İslam dünyasında yaygın olan nasihatname türünün güzel örneklerinden biri olan “Nehcü’s-sülûk fî siyâseti’l-mülûk” 12. asırda Eyyûbîler devleti hükümdarı Selâhaddin-i Eyyûbî'ye ithafen yazılmış. Tarihi kaynaklar Selâhaddin-i Eyyûbî'nin bu naihatlere itibar ettiğini, hayatı boyunca kitabı yanından ayırmadığını ve içindeki bilgilerden faydalandığını vurguluyor.
“Ülke Yönetiminde İlke ve Esaslar” adıyla 2018 yılında db Yayınları tarafından baskısı yapılan eser muhteva olarak nasihatname literatürünün yöntemini takip etmiş. İyi bir devlet yöneticisinin vasıfları ayrıntılı bir şekilde işlenmiş, halkın yönetiminde dikkat edilmesi gereken incelikler verilmiş, toprakların idaresi, vergi ve zekatların toplanması, cihad ve ganimetlerin taksimi gibi konular işleniyor.
Yazar bu konuları işlerken her konuya Kur’an’dan ve hadislerden örnekler vererek başlıyor. Yine sahabeden misaller verdikten sonra o hususta yapılması gerekenler veya kaçınılması gereken davranış ve tutumları sıralanıyor. Bu nasihatlerin etkisini pekiştirmek için kıssalar ve geçmiş bilgelerden öğütler eklenmiş.
Nasihatname literatürüne göre bir devlet başkanının iyi niteliklere sahip olması çok önemlidir. Bu sebepledir ki genellikle bu tarz kitaplar devlet başkanında bulunması gereken olumlu niteliklerle başlar. Hemen ardından kesinlikle kaçınılması gereken olumsuz özellikler işlenir. “Nehcü’s-sülûk fî siyâseti’l-mülûk”te devlet başkanında bulunması gereken özellikler 15 başlıkta sıralanıyor ve sonrasında detaylı bir şekilde hepsi açıklanıyor. Bu değerli özellikler şöyle sıralanmış:
1. Adaletli olmak
2. Akıllı olmak
3. Cesur olmak
4. Cömert olmak
5. Yumuşak huylu olmak
6. Vefalı olmak
7. Doğru olmak
8. Şefkat ve merhamet sahibi olmak
9. Sabırlı olmak
10. Affedici olmak
11. Şükredici olmak
12. Yavaş olmak (Aceleci olmamak)
13. Bilgili olmak (Ağırbaşlılık)
14. Namuslu olmak
15. Vakar sahibi olmak
Sıralamada fark edildiği gibi bir devlet başkanının taşıması gereken niteliklerin başında “adaletli olmak” geliyor. Adalet nasihatname geleneğinde genel olarak en değerli özellik olarak işleniyor. Peki neden? Kitap bu sorumuzu şu şekilde cevaplıyor:
“Adalet, devlet başkanlarında bulunması gereken yüksek özelliklerin en değerlisidir ve devletin sürekli olarak var olmasını sağ¬layacak aracıların en başında yer alır. Adalet, iyilik ve itaate sebeptir; tanışma, kaynaşma ve yakınlaşmayı doğurur. Adaletli davranılırsa yönetim altındakiler memnun olur, öteki erdemler de adalet sıfatıyla olgunluk derecelerine ulaşır.”
Bu girişin ardından konuyla ilgili ayet ve hadisler verdikten sonra “Nehcü’s-sülûk fî siyâseti’l-mülûk” devlet başkanının adaleti yerine getirebilmesi için on hususa dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor. Bu ilkelere riayet edilirse devlet başkanı hem Allah’a karşı görevini yerine getirmiş olur hem de halkı ondan razı olur. Bu ilkelerden birinin bile çiğnenmesi devletin adaletine gölge düşürür. Bahsi geçen 10 ilke:
1. İslâm dinini ayakta tutmak ve yaymak için gayretli olmak. Din kurumlarını korumak; milleti, dinin prensiplerine göre amel ve hareke¬te sevk ve teşvik etmek.
2. Memleketi korumak ve din düşmanlarına karşı bekçilik etmek. Fakirlerin can ve mallarını, zalim ve azgınlardan korumak, haklarını almak.
3. Milletin iş ve menfaatlarini hak üzere düzenlemek ve yürütmek. Ülkenin her yanını uygun yatırımlarla ilerletmek, ülkeyi imar etmek, şehirleri birbirine ulaştıran yolları eşkiyalardan temizleyerek yol güvenliğini sağlamak.
4. Merkezden uzaktaki şehirlerde görev yapan valileri; fakir ve zayıf kişilerin haklarını zorbalara yedirmemeleri için devamlı kontrol edip bu konuda dikkatlerini çekmek. Çünkü herhangi bir şehirde görülen haksızlıklardan halk, devlet başkanını sorumlu tutar.
5. Ordunun ve devlet görevlilerinin durumlarını iyi izlemek, bu görevlilerin hak ettikleri maaşları, işlerine ve seviyelerine uygun olarak zamanında ödemek. Böyle yapılmazsa devletin çeşitli alanlarındaki görevlileri arasında gruplaşmalar ve ayrılıklar meydana gelir.
6. Devlet başkanının davalıların (birbirleriyle anlaşmazlığa düşmüş kişilerin) davalarını dine uygun olarak çözümleyerek, haklıyı haksızı ayırt etmesi. Haksızlığı ortadan kaldırmak ve herkesin hakkını bulaca¬ğına inanmasıyla zulüm ortadan kalkmış, adalet gerçekleşmiş, millet de her an kendisini kanunun desteğinde güven içinde hissetmiş olur.
7. Görevliler için hazineden ayrılan parayı, savurganlıkta veya eksik harcamaktan sakınarak herkese ve her görevliye derecesine göre vermek.
7. Görevliler için hazineden ayrılan parayı, savurganlıkta veya eksik harcamaktan sakınarak herkese ve her görevliye derecesine göre vermek.
9. Her hizmet ve iş için o hizmette usta, ona layık ve o görevin inceliklerine vakıf; güvenilir, anlayışlı ve yetenek sahibi kişileri seçip görevlendirmek. Mesela: Valilik, hâkimlik ve öteki devlet işlerinde liya¬kat sahibi olanları bulup görevlendirmek...
10. Hâkimler, kadılar ve emniyet yetkilileri gibi memleketin güven¬liğini ayakta tutmakla görevli olanların verdiği kararları uygulama alanına aktarmak yani geçerli kılmak. Bazen bu görevlilerin haklarında verdiği kararları kabul etmek istemeyenler çıkabilir, hâkimler de bu kişilerin konumları gereği onlara karşı âciz olabilirler. Bu durumda verilmiş olan hükümler devlet başkanı tarafından geçerli kılınmalı ve böylece asayişin gerçekleşmesi için hizmet veren kurumlardaki görev¬lilere güven içinde çalışma ve cesurca karar alma imkânı tanınmalıdır.
Hazırlayan: Nihan Su