İsrail’in ekim ayında seçime gitmeye hazırlandığı dönemde işgal altındaki Batı Şeria’da gasp edilen toprakların genişletilmesine yönelik faaliyetlerde önemli bir artış yaşandı. Gelişmeler, gasıp hareketinin uluslararası hukuka aykırı şekilde bölge üzerindeki kontrolünü güçlendirme ve Batı Şeria’daki Filistin topraklarını birbirinden ayıran yapıyı kalıcı hâle getirme girişimlerini yoğunlaştırdığı yönündeki endişeleri artırdı.
Birleşmiş Milletler geçen hafta yaptığı açıklamada, çoğu zaman İsrail güçleriyle birlikte hareket eden İsrailli gasıpların saldırılarının yanı sıra yasa dışı gasp edilen topraklar ve ileri karakollar kurulmasının şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştığını bildirdi. Saldırılardaki artış, İsrail’de aşırı sağın önde gelen isimlerinin kritik seçimler öncesinde siyasi tansiyonu yükseltmeye çalıştığı bir dönemde meydana geldi.
Mevcut parlamento döneminde İsrail yönetimi, Batı Şeria üzerindeki kontrolünü devlet kurumları içinde daha kalıcı hâle getiren bir dizi adım attı. Yetkilerin askerî yönetimden sivil kurumlara aktarılması, gasp edilen topraklara ilişkin planlama süreçlerinin hızlandırılması ve bölgedeki altyapının genişletilmesi söz konusu adımlar arasında yer aldı.
SMOTRICH’İN PARTİSİ SEÇİM BARAJI RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in liderliğindeki Dini Siyonizm Partisi, çok sayıda kamuoyu araştırmasına göre seçimlerin ardından Knesset’e girebilmek için gerekli oy oranına ulaşamayabilir. Gasıp projesini İsrail siyasetinin merkezine taşıyan isimlerden biri olarak gösterilen Smotrich’in partisine ilişkin sonuçlar, aşırı sağ içinde siyasi hareketliliği artırdı.
Uzmanlar, Smotrich’in içinde yetiştiği gasıp azınlığın desteğini korumaya ve gasp edilen topraklar politikasını seçim öncesinde daha ileri taşımaya çalıştığını belirtiyor. Siyasi faaliyetlerin, partinin seçim barajını aşamama ihtimali karşısında desteği sağlamlaştırmayı amaçlayan yoğun bir çabaya dönüştüğü ifade ediliyor.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, temmuz ayının sonunda Başbakan Binyamin Netanyahu’nun sağcı Likud Partisi tarafından düzenlenen bir toplantıda yaptığı konuşmada, mevcut koalisyonun 2022’de iktidara gelmesinden bu yana Batı Şeria’da 104 yasa dışı gasp edilen topraklar alanı ile yaklaşık 160 çiftlik tipi noktanın kurulmasına onay verildiğini söyledi. İsrail basınına göre Katz, söz konusu adımların Smotrich’in gözetiminde atıldığını belirtti.
E1 PROJESİ DOĞU KUDÜS İLE MAALE ADUMİM’İ BİRLEŞTİRİYOR
Smotrich, Ağustos 2025’te işgal altındaki Doğu Kudüs’ü birkaç kilometre doğuda bulunan Maale Adumim ile birleştirmeyi öngören E1 projesinin hayata geçirileceğini açıklamıştı. Smotrich, proje hakkında yaptığı açıklamada söz konusu planın “Filistin devleti fikrini gömdüğünü” söylemişti.
E1 projesi, Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki Filistin bağlantısını kesme riski nedeniyle uzun süredir uluslararası eleştirilerin merkezinde bulunuyor. Projenin uygulanması hâlinde Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasındaki coğrafi bütünlüğün daha fazla parçalanacağı belirtiliyor.
SAVUNMA BAKANLIĞI İÇİNDE ÖZEL İDARE KURULDU
Smotrich, 2022 yılında Netanyahu liderliğindeki sağ koalisyonu desteklemesinin şartlarından biri olarak Batı Şeria üzerindeki idari kontrolün artırılmasını talep etmişti. Göreve gelmesinin ardından gasıpların politika oluşturma süreçlerindeki etkisini genişleten bir dizi düzenlemeyi uygulamaya koydu.
Smotrich, 2023 yılında Batı Şeria’daki işgal yönetimini denetleyen İsrail Savunma Bakanlığı bünyesinde Gasp Edilen Topraklar İdaresi adlı kurumu oluşturdu. Temmuz 2026’da kurumun hukuki statüsü bakanlık içinde kalıcı hâle getirildi. Düzenlemenin, kurumun aldığı kararların ilerleyen dönemlerde geri çevrilmesini zorlaştırdığı bildirildi.
İsrailli siyasi analist Nimrod Flaschenberg, Netanyahu’nun Smotrich’i ve aşırı sağı seçim ittifakı içinde tutacak bir yöntem geliştirmemesinin zor olduğunu söyledi. Flaschenberg, Smotrich’in gasp edilen topraklarda yaşayan gasıplar ve ideolojik aşırı sağ içinde güçlü bir desteğe sahip olduğunu ancak söz konusu desteğin seçim barajını güvenli biçimde aşmasına tek başına yetmeyebileceğini belirtti.
Flaschenberg’e göre Smotrich, aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in popülist söylemleri ile alt orta sınıftaki birçok seçmenin Netanyahu’yu güvenlik açısından daha güçlü görmesi arasında sıkışmış durumda.
