Avrupa’nın güvenlik ve savunma politikalarında Türkiye’nin rolü yeniden gündeme geldi. Centre for European Reform tarafından yayımlanan değerlendirmede, Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerinde siyasi anlaşmazlıkların devam etmesine rağmen ortak güvenlik tehditlerinin iki taraf arasında daha yakın işbirliğini gerekli hale getirdiği belirtildi. Raporda Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük daimi ordusuna sahip olması, Karadeniz’e erişimi kontrol eden stratejik konumu ve son yıllarda büyüyen savunma sanayii kapasitesi Avrupa güvenliği açısından öne çıkan unsurlar arasında gösterildi.
CER: TÜRKİYE AVRUPA GÜVENLİĞİNDE ÖNEMLİ BİR AKTÖR
CER’nin 3 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı “AB ve Türkiye: Ortak tehditler karşılıklı güvensizliğin üstesinden gelebilir mi?” başlıklı politika notunda, Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliği açısından taşıdığı askeri ve jeopolitik öneme geniş yer verildi. Kuruluş, Rusya kaynaklı güvenlik riskleri, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin belirsizlikler ve Çin’in sanayi politikalarının hem Avrupa hem de Türkiye için ortak sorunlar oluşturduğunu kaydetti.
Değerlendirmede Türkiye’nin özellikle Rusya’ya karşı Avrupa güvenliğinin güçlendirilmesinde rol oynayabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtildi. NATO’nun ikinci büyük daimi ordusuna sahip Türkiye’nin Karadeniz, Orta Doğu ve Orta Asya’daki stratejik konumu da Avrupa açısından dikkate alınması gereken unsurlar arasında sıralandı.
TÜRKİYE’NİN İHA KAPASİTESİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
CER’nin üzerinde durduğu başlıklardan biri Türkiye’nin insansız sistemler alanındaki üretim kapasitesi oldu. Raporda Türkiye’nin yalnızca insansız hava araçlarında değil, insansız kara ve deniz araçlarında da önemli bir üretim altyapısına sahip olduğu belirtildi.
Avrupa’nın savunma sanayii tedarik zincirlerinde çeşitli kapasite açıklarının bulunduğuna dikkat çeken kuruluş, Türkiye’nin üretim gücünün söz konusu eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. İnsansız sistemlerin Ukrayna ve İran’daki savaşlarda giderek daha önemli hale geldiğine işaret edilen değerlendirmede, hızlı üretim ve teknolojik yenilik kapasitesinin modern savaş ortamında belirleyici unsurlar arasında bulunduğu kaydedildi.
AVRUPA’NIN YENİDEN SİLAHLANMA SÜRECİNDE TÜRKİYE BAŞLIĞI
Avrupa ülkeleri son yıllarda savunma harcamalarını ve üretim kapasitelerini artırmaya yönelik yeni adımlar atıyor. CER, Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecinde Türkiye’nin mühimmat ve insansız sistem üretim kapasitesinin değerlendirilmesinin iki taraf açısından da yeni işbirliği alanları oluşturabileceğini belirtti.
Raporda Türkiye’nin savunma sanayiinde aynı ürün grubunda faaliyet gösteren birden fazla üreticiye sahip olduğu, Avrupa’dan gelecek ilave talebin ise söz konusu üretim kapasitesinin daha geniş pazarlara açılmasına imkan sağlayabileceği ifade edildi. CER, özellikle ortak girişimler, alt yüklenicilik modelleri ve Türk savunma şirketlerinin Avrupa’da doğrudan yatırım yapmasını muhtemel işbirliği yöntemleri arasında gösterdi.
BAYKAR VE LEONARDO ORTAKLIĞI ÖNE ÇIKTI
Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında savunma sanayii alanında son dönemde gerçekleştirilen önemli girişimlerden biri Baykar ile İtalyan Leonardo şirketi arasındaki ortaklık oldu. İki şirket, insansız teknolojiler alanında faaliyet göstermek amacıyla yüzde 50-50 ortaklık yapısına sahip LBA Systems isimli şirketi kurdu.
Leonardo’nun açıklamasına göre merkezi İtalya’da bulunan ortak şirket, insansız hava sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi, üretimi ve bakımına yönelik faaliyet gösterecek. Ortaklığın temelinde Baykar’ın insansız hava araçları alanındaki üretim ve operasyon tecrübesi ile Leonardo’nun Avrupa’daki elektronik sistemler, sensörler ve savunma sanayii altyapısının bir araya getirilmesi bulunuyor.
TÜRK SAVUNMA ŞİRKETLERİNİN AVRUPA’DAKİ FAALİYETLERİ GENİŞLİYOR
CER değerlendirmesinde Türkiye ile savunma sanayii işbirliğine yaklaşan Avrupa ülkeleri farklı gruplar altında ele alındı. Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne katılımına destek verdiği ve Eurofighter satışındaki vetosunu kaldırdığı belirtilirken, İtalya başta olmak üzere Polonya, Macaristan, Romanya, Portekiz ve İspanya’nın Türk savunma şirketleriyle daha ileri düzey işbirliği geliştiren ülkeler arasında bulunduğu aktarıldı.
Raporda Almanya’da Türk şirketi Repkon tarafından topçu mühimmatı üretimine yönelik fabrika kurulması ve Polonya’nın ASELSAN’dan keşif ve gözetleme ekipmanları tedarik etmesi de Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında artan savunma sanayii ilişkilerinin örnekleri arasında gösterildi.
TÜRKİYE 20 EUROFIGHTER TYPHOON ALACAK
Türkiye ile İngiltere arasındaki savunma işbirliğinin önemli başlıklarından birini Eurofighter Typhoon savaş uçakları oluşturuyor. İngiltere hükümeti tarafından açıklanan anlaşmaya göre Türkiye, İngiltere’den 20 yeni Typhoon savaş uçağı satın alacak. Anlaşmanın toplam değerinin 8 milyar sterline kadar ulaşabileceği bildirildi.
İngiltere hükümeti, söz konusu anlaşmanın ülkede yaklaşık 20 bin istihdamı destekleyeceğini açıkladı. Eurofighter programında İngiltere’nin yanı sıra Almanya, İtalya ve İspanya da yer alıyor. Türkiye’nin uçak tedariki, Ankara’nın Avrupa savunma sanayiiyle ilişkilerinin genişlediği alanlardan biri olarak öne çıkıyor.
TÜRK PİLOTLAR VE TEKNİK PERSONEL İNGİLTERE’DE EĞİTİLECEK
Türkiye ile İngiltere arasında Eurofighter anlaşmasının devamı niteliğinde yeni bir eğitim ve destek sözleşmesi de 25 Mart 2026 tarihinde imzalandı. İngiltere Savunma Bakanlığı, anlaşma kapsamında Türk Hava Kuvvetleri pilotlarının ve yer personelinin İngiltere’de Eurofighter Typhoon uçaklarının kullanımı ve bakımı konusunda eğitim alacağını açıkladı.
Sözleşme kapsamında uzun vadeli bakım ve destek faaliyetleri de yürütülecek. İngiltere hükümeti, eğitim ve destek anlaşmasının Ekim 2025’te imzalanan 20 uçaklık ana satış anlaşmasının bir sonraki aşamasını oluşturduğunu bildirdi.
AB’NİN SAFE PROGRAMI 150 MİLYAR EUROLUK KAYNAK SAĞLIYOR
Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla oluşturulan önemli mekanizmalardan biri Security Action for Europe, kısa adıyla SAFE oldu. Avrupa Birliği, program kapsamında üye devletlere ortak savunma tedariki amacıyla 150 milyar euroya kadar uzun vadeli kredi sağlayacak. SAFE düzenlemesi 29 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe girdi.
Program mühimmat, füze, topçu sistemleri, hava ve füze savunması, deniz sistemleri, insansız hava araçları, elektronik harp ve askeri hareketlilik gibi geniş bir savunma ürün grubunu kapsıyor. Finansmanın amacı Avrupa savunma sanayiinin üretim kapasitesini artırmak ve mevcut askeri kapasite açıklarını azaltmak olarak açıklanıyor.
TÜRKİYE’NİN SAFE’E KATILIMI SINIRLI ŞARTLARA BAĞLI
SAFE düzenlemesi AB üyesi olmayan bazı ülkelerin de ortak savunma tedarik projelerine katılmasına imkan tanıyor. AB’ye aday ülkeler, potansiyel adaylar ve Avrupa Birliği ile güvenlik ve savunma ortaklığı bulunan ülkeler belirli şartlarda projelere dahil olabiliyor. Daha geniş kapsamlı katılım için ise AB ile ayrıca ikili veya çok taraflı bir anlaşma yapılması gerekiyor.
