İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail’de Rusça yayın yapan Kanal 9’a verdiği röportajda Suriye’deki askeri faaliyetler, Türkiye’nin ülkedeki varlığı ve İsrail’in güney Suriye’ye ilişkin politikasına yönelik açıklamalarda bulundu. Netanyahu, Suriye topraklarından gelebileceğini öne sürdüğü “cihatçı işgal” ihtimaline karşı ülkenin güneyinde bir “güvenlik kuşağı” oluşturduklarını söylerken Türkiye’nin askeri varlığının mevcut konuşlanma alanından güneye doğru genişlemesine izin vermek istemediklerini ifade etti.

NETANYAHU: SURİYE’DE GÜVENLİK KUŞAĞI OLUŞTURDUK

Netanyahu, İsrail’in Suriye’den gelebilecek olası bir “cihatçı işgal” tehdidine karşı bir güvenlik kuşağı oluşturma kararı aldığını belirtti. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde belirli bir konuşlanma alanına sahip olduğunu söylerken Ankara’nın askeri varlığının daha güneye taşınmasına karşı olduklarını dile getirdi.

Netanyahu, Türkiye’ye ilişkin tutumunu “Türkiye'nin güneye geldiğini görmek istemiyorum” sözleriyle açıkladı. İsrail Başbakanı, söz konusu mesajı hem Türkiye’ye hem de Suriye yönetimine ilettiklerini, Şam yönetiminden de Türk askeri varlığının güneye doğru genişlemesine izin vermemesini istediklerini söyledi.

TÜRKİYE VE ŞAM’A MESAJ İLETİLDİĞİNİ SÖYLEDİ

İsrail Başbakanı, Suriye’de daha önce bir “statükonun” bulunduğunu ancak söz konusu düzenin ihlal edildiğini veya ihlal edilmek üzere olduğunu öne sürdü. Netanyahu, ABD ve farklı iletişim kanallarının yanı sıra doğrudan Şam yönetimine de İsrail’in tutumunun aktarıldığını ifade etti.

Netanyahu, Türkiye’nin mevcut askeri konuşlanma alanının güneyindeki bir hava üssünde askeri varlık veya tahkimat oluşturmasına izin vermeyeceklerini ilettiklerini söyledi. İsrail Başbakanı, Ankara’nın Suriye’de güneye doğru askeri olarak ilerlemesini İsrail’in güvenlik politikaları açısından kabul etmeyeceklerini savundu.

“MESAJ ALINMADI, KİNETİK YOLLARLA İLETTİK”

Netanyahu, Türkiye ve Suriye tarafına ilettiklerini söylediği mesajın beklenen sonucu vermediğini öne sürdü. İsrail Başbakanı, diplomatik ve siyasi mesajların ardından İsrail’in askeri güç kullanarak tutumunu sahada gösterdiğini ifade etti.

Suriye'de kredi kartı uygulaması başladı, ilk denemeyi Şara yaptı
Suriye'de kredi kartı uygulaması başladı, ilk denemeyi Şara yaptı
İçeriği Görüntüle

İsrail Başbakanı, “Görünüşe göre o mesaj alınmadı ve bizim jargonumuzda ‘kinetik yollarla’ dediğimiz şekilde bunu göstermek zorunda kaldık.” sözlerini kullandı. Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında bulunan Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıyla ilişkilendirildi.

EBU ZUHUR HAVA ÜSSÜ İSRAİL TARAFINDAN VURULDU

İsrail, 18 Ağustos’ta İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü hedef aldı. İsrail tarafı saldırıyı, Türkiye’nin söz konusu tesiste askeri varlık oluşturabileceği iddiasıyla ilişkilendirirken Ankara’ya yönelik askeri konuşlanma uyarıları da aynı dönemde gündeme geldi.

Jerusalem Post’a konuşan İsrailli uzmanlar, saldırının Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askeri karşılaşma ihtimalinin önüne geçme amacı taşıdığını savundu. Ankara ise Türkiye’nin konuşlanmasının bölgedeki “statükoyu” ihlal ettiği ve İsrail’in güvenliğini tehdit ettiği yönündeki İsrail kaynaklı iddiaları reddetti.

NETANYAHU: SAVAŞ ARAYIŞINDA DEĞİLİZ

Netanyahu, açıklamalarında İsrail’in Türkiye ile doğrudan bir savaş arayışında olmadığını savunurken güvenlik politikasını askeri caydırıcılık üzerinden yürüttüklerini söyledi. İsrail Başbakanı, karşı tarafın niyetlerine yalnızca güvenemeyeceklerini belirterek askeri güç kullanımını İsrail’in güvenliğinin korunmasıyla ilişkilendirdi.

Netanyahu, “Zayıf olduğunuzda size saldırırlar, güçlü olduğunuzda size saygı duyarlar” ifadelerini kullanarak İsrail’in askeri gücünün caydırıcılık açısından gerekli olduğunu savundu.

KATZ: HERMON DAĞI VE GÜVENLİK BÖLGESİNDEN ÇEKİLMEYECEĞİZ

Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail Savunma Bakanı Israel Katz’ın Suriye’nin güneyindeki İsrail askeri varlığına ilişkin mesajlarının ardından geldi. Katz, 25 Ağustos’ta Suriye’nin güneyinde İsrail askerlerini ziyaret ederken “cihatçı tehdit” olarak tanımladığı durum devam ettiği sürece İsrail ordusunun Hermon Dağı ve kontrol ettiği güvenlik bölgesinden çekilmeyeceğini söyledi.

