İsrail'in İran'la Batı arasındaki sürpriz açılıma yönelik tutumu iki sözcükle özetlenebilir: Öfke ve bozulma. İsrail İran'ın zaman kazanmaya çalıştığını ve nükleer hazırlıklarını tamamlamak için bir yıldan uzun bir süreye ihtiyaç duymadığını biliyor.

İsrail, gerginliğin sözlü olarak artırılmasına rağmen Obama yönetiminin İran'ın muhtemel nükleer bombasına karşı aceleci davranmadığının farkında. Zira yönetim bu bombayı kendi ulusal güvenliği için tehdit olarak görmüyor; ABD nükleer bir İran'ı 20 dakika içinde yok edebilir ve ekonomik baskının kılıçtan daha etkili ve az maliyetli olduğuna inanıyor.

İsrail de bunları bildiği için kaynıyor. Kum yakınlarında gizli bir nükleer tesisisin ortaya çıkmasının Batı'nın sabrını taşıracağını düşünüyordu fakat bu gerçekleşmedi. İran ödün verdi, ABD de kucak açtı. Tel Aviv'in beklentileri boşa çıkarken tablo şimdi şöyle: İsrail'le ABD arasında İran'ın hizaya gelmesi ve tırnaklarının budanması değil, bunun nasıl yapılacağı konusunda ayrılık yaşanıyor. İsrail askeri bir sonuç, en azından savaşa yakın bir abluka istiyor. ABD caydırma ilkesine bağlı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu BM'de, ülkesinin Holokost'un varlığını yalanlayan ilk nükleer devletin ortaya çıkması karşısında eli kolu bağlı durmayacağı yönünde uyardı. İş konuşmayla da sınırlı değil. Netanyahu Kum'daki tesisin ortaya çıkmasının ardından, ABD'deki sağ güçler, çeşitli medya organları ve Kongre üyeleriyle telefon görüşmeleri yapıp İran'a yeni yaptırımlar istedi. İstediğini almaya da başladı. Senato yeni yaptırım için harekete geçti. Sağcı medya, özellikle de Washington Post Obama'ya karşı sert kampanyalar başlattı.

Washington Post yazarı Charles Krauthammer başkanı 'basit ve zayıf, uluslararası ilişkilerden anlamıyor' diye suçlarken, Dana Milbank 'Ortadoğu yanarken Chicago'nun Olimpiyat'ı alması için Danimarka'ya uçması' sebebiyle Obama'yı alaylı biçimde alkışlıyordu.

Michael Gerson'sa, "İsrail Obama yönetimini destek alınmayacak bir ortak olarak görmeye başladı. Artık kendisine daha fazla güvenecek" diyordu. Peki bu nasıl olacak? Milbank'a göre İran'a uçaklarını göndererek... (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Haliç, 6 Ekim 2009)

Kaynak: Radikal