ABD’li gazeteci Tucker Carlson, İran’a yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerinde İsrail’in Orta Doğu’daki hedefleri ve ABD ile ilişkilerine dair dikkat çeken iddialar dile getirdi. Carlson, The Economist dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Zanny Minton Beddoes ile yaptığı röportajda, saldırıların İsrail ve ABD’deki İsrail yanlısı çevrelerin etkisiyle başladığını ileri sürdü.
Carlson, açıklamalarında İsrail’in bölgedeki stratejik hedeflerine vurgu yaparak, ABD’nin Orta Doğu’daki varlığının İsrail tarafından sınırlayıcı bir unsur olarak görüldüğünü savundu.
“İSRAİL, ABD’NİN BÖLGEDEN ÇEKİLMESİNİ İSTİYOR” İDDİASI
Carlson, İsrail’in daha fazla toprak ve kaynak arayışına yönelik bir eğilim içinde olduğunu öne sürerek, bu yaklaşımın bölgedeki dengeleri etkilediğini ifade etti. İsrail’in, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri ve siyasi varlığını kendi hedefleri açısından kısıtlayıcı olarak değerlendirdiğini belirten Carlson, bu nedenle Washington yönetiminin bölgeden çekilmesini istediğini savundu.
ABD kamuoyunda İsrail’e verilen desteğin zamanla azaldığını ifade eden Carlson, bu durumun İsrailli yetkilileri mevcut şartlar içinde daha hızlı hareket etmeye yönelttiğini dile getirdi.
İRAN SALDIRILARI VE “ÖNCE AMERİKA” TARTIŞMASI
Carlson, İran’a yönelik saldırıların ABD’deki İsrail yanlısı çevrelerin etkisiyle gerçekleştiğini öne sürerek, sürecin Donald Trump’ın seçim kampanyasında öne çıkardığı “Önce Amerika” yaklaşımıyla örtüşmediğini söyledi.
Saldırıların, ABD’nin kendi ulusal çıkarları yerine farklı etkiler doğrultusunda şekillendiğini iddia eden Carlson, bu durumun ABD dış politikasına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.
KÜRESEL GÜÇ DENGESİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
Carlson, ABD’nin küresel rolüne ilişkin değerlendirmelerinde ise Washington yönetiminin dünya gücünü Çin ile paylaştığını kabul etmesi gerektiğini belirtti. ABD’nin küresel kapasitesine ilişkin sınırların ortaya çıktığını savunan Carlson, özellikle Tayvan konusunda ABD’nin askeri müdahale kapasitesine dair görüşlerini paylaştı.
Carlson ayrıca, “Önce Amerika” yaklaşımının Avrupa ile ilişkilerin güçlendirilmesini de kapsadığını ve bunun Çin’in artan etkisini dengeleme amacı taşıdığını ifade etti.