Dünya Müslüman Âlimler Birliği, 13 Ekim 2026 tarihinde Katar'ın başkenti Doha'da yayımladığı resmî bildiride Azerbaycan yönetimine seslenerek ülkedeki Müslümanların din özgürlüğünün korunmasını talep etti. Azerbaycan'da başörtülü kız öğrencilerin okullara girişlerinin engellendiği yönünde gündeme gelen iddialara değinilen açıklamada, dinî inançların özgürce yaşanmasının güvence altına alınması gerektiği belirtildi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına hitaben yapılan çağrıda, din özgürlüğünün ülke açısından bir güç kaynağı olduğu savunuldu. Birlik, İslam'a yönelik kısıtlamaların geçmişte toplumsal karışıklıklara ve geri kalmışlığa yol açtığını ileri sürerek devlet yönetimlerinin dinî hak ve özgürlüklere yaklaşımını gündeme taşıdı.

MUSTAFA KEMAL VE CEMAL ABDUNNASIR DÖNEMLERİNE ATIF YAPILDI

Birliğin bildirisinde laiklik uygulamalarına ilişkin görüşlere de yer verildi. İslam ve Arap dünyasında laik yönetim anlayışının refah, medeniyet ve ilerlemeyi sağlayamadığı savunulurken Türkiye'de Mısır'da bir zamanlar yaşananlar söz konusu görüşe örnek olarak gösterildi.

Dinî hayatın sınırlandırılması ile toplumsal gelişme arasındaki ilişkiye dair değerlendirmelerini paylaşan birlik, İslam'ın kamusal alandaki görünürlüğüne yönelik kısıtlamalara karşı çıktığını ifade etti. Açıklamada, Müslüman toplumların dinî kimliklerinin korunması gerektiği görüşü dile getirildi.

AZERBAYCAN'IN SAVAŞTAKİ ZAFERİNE VERİLEN DESTEK HATIRLATILDI

Dünya Müslüman Âlimler Birliği, Azerbaycan'ın savaşta elde ettiği zaferin Müslümanlar, özellikle de İslam âlimleri arasında büyük bir sevinçle karşılandığını belirtti. Bildiride, Azerbaycan'ın zaferi için camilerde dua edildiği ve Müslümanların ülkeye dinî dayanışma temelinde destek verdiği aktarıldı.

Birlik, söz konusu dayanışmayı hatırlatarak Müslüman kimliğiyle tanımladığı Azerbaycan'da başörtülü kız öğrencilerin okullara alınmadığı yönündeki haberlerin dünya genelindeki Müslümanlar arasında şaşkınlık yarattığını ifade etti. Ülkedeki başörtüsü uygulamalarına ilişkin iddiaların din özgürlüğü çerçevesinde ele alınması istendi.

BAŞÖRTÜLÜ ÖĞRENCİLERİN OKULLARA ALINMADIĞI İDDİALARI

Azerbaycan'da başörtüsü kullanan kız öğrencilerin okullara girişlerinin engellendiğine ilişkin iddialar, bildirinin temel gündem maddelerinden birini oluşturdu. Dünya Müslüman Âlimler Birliği, söz konusu iddiaların laikliğin sınırları ve dinî özgürlüklerin korunması konusunda ciddi sorular ortaya çıkardığını belirtti.

Aliyev'in müftüsü başörtüsü yasağını savundu
Aliyev'in müftüsü başörtüsü yasağını savundu
İçeriği Görüntüle

Açıklamada, laikliğin inanç özgürlüğünü güvence altına alması gereken bir ilke olduğu görüşüne yer verilirken söz konusu anlayışın dinî sembolleri sınırlandırmak için kullanılmasına karşı çıkıldı. Özellikle İslami başörtüsüne yönelik yasakların, bireylerin inançlarını yaşama ve eğitim alma haklarıyla ilişkili olduğu vurgulandı.

Başörtüsü taktığı gerekçesiyle bir kız öğrencinin eğitimden mahrum bırakılmasının kadın özgürlüğü, inanç özgürlüğü ve eşitlik ilkeleri bakımından sorgulanması gerektiği ifade edildi. Birlik, bazı laik çevrelerin savunduğu eşitlik anlayışının başörtülü öğrencilerin hakları söz konusu olduğunda nasıl uygulandığına ilişkin sorular yöneltti.

KADIN HAKLARI VE EĞİTİMDE EŞİTLİK VURGUSU

Bildiride kadın haklarının seçici biçimde ele alınmaması gerektiği belirtilerek eğitim hakkının dinî kimliğe veya siyasi iktidarın yaklaşımına bağlı olarak sınırlandırılamayacağı savunuldu. Dünya Müslüman Âlimler Birliği, kadınların haklarını savunmanın başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını korumayı da kapsaması gerektiğini bildirdi.

Azerbaycan'da başörtülü bir kız öğrencinin eğitim hakkının, başka ülkelerde ve farklı koşullarda yaşayan kadınların eğitim haklarıyla aynı ilkeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekildi. Bir ülkede savunulan bir hakkın başka bir ülkede görmezden gelinmesinin, hak savunucularının benimsediği ilkeler açısından tutarsızlık oluşturacağı ifade edildi.

Kadınların eğitimden yararlanma hakkının herhangi bir dinî tercih nedeniyle ortadan kaldırılamayacağını savunan birlik, eğitim ve inanç özgürlüklerinin birlikte korunması çağrısında bulundu. Açıklamada, başörtüsü tercihinin bir öğrencinin eğitim kurumlarına erişimine engel teşkil etmemesi gerektiği görüşü yer aldı.

KADIN ÖRGÜTLERİNE VE İNSAN HAKLARI KURULUŞLARINA SORULAR YÖNELTİLDİ

Dünya Müslüman Âlimler Birliği, Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmalarına ilişkin devlet yönetimine ve hak savunucularına çeşitli sorular yöneltti. Bir devletin başörtüsünü yasaklamaktan nasıl bir yarar elde edeceği ve başörtüsünün bilimle herhangi bir çelişki taşıyıp taşımadığı konularının açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Kadın örgütleri ile insan hakları kuruluşlarına da seslenilen bildiride, kız öğrencilerin eğitim hakkının mı yoksa söz konusu hakkı kısıtlayan makamın kimliğinin mi esas alındığı soruldu. Birlik, kadın hakları ve eğitim özgürlüğü konusunda savunulan ilkelerin ülkeler ve siyasi yönetimler arasında ayrım yapılmadan uygulanması gerektiğini belirtti.

AZERBAYCAN HALKININ İSLAMİ KİMLİĞİNİN KORUNMASI İSTENDİ

Dünya Müslüman Âlimler Birliği, bildirinin sonunda Azerbaycan Cumhurbaşkanına doğrudan çağrıda bulunarak Müslüman kız öğrencilerin din özgürlüğünün güvence altına alınmasını talep etti. Açıklamada, öğrencilerin dinî inançlarını sürdürürken eğitim haklarından yararlanabilmelerinin sağlanması gerektiği ifade edildi.

Birlik, Azerbaycan halkının İslami kimliğinin korunmasının önemini de vurguladı. Ülke yönetiminden dinî özgürlüklerin güvence altına alınması ve başörtülü öğrencilerin eğitim hakkına ilişkin gündeme gelen iddiaların dikkate alınması istendi.

BİLDİRİ DOHA'DA YAYIMLANDI

Dünya Müslüman Âlimler Birliği tarafından yayımlanan bildirinin tarihi, hicri takvime göre 2 Cemaziyelevvel 1448, miladi takvime göre ise 13 Ekim 2026 olarak kaydedildi. Katar'ın başkenti Doha'da hazırlanan açıklama, birlik yönetiminin imzalarıyla kamuoyuna duyuruldu.

Bildiride Dünya Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Dr. Ali Muhammed es-Sallabi ile Birlik Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği'nin isimleri yer aldı. İki isim tarafından imzalanan metinde, Azerbaycan'daki Müslüman öğrencilerin din özgürlüğünün korunması ve ülke halkının İslami kimliğinin muhafaza edilmesi yönündeki talepler yinelendi.