Katz, İsrail askerlerinin Hermon Dağı’ndaki varlığının İsrail yerleşimlerini ve ülkenin sınırlarını korumayı amaçladığını savundu. İsrail Savunma Bakanı ayrıca Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlenen saldırının Türkiye’nin Suriye’de askeri varlık oluşturma girişimine karşı gerçekleştirildiğini ileri sürdü.

ŞAM İSRAİL’İN SURİYE’DEKİ VARLIĞINA TEPKİ GÖSTERİYOR

Şam yönetimi, İsrail’in Suriye topraklarındaki askeri operasyonları ile ülkenin güneyindeki konuşlanmasına karşı çıkıyor. Suriye yönetimi, İsrail’in askeri faaliyetlerini ülkenin egemenliğine yönelik ihlal olarak nitelendirirken İsrail birliklerinin Suriye topraklarından çekilmesini talep ediyor.

İsrail ise Aralık 2024’te Beşşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Birleşmiş Milletler tarafından denetlenen tampon bölgeye asker göndermiş, sonrasında Suriye’nin daha iç kesimlerine yönelik operasyonlar gerçekleştirmişti. İsrail yönetimi, Suriye’nin güneyinde kontrol ettiği bölgelerdeki askeri varlığını güvenlik gerekçesiyle sürdürdüğünü savunuyor.

İSRAİL İLE SURİYE ARASINDA GÜVENLİK ANLAŞMASI GÜNDEMDE

Sahadaki askeri gerilime rağmen İsrail ile Suriye arasında güvenlik anlaşmasına yönelik diplomatik temaslar da sürüyor. Al-Monitor’un 25 Ağustos tarihli haberine göre İsrail yönetimi Suriye politikasını yeniden değerlendirmeye ve Şam ile güvenlik anlaşmasına giden bir yol oluşturmaya çalışıyor.

Haberde, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin İsrail ile Suriye arasında anlaşmaya varılması yönünde girişimlerde bulunduğu, İsrail dış istihbarat servisi Mossad Başkanı Roman Gofman’ın da diplomatik temaslarda görevlendirildiği aktarıldı.

SURİYE DIŞİŞLERİ BAKANI İLE MOSSAD BAŞKANI ÜRDÜN’DE GÖRÜŞTÜ

Diplomatik sürecin önemli adımlarından biri 23 Ağustos’ta Ürdün’de gerçekleştirildi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Başkanı Roman Gofman’ın ABD arabuluculuğundaki temaslar kapsamında bir araya geldiği bildirildi.

Görüşmenin İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından Şam ile Tel Aviv arasındaki gerilimi azaltmayı amaçladığı belirtildi. Görüşmelerde İsrail saldırılarının durdurulmasına yönelik mekanizmalar, güvenlik anlaşması müzakerelerinin yeniden başlatılması ve İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimin Suriye topraklarına yansımaması gibi başlıklar ele alındı.

ÜRDÜN’DE ORTAK MEKANİZMA SEÇENEĞİ ELE ALINDI

Diplomatik temaslarda Suriye’de İsrail veya Türkiye’nin dahil olabileceği olası askeri karşılaşmaların önlenmesi amacıyla Ürdün’de ABD gözetiminde özel bir koordinasyon mekanizması oluşturulması seçeneği de gündeme geldi. Taraflar arasında daha önce ABD denetiminde bilgi paylaşımı sağlayacak bir iletişim mekanizması kurulmasına yönelik anlaşma sağlandığı bildirildi.

Şam yönetimi görüşmeler sırasında İsrail’in 2024 öncesindeki askeri pozisyonlarına geri dönmesini, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden uygulanmasını ve Suriye’nin askeri kapasitesini yeniden oluşturma hakkının korunmasını talep etti.

İSRAİL-TÜRKİYE GERİLİMİNİN SURİYE’YE YANSIMAMASI İÇİN TEMASLAR SÜRÜYOR

Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik İsrail saldırısı, Türkiye ile İsrail arasındaki Suriye merkezli gerilimin yeniden öne çıkmasına neden oldu. İsrail saldırıyı Türkiye’nin üs çevresinde gelecekte askeri varlık oluşturabileceği iddiasıyla gerekçelendirirken Şam yönetimi üssün Türkiye’ye tahsis edilmesine yönelik bir plan bulunduğu yönündeki iddiaları reddetti.

ABD’nin yürüttüğü diplomatik girişimlerde Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin Suriye topraklarında doğrudan bir askeri karşılaşmaya dönüşmesini engelleyecek mekanizmaların oluşturulması da gündemde bulunuyor. Ürdün’deki görüşmelerde Türkiye-İsrail geriliminin Suriye’ye yansımamasının doğrudan ele alındığı bildirildi.

SURİYE’NİN GÜNEYİ GERİLİMİN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ

İsrail, Suriye’nin güneyindeki askeri varlığını sınırlarını ve İsrail kontrolündeki bölgeleri koruma gerekçesiyle savunurken Şam yönetimi İsrail askerlerinin ülkedeki varlığını ve hava saldırılarını egemenlik ihlali olarak değerlendiriyor. İki ülke arasında ABD arabuluculuğunda güvenlik anlaşmasına yönelik temaslar sürerken güney Suriye’deki İsrail askeri varlığı görüşmelerin en önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Suriye tarafı İsrail’in askeri operasyonlarının durdurulmasını ve birliklerin önceki hatlara çekilmesini isterken İsrail yönetimi ise “güvenlik bölgesi” olarak nitelendirdiği alanlarda askeri varlığını sürdürme yönündeki tutumunu koruyor.