CER’nin değerlendirmesine göre Türkiye’nin AB ile güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşmasının bulunmaması ve bazı üye ülkelerin siyasi itirazları, Türkiye’nin SAFE fonlarına geniş kapsamlı erişiminin önündeki başlıca engeller arasında yer alıyor. Kuruluş, Türkiye’nin SAFE dışında kalmasının Avrupa ülkeleriyle ikili savunma sanayii işbirliğinin devam etmesini engellemediğini de belirtiyor.
SAFE’DE YÜZDE 35 KURALI UYGULANIYOR
SAFE kapsamındaki savunma tedariklerinde nihai ürünün bileşen maliyetlerinin en fazla yüzde 35’inin AB, Ukrayna ve Avrupa Ekonomik Alanı ile EFTA kapsamı dışındaki ülkelerden gelmesine izin veriliyor. Avrupa Birliği Konseyi, söz konusu şartın Avrupa savunma sanayii kapasitesinin güçlendirilmesini amaçladığını belirtiyor.
Üçüncü ülkelerle yapılacak ek anlaşmalar, söz konusu ülkelerin şirketlerinin SAFE projelerinde daha geniş biçimde yer alabilmesinin önünü açabiliyor. Türkiye ile böyle bir kapsamlı SAFE katılım anlaşması mevcut durumda sonuçlandırılmış değil.
YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS’IN İTİRAZI ÖNE ÇIKIYOR
CER, Türkiye’nin AB düzeyindeki savunma girişimlerine daha geniş biçimde dahil edilmesinin önündeki siyasi engeller arasında Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın tutumuna özellikle dikkat çekiyor. Raporda Türkiye’nin PESCO’ya katılımının daha önce Avusturya tarafından engellendiği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın da benzer girişimlere karşı çıkmasının beklendiği ifade ediliyor.
Kuruluş, Türkiye’nin SAFE fonlarına tam erişimine ilişkin beklentilerin de söz konusu siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle düşük olduğunu belirtiyor. Buna karşılık bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye ile ikili düzeyde savunma sanayii işbirliğini artırması, AB kurumları düzeyindeki siyasi sınırlamalar ile üye ülkelerin ulusal politikaları arasında farklı yaklaşımların bulunduğunu gösteriyor.
CER İKİLİ SAVUNMA İŞBİRLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ
Centre for European Reform, Türkiye’nin AB çapındaki savunma mekanizmalarına tam olarak dahil edilmesinin siyasi açıdan zor olduğunu, ancak tek tek Avrupa ülkeleriyle yürütülen ikili ve çok taraflı ortaklıkların daha hızlı ilerleyebileceğini belirtti. Baykar-Leonardo ortaklığı ile Türkiye-İngiltere Eurofighter anlaşması söz konusu modelin güncel örnekleri arasında bulunuyor.
CER’ye göre ortak girişimler, Türk şirketlerinin Avrupa topraklarında kuracağı üretim tesisleri ve Avrupalı ana yüklenicilerin Türk şirketlerine üretim yaptırması savunma sanayiindeki işbirliğini genişletebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kuruluş ayrıca NATO standartlarına uyumun ve müttefikler arasındaki birlikte çalışabilirliğin ortak projelerde korunması gerektiğini ifade ediyor.
TÜRKİYE’NİN KARADENİZ’DEKİ KONUMU DA ÖNE ÇIKIYOR
CER’nin değerlendirmesinde Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağlayabileceği katkı yalnızca savunma sanayiiyle sınırlandırılmıyor. Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinden Karadeniz’e erişimi kontrol etmesi ve bölgedeki askeri kapasitesi de Rusya kaynaklı güvenlik riskleri açısından önemli görülüyor.
Kuruluş, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında Karadeniz güvenliği, Suriye ve Doğu Akdeniz dahil Levant bölgesinin istikrarı ile Avrupa savunma tedarik zincirlerinin geliştirilmesi başlıklarında düzenli güvenlik diyaloğu kurulmasını öneriyor.