GENEL

Asırlardır çözülemeyen esrarengiz olaylar ve nesneler

Bilinmeyenlerle dolu olan tarih boyunca, tam olarak açıklanamayan ve bazı nedenlerden dolayı inkar da edilemeyen birçok olay yaşandı. Nedeni bilinmeyen, sonucu öğrenilemeyen birçok olay ya da nesne yıllardır, hatta asırlardır bilimin ve insanlığın merak konusu. Bu ilginçliklerden bazılarını sizler için derledik...

Kimsenin dilinden anlamadığı yazı: Bundan yaklaşık 500 yıl önce, bilinmeyen bir yazar tarafından bilinmeyen bir dilde bilinmeyen bir yazı sistemiyle yazılmış bir metin bulundu. El yazmasına, metni 1912 yılında İtalya’ya getiren ve Litvanyalı-Samogit bibliyofilleri olan Wilfrid Voynich’in adı verildi.

Metnin Kuzey İtalya’da yazılmış olabileceğine inanılıyor ve kesin olmamakla birlkte hakkında sahip olunan tüm bilgi de bu. Birinci Dünya Savaşı ve İkinci Dünya Savaşı zamanından birçok kriptograf ve kod kırıcı el yazması üzerinde çalıştı ancak kimse metnin gerçekte ne söylediğini bulamadı. Metin 272 sayfadan oluşuyor. Yakın zamanda bu el yazmasının kadın sağlığı hakkıdna yazılmış tıbbi bir kitap olduğu teorisi ortaya atıldı ancak kanıtlanamadı.

Wow sinyali: 1977’de Ohio State Üniversitesi’nin dünya dışı istibarat arayışını desteklemek için kullanılan Big Ear Radio teleskobu günümüzde “wow!” sinyali olarak bilinen bir sinyal aldı.

Gökbilimci Jerry R. Ehman, verileri incelerken anomaliyi keşfetti ve o kadar heyecanlandı ki verinin yanına yuvarlak içine alarak “wow!” notunu düştü. Çünkü sinyal 72 saniye uzunluğundaydı ancak maalesef bir daha asla tekrarlanmadı. İnsan yapımı bir kaynaktan geldiğini iddia etmeye çalışanlar da olmasına rağmen henüz hiç kimse bu sinyali açıklayamıyor. Bu sinyal, şimdiye kadar tespit edilen en uzun uzaylı teması olma konusunda en güçlü aday olmaya devam ediyor.

Kayıp köy halkı: Kanada’da bulunan Inuit ara sıra geçen kürk avcıları tarafından bilinen küçük bir köydü. 1930 yılında Inuit’de garip bir şey oldu; Joe Labelle adlı bir kürk avcısı adanın sınırları içerisine girdiğinde köyde tek bir insan bile bulamadı. Sadece insan yapımı gibi görünen bir mezarda açlıktan ölmüş 7 kızak köpeği vardı. Kayıp insanları bulmak için bir arama yapıldı, ancak tek bir ceset dahi bulunamadı.

Travma sonrası müzik dehası oldu: 2006 yılının ekim ayında Derek Amato, dalış sırasında havuzun dibine kafasını çarptı ve ciddi bir sarsıntı geçirdi. Bu olay yüzünden Derek saçlarının % 35’ini ve hafızasının bir kısmını kaybetti ama aynı zamanda birçok insanın hayatını adadığı bir yetenek sahibi oldu – o artık bir besteciydi.

Amato bu özel durumu, “Gözlerimi kapattığımda, soldan sağa doğru hareket eden bu siyah ve beyaz yapıları buldum, bu aslında aklımda, sürekli akıp giden müzik notalarının akışını temsil ediyordu.” şeklinde anlatıyor. Travmadan sonra bu şekilde dahice seviyede yetenek kazanan dünyadaki tek kişinin Derek olabileceğine inanan doktorlar edinilen müziksel savant sendromuna aşina olsalar da yaşanılan diğer vakalar Derek’inki kadar güçlü değil.

İşaret dili öğrenen goril Koko: Herkesin sevgilisi Goril Koko’ya işaret dili öğretildi ve kendisi bu sayede insanlarla iletişim kurabildi. Bir röportajda, Koko’nun eğiticisi ve kendisine en yakın insan olan Francine Patterson’a Koko ile konuşmalarının ne kadar derine inebileceği soruldu.

