Başbakan Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı GAP paketi önemsiz mi? Değil, aksine çok önemli.. Yetersiz mi? O da değil.. Bütün dünyanın ekonomik bakımdan tedirginlik yaşadığı, Türkiye'nin finansal sıkıntılarına ilaveten kabaran petrol faturası dolayısıyla ciddi şekilde zorlandığı bir ortamda önemli bir kaynak transferi söz konusu. Ayrıca açıklanan paket, bunun siyasi pankart olarak düşünülmediğinin, üzerinde hayli kafa yorulduğunun işaretlerini de taşıyor.
Akla ister istemez, o halde proje neden arzulanan seviyede heyecan doğurmadı sorusu geliyor.
Düşünülebilecek ilk sebep kuşkusuz zamanlamadır. Hazırlanması hayli zaman alan ekonomik paket için  2007'de çalışma başlatan Başbakan AKP hakkında kapatma talebiyle dava açılacağını hesap etmemekte elbette mazurdur. Ancak Anayasa Mahkemesi'nin önündeki davanın Türkiye'nin siyasi tablosu üzerine soru işareti koyduğu, bunun tüm ülkeyi ve her alanda belirsizlik hattına getirdiği herhalde göz ardı edilemez. Dolayısıyla içeriği ne seviyede dolu olursa olsun, bu girişimin halk nezdinde siyasetin üzerine çöken sis perdesinin gerisinde görülmesine fazla şaşırmamak gerekir.
Akla gelebilecek ikinci sebep, Başbakan'ın bu çıkışı yapma sebebinin sorun çözmekten ziyade yaklaşan mahalli seçimlerde Kürt seçmenin tercihini AKP'den yana değiştirmesine dönük olduğu iddiasıdır. Ki bu bakış açısının anlaşılabilir dayanakları vardır. Ancak herhalde o takdirde 'Velev ki doğru olsa bile ne mahsur olduğu' sorusuna iz'an sınırları içinde cevap bulmak gerekir. Bir parti iktidardaysa icraatı, vaatleri ve projeleriyle halkın tercihini korumayı ya da kendisine oy vermemiş kitleleri etkilemeyi amaçlamayacaksa neyi amaçlar?
Erdoğan'ın açıklamalarının arzulanan seviyede heyecan doğurmamasının, hükümet- yargı çekişmesi, kabaran muhalefet, gündemi işgal eden telekulak tartışmalarının doğurduğu gerilim, medyanın olumsuz tutumu vs. sebepleri de olabilir. Ancak ben temel eksikliği paketin bütünleştiği bir büyük projenin bulunmayışı olarak görüyorum.
Büyük projeden kastım bu çerçevede öngörülen yatırımların çapı, parasal büyüklüğü falan değil.
O nedenle iki sene önce yazdıklarımı sıralayayım..
1. Sorun devletin bekasını ilgilendiren seviyede önemlidir. Dolayısıyla mesele Kürt sorununu çözmenin çok ötesindedir ve Milli Mücadele yıllarının özel koşullarında inşa edilen siyasi yapının dayandığı hukuki zemin, insan hak ve özgürlüklerini temel alan demokratik bir anlayışla değiştirilmeden ortaya konulacak perakende projeler, ulusal bütünlüğü sağlamaya yetmeyecek, bu yapılana kadar Türkiye rahatlamayacaktır.
2. Paket münhasıran terör suçlarını kapsayan, özellikle Öcalan hakkında verilmiş cezayı ortadan kaldırmayan ama infaz şartlarını iyileştiren bir af kanunuyla birlikte getirilseydi, etkisinin bugünkünün kat be kat üstünde olacağı tartışılmaz.
3. Güneydoğu'nun sadece ekonomik açıdan değil her alanda kalkınması hedefleyen büyük projede GAP eski haliyle değil, zenginleştirilerek ve yeni haliyle belki adı GAP'ı da içine alan şekilde değiştirilmek suretiyle yüzük taşı kıymeti taşıyabilir.
4. Başbakan'ın açıkladığı mali kaynak önemlidir. Ama mesele sadece para meselesi değildir. Güneydoğu'da sosyal değişimi gerçekleştirecek kadın nüfusu, özellikle genç kızları hedef alan, iş garantisi içeren bir meslek eğitimini, genç erkek nüfusa iş ya da sermaye desteği güvencesi veren, onları zenaat sahibi kılacak mesleki eğitimi kapsamayan paketlerle gelecekten fazla ümitvar olmanın mümkün olmadığını düşünüyorum.
Anayasa Mahkemesi muhtemelen bu hafta sonu veya önümüzdeki hafta kamuoyunda 'türban davası' diye bilinen Anayasa değişiklikleri konusunu karara bağlayacak.. Mahkemenin bu konuda alacağı kararın AKP davasının sonucunun ne olacağı konusundaki merakı da gidereceğini yazmıştım.. Erdoğan'ın açıkladığı paket bu nedenle hak ettiği oranda önemsenmedi. 2008'i kurumların çekişmesi yüzünden kaybettik. Bari 2009'u yitirmeyelim.

 

Kaynak: Radikal