Tahran zenginleştirilmiş uranyumu Fransa ve Rusya üzerinden elde etmeyi önerse de, Batı İran'ın nükleer niyetlerine güvenmemeli
İran'ı ve nükleer hedeflerini ele alırken riskler konusunda dikkatli olunması gerekiyor. İran yıllar boyu hilelere başvurdu, yalan söyledi ve herhangi bir gerçek cezalandırmadan kaçınmak için son dakikada tavizler verdi.
Dolayısıyla Tahran'ın bu hafta dile getirdiği öneriye, yani düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum stokunu reaktör yakıtına dönüştürülmesi için Rusya ve Fransa'ya gönderme teklifine kuşkuyla yaklaşıyoruz. Bu iyi bir haber olabilir; İran'ın nükleer silah geliştirmesini erteleyebilir ve umarız İsrail'in askeri harekât yönündeki çağrılarını da dindirir.
Fakat tüm bunlar, sadece İran'ın bir başka yerde daha zenginleştirilmiş uranyum saklıyor olmaması durumunda geçerli olacaktır.
Ve unutmamalıyız ki, Tahran bir BM Güvenlik Konseyi kararına açıkça karşı koyarak Natanz'daki nükleer tesisinde seri bir biçimde uranyum zenginleştirmeye devam ediyor.
Kum'u yakalandığı için ifşa etti
Tahran'la müzakereleri bu hafta yeniden başlatan ABD ve diğer büyük güçler, İran'ın liderlerine bu önerilerini yerine getirmeleri ve bütün nükleer tesislerini sıkı uluslararası denetime açmaları için baskı yapmaları gerekecek. Amerikalıların da etraflı biçimde katıldığı ilk görüşmelerde İran, Kum kenti yakınlarında inşa etmekte olduğu uranyum zenginleştirme tesisini iki hafta içinde uluslararası denetime açacağını da söyledi. Fakat İran tabii ki de suç üstü yakalandığı geçen haftaya kadar, Kum yakınlarında bir tesis inşa ettiğini açıklamaya gerek bile görmemişti.
İran nükleer yakıt üretiminin (uranyum madenini çıkarmaktan zenginleştirmeye ve yakıt imalatına dek) tüm adımlarını yerine getirebilmesi gerektiğinde uzun zamandır ısrar ediyordu. Tahran, nükleer santrallerine kesin-tisiz yakıt tedarikini garanti altına almanın tek yolunun bu olduğunu savunuyordu. Dünyanın kalanının çoğunluğuysa, Tahran'ın aslında bir nükleer silah için yakıt üretebilmeyi istediğinden şüpheleniyordu.
Seçimin etkisi sürüyor
Bununla birlikte, müzakere etmeyi ve İran'ın niyetlerini sınamayı sürdürmek için iyi sebepler söz konusu. İran daha fazla zaman kazanmaya çalışıyor olabilir. Fakat hazirandaki hileli cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yaşanan siyasi huzursuzluk ve Kum'daki nükleer tesisin ifşa edilmesi göz önünde bulundurulduğunda, İran'ın liderlerinin kendi gelecekleri ve sert uluslararası yaptırımlardan kaçınma veya bunlara karşı koyabilme becerileri konusunda endişe duymaya başlamış olmaları gibi bir ihtimal de söz konusu.
Bu ay daha fazla görüşme yapılmasının planlanması cesaret verici. Fakat rahatlamak veya hayallere kapılmak için de neden yok. ABD ve ortakları, bilinen bütün nükleer tesislerini açması ve denetleyicilerin kendilerinin seçtiği herhangi bir İranlı biliminsanıyla konuşmasına izin vermesi için İran'a baskı yapmalı. Zira Tahran'ın başka neyi saklıyor olabileceğini öğrenmenin tek yolu bu. Önde gelen güçler aynı zamanda, İran'ın karşı koyması veya müzakerelerin ilerlememesi durumunda sert yaptırımlar dayatmaya da hazırlıklı olmalı. (Başyazı, 3 Ekim 2009)
Kaynak: Radikal