YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri
Süleyman Demirel’i, Güniz Sokak’taki evinde ziyaret etmişler. Tarhan, ziyarette yargı üzerinden demokrasiyle oynandığı endişesi taşıdıklarını, bu nedenle Demirel’in görüşlerine başvurmak amacıyla burada olduklarını söyledi.
Demirel de, onların endişelerine katılmış ve şunları söylemiş: “Seçilmiş iktidarın devletin kurumlarıyla ilişkileri zedelenmiştir. Siyasi iktidar, ülke yönetiminde kurumlardan rahatsızdır. Öyleyse ‘kendi yönetimime geçirmeli’... Oysa bu kurumlar Anayasal kurumlardır. Bu yönetme tarafı değil ele geçirmedir. Ondan sonrası ne olacaktır? Sonrası demokrasi değildir.”
Demirel, YARSAV’ın siyasi tavrını şöyle değerlendirmiş: “Siz hukuk devletine hizmet ediyorsunuz, korkulacak olan konuşan değil susan Türkiye’dir.”
Demirel, ayrıca Anayasa’nın birçok maddesinin önceki iktidarlar döneminde de değiştirildiğini anımsatarak, “24 maddenin değiştirilmesi ile darbe ortadan kaldırılacaksa yapın. 175 maddelik Anayasa’nın 24 maddesi değiştirilince darbe olmaz diye bir şey yoktur” dedi.
***
Demirel bildiğimiz Demirel, ona bir şey diyeceğim yok. Askeri darbe ile devrilmiş ve idam edilmiş Menderes’in mirasçısı olarak başladığı siyasi hayatında kendisi de iki askeri darbeyle yüz yüze geldi. Zaman içinde, askerin ‘asıl iktidar sahibi’ olduğunu çok net bir şekilde kabul etti. Siyasi pozisyonunu askeri hegemonya ile uzlaşmak üzerine kurdu. Bir dönem ‘Morrison Süleyman’ olarak bilinen Demirel, böylece, bazıları için, ‘başvurulacak adam’ ‘akil adam’, ‘bir bilen’ gibi sıfatlar kazandı.
Demokrasinin hiçbir zaman Demirel’in temel sorunlarının arasında yer almadığını hatırlatmama gerek var mı bilmiyorum... Darbelerden sonra ise demokrasi onun yanından iyice uzaklaştı. O demokrasi meselesinden iyiden iyiye uzaklaştıkça, bazı
çevrelerdeki değeri de artış gösterdi.
Yargımızın bir kesiminin onun ‘değerli’ görüşlerine ve desteğine ihtiyaç hissetmesi gerçekten de incelenmeye değer bir durum.
Küçük bir ‘bilgi turu’na çıkalım... Demirel kimdir? 12 Mart 1971 askeri darbesinde Deniz Gezmişlerin idamı için iki elini birden kaldıran siyasetçidir. Ülkemizin 40 yılına ‘demokrasi’ karşıtlığıyla damgasını vuran kişidir. Milliyetçi Cephe’leri kuran odur, 28 Şubat’ın askerle işbirliği eden kahramanı odur.
***
Şimdi ne diyor? ‘Kanun maddesi değiştirmekle askeri darbe önlenemez’ diyor. Doğru diyor. Peki o zaman Anayasa maddeleri değiştirilmesin mi? Kanunlar demokratikleştirilmesin mi?
‘Kurumlarla hükümet çatışması’na gelince:
Nedir bugün ülkemizdeki tartışma: Asker diyor ki, ‘Benim generalim darbecilikten yargılansa bile dokunmayacaksın, o yükselmeye devam edecek.’ Geçmişte böyle olmadı mı? Oldu. Demirel döneminde haklarında çok ağır suçlamalar bulunan, darbelere karışmış subaylar terfi ettirildiler. Demirel de bunu hep onayladı. Şimdiki hükümete de ‘böyle yap’ diyor. ‘O zaman çatışma olmaz’ diyor.
Yüksek yargı, 12 Eylül askeri darbe anayasasının yarattığı kurumlaşma içinde kendisini seçilmiş siyasetin üzerinde görmeye alıştı. Yalnızca ‘7 kişi’ bir araya gelerek istedikleri partiyi kapattılar. Türkiye’yi bir siyasi partiler mezarlığına çevirdiler. İstedikleri
zaman iktidar partisi dahil kapatma haklarını da ellerinde bulundurmayı, kimsenin buna müdahale edememesini istediler. Yoksa ‘çatışma’ çıkardı.
Son Anayasa değişikliğinin yarattığı gerilimi bu çerçeve içinde incelemek gerekiyor. Onlara göre, Anayasa Mahkemesi yalnızca yüksek yargıçların seçtiği bir mahkeme olarak kalmalı. Yüksek Hâkimler ve Savcılar Kurulu da (HSYK) öyle. Anayasa değişikliği kabul edilirse artık HSYK üyelerinin önemli bir çoğunluğunu ülkenin hakimleri ve savcıları seçecekler. Yüksek yargı elitinin hegemonyası tabana lehine kırılmış olacak. İşte bundan çekiniyorlar.
***
Ben Demirel’i tanıyorum. Onu ‘Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz’ vecizesini söylediği zaman tanımıştım. Sağcılar o sırada arkadaşlarımızı öldürüyorlardı. Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idamına el kaldırdığı zaman tanımıştım. Denizler, kimseyi öldürmek bir yana yaralamamışlardı bile.
Demirel’i belli ki bazı çevreler benden iyi tanıyorlar. Kendisini ‘solcu’ ve ‘ilerici’ diye tanımlayan bazı çevreler o nedenle Demirel’in kıymetini biliyorlar.
Onun demokrasi üzerine söylediklerini dinlemek için kapısını çalıyorlar. Süleyman Demirel’in yol göstericiliğinde gittikleri yere kadar gitsinler.
Uğurlar olsun...
Kaynak: Radikal