Son yıllarda Suriye'nin durumu çok düzeldi. Üç yıl önce birçok ülke tarafından damgalanan Suriye rejiminin yıkılışı programlanmış gibi görünüyordu. Nicolas Sarkozy ile Barack Obama'nın iktidara gelişi, Suriye algısının olumlu yönde değişimine yol açtı. 
 
Yine de Şam hükümetinin uluslararası kamuoyuna denilenle tam anlamıyla yeniden bütünleşmesinin zamanı henüz gelmemiş gibi görünüyor. Diplomatik alanda Suriye-Fransa, hatta Suriye-Avrupa arasında tartışılmaz yumuşama işaretleri varsa da, Suriye-Amerikan ilişkilerinde hâlâ karşıt eğilimler birlikte varlığını sürdürmekte.

Başkan Barack Obama, Suriye ile ilişkilerin yapısını ilerletme iradesini ifade etti ama aynı zamanda müeyyidelerin de sürmesi, kısa vadede Amerikan-Suriye ilişkilerinin hızla normalleşmesindeki zorluğu ifade etmektedir.

Kâğıt üstünde Suriye 1976'dan Syria Accountability and Lebanese Soverignty Restoration Act'tan temelini alan hükümlerden kaynaklanan müeyyidelerin hükmüne tabi. Amerikan başkanlığı tarafından 2003 yılında yürürlüğe konulan bu metin, Suriye "uluslararası terörist gruplar"a destek vermeyi, kütlesel yıkım silahlarını geliştirmeyi ve Irak'taki "terörist faaliyetleri" desteklemeyi/cesaretlendirmeyi durdurana, Lübnan'daki işgale son verene kadar müeyyide uygulamayı öngörmektedir.

Bu müeyyidelerin yapısı, Suriye'ye askeri malzemelerin ve çifte kullanıma (askeri/sivil) uygun malzemelerin Suriye'ye ihracatına kısıtlama getirmeyi kapsıyordu. 11 Mayıs 2004'te, Başkan George W.Bush, bu hükümleri onayladı ve bunlara yiyecek ve ilaç hariç her türlü ihracatı ve Suriye uçaklarının Amerikan topraklarına inişini engellemeyi de ekledi. Bush, bu kararlara 2 ek müeyyide daha ekleyecekti.

Yine de George W.Bush, Amerikan ulusal çıkarı adına, ambargo uygulamasında bazı derogasyonlar elde edecekti. Böylece bir kısım ürün, özellikle Amerikan hükümetinin Suriye'deki faaliyetlerine yardımcı olan enformasyonun serbest dolaşımına imkan sağlayan telekomünikasyon ekipmanları gibi ürünler müeyyide hükümlerinin kapsamının dışına alındı.

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'in çevresi bireysel müeyyidelerin hedefi olacaktı. Hedef siyasi yetkililerden ibaret değildi, aynı müeyyideler Syrian Higher Institute of Applied Science and Technology ya da Electronic Institute gibi kurumları da etkiledi. Lübnan siyasi kurumları üzerinde hükümetin denetimine geri dönüşü hazırlamaktan suçlanan 4 önemli kişinin durumunu da unutmayalım.

Barack Obama'nın seçilmesiyle bazı ilerlemeler kaydedilse de, bunlar Amerikan-Suriye ilişkilerinin yapısında köklü bir değişiklik sağlamadı. Yakın Doğu ile ilişkilerden sorumlu Amerikan bakan yardımcısı Jeffrey Feltmann, başta Beşşar Esed olmak üzere, bazı önemli Suriye yetkilileri ile özellikle bölgenin siyasi sorunlarını görüşmek için Washington ile Şam arasında mekik dokudu. Aynı şekilde, 2009 Ocak ayından bu yana, Amerikan Senatosu Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı John Kerry'nin başkanlık yaptığı 3 yüksek düzeyde Amerikan delegasyonu, Suriye'ye resmi ziyarette bulundu.

Tüm bu olumlu unsurlara karşın iki ülke arasındaki güvensizlik hâlâ sürmektedir. 8 Mayıs 2009'da, Syria Accountability Act hükümlerinin geçerliliği bir ek yıl daha uzattı. 30 Temmuz 2009'da "Continuation of the National Emergency with Respect to the Action of Certain Persons to Undermine the Sovereignty of Lebanon or its Democratic Processes and Institutions"ın, Lübnan'ın ulusal egemenliğine halel getirmekten şüphelenilen her kişinin finans kuruluşlarındaki kişisel varlığının bloke edilmesine imkan sağlayan metninin geçerliliği bir yıl daha uzatıldı. 2010 yılının ikinci yarısında ilişkilerin normalleşmesi hipotezi, dışlanamayacak bir görüş olsa da, bunu belli bir temkinlilikle dile getirmek daha uygun olacaktır.

Başkan Obama, Amerikan-Suriye ilişkilerinin düzeyi hakkında ancak sınırlı bir manevra marjına sahiptir. Hızlı bir ilerleme, lobilerden, etkileri güçlü olan İsrail yanlısı senatörler ve temsilcilerden, özellikle de Syria Accountability Act'ın ilham kaynaklarından Temsilciler Meclisi Uluslararası İlişkiler Komisyonu üyesi Florida temsilcilerinden Ileana Ros-Lehtinen'den gelecek güçlü olumsuz tepkilere neden olabilir.

Diğer yandan, İsrail-Filistin sorunundaki realitelerin, Suriye örneğinde, Amerikan yakınlaşmasında ne kadar önemli, yapıcı bir değer olduğunu da unutmayalım. Sağlık reformuna bağlı iç sorunlardan kurtulmuş, Ruslar ile stratejik silahlanma dosyasında büyük ilerlemeler kaydeden, ancak Irak ve Afganistan'daki çatışmalar nedeniyle hep konumu zayıflayan Obama, bu konuda yeniden inisiyatifi ele almak isteyebilir.

Amerikalılar, İsraillilere kesin güvence sağlamaksızın onların da dâhlini sağlayamayacaklarını biliyorlar. Bu bağlamda Suriyelilere verilecek çok önemli tavizler, İsraillileri daha da sertleşmeye ve bir barış sürecinin içinde yer almayı redde yöneltecektir. Sonuç olarak, güçlü hipotez, Suriye'yi hâlâ vurmakta olan müeyyidelerin kısmen hafifletileceği yönünde olacaktır. Hiçbir unsur bu müeyyidelerin kısa vadede kaldırılacağını iddia etmemize izin vermiyor. Tam aksi yönde, Suriye'ye ABD tarafından uygulanan müeyyide hükümlerinin ağırlaştırılması da beklenmemeli. Sonuç olarak, perspektiflerde önemli bir bozulma riski olmaksızın, statüko hakim olacak gibi.
 
Kaynak: Zaman