Türkiye'nin ABD'den "Patriot füzeleri" satın alacağı haberi beraberinde Türkiye'nin yeni küresel rolüne ilişkin çok kritik bazı tartışma konularını da gündeme getirdi. Cevaplanması gereken sorular ve didiklenmesi gereken ayrıntılar ortaya çıktı. Bu arada "komplo teorilerine" de gün doğdu.

BİR. Türkiye'nin ABD'den satın alacağı açıklanan "Patriot" füzelerinin işlevi Doğu Avrupa'da kurulması düşünülen "füze kalkanı" ile hemen hemen aynı. Dolayısıyla son birkaç aydır ısrarla seslendirilen "Obama yönetimi Polonya ve Çekya'dan vazgeçti; kalkan Türkiye'de kurulacak" iddiası ciddiye alınabilir duruma geldi.

İKİ. NATO'nun füze kalkanı sistemi ittifak üyesi ülkeleri "doğudan gelmesi muhtemel" nükleer saldırı tehlikesine karşı koruma altına almayı amaçlıyor. Ama aradaki mesafe dolayısıyla bu sistemin Rusya'dan veya İran'dan atılacak bir füzeye karşı Türkiye'yi koruyabilmesi mümkün değil. Yani Türkiye İran ve Rusya'dan bir nükleer saldırı tehdidi algılıyorsa, buna karşı kendi savunma sistemini kendi başına kurması zorunluluğu var. (Kimileri buna bakıp, "öyleyse NATO içinde yer almamızın ne faydası var" diyorlar. Belki de haklılar.) Patriot füzeleri NATO sisteminin karşılayamadığı bu ihtiyacı gidermiş olacak.

ÜÇ. Doğu Avrupa'da kurulması planlanan füze kalkanı projesinin maliyeti NATO tarafından karşılanacak. ABD'den Patriot füzeleri satın almaya hazırlanan Türkiye ise bu sistemi "kendi cebinden" finanse edecek görünüyor.

DÖRT. Kurulması düşünülen füze savunma sistemi, Türkiye'nin "komşularla sıfır problem" politikası çerçevesinde ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı Rusya ve İran'ı hedef alıyor.

BEŞ. Söz konusu  "Patriot" füzelerinin satın alınacağı haberlerinin "Türkiye'de duyulduğu" saatlerde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu İran'da bu ülkenin en üst seviyedeki yetkilileriyle bir dizi görüşme gerçekleştiriyordu.

ALTI. Türkiye mevcut süreçte BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesi ile Almanya'nın oluşturduğu "5+1" grubunun İran'la gerçekleştireceği nükleer müzakereleri için "bir çeşit" arabuluculuk rolü üstlenmiş görünüyor. Bu çerçevede taraflar daha önce İsviçre'de yapılan görüşmelerin yeni adresi olarak Türkiye'nin seçilmesi önerimizi de kabul ettiler. Türkiye'nin buradaki rolü büyük ölçüde İran'ın güvenini kazanmış olmasına dayanıyor. İşte tam da bu aşamada bu güvenin berheva edilmesi kime ne kazandıracak?

YEDİ. Ortaya çıkan bu "nazik" durum, silah alımları da dâhil olmak üzere savunma politika

larının bürokrasinin talepleriyle değil siyasilerin inisiyatifiyle belirlenmesi gerektiğini savunanları haklı çıkarıyor olmalı.
***

SEKİZ. Konuyu "komplo teorileri"nin malzemesi yapmamak için bütün bu "kuşku uyandırıcı" ayrıntıların yanında bir gerçeğin de hatırlanması gerekiyor: Türkiye tartışmalara yol açan söz konusu Patriot füzelerinin alım sürecini 2006'da başlatmıştı.

DOKUZ. Konunun basına yansıdığı tarihle ilgili de "basit" bir açıklama var: Pentagon füze sistemlerinin Türkiye'ye satışı için Amerikan Kongresi'nin iznine başvurduğu tarihten bir gün sonra haber kamuoyuna aksetti.

ON. Ama yine de paranoyak olmamız takip edilmediğimiz anlamına gelmez.

 Kaynak: Star