Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Vakıflar Bakanlığı tarafından başkent Şam’da düzenlenen ve yaklaşık 1500 din görevlisinin katılım sağladığı "İslami Söylemin Birliği" konferansında açıklamalarda bulundu. Her kurumun asli görevini titizlikle yerine getirmesi gerektiğini ifade eden Şara, kamuoyunun bilinçlendirilmesinde eğitim kurumları, ibadethaneler ve basının kolektif bir rol üstlendiğini kaydetti.
Camilerde görevli hatiplerin yeni nesillerin yetiştirilmesindeki önemine değinen Şara, "Topluma rehberlik etme görevini hatipler, okullar ve medya ile birlikte paylaşıyoruz" şeklinde konuştu.
ÖNCELİK REFORM VE KURUMSALLAŞMA
Ülkenin karşı karşıya olduğu köklü idari sorunlara işaret eden Şara, geçmişten gelen kurumsal eksikliklerin aşılması gerektiğinin altını çizdi. Suriye'nin felsefi tartışmalarla vakit kaybetme imkanının olmadığını belirten Şara, şunları söyledi:
"Yüzyıllardır süren fikri tartışmalara girecek bir lüksümüz yok. Önceliklerimize odaklanmalıyız. İslami Söylemin Birliği Sözleşmesi doğru istikamette atılmış bir adımdır. Bu adım, dengeyi pekiştirmeye, söz birliğini sağlamaya ve ayrıntılı, tali meselelerde yaşanan dağınıklığın önüne geçmeye katkı sunacaktır."
"HALK MEVCUT HÜKÜMETİN DENETLEYİCİSİDİR"
Suriye Cumhurbaşkanı, 2025 yılı içerisinde pek çok bakanlıkta yapısal reformlara imza atıldığını, Arap dünyası ve uluslararası toplumla olan ilişkilerin yeniden düzenlendiğini aktardı. Şeffaf bir yönetim anlayışını benimsediklerini dile getiren Şara, "Halk, mevcut hükümetin denetleyicisidir" diyerek, ülkenin mevcut durumunu vatandaşlarla paylaşmanın kendi sorumluluğunda olduğunu ifade etti.
Altyapıdaki tahribata ve 60 yılı aşan kurumsal yolsuzluk birikimine dikkat çeken Şara, devlet yönetiminde bilimsel kriterlere dayalı planlamanın önemine vurgu yaptı. Geçtiğimiz yıl kurumsal altyapının güçlendirildiğini ve performans değerlendirmelerinde titiz ölçütlerin esas alındığını belirtti.
MEZHEPÇİLİĞE KARŞI ORTAK DİL
Konferansta söz alan Suriye Vakıflar Bakanı Muhammed Ebu Hayır Şükri de camilerin itidal ve ahlaki değerlerin merkezi olması için stratejik planlar hazırladıklarını duyurdu. Kapsayıcı bir dini söylemi hedeflediklerini belirten Şükri, şu değerlendirmede bulundu:
"Toplumsal yakınlığı ve sevgiyi pekiştiren, kışkırtıcı nefret söylemi, fitne, mezhepçilik ve ayrımcılığı reddeden bir dil benimsiyoruz. Bu belge, görüş ayrılıklarının rahmet çerçevesinde kalmasını, ilmi istikrarın ve dini söylem birliğinin korunmasını teminat altına almaktadır."
Şükri, hazırlanan sözleşmenin dini çevreler arasındaki ilişkileri kurumsal bir koordinasyon zeminine taşıyacağını da sözlerine ekledi.




