Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in Washington ziyareti ABD Başkanı Barack Obama yönetimi açısından Demokrat Parti'yi diğer Batılı partilerden farklı kılan demokrasi ve özgürlük değerleriyle ilgili ilk gerçek sınav.
Zira Demokrat Parti kendisine diktatörlüklerle ve teokratik rejimlerle savaşın yanı sıra dünyanın çapında özgürlüğü destekleme misyonunu yükledi. Obama kampanyası sırasındaki konuşmalarında demokrasiyi destekleme kararlılığından uzun uzun söz etti. İşte bugün, ülkesini yaklaşık 30 yıldır sıkıyönetim kanunlarına göre yöneten bir devlet başkanının önünde duruyor.
Obama yeni dış politikasını açıklamak, karşılıklı saygı ve çıkarlar üzerine kurulu diyalog köprüleri kurmak amacıyla İslam dünyasına seslenmek için Mısır'ı seçerek yanlış yapmadı. Fakat Washington'da ağırladığı Mübarek'e bölgedeki barış hareketlenmeleriyle ilgili konularda yeni Amerikan politikalarının ekseni olması gereken bir model lider muamelesi yaparak hata ediyor. Mısır'da demokrasi ve özgürlüğün olmamasının yanı sıra Mübarek'in yolsuzluğunun dikkate alınması gerekiyor.
Demokratik Mısır ve Arap güçleri Obama'dan demokratik hareketlenmeyi desteklemesini değil, diktatör rejimleri desteklemeyi bırakmasını istiyor. Mübarek'in oğlu ve siyaset konseyi başkanı Cemal Mübarek'in babasının ziyareti sırasında Washington'da bulunması, babadan oğula verasetin Mısır liderinin gündemindeki aslan payını işgal ettiğinin göstergesi.
Bu aynı zamanda, liderleri şeffaf ve özgür bir ortamda sandık yoluyla seçme hakkı açısından Arapların yüzüne bütün kapıların kapatıldığını teyit eden bir kanıt.
Mübarek'in ziyaretine karşı gösteriler düzenleyen bazı Kıpti liderlerle -gösteri ve ifade özgürlüğü haklarını kabul etmekle birlikte- farklı düşüyoruz. Bunun sebebi, Kıpti liderlerin mezhepçi ve dini düşünceyle hareket etmesi. Bizlerse, Mısır'da siyasi haklara sahip olmayan, diktatörlüğün yıldırmalarına ve polisin baskı politikalarına maruz kalan bütün din ve mezheplerin çıkarıyla birlikte hareket ediyoruz.
Ortadoğu'da barışın entrikacı Arap diktatörlüklerin ve küstah İsrail işgalinin gölgesinde gerçekleşmesi mümkün değil.
Zira diktatörlüklerle işgal arasındaki dolaylı koalisyon bölgeyi ve bütün dünyayı daha az istikrarlı ve daha şiddetli hale getirdi. (Londra'da Arapça yayımlanan Kuds ül Arabi gazetesi, başyazı, 19 Ağustos 2009)
Kaynak: Radikal