İran'ın ve altı büyük gücün ekimde Tahran'ın nükleer emelleriyle ilgili görüşmelere yeniden başlayacakları haberi sevindirici. Tabii bunu İran'ın uranyum zenginleştirmeye devam ederse gelebilecek Batı yaptırımlarını önlemek için yaptığı bir jest olarak görebilirsiniz.
İran'ın uranyum zenginleştirmeye mutlak hakkının bulunduğu ısrarına ve ülke içinde keskin bir sağ viraja işaret eden baskıya bakılırsa, görüşmeleri İran'ın nükleer güç olma planı için vakit kazanabileceği oyunlar gibi görmek mümkün. Fakat müzakereler başlamasaydı, Batı'nın yeni yaptırım uygulayacağı ve İsrail'in Tahran'ın amacına ulaşmasını önlemek için saldırmakta serbest hissedeceği bir çıkmaza girecektik.
Böyle alternatiflere başvurmamız gerekmiyor neyse ki. İran nükleer teknoloji elde etmek istese de istemese de, şimdilik bu silahlara karşı bir fetvaya bağlı ve bu silahları yasaklayan Nükleer Silahsızlanma Anlaşması'na üyeliği sürüyor. Evet, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nca planlarının denetlenmesinden kaytarmak nedeniyle suçlandı.
Evet, iç baskıyı ve Batı karşıtı söylemi güçlendiriyor gibi görünüyor. Ancak nükleer müzakereleri daima, milli menfaatlerin nerede olduğuna dikkat eden bir rejim yürüttü. İranlılar onurlu ve milliyetçi bir halk.
Ne yabancı düşmanı ne de aptallar. Onları oldukları gibi kabul etmeli, müzakereleri iyi niyetle sürdürmeliyiz. Felaketle sonuçlanabilecek çiğ güç politikalarıyla oyun oynamaktan kaçınmalıyız. (Başyazı, 15 Eylül 2009)
Kaynak: Radikal