Francine, “Koko’nun bakıcılarından biriyle ölüm hakkında yaptığı bir konuşma ile başlamıştı. Bakıcı Koko’ya bir iskelet gösterdi ve 'Bu canlı mı yoksa ölü mü?' diye sordu Koko, 'Ölü, örtülü' diye cevapladı. Bakıcı sordu, 'Hayvanlar öldüğünde nereye gidiyor?' Koko, 'Rahat bir delik' dedi. Sonra bir veda öpücüğü verdi" dedi. Koko’nun bu cevabı birçok insanı şaşırttı ve geride birçok felsefi tartışma bıraktı.

Sürekli aynı yerde ortaya çıkan bulut: Avusturalya’da bulunan Tiwi Adaları’nda her yıl eylül ayı ile mart ayı arasında, neredeyse her öğleden sonra Hector adı verilen bir fırtına bulutu ortaya çıkıyor. Hector, ayrıca Konvektör Hector olarak da biliniyor, en tutarlı fırtınalardan biri olarak anılıyor.

İkinci Dünya Savaşı sırasında bir pilot tarafından isimlendirilen bu bulut hala birçok meteorolojik çalışmanın merkezi olmaya devam ediyor. Birçok meteorolog Hector gibi fenomenler üzerinde çalışmış olsa da, fırtınanın neden görünmeye devam ettiği hakkında geçerli bir açıklama bulunamıyor.

Kleopatra ve sevgilisi Antony’nin hala bulunamayan mezarları: “Bulunmaya yakın” olduğuyla ilgili sayısız yanlış iddiaya rağmen, hiç kimse insanlık tarihindeki en ikonik kadınlardan birinin gömüldüğü yer hakkında hiçbir fikre sahip değil.

Phaistos Disc: Bilim adamlarına göre muhtemelen Tunç Çağı’ndan kalma kilden yapılmış bir disk olan Phaistos’la ilgili meşru bir teori bulunmuyor. Diski pek çok farklı dilde okumak için birçok deneme yapıldı, ancak hepsi başarısız oldu.

Yeni teorilerden biri ise bir tür masa oyunu olabileceği yönünde. Başka bir araştırmaya göre de diskin doğurganlık tanrıçası adına bir tür ibadeti sembolize ediyor olabileceği tahmin ediliyor.

Denizin ortasında mürettebatı kaybolan gemi: Joyita, 1955’te Güney Pasifik’te gizemli bir şekilde ortadan kaybolan tüccar bir gemi. Herkesin dikkatini çeken, geminin neredeyse batma ihtimalinin olmayacağı bir şekilde inşa edilmiş olmasıydı. Hatta gemi ilk bulunduğunda, hala suyun dışında kalan büyük bir parça mevcuttu ancak üzerinde tek bir kişi bile yoktu.

Yola çıktığında gemide bulunan 25 kişiden hiçbiri tüm aramalara rağmen bulunamadı. Hikaye mürettebatın neden gemide kalmadığı ve cesetlerinin hiçbirinin bulunamadığı konusunda arkasında birçok soru bıraktı.

Et yağmuru: 1876’da Kentucky’de "et yağmuru” olarak bilinen akıl almaz bir olay yaşandı. Bayan Crouch verandasında sabun yaparken, gökten et olduğuna yemin ettiği tuhaf bir şey yağdığını fark etti. İlk başlarda Tanrı’dan gelen bir işaret olduğuna inanılan bu olay hızlıca birçok bilim insanının ilgisini çekti.

Araştırma yapıldıktan sonra etin, şahinler tarafından kusulan yiyecekler olduğuna inanıldı. Bu teorinin bu ilginç olayın en mantıklı açıklaması olduğu düşünülüyor.

Kaybolan ada Bermeja: Bermeja, Yucatán’ın kuzey kıyılarını gösteren haritalarda 20. yüzyıla kadar yer alan bir hayalet ada olarak biliniyor. Bu ada hakkındaki en ilginç ayrıntı, birçok araştırmaya rağmen adaya benzeyen hiçbir şey bulunamaması.

Araştırma, birinin adanın gerçek sınırları olmadığına ve Meksika Körfezi’nde petrol haklarının bulunmadığına dikkatleri çekmesiyle başladı. Yetkililer bu kara parçasını aramaya başladığında, sudan başka bir şey bulamadılar. Adanın gerçekten var olup olmadığı henüz açıklanamadı.

Damarlarında kan bulunan 2.000 yıllık ceset: Lady Day olarak da bilinen Xin Zhui, antik Çin’deki Batı Han hanedanlığı döneminde Dai’nin Markiziydi. Mezarı, ölümünden 2000 yıl sonra yanında birçok değerli eser ve belgeyle birlikte Çin’de Mawangdui adında bir tepenin içinde bulundu.

Herkesi şaşırtan şey, vücudunun ölümünden binlerce yