Diyarbakır'dayım. Şehir henüz uyanmışken havaalanından bizi alan dostumuzla birlikte sokaklardan geçiyoruz.
Eski, yeni binaların iç içe geçtiği, sokakların nefes alınamayacak kadar daraldığı bu şehrin, Türkiye'deki en önemli tartışmanın merkezi olduğuna inanmak zor.
Güçlükle ilerlediğimiz yollara taşan mahmur insan portreleri, ne yapacağına karar verememiş bir belirsizliğin nabzı gibi.
***
Diyarbakır'dan notlar aktaracağız. Ama önce geldiğimiz şehrin, Ankara'nın notlarını aktaralım.
Dünden bu yana peşpeşe gelen çatışma ve patlama haberleri; muhtemelen yarın itibarıyla ülkede tansiyonu yeniden yükseltecek şehit cenazeleri.
Türkiye bu şartlar altında açılımı tartışıyor.
30 Ağustos yazılı açıklaması dışında açılım konusunda sessizliğini koruyan, ancak son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında sürece destek veren askerlerin, bu yeni durumla birlikte farklı bir duruş sergileyip sergilemeyeceği merak konusu.
Bu konuda kabaca iki tezden söz
edilebilir.
Birincisi, meseleye başından beri olumsuz bakanların tezi. 'Şehit cenazeleri ard arda geldikçe ordu açılımla ilgili zaten zoraki olan olumlu tavrından geri adım atarak eski reflekslerine dönecektir.'
Bir diğeri, 'Hükümet, konuyla ilgili kararlı tavrını sürdürürse, kurumlar arasındaki uyum zor da olsa devam edecektir. 'Başka bir ifadeyle askerler, zorlansalar da açılım sürecine verdikleri desteği devam ettirecekler.
***
Ordunun bu konuda ne dediğinin önemli olmadığı yolundaki 'liberal' tezlere eşlik etmeyi doğrusu çok arzu ederdim. Lakin Türkiye'nin mevcut siyasi denklemi bunu şimdilik imkansız kılıyor.
Aslında tüm bunlardan daha önemli bir tartışma var ki, henüz
kimseyle konuşmasam da eminim Diyarbakır'da da karşımıza çıkacak en ciddi soru bu olacak.
Açılım sürecinin en hassas aşaması, kamuoyunun iknası ve atılacak olan adımların Türkiye'yi rahatlatacağı algısının oluşturulması.
Peşpeşe gelen cenazelerle bunun ne kadar zor olacağının elbette herkes farkında. Nitekim Başbakan Erdoğan'ın tekrar 'Ne pahasına olursa olsun açılım devam edecektir' açıklamasını yapması buna işaret.
Lakin şu soru kimilerince çok anlamsız ya da komplocu bulunsa da, konuyla ilgilenin pek çok kimsenin beynini kemirmeye devam ediyor.
Acaba bu son çatışmalar ve yeniden feryatların yükseleceği şehit cenazeleri, bu süreci baltalamak isteyenler eliyle mi gerçekleşiyor?
PKK içinde PKK arayanlardan, PKK'nın sistem içindeki desteklerinni kim olduğuna kadar, bu soruyu farklı tonlarda soranların anlamak istediği hemen hemen aynı aslında.
Açılımın başarıya ulaşmasının en önemli şartlarından birisi, hatta birincisi, akan kanın durması. Yani, kan dökülmeye devam ettikçe Türkiye'nin bu süreci yönetmesi, hele zaten muhalefet eliyle iyice hassas hale getirilen kamuoyunu ikna etmesi çok zor.
***
İşte ordunun açılım konusundaki desteğinin sürmesi tam da bu noktada önemli. Hem bu oyunu bozmak için, hem de kafalardaki kuşku bulutlarını dağıtmak için.
Sıkça ifade edilen, 'devletin kurumları arasındaki uyum', esasen özellikle hükümetle ordu arasındaki uyuma işaret ediyor.
Bunun devam etmesi, sürecin ilerlemesi için hayati önemde.
***
Akşam saatlerinde Diyarbakır'ın bir başka yüzünü görüyoruz. Şehir inanılmaz bir hareketlilikle uzun ve sıcak bir günün sonunda iftara hazırlanıyor.
Biz de o hareketliğin içine bırakıyoruz kendimizi.
Kaynak: Star