ihlalinin başlangıçta geçici olarak değerlendirildiğini, zaman içinde “geçici olanın kalıcı, kalıcı olanın da politika” haline geldiğini savundu.
Abdullah’a göre Batı Şeria’da yerleşimlerin genişlemesi, yerleşimci şiddeti ve Filistinlilerin evlerinden çıkarılması birbirinden bağımsız gelişmeler değil. Ürdün Kralı, Filistinlilerin evlerinden zorla çıkarılmasını “zorla yerinden etme” ve “savaş suçu” olarak nitelendirerek Batı Şeria’daki gelişmelerin Filistinlileri topraklarından çıkarmaya yönelik tek bir politikanın parçaları olduğunu söyledi.
Kral Abdullah, Gazze’deki yıkım ile Batı Şeria’daki fiili ilhak sürecini aynı stratejinin iki ayağı olarak değerlendirdi. İsrail politikasının sonucunun yaşayabilir bir Filistin devletinin kurulmasını imkânsız hale getirmek olduğunu savunan Abdullah, uluslararası kararların İsrail söz konusu olduğunda uygulanmadığını söyledi. Ürdün lideri ayrıca Gazze’deki ateşkesin ilk 300 gününde en az 300 Filistinli çocuğun öldürüldüğünü belirtti.
ŞEYH TEMİM BİN HAMAD AL SANİ: “FİLİSTİN ULUSLARARASI DÜZENİN KÖR NOKTASI OLDUĞU SÜRECE ADALETTEN SÖZ EDİLEMEZ”
Katar Emiri Tamim bin Hamad Al Thani, Filistin meselesinin uluslararası sistem açısından temel bir sınav olduğunu söyledi. Şeyh Temim, “Filistin uluslararası düzenin kör noktası olmaya devam ettiği sürece adil bir uluslararası düzenden söz edilemez” ifadelerini kullandı. Gazze’de yaşananları “kelimenin her anlamıyla soykırım” ve “tüm insanlığın vicdanında bir utanç lekesi” olarak nitelendirdi. İsrail hükümeti ise soykırım suçlamalarını reddediyor.
Katar Emiri, İsrailli liderlerin Gazze nüfusunun başka yerlere gönderilmesini çözüm olarak açık biçimde dile getirdiğini savunarak zorla yerinden edilme ihtimaline dikkat çekti. Katar’ın savaşın ilk gününden itibaren arabuluculuk yürüttüğünü belirten Şeyh Temim, İsrail’den operasyonları durdurma, Gazze’den çekilme ve ablukayı kaldırma yönündeki taahhütlerini yerine getirmesini istedi. Doha’nın ateşkesin kalıcı barışa dönüştürülmesi için çalışmaya devam edeceğini söyledi.
Şeyh Temim, İsrail’in eylemlerinin Gazze ile sınırlı kalmadığını; Batı Şeria, Lübnan ve Suriye üzerinden bölgesel güvenliği de etkilediğini savundu. Katar lideri konuşmasında Filistin dosyasını daha geniş bir bölgesel güvenlik çerçevesine yerleştirerek diyalog, müzakere, devletlerin egemenliğine saygı ve bölgesel kolektif güvenlik sistemi çağrısı yaptı.
ANTONIO GUTERRES: “İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM GÖZLERİMİZİN ÖNÜNDE ERİYOR”
Devlet veya hükümet lideri olmamasına rağmen BM Genel Sekreteri António Guterres de Genel Kurul’un açılışındaki Filistin mesajları nedeniyle derlemeye ayrıca dahil edildi. Guterres, iki devletli çözümün giderek ortadan kalktığı uyarısında bulundu ve işgal altındaki Batı Şeria’da şiddet, yerinden edilme ve yerleşimlerin genişlemesinin “etnik temizlik hayaletini” ortaya çıkardığını söyledi. Gazze ve bölgedeki mevcut durumu gerçek anlamda bir ateşkes olarak değerlendirmedi.
Guterres’in açıklamaları, görev süresinin son BM Genel Kurul genel görüşmesindeki açılış konuşmasında geldi. BM Genel Sekreteri uluslararası sistemde askeri gücün tek başına çözüm oluşturamayacağını savunurken, Gazze ve Batı Şeria’nın yanı sıra dünyanın farklı bölgelerindeki savaşlarda uluslararası hukukun uygulanması çağrısını yineledi.