NETANYAHU AŞIRI SAĞIN DESTEĞİNİ KORUMAYA ÇALIŞIYOR
Uzmanlar, Smotrich’in siyasi müttefiki olan Başbakan Netanyahu’nun yalnızca bir seçim mücadelesiyle karşı karşıya olmadığını belirtiyor. Netanyahu’nun devam eden yolsuzluk davası nedeniyle özgürlüğünü ve siyasi geleceğini ilgilendiren bir süreç yaşadığı, Hamas öncülüğünde 2023 yılında düzenlenen saldırı öncesindeki güvenlik başarısızlıklarına ilişkin bağımsız soruşturmanın başlaması hâlinde siyasi mirasının da tartışmaya açılabileceği ifade ediliyor.
Seçimin taşıdığı önem nedeniyle Netanyahu’nun aşırı sağın ve gasıp hareketinin desteğini kaybetmeyi göze alamadığı belirtiliyor. Uzmanlar, Batı Şeria’da son haftalarda artan saldırıları açık biçimde kınamamasını söz konusu siyasi dengeyle ilişkilendiriyor.
Chatham House uzmanı Yossi Mekelberg, Netanyahu’nun ABD televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Batı Şeria’da bazı olayların yaşandığını kabul ettiğini ancak gelişmelerin ciddi olmadığını savunduğunu söyledi. Mekelberg, Netanyahu’nun bireysel olarak kendisine verilmese bile siyasi blokunun devamı için aşırı sağın ve gasıpların desteğine ihtiyaç duyduğunu belirtti.
ULTRAORTODOKS PARTİLER İLE GASIPLAR ARASINDAKİ FARK
Netanyahu’nun ultraortodoks Yahudilerin askerlikten muaf tutulması konusunda siyasi manevra alanına sahip olduğu ancak gasıplar ve aşırı sağ konusunda aynı esnekliğin bulunmadığı belirtiliyor. İsrail’de yetişkinlerin büyük bölümü zorunlu askerlik kapsamına alınırken ultraortodoks partiler, seçmenlerinin askerlikten muaf tutulmasını son yıllarda siyasi kampanyalarının temel başlıklarından biri hâline getirdi.
Ultraortodoks partiler, 2022 yılında kurulan koalisyon hükümetinin kilit bileşenleri arasında yer aldı. Mekelberg, Netanyahu’nun ultraortodoks partilerin büyük olasılıkla kendisiyle hareket etmeye devam edeceğini bildiğini söyledi. Gasıpların siyasi tutumunun ise daha kesin olduğunu belirten Mekelberg, söz konusu kesim açısından siyasi aktörlerin ya destekçi ya da karşıt olarak görüldüğünü ifade etti.
TEMMUZ AYINDA 2 BİN 256 SALDIRI KAYDEDİLDİ
Seçim stratejilerinden bağımsız olarak Batı Şeria’da yaşayan Filistinlilerin maruz kaldığı sonuçların ağırlaştığı bildirildi. Filistin Yönetimi’ne bağlı Duvar ve Gasp Edilen Topraklarla Mücadele Komisyonu verilerine göre yalnızca Temmuz 2026’da Filistinlilere ve mülklerine yönelik 2 bin 256 saldırı kaydedildi.
Saldırıların 1.458’i İsrail ordusu, 798’i ise İsrailli gasıplar tarafından gerçekleştirildi. Veriler, İsrail güçleri ile gasıpların saldırılardaki doğrudan rolünü ortaya koyarken işgal altındaki Batı Şeria’da şiddetin geniş bir alana yayıldığını gösterdi.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kenti yakınlarındaki Yatta’nın güneyinde bulunan El-Tuvani köyündeki El-Takva Camisi de saldırıların hedefi oldu. Caminin giriş kapısı ateşe verilirken duvarlarına İbranice yazılar yazıldı ve caminin camları kırıldı. Saldırının İsrailli gasıplar tarafından gerçekleştirildiği bildirildi.
MUHALEFETİN ELEŞTİRİSİNE KATZ’TAN TEPKİ
Muhalefetteki Demokratlar Partisi lideri Yair Golan, son şiddet dalgasını tetikleyen gasıp aşırılığına yönelik ender eleştirilerden birini dile getirdi. Savunma Bakanı Katz ise Golan’ı “kan iftirası” yaymakla suçladı.
İbranice yayın yapan İsrail basınına sızdırılan aynı toplantıya ilişkin bilgilere göre bazı bakanlar, Filistinlilerin göstereceği her türlü direnişe daha sert karşılık verilmesi çağrısında bulundu. Bakanların ayrıca İsrail ordusuna Filistinlilere ateş açma konusunda daha geniş hareket alanı tanınmasını istediği aktarıldı.
B’TSELEM DEVLETİN SALDIRILARDAKİ ROLÜNE DİKKAT ÇEKTİ
İsrailli insan hakları örgütü B’Tselem’den Yair Dvir, seçim yaklaştıkça Ekim 2023’ten bu yana artan şiddetin daha da yükseldiğini söyledi. Dvir, yaşananların yalnızca saldırıların sayısıyla sınırlı olmadığını belirtti.
Dvir’e göre saldırıların sertliği ve İsrail devletinin doğrudan katılımı da artış gösterdi. İsrail askerlerinin sahadaki rolüne ve saldırılara verilen siyasi desteğe dikkat çeken Dvir, Batı Şeria’daki şiddetin devlet kurumlarının ve siyasi makamların desteğiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kaynak: El Cezire