Mısır’ın başkenti Kahire’de 14 Ağustos 2013 tarihinde gerçekleştirilen Rabia el-Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki müdahaleler, ülkenin yakın tarihindeki en kanlı olaylardan biri olarak kayıtlara geçti. Güvenlik güçleri, 3 Temmuz 2013’te ordunun Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi görevden uzaklaştırmasının ardından haftalar boyunca devam eden darbe karşıtı oturma eylemlerini dağıtmak amacıyla sabah saatlerinde iki meydana operasyon düzenledi. İnsan hakları kuruluşlarının sonraki yıllarda yayımladığı raporlarda yüzlerce kişinin öldürüldüğü ve binlerce kişinin yaralandığı bildirildi.
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Rabia el-Adeviyye Meydanı’ndaki müdahalede en az 817 kişinin öldürüldüğünü, gerçek can kaybının 1000’i aşmış olabileceğini açıkladı. Uluslararası Af Örgütü ise Rabia ve Nahda meydanlarının dağıtılması sırasında 900’den fazla kişinin öldürüldüğünü belirtiyor. Mısır makamlarının açıkladığı resmi rakamlar ise insan hakları örgütlerinin verilerinden daha düşük kaldı.
MÜBAREK’İN DEVRİLMESİNİN ARDINDAN SEÇİMLER YAPILDI
Mısır’da 2011 yılındaki halk ayaklanmaları, yaklaşık 30 yıl ülkeyi yöneten Hüsnü Mübarek’in iktidarının sona ermesiyle sonuçlandı. Mübarek’in devrilmesinin ardından başlayan siyasi geçiş döneminde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirildi.
Müslüman Kardeşler’in siyasi kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi seçimlerde önemli bir siyasi güç haline geldi. Partinin cumhurbaşkanı adayı Muhammed Mursi, Haziran 2012’de yapılan seçimleri kazanarak göreve başladı. Mursi, 30 Haziran 2012’de cumhurbaşkanlığı görevini devraldı ancak görev süresi boyunca ülkedeki siyasi kutuplaşma ve hükümet karşıtı gösteriler devam etti.
MURSİ 3 TEMMUZ 2013’TE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRILDI
Haziran 2013’te Mursi yönetimine karşı geniş çaplı protestolar düzenlendi. Mısır ordusu, taraflara siyasi krizin çözülmesi için süre tanımasının ardından 3 Temmuz 2013’te Genelkurmay Başkanı Abdulfettah es-Sisi’nin açıkladığı müdahaleyle Mursi’yi görevden uzaklaştırdı ve anayasanın askıya alındığını duyurdu.
Mursi’nin görevden alınmasının ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Adli Mansur geçici cumhurbaşkanı olarak görevlendirildi. Müslüman Kardeşler ve Mursi destekçileri ise gelişmeleri askeri darbe olarak nitelendirerek ülkenin farklı bölgelerinde kitlesel protestolara başladı.
DARBE KARŞITI GÖSTERİLER RABİA MEYDANI’NDA YOĞUNLAŞTI
Mursi’nin görevden uzaklaştırılmasından sonraki en büyük protesto merkezlerinden biri Kahire’nin doğusundaki Rabia el-Adeviyye Meydanı oldu. Binlerce Mursi destekçisi meydanda haftalar süren oturma eylemi düzenleyerek Mursi’nin yeniden görevine dönmesini talep etti.
Kahire’deki Nahda Meydanı da darbe karşıtı protestoların diğer önemli merkezlerinden biri haline geldi. Geçici yönetim ve güvenlik güçleri, oturma eylemlerinin sona erdirilmesi yönünde göstericilere çeşitli uyarılarda bulundu. Uluslararası arabuluculuk girişimleri sonuç vermeyince meydanların zorla boşaltılması kararı uygulamaya konuldu.
14 AĞUSTOS SABAHI İKİ MEYDANA OPERASYON BAŞLADI
Mısır güvenlik güçleri 14 Ağustos 2013 sabahı Rabia el-Adeviyye ve Nahda meydanlarındaki oturma eylemlerini eş zamanlı operasyonlarla dağıtmaya başladı. Güvenlik güçleri zırhlı araçlar ve iş makineleriyle meydanlara girerken bölgelerde yoğun göz yaşartıcı gaz ve silah kullanıldığı bildirildi.
Olayları takip eden gazeteciler ve insan hakları kuruluşlarının kayıtlarında, Rabia Meydanı’ndaki operasyonun saatler boyunca sürdüğü ve meydandaki çadırlarla bazı yapıların yandığı belirtildi. Reuters ve diğer uluslararası medya kuruluşlarının o günkü haberlerinde keskin nişancı ateşi ve gerçek mermi kullanıldığına ilişkin tanık anlatımları yer aldı. Mısır İçişleri Bakanlığı ise güvenlik güçlerinin operasyon sırasında silahlı saldırıya uğradığını savundu.
HRW: EN AZ 817 KİŞİ RABİA’DA ÖLDÜRÜLDÜ
İnsan Hakları İzleme Örgütü, olayların ardından yürüttüğü kapsamlı incelemede yalnızca Rabia el-Adeviyye Meydanı’nda en az 817 kişinin öldürüldüğünü doğruladığını bildirdi. Kuruluş, gerçek sayının 1000’in üzerinde olabileceğini belirtti ve güvenlik güçlerinin operasyonunu “muhtemelen insanlığa karşı suç” olarak nitelendirdi.
