Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve onun Merkez ve Doğu Avrupa’daki müttefikliklerini tanımlamak üzere Doğu Bloku, Sovyet Bloku ya da Demir Perde terimi kullanılıyordu. Takvimler 1947’yi gösterdiğinde Moskova, komünist rejim altındaki birçok ülkeyi yönetiyordu.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra başlayan Soğuk Savaş, cepheleri iyice keskinleştirmişti. Doğu Bloku, Avrupa’da sosyalizmi engellemek isteyen Marshall Planı’na karşı uluslararası komünizm faaliyetlerini diri tutmak için kuruldu. Sovyetler Birliği Komünist Partisi öncülüğünde Silezya’da bir araya gelen Avrupa komünist partileri, toplantının sonunda Kominform’un kurulduğunu ilan ettiler.
Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği işçilerin vatanı olarak kabul ediliyor, Amerika Birleşik Devletleri’nin emperyalizmine karşı mücadele edilmesi gerektiği düşünülüyordu. Merkezi Belgrad’da olan Kominform’un temel amacı da buydu.
İşçilerin yegâne vatanı olarak kabul edilen Sovyetler Birliği'nin savunulması ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından temsil edilen emperyalizme karşı mücadele edilmesi birliğin temel amaçları arasındadır. Kominform'un merkezi Belgrad şehri idi.
1980'lerde Sovyetler Birliği Doğu Bloku'ndaki ülkeler üzerindeki baskısını azaltarak, bu ülkelerin iç işlerindeki kararlarını belirlemesine izin verdi. Brejnev Doktrini'nin yürürlükten Sinatra Doktrini lehine kalkması Avrupa üzerinde dramatik bir etki yarattı. Doğu Bloku 1989 yılında Sovyet rejiminin Doğu Avrupa'da çökmesi ile birlikte sona ermiş oldu.
Doğu Bloku'ndaki ülkeler kimi zaman Sovyetler Birliği'nin etki küresinin içinde Kızıl Ordu sayesinde tutuluyordu. Macaristan, Sovyet kaynaklı hükûmetini devirip bunun yerine Moskova'dan bağımsız bir yol izleyen başka bir partiyi iktidara getirmesinin hemen ardından 1956 yılında Kızıl Ordu tarafından işgal edildi.
Çekoslovakya da benzer şekilde Prag Baharı olarak da bilinen liberalizasyon sürecinin ardından 1968 yılında işgal edildi. Sonraları, bu müdahaleler Sovyet resmî yaşantısında Brejnev Doktrini olarak anıldı.
Doğu Bloku’nu oluşturan ülkeler; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin dışında Doğu Almanya, Romanya, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslovakya, Polonya ve 1961 yılına kadar Arnavutluk’tu. Yugoslavya komünist bir ülke olmasına karşın hiçbir zaman Doğu Bloku ülkeleri arasında yer almadı.
Doğu Bloku 1989’da Sovyet rejiminin çökmesiyle birlikte sona erdi. Bugün bu ülkelerde hala o dönemlerin derin izlerini görmek mümkün.
Doğu Almanya;
1949’dan iki cumhuriyetin birleştiği 1990 yılına kadar yaşayan sosyalist cumhuriyet; Berlin, Cottbus, Dresden, Erfurt, Frankfurt an-der-Oder gibi önemli şehirlere sahipti. Bugün Berlin; tarihi yapıları, geniş caddeleri ve müzeleriyle pek çok gezilecek yere ev sahipliği yapıyor.
18. yüzyılın sonlarında inşa edilen Brandenburg Kapısı, Alman Parlamento Binası Reichstag, merkez ilçe Mitte’nin günün her saati hareketli olan meydan Alexanderplatz ve Müzeler Adası görülmesi gereken yerlerin başında. Berlin Duvarı’nın doğu yakasında dünyanın çeşitli ressamlarının yaptığı resimlerin bulunduğu Doğu Yakası Galerisi, 1,3 kilometrelik alanda geçmişin bu soğuk duvarının sıcak bir sanat merkezine dönüşmesini sağlamış. Checkpoint Charlie de bu dönemlerden kalma bir yer olarak görülebilir.
Romanya;
Ülkenin başkenti ve en büyük şehri olan Bükreş’te Rus, Osmanlı ve Romanya izlerinin yanında komünist dönemde yapılan bloklar bulunuyor. Bükreş’in en heybetli yapısı Parlamento Binası. Dambovita Nehri kıyısında kurulan Eski Şehir bölgesi, bugün trafiğe kapalı ve hayatın tüm canlılığının gözlemlenebildiği bir bölge.
Londra’nın Hyde Park’ı varsa, Bükreş’in de Herastrau Park’ı var. 400 dönümlük alan halkın ve turistlerin dinlenmek için, yemek yemek için, şehirden kaçmak için gittikleri bir yer.
Bulgaristan;
Başkent Sofya’da Alexsander Nevsky Katedrali, ülkenin sembolü konumunda. Ülkenin sanat koleksiyonlarının görülebileceği Ulusal Sanat Galerisi, Osmanlı polis merkezi olarak inşa edilen Kral Sarayı, heykeller ve çiçeklerle süslü Borisova Gradina Parkı şehirde görülebilecek yerlerden bazıları
Parkın doğu çıkışındaki devasa komünizm anıtı ise 1956 yılında inşa edilmiş.
Macaristan;
Tarihi milattan önce binli yıllara kadar uzanan Budapeşte’de Buda Kalesi’ni görmeden dönmek olmaz. Birçok ünlü mağara bulunan şehir asıl ününü kaplıcalarına borçlu.
Gellert Tepesi, şehrin cazibe noktalarından bir diğeri. Bu tepede Sovyet askerlerinin anısına 1947 yılında yapılmış olan Kurtuluş Anıtı da bulunuyor. Tuna Nehri gezisi ise şehri ve nehri yakından görmek için yapılabilecek en iyi aktivitelerden biri.
Çekoslovakya;
Dağılmadan önce başkent olan Prag mimarisi ve tarihi yapılarıyla göz alıcı bir şehir. Şehrin kalbi Old Town meydanı. Vlatna Nehri üzerindeki Karl Köprüsü, dünyanın en büyük kaleleri arasında bulunan Prag Kalesi sembol yapılar.
Çekoslovakya
Dağılmadan önce başkent olan Prag mimarisi ve tarihi yapılarıyla göz alıcı bir şehir. Şehrin kalbi Old Town meydanı. Vlatna Nehri üzerindeki Karl Köprüsü, dünyanın en büyük kaleleri arasında bulunan Prag Kalesi sembol yapılar.
Polonya;
Başkent Varşova, II. Dünya Savaşı’nda oldukça hasar görmüş.
Ancak tekrar düzenlenerek Avrupa’nın önemli kültür ve sanat şehirlerinden biri haline gelmiş. Eski Şehir’de gezilecek pek çok nokta var
Arnavutluk;
Arnavutluk’un başkenti Tiran’da komünist rejimden sonra bu dönemde yapılan yapılar yıkılarak, yerlerine yenileri inşa edilmiş.
Şehir merkezini kısa bir turla gezmek mümkün. Tiran Ulusal Tarih Müzesi, İskender Bey Heykeli, Ethem Bey Camii, Saat Kulesi şehirde görülebilecek yerler.