2015 yılından itibaren Doğu Türkistan genelinde yoğun bir şekilde kurulmaya başlayan ve sayılarının 1.200’ü geçtiği belirtilen toplama kampları ile bu kamplarda tutulduğu tahmin edilen 3 milyon Uygur Türkü ve burada yaşanan çin zulmü.
Çin'e bağlı Doğu Türkistan'da uluslararası toplumun tepkisini çeken toplama kamplarının ve gizli gözaltı merkezlerinin sayısı her geçen gün hızla artıyor.
Çin hükümetinin çoğu Müslüman Uygur olmak üzere kamplarda tuttuğu bir milyondan fazla etnik azınlığı “mesleki eğitim girişimi” adı altında ideolojik baskıya tabi tuttuğunu ortaya koyuyor. Bizler siz okuyucularımız için yıllardır Çin hükemetinin Uygur Türklerine yaptığı insanlık dışı zulmü haberimizde detaylarıyla anlattık...
Kamplar yüksek güvenlikli hapishaneyi andırıyor;
Avustralya merkezli düşünce kuruluşu ASPI'nin (Australian Strategic Policy Institute) yayımladığı son araştırma, Pekin yönetiminin yüksek güvenlikli, hapishaneyi andıran tesisleri inşa etmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Uluslarası medya veya Sivil toplum kuruluşları bu konuyu detaylı bir şekilde araştırıp görsel medyaya dökmek istyorlar ancak Çin yönetimi zulmün yeri olan kamplarına binlerce metre öteden aramalarla ve güvenlik önlemleriyle engel oluyor.
Uydu görüntüleri toplama kamplarının her geçen gün arttığını gösteriyor;
ASPI'ye bağlı Uluslararası Siber Politika Merkezi araştırmacıları, Doğu Türkistan'daki 380 gözaltı merkezinin yerini belirlemek ve analiz etmek için uydu görüntüleri kullandı.
Kuruluş, sadece 2017'den bu yana Doğu Türkistan genelinde 400 civarında toplama kampının inşa edildiğini belirtiyor.Bunlar nispeten düşük güvenlikli tesisler ile yüksek güvenlikli hapishaneyi andıran kampları içeriyor.
Uydu görüntülerinden elde edilen son araştırma, bir öncekine göre onlarca yeni tesissin varlığını ortaya koyuyor.
Toplama kampları fabrikalara yakın yerlerde inşa ediliyor;
Gece görüntülerinden yararlanıldığını belirten ASPI araştırmacıları, şehirlerin dışında inşa edilen bu yapıların gece boyunca aydınlık olduğunu aktardı.
Rapora göre, tesislerin birçoğu sanayi bölgelerine yakın. Bu, toplama kamplarındaki mahkumların zorunlu çalıştırıldıklarına dair raporları da kanıtlar nitelikte.
Son yayınlanan raporlarda şu ifadeler yer alıyor;
"Toplama kampları genellikle fabrika kompleksleriyle aynı yerde bulunuyor. Bu durum, Doğu Türkistan'daki keyfi gözaltılar ile zorunlu çalıştırma arasındaki girift ilişkiyi gösteriyor."
Uzun zaman boyunca toplama kamplarının varlığını inkar eden Çin yönetimi, daha sonra bu tesislerin 'yeniden eğitim' ve 'mesleki eğitim' merkezleri olarak faaliyet gösterdiğini iddia etmişti.
Çin Komünist Partisi yönetimi, bu kamplarda potansiyel teröristlerin ıslah edilerek toplumun üretken birer üyesine dönüştürüldüğünü öne sürüyor.
Ancak kamplardan kurtulmayı başaranlar, kurbanların aile üyeleri ve gizli tanık beyanları, söz konusu kamplarda keyfi gözaltıların, siyasi asimilasyonun, insan hakları ihlallerinin, tecavüzlerin ve zorunlu çalıştırmaların yaşandığını dile getiriyor.
Kamplar 2017'den bu yana sadece 2 milyon metrekareden fazla genişledi;
Avustralya kamu yayın kurumu ABC'nin Avustralya Stratejik Siyaset Enstitüsünün (API) araştırmasına dayandırdığı habere göre, Sincan'daki siyasi eğitim amacıyla kullanıldığı düşünülen 28 tesisin toplam alanı 2017'den bu yana 2 milyon metrekareden fazla genişlediğini gösteriyor.
