Sesim nereye ulaşır bilmiyorum. Ama bir kulak veren, bir duyan olur ümidiyle söylemek lazım.

    Hayreddin Karaman Hoca, Yeni Şafak'taki yazısında, başörtüsü yasağının kaldırılması ile ilgili çalışmaları değerlendirirken, özetle, "Yanlış bir sonuç doğuracaksa hiç çıkmasın daha iyi" dedi.

    "Yanlış bir şey"den kastı, yasağın sadece üniversitelerde kaldırılması, buna mukabil, diğer alanlarda yasağın, bir tür anayasal durum haline gelmesi tehlikesi idi.

    Diğer alanlar ise, kamu görevi ve üniversite dışındaki eğitim alanları idi...

    Bu uyarıyı, Ak Parti ee MHP arasındaki çözüm arayışları o istikamete doğru yöneldiği için yapmıştı.

    Bir çevreden baskı vardı.

    "Başörtüsü üniversitede serbest bırakılırsa, bu, yarın kamu görevine de sıçrar, eğitimin diğer kademelerine de" deniyor ve bu alandaki talepler sanki hiç savunulamazmış gibi bir kampanya yürütülüyordu.

    Bu kampanya etkisini göstermiş gözüküyor.

    Önce MHP, "yasağın sadece üniversitelerde kalkmasını istiyoruz" diye boyun eğdi bu kampanyaya. MHP'den seçilen bir bayan milletvekili, geçmiş dönemde Meclis'e girerken başını açmış, dolayısıyla kamu alanında başörtülü olunmaz" gibi bir kabulü örneklemişti. MHP hala o noktadaydı.

    MHP, öyle bir eğilim içine girince Ak Parti önce bir tereddüt geçirdi.

    Aslında Ak Parti, sorunun her alandaki boyutunu biliyor olmalıydı.

    Kamu görevinde başörtüsü yasağının gerekçesine katılmaları söz konusu olamazdı.

    Aynı şekilde orta öğretimde, en azından İmam Hatiplerde başörtüsü yasağı,  başından beri büyük bir problemdi. Bir çok okulda öğrenciler, bazı derslerde başörtüsüne asla müsamaha edilmediği için derslere girememişler, not alamamışlar ve mezun olamamışlardı.

    Kaldı ki, Anadolu'nun bir çok şehrinde aileler, kızlarını ancak başörtülü olmaları halinde okula göndermekteydiler.

    Yani Anadolu'nun bir çok yerinde kız çocukları eğitim göreceklerse, bu, başörtülü olmaya bağlı bir mesele halindeydi.

    Başörtüsü yasağı, doğrudan doğruya kız çocuklarının eğitim görmesinin önündeki engel haline dönüşmüştü. 

    Bunlar biliniyordu.

    Öyleyse, neden yasak sadece üniversitede kaldırılsındı?

    Bunun tek sebebi, kamuoyunda oluşturulan baskı idi.

    CHP baskısı, başından beri yasağı yeminli bir şekilde sürdüren çevrelerin baskısı idi ve onlarla paralel giden medya baskısı idi...

    Baskılar sonuç vermiş ve iki parti, çok kısıtlı bir pencere açabilecek duruma sürüklenmişlerdi.

    Üniversite öğrencileri için açılan pencere, başka alanlarda bir tür yasal bir prangaya dönüşüyordu.

    İşte orada seslendi Hayreddin Karaman Hoca:

    -Geniş bir alan için yasal prangaya dönüşecek bir iş hiç yapılmasın daha iyi...

    Hayreddin Karaman Hoca, bunu söylediyse, bana göre hem Ak Parti'nin hem de MHP'nin hadiseyi iki kere daha düşünmesi gerekiyor. 

    Yani iş, asla iki partinin birbirine künde atması meselesi haline gelmemeli.

    MHP, "Bu işi Ak Parti'nin elinden alayım" zihniyetiyle hareket etmemeli.

    Ak Parti de, "MHP bir hamle yaptı, artık geri dönemeyiz, geri dönmek siyasi intihardır" psikolojisi içinde hareket etmemeli.

    Israrla söylüyorum:

    Bu iki partinin başörtüsü problemini doğru çözme, yani bütün alanlarda özgürlük getirme  imkanı vardır.

    Bu, gerçekte Türkiye'nin demokratikleşme sınavıdır.

    Millet iradesi sınav  veriyor.

    Türkiye'nin en tabii kültür ögesi, kadınlarımızın en yaygın giyim tarzı özgür olacak mı olmayacak mı?

    Birilerinin keyfi için, kadınlar, genç kızlar, bir "giyim – kuşam ambargosu"na maruz kalacaklar mı kalmayacaklar mı?

    Bu ülkede, başörtüsü yasağının hiçbir gerekçesi yoktur, olamaz.

    Bir ülke, kadınlarının yarıdan fazlasının giyim - kuşamının parçası olan bir şeye yasak koyar mı?

    Bunun akılla izah edilecek bir tarafı olur mu?

    Bir ülke, sırf başörtüleri sebebiyle kız çocuklarının eğitim hakkını elinden alır mı?

    Evet, sınav veriyor Türkiye...

    Meclis'te anayasa değiştirecek çoğunluk var, ama yasaktan kurtulamıyoruz.

    Bir kesim, özgürlüğü tepe tepe kullanıyor, aynı kesim, toplumun başka kesimlerine yasak dayatıyor. Bunun adı anayasal eşitlik mi, demokrasi mi, insan hakları mı, hukuk devleti mi?

    Ak Parti ve MHP, ortaklaşa şöyle bir açıklama yapabilir:

    -Milletin beklentisi özgürlük çerçevesinin çok daha geniş olması. Millet hem kamu görevi için hem de eğitimin diğer kademeleri için özgürlük talep ediyor. Kamuoyu araştırmaları da bunu ortaya koyuyor. Bunu anlıyoruz. Böyle bir özgürlük çerçevesi sağlıklı çözüm için şart. Ama bizim gücümüz böyle bir özgürlük için kafi gelmiyor.

    diyebilirler.

    "Kafi gelmiyor"dan sonra, "Özgürlük bir başka bahara" tavrı da konabilir. "Biz bu kadarını yapalım, gerisi daha sonraki zamana" da diyebilirler. Hiç olmazsa, toplum talebinin önünü tıkamamış olurlar.

    Açık ve net ifade ediyorum:

    AK Parti ve MHP adına "Biz bu kadarını çözüyoruz!" demek mümkün.

    "Başörtüsü sorunu çözüldü!" sözü ise inandırıcı bulunmayacak. 

    Benden söylemesi...