'Yardıma İhtiyaç Duyan Ülke'yle (YİDÜ) 'İsimlendirilemeyen Ülke' (İÜ) arasındaki isim tartışması çözülmeli. Sorunun ertelenmesi, ayakta kalmak için NATO ve AB'ye bel bağlayan İÜ'yü şiddete bile sürükleyebilir...

Avrupa’nın ekonomik sorunlarıyla ilgili manşetlerde bir ülke öne çıkıyor. Bütçe açığı felaket durumda.

İstatistikleriyle sistematik olarak oynamış. Fazlasıyla ödeme yapılan ama az çalışan kamu sektörü görevlileri Avrupa’da alay konusu konusu haline gelmiş. Katı emek ve ürün piyasalarının yanı sıra avro bölgesi üyeliği, bu ülkeyi sıkı ekonomi politikalarına hapsetmiş. ‘Yardıma İhtiyaç Duyan Ülke’ (YİDÜ) diyelim ona.

Güneydoğu Avrupa’daki kapı komşusuysa, ‘İsimlendirilemeyen Ülke’ (İÜ). Onun almak istediği isim YİDÜ’nün sinirine dokunuyor; zira bu ismi, kendisinin aynı adı taşıyan kuzey bölgesi üzerinde zımni bir toprak iddiası olarak görüyor.

İÜ genellikle külfetli bir kısaltmayla anılıyor.
Bu ihtilaf son 15 yılda muazzam miktarda diplomatik zamanı ve enerjiyi tüketti. Küçük ve yoksul İÜ’yü NATO üyeliğinden alıkoydu ve AB üyeliği müzakerelerine başlamasını engelledi. Tartışmanın ayrıntıları öyle aptalca ki, Polonya’yla Litvanya arasında, Polonya’da yaşayan Litvanyalıların isimlerinin nasıl yazılacağı üzerine dönen kavganın ciddi görünmesine yol açıyor. İÜ’nün kimlik hissiyatını, hangi dilde ne tür bir sıfatın, ne tür belgelerin ve ne tür bağlamların YİDÜ’de de paranoya yaratmadan tatmin edeceğini bilmek zor.

Tarafların ikisi de suçlu. İÜ’deki siyasetçiler güney komşularını tahrik etti. Ana suçlamalar, bir havalimanının adının tartışmalı bir biçimde değiştirilmesi ve iki tarafın da sahiplendiği tarihsel bir kişiliğin dikkat çekici bir heykelinin dikilmesi (şaka değil; burası 2010 Avrupa’sı ve insanlar heykeller nedeniyle ciddi ciddi bozuşuyor). YİDÜ kendi adına gülünç derecede inatçı davrandı: İsim meselesinin İÜ’nün Avro-Atlantik kuruluşlara entegrasyonunun önüne geçmesine izin vermeyeceğini söyledi fakat tam da bunu yaptı.

Erteleme ateşle oynamak anlamına geliyor. İÜ etnik olarak bölünmüş halde ve zayıf ulusal kurumlara sahip. Ülkeyi birarada tutan şeylerden biri, başta AB ve NATO olmak üzere uluslararası kurumlara entegrasyon ihtimali. İÜ’nün Arnavut nüfusunun şimdilik bu kavgada işi yok. Fakat isim tartışması uzarsa, İÜ’nün ülke olarak geleceğine dair inançlarını yitirebilirler. Şiddet muhtemel değil, ama mümkün. Ve şiddet patlak verirse, suç büyük ölçüde ayak sürüyen YİDÜ’nün olacaktır.

BM’nin arabuluculukla görevlendirdiği Amerikalı diplomat Matthew Nimetz bazı umut işaretleri gördüğünü söylüyor. Eksik olan şey, daha güçlü bir dış mücadele. ABD 2008’deki bir NATO zirvesinden önce bu işe ciddi ciddi sarılmayı düşündü, fakat YİDÜ’ye yeteri kadar baskı yapamadı. Gerçekçi olmak gerekirse, sağlık reformunun başarıyla kabul edilmesinin ardından bile, Beyaz Saray’da bir sonraki büyük öncelik olarak bu esrarlı tartışma hakkında konuşmaların yankılanıyor olması pek muhtemel değil. AB daha umut verici bir yardım kaynağı. İnsanlar, Brüksel’deki bir toplantı salonunda ölüme yaklaşma ihtimaliyle karşı karşıya kalınca genelde yeni uzlaşma imkânlarını keşfediyor.

Fakat AB de karışmak istemiyor. Bu üzücü. Sorun çözülürse rahat nefes alınacak. Ve sade bir biçimde ‘Makedonya’ ya da Yunanistan’ın izin verdiği ‘Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti’ (FYROM) adları üzerinde ısrar eden yorulmak bilmez internet propagandacıları başka bir iş bulmak zorunda kalacak. (25 Mart 2010)
 

Kaynak: Radikal