Uluslararası Af Örgütü de Rabia ve Nahda meydanlarında en az 900 kişinin öldürüldüğünü ve 1000’den fazla kişinin yaralandığını açıkladı. Kuruluş, sonraki yıllarda yayımladığı raporlarda olaylarla ilgili güvenlik görevlilerinden hesap sorulmadığını savundu.
CAN KAYBI SAYISINDA FARKLI RAKAMLAR AÇIKLANDI
14 Ağustos 2013’teki olaylarda hayatını kaybedenlerin kesin sayısı konusunda farklı kaynaklar farklı rakamlar verdi. İnsan hakları kuruluşları, Rabia’daki ölü sayısının 817’den fazla olduğunu ve toplam can kaybının 900’ü aştığını bildirirken, dönemin Mısır Sağlık Bakanlığı daha düşük resmi rakamlar açıkladı.
Müslüman Kardeşler’e yakın gruplar ise ölü sayısının resmi açıklamaların ve uluslararası kuruluşların tespitlerinin çok üzerinde olduğunu savundu. Aradan geçen yıllara rağmen Rabia ve Nahda müdahalelerinde yaşamını yitirenlerin toplam sayısı konusunda tarafların üzerinde uzlaştığı tek bir rakam bulunmuyor.
ÇADIRLAR VE MEYDANDAKİ ALANLAR YANDI
Operasyon sırasında Rabia Meydanı’ndaki çadırların ve farklı bölümlerin yandığı görüntülere yansıdı. Güvenlik güçlerinin iş makineleri ve zırhlı araçlarla meydana girdiği, oturma eylemi için kurulan yapıların büyük bölümünün operasyon sonunda ortadan kaldırıldığı bildirildi.
Tanıkların ve uluslararası basının aktardığı görüntülerde yaralıların geçici sağlık merkezlerine taşındığı, meydanın farklı noktalarında cenazelerin bulunduğu ve operasyon sırasında yoğun dumanın bölgeyi kapladığı görüldü. Bazı görüntüler ve tanıklıklar cesetlerin ve çadırların yandığını gösterirken, olayların tamamına ilişkin farklı tarafların iddiaları sonraki yıllarda da tartışılmaya devam etti.
OLAYLAR MISIR GENELİNE YAYILDI
Rabia ve Nahda meydanlarının dağıtılmasının ardından Kahire dışındaki birçok kentte de çatışmalar çıktı. Mursi destekçileri ile güvenlik güçleri arasında yaşanan olayların yanı sıra bazı kamu binaları ve kiliseler de saldırıya uğradı.
Geçici yönetim olayların ardından ülkede olağanüstü hal ilan etti ve çeşitli kentlerde sokağa çıkma yasağı uyguladı. 14 Ağustos, 2011’de Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle sonuçlanan halk ayaklanmasından sonraki dönemin en kanlı günlerinden biri oldu.
İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ YILLARDIR HESAP VERİLEBİLİRLİK ÇAĞRISI YAPIYOR
İnsan Hakları İzleme Örgütü, Rabia müdahalesinin 10. yılında yaptığı açıklamada Mısır makamlarının olaylarla ilgili güvenlik güçlerinden veya devlet yetkililerinden hesap sorulmasını sağlamadığını bildirdi. Kuruluş, operasyonu Mısır’ın modern tarihindeki en büyük kitlesel öldürme vakalarından biri olarak tanımladı.
Uluslararası Af Örgütü de Rabia olaylarının yıldönümlerinde yayımladığı açıklamalarda bağımsız ve etkili soruşturma çağrısını sürdürdü. Kuruluş, 2013’te başlayan güvenlik politikalarının sonraki yıllarda ülkedeki muhalifler, insan hakları savunucuları ve hükümet eleştirmenleri üzerindeki baskının genişlemesinde önemli bir dönüm noktası olduğunu savundu.
RABİA OLAYLARININ ÜZERİNDEN 13 YIL GEÇTİ
14 Ağustos 2026 itibarıyla Rabia ve Nahda meydanlarının dağıtılmasının üzerinden 13 yıl geçti. Olaylar, Mısır’daki 2011 devriminin ardından başlayan siyasi geçiş süreci, Muhammed Mursi’nin seçilmesi, ordunun 3 Temmuz 2013’te yönetime müdahalesi ve sonrasında yaşanan geniş çaplı baskı döneminin en kritik aşamalarından biri olarak kayıtlarda yer alıyor.
Rabia el-Adeviyye Meydanı, olayların ardından Mursi destekçileri ve Müslüman Kardeşler çevreleri açısından sembolik bir anlam kazandı. İnsan hakları kuruluşları ise 14 Ağustos 2013’te yaşananların bağımsız biçimde soruşturulması ve sorumluların hesap vermesi yönündeki çağrılarını sürdürüyor.
SOSYAL MEDYA POSTU
Rabia ve Nahda meydanlarındaki kanlı müdahalenin üzerinden 13 yıl geçti.
Mısır güvenlik güçleri, 14 Ağustos 2013’te Mursi destekçilerinin oturma eylemlerini zor kullanarak dağıttı.
İnsan hakları kuruluşlarına göre operasyonlarda 900’den fazla kişi hayatını kaybetti.
Can kaybının kesin sayısı konusunda farklı rakamlar açıklanırken, insan hakları örgütleri yıllardır bağımsız soruşturma çağrısı yapıyor.