Yargıtay, kamuoyunda Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olarak bilinen iki olayla ilgili Ankara'da Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararı bozdu.
Bozma gerekçeleri içinde en önemlisi, bu davanın İstanbul'daki Ergenekon davası ile birleştirilmesi talebi.
Bilen biliyor, Danıştay saldırısı sonrası sanıklar Ankara'da yakalandıktan sonra başta bir örgüt bağlantısı arandı ama sonra bu konuda çok fazla bir yere varılamamış olmalı ki savcı sanıklara bu saldırı ile Cumhuriyet gazetesine bomba atmaktan dava açtı. Sanıklar mahkemede ceza aldı.
Daha mahkeme aşaması tam olarak bitmemişken Ergenekon soruşturması diye bilinen soruşturma başladı. Bu soruşturmanın ilk aşamalarından itibaren konunun Danıştay saldırısı ve Cumhuriyet'e atılan bombalara uzanacağı belli olmuştu ama Ankara'daki mahkeme, 'Biz kararımızı veririz, onlar gerekirse aynı sanıkları yeniden yargılar' dedi ve ne İstanbul'daki soruşturma evrakını isteyip kendi kovuşturmasına dahil etti ne de başka bir şey yaptı, onun yerine kendi kararını verdi.
Ama şimdi Yargıtay, Ankara'daki dava ile İstanbul'daki Ergenekon davasının birleşmesini istiyor.
Ergenekon olayını yakından izleyenler için Danıştay saldırısı ile Ergenekon birlikte ele alınması gereken şeyler. Nitekim zaten Ergenekon savcıları da, iddianamelerinde bu konuya yer verdiler, hatta 'Ergenekon terör örgütü'nün eylemi olarak Cumhuriyet'e atılan bombaları ve Danıştay saldırısını da saydılar.
O yüzden Yargıtay'ın son kararını sevinçle karşılayan bazı meslektaşlarımın olması beni hiç şaşırtmadı. Ama açıkçası ben pek de sevinmedim. Nedenini anlatmaya çalışayım:
Dosya şimdi Ankara'daki yerel mahkemesine geri dönecek. Burada mahkeme heyetinin Yargıtay kararına karşı ne diyeceği önemli. Yargıtay'ın kararına uyarlar ve yeni kararlarını bu yönde verirlerse mesele çok yok. Ama ya uymazlar ve eski kararlarında direnirlerse? İşte o zaman konu Yargıtay'a geri dönecek. Aradan yine uzun zaman geçmesi gerekecek.
Diyelim ki ikinci aşamada Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu, yerel mahkemenin kararını onadı. O zaman yine mesele yok. Biraz gecikmeyle de olsa mahkûmiyetler kesinleşecek. Ama ya bozarsa? İşler uzamaya devam edecek.
Diyelim ki sonunda, ama kim bilir kaç yıl sonra, Yargıtay'ın bugün dediği oldu, yani Ergenekon'la birleşti dava. Peki dava nerede görülecek? İstanbul'da mı, Ankara'da mı?
Mahkemeler arasında oluşacak yetki karmaşası da beklenmedik derecede uzun sürebilir, konu uyuşmazlık mahkemesine kadar bile gidebilir. Ama eğer Ergenekon davası İstanbul'dan Ankara'ya gidecek olursa, ciddi gürültü çıkacaktır. Tersi durumda da, yani Danıştay davasının Ankara'dan İstanbul'a taşınması halinde de aynı gürültü olacaktır.
Davaların sonuçlarının etkileneceğini ne iddia ederim ne de buna ihtimal veririm ama her durumda, bizim usul hukukumuzun incelikleri yüzünden, hem Danıştay davasında ve hem de Ergenekon davasında bir sonuca ulaşılması, hükümlerin kesinleşmesi çok ama çok uzayacak, uzun yıllara yayılabilecektir.
İşte bu da, yani adaletin gecikmesi de başlı başına bir adaletsizlik olarak karşımıza çıkacak, Türkiye bu işten ötürü büyük ihtimalle sonunda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkûm olup tazminat ödemek durumunda kalacaktır.
Kaynak: Radikal