Atuşi Mesleki Eğitim Merkezi Kampı;
Sincan'ın batısında bulunan Kaşgar şehrindeki "Atuşi Şehri Mesleki Beceri Eğitim Uygulama Hizmet Merkezi" adı verilen kampın 2017 başından bu yana uydu fotoğraflarından izlenen dönüşümü, yeniden eğitim programının kapsamının zaman içinde nasıl geliştiğini gözler önüne seriyor.
2016 başındaki fotoğraflarda tek bir binanın bulunduğu çitsiz bir sanayi tesisi olduğu görülen merkez, yeniden eğitim programının başladığı 2017'den itibaren genişlemeye başladı.
Etrafına dikenli tel çekilen merkeze hemen hemen her ay yeni bir yurt binası eklendi. Ayrıca görevli personel için park yerleri inşa edildi.
2017 Aralık ayına gelindiğinde tesisin bulunduğu araziye 20 yeni bina yapıldı. Mart 2018'e ait resmi imar planında, 95 bin metrekarelik ilave inşaat yapılacağı ortaya konuldu.
Bunun 8 bin 500 metrekaresinin "silahlı polis bölgesi" olacağı, 7 bin 600 metrekarelik alanın "öğrenciler için" ayrılacağı ve toplam bin 300 metre duvar inşa edileceği belirtildi.
En güncel uydu görüntüleri, merkezin güneyindeki arsaya gözetleme kuleleri ve dikenli tellerle çevrili, ortası avlulu dev gözetim binaları kurulduğunu kanıtlıyor.
Merkezin toplam genişliği bugün 150 bin metrekareye ulaşmış durumda. Bu, merkezin 2016'daki boyutundan yüzde 420 oranında genişlediği anlamına geliyor.
Kaşgar Eğitim Yoluyla Dönüşüm Okulu Kampı;
Atuşi Mesleki Eğitim Merkezinin yalnızca 20 kilometre güneyinde "Kaşgar Şehri Eğitim Yoluyla Dönüşüm Okulu" adlı bir başka gözaltı merkezi var.
Bu okulun önceden varolan bir cezaevine ilave olarak inşa edildiği anlaşılıyor. Yeni inşaat projesine dair resmi bir dokümanda, tesisin "özel grupları eğitmek ve toplumun uyumlu gelişimini teşvik etmek amacıyla kullanılacağı" ifade ediliyor.
Cezaevinin kuzeyindeki arsaya dikenli tellerle ve gözetleme kuleleriyle çevrili yeni yapılar inşa edildiği görülüyor.
Bu örnekler, Kaşgar ve çevresinde tespit edilen 8 yeniden eğitim merkezinden yalnız 2'sine ait olsa da bu merkezlerin Kaşgar ile sınırlı olmadığı anlaşılıyor.
API uzmanları araştırmalarında, Sincan bölgesinde bunlara benzer 28 merkez daha tespit etti. Bunların 17'sinin büyük olasılıkla, 11'inin ise daha az olasılıkla toplama kampı olarak kullanıldığı sanılıyor.
Tanık ifadeleri, uluslararası araştırmalar ve hükümet belgelerinden yola çıkan araştırmacılar, Çin genelinde siyasi eğitim amacıyla kullanılan merkezlerin sayısının 181 ile bin 200 arasında olabileceğini tahmin ediyor.
Bu insanlık dışı zulme Uluslararası tepkiler;
Çinli insan hakları kuruluşları, Sincan'da milyonlarca Uygur'un "yeniden eğitim" gerekçesiyle toplama kamplarında tutulduğunu bir süredir uluslararası toplumun gündemine getirmeye çalışıyordu.
Birleşmiş Milletler (BM) Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesinin Çin'de ayrımcılığa uğrayan topluluklarla ilgili İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlediği toplantıya katılan insan hakları kuruluşları, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde yerel yöneticilerin siyasi olarak sakıncalı tutumlar içinde olduğunu iddia ettiği bireyleri siyasi eğitim merkezlerinde alıkoyduğunu öne sürmüştü.
Örgüt temsilcileri toplantıda yaptıkları sunumlarda, herhangi bir yargı kararına dayanmadan hürriyetinden alıkonulan kişi sayısının 3 milyonu bulduğunu iddia etmişti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) bir süre önce yayımladığı raporda, son 2 yılda Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde çok sayıda kişinin "önleyici polisiye tedbiri" adı altında suçsuz yere alıkonulduğu ve siyasi açıdan tehlikeli olarak değerlendirilen bireylerin herhangi bir yargı kararı olmaksızın "siyasi eğitim merkezleri" denilen gözaltı merkezlerine gönderildiği iddialarına yer vermişti.
Avrupa Birliği (AB), Çin ile yapılan İnsan Hakları Diyaloğu toplantısında Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki "siyasi eğitim merkezleri"nin endişe kaynağı olduğunu vurgulamıştı.
Eğitim kamplarının varlığı konusunda yurt dışından gelen sert eleştirilere yanıt veren Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüleri, farklı dönemlerde defalarca bu kampların varlığını kesin bir dille yalanlayan açıklamalar yapmıştı. Pekin yönetimi söz konusu kampların "mesleki eğitim" için kullanıldığını savunuyor.
14 milyon Müslüman Uygur'un yaşadığı Sincan'da kamplarda tutulan kişi sayısının 3 milyonu bulduğu iddia ediliyor.
Kamplardaki Yaşam Koşulları;
Kamplar bütüncül fiziksel ve zihinsel kontrol sistemi ile kontrol edilmektedir. Kaçışları önlemek için koğuşlar, koridorlar ve binaların geneli, birden fazla kilitle kilitlidir ve etrafları da dikenli tellerle çevrilidir. Kampların gözetimi, gözlem kuleleri ve gardiyanlarla yapılmaktadır.
Mahkûmların kaçışını engellemek birincil öncelik olduğu için kamplardaki her alan 7/24 kameralarla izlenmekte
Kamplarda bir günün programı ise genellikle şu şekildedir:
◦06.00-07.00: Kahvaltı
◦07.00-11.00: ÇKP sloganları içeren siyasi beyin yıkama dersleri yapılarak “Ben Çinliyim, Çinli olmaktan övünç duyuyorum, yaşasın Komünist Parti” gibi sözleri olan siyasi marşlar söyletilir.
◦11.00-12.00: Mahkûmlardan “Hayatımı ÇKP için feda ederim” tarzı sloganları tekrar tekrar söylemeleri ve ezberlemeleri istenir.
◦12.00-14.00: Sabah kahvaltısı ile aynı olan öğlen yemeği verilir.
◦14.00-16.00: “Eğer ÇKP olmasaydı yeni Çin olmazdı” gibi vatanseverlik ifadeleri bulunan marşlar söyletilir.
◦16.00-18.00: Suçunu itiraf etme oturumu gerçekleştirilir.
◦18.00-20.00: Kahvaltı ve öğlen yemeği ile aynı yemekten oluşan akşam yemeği verilir.
◦20.00-22.00: Kollar yukarıda, yüz duvara doğru çevirili olarak kabahatlerini düşünme talimatı verilir.
◦22.00-00.00: Tekrar öz değerlendirme yaptırılır.
◦01.00: Ayakta düz bir şekilde bekletilir.
◦03.00 Sağ taraf üzerine uyuma.
Kamplarda yaşanan acı olaylar, cenazeler ve ölümler;
Bugüne kadar binlerce ölüm vakasının meydana geldiği kamplarda cesetlere ilişkin iki tür uygulama olmuştur. Birinci uygulamada ya mahkûmların naaşları ailelerine teslim edilmiş ya da mahkûmlar hayatlarının son günlerinde ailelilerine teslim edilmişler ve vefatları ailelerinin yanında gerçekleşmiştir. İkinci uygulama ise, cesetlerin aileye hiçbir şekilde verilmemesidir.
Cesetlerin verildiği durumlarda aileler herhangi bir şikâyette bulunmamaları konusunda tehdit edilmiş ve kahir ekseriyeti acılarını içlerine gömerek gözleri yaşlı, çocuklarını, babalarını, eşlerini ya da yakın bir akrabalarını cenaze namazını bile kılamadan sessiz sedasız defnetmek zorunda kalmıştır. Üç yıl ya da daha uzun bir süre geçtiği hâlde yakınlarının kendilerinden haber alamadığı on binlerce mahkûmdan bahsedilmektedir. Bu kişilerin kayıp bilgisi aileleri tarafından resmî makamlara verildiği hâlde ne bir cevap alabilmişler ne de kaybolan yakınlarının nerede olduğuna dair bir iz sürme ya da bilgiye ulaşma imkânları olmuştur.
Çin hükümeti bu vahşete ve zulme kimsenin tanıklık etmemesi için kampların kilometrelerce ötesinde sıkı kontrol noktaları oluşturuyor.Buna binaen araştırma yapmak isteyen Sivil Toplum Kuruluşları ve medya kuruluşlarına izin verilmesede çekilen uydu görüntüleri kampların arazilerde her geçen gün
sayısının artırdığının en öenmli kanıtı. Haberimizin bu ksımında ise uydu üzerinden çekilmiş arazi ve bu arazilerde her geçne yıl artan kamplar yer alıyor...