GENEL

Osmanlı'nın manevi mimarı: Emir Sultan

Emir Sultan’ın asıl adı Seyyid Şemseddin Muhammed bin Ali el-Hüseyni el-Buharî’dir. Rivayete göre yedinci göbekte Hz. Muhammed’in soyuna (sâdât) ulaşan, Emir Külal adıyla tanınan Seyyid Ali isminde Buhârâlı bir mutasavvıfın oğlu ve velî bir kişidir.

Emir Sultan, Türk-İslâm dünyasının başlangıçta ilim membaı olan Buhara’da yetişmiştir. Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere’de de ayrıca ilim tahsil etmiştir. Hac farizasını ifayı müteakip Medine’de de bir müddet kaldıktan sonra bir gece rüyasında Hz. Muhammed ve Hz. Ali’nin kendisine Rum’a gitmesi, mezarının da orada olacağını söylemeleri üzerine önce Irak üzerinden Anadolu’ya geçmiş, Karaman, Hamid-ili (Isparta), Kütahya ve İnegöl üstünden Bursa’ya gelerek Gökdere civarında bir mağara veya sağmaya yerleşmiştir. Orada bir süre ibadet, züht ve takva içinde yaşamıştır.

Mutasavvıflara ilgisi olan Bursa halkı tarafından kısa sürede sevilmiş ve etrafında birçok mürit toplanmıştır. Bursa ulema ve meşayihi ile de münasebette bulunmuştur.

Emir Sultan; Bursa’da Şemseddin Fenâri’den ders aldı ve icazet diploması da hocası tarafından yazılıp verilmiştir.

Daha sonra I. Bayezid’in kızı Hundî Hatun ile evlenmiş bu evlilikten iki kızı ve daha sonra kendi emri ile öldürteceği Emir Ali Çelebi adında bir oğlu olmuştur. Çocukları hep kendisinden önce ölmüştür.

Emir Sultan, “kerametler Sultanı” diye de anılmıştır. Zamanında Osmanlı sultanları kendisine hürmet eder, sefere çıkacaklarında huzura gelip, mübarek duasını alırlardı. Emir Sultan, aynı zamanda birinci Bâyezid’in ‘Bilim Danışmanı’ idi. Ordu onun eliyle kılıç kuşanırlardı.

Emir Sultan, aynı zamanda birinci Bâyezid’in ‘Bilim Danışmanı’ idi. Ordu onun eliyle kılıç kuşanırlardı.

Emir Sultan’ın vefatından sonra bile manevî yardımlarının serhat boylarındaki gaziler tarafından görüldüğü sürekli bir şekilde anlatılırdı. Bu cümleden olarak onun, çok gayret sarf etmesine rağmen Timur-Yıldırım çarpışmasının önüne geçemediği ve savaşın da Emir Sultan’ın işaret ettiği gibi Yıldırım Bayezid’in aleyhine sonuçlandığı bilinmektedir.

Emir Sultan, 63 yaşında vefat ettikten sonra, kendisinden başka eşinin ve çocuklarının da bulunduğu türbesi şu anda Bursa’da bulunmaktadır.

Türbe’nin, müritleri tarafından kalabalık bir kafile tarafından ziyaret edilmesi ananesi bundan 50 yıl öncesine kadar devam etmekteydi.

Osmanlı Devleti’nin genişleyip büyümesinde maddî ve manevî yardımları olan Emir Sultan, asıl kurduğu tarikat ve yetiştirdiği müritleri vasıtasıyla hizmet etmiştir.

Anadolu’nun Türkleşmesi-İslâmlaşması sürecinde onun da büyük rolü olmuştur.

Kendisi, daha çok “toplumun hocası” olarak görev yapmış, öğrenci yetiştirmiş, şairlik yönü itibariyle de birkaç şiir yazmış ve söylemiş, fakat bunun dışında da herhangi bir eseri bulunmamakta, ama ona ait bir menakıpname ölümünden bir müddet sonra müritleri tarafından kaleme alınarak birkaç nüsha halinde yazılmıştır.

Akar gözlerümden yaş yerine kan Zerrece görünmez gözüme cihân Deryâlar nûş idüb kanmaz iken cân Aşıklar kandıran ummânı buldum Emîr Sultan dir ne hoş bâzâr imiş Aşıklar seyr idüb gezerler imiş Cümlenün maksudı ol dîdâr imiş Hakk’a karşı duran divanı buldum” (Güzel 2009: 651).