Ve Abdullah Gül cumhurbaşkanı. Ankaralılar tarihî güne yağmurla uyandı. Başkentin üzeri bulutlarla kaplıydı. Yağmur ara ara sürdü. Oylamalara geçilirken hava açtı. Meclis'in bahçesi canlı yayın araçlarıyla doluydu.
Her adımda bir televizyon, gazeteci ve siyasetçi konuklarıyla günü yorumluyordu. AK Parti kulislerinde heyecan yüksekti. Milletvekilleri oylarıyla cumhurbaşkanı seçecek olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Diğer partilerin milletvekillerinde ise artık sürecin sonuna gelinmiş olmanın rahatlığı vardı.

Meclis Başkanı önce toplantı yetersayısını aradı. Genel Kurul'da 367'den fazla milletvekili vardı. Abdullah Gül oylamaya katılan 448 milletvekilinden 339'unun oyunu aldı. Seçilmesi için 276 yetiyordu. Bu rakamın çok üzerine çıktı. Birinci ve ikinci turlarda ortaya çıkan aritmetik tablo dün de tekrarlandı. Her parti kendi içinden çıkan adaya oy verirken DTP boş attı. CHP Meclis dışındaydı yine. Genel Kurul'daki gelişmeleri Meclis'in bahçesinden izledi.

Bu görüntü 5 aya yayılan cumhurbaşkanlığı seçiminde hiç değişmedi. Bu sürecin en önemli partisi MHP oldu. MHP yönetiminin 22 Temmuz seçimlerini çok iyi analiz ettiği, cumhurbaşkanlığı stratejisiyle ortaya çıktı. Aksi yöndeki bütün telkin ve yönlendirme çabalarına rağmen doğru bildiği yolda sonuna kadar yürüyen MHP milletvekilleri Meclis'e girerek Çankaya kilidini açtı. Sezer, bütün parti liderlerinin imzasına rağmen üçüncü turda ancak 330 milletvekilinin oyunu alabilmişti.

Gül'ün oyu Sezer'den fazla... Rakam her şey değil; ama önemsiz de değil. Gül'ün seçilmesini demokrasinin ve Cumhuriyet'in erdemi olarak değerlendirmek lazım. Devletin zirvesindeki değişimlerin olağan şartlar içinde kuralların işleyişiyle gerçekleşmesi Türkiye'nin demokratik olgunluğunu gösteriyor. Hiçbir baskı ve yönlendirmeye maruz kalmaksızın milletvekillerinin özgür iradeleriyle 7 yıl önce Sezer'de olduğu gibi dün de Gül'ü Çankaya'ya uygun görmesi sistemin normal yürüdüğünün ifadesi. Dışarıdan müdahaleler değil siyasetin dinamikleri Gül'ü Çankaya'ya taşıdı.

Abdullah Gül'ün devletin bir numaralı koltuğuna oturmasını cumhuriyet rejiminin faziletlerinden biri olarak yorumlamak gerekir. Hayata Kayseri'den başlayan sıradan bir tornacının oğlu devletin zirvesine tırmanmayı başardı. İçinden çıktığı aile ortalama bir Türk ailesinin sahip olduğu özelliklere sahip... Zirveye giden yol elbette ki cumhuriyet rejiminin erdemini kanıtlıyor. Seçimin ardından devir teslim çok hızlı yaşandı. Abdullah Gül 11. cumhurbaşkanı olarak yemin etti. Milletvekillerine hitaben kısa bir konuşma yaptı. Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilk mesajını Meclis kürsüsünden verdi. Ve dün akşam saatlerinde Çankaya'da sessiz devir teslim gerçekleşti.

Öncekilerin aksine Sezer, koltuğunu basına kapattı ve törensiz şekilde Gül'e teslim etti. Kapalı ve sessiz devir teslim biraz demirperde uygulamalarını hatırlatsa da Sezer'in davranışlarına yansıyan sadelik ve mütevazılığın uzantısı olarak yorumlamak daha doğru olur. Sezer yedi yıl boyunca Çankaya'da görkemli programlardan sürekli kaçındı. 22 Temmuz'da millet yeni Meclis'i oluşturdu, yeni milletvekilleri yeni cumhurbaşkanını seçti. Yeni cumhurbaşkanıyla yeni bir dönem başladı. Artık yeni bir Türkiye var. Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığında sergileyeceği görüntü öngörülebilir aslında. Denenmiş ve sınanmış bir isim. Başbakan ve dışişleri bakanı olarak yaptıkları ortada. Sonuçta geniş zamana da yayılmış da olsa dün Meclis 11. cumhurbaşkanına seçmeyi başardı. Gül hayırlı olsun. Başarısı Türkiye'nin başarısı olacak, başarısızlığının bedeli de hepimize çıkacak...

 
Kaynak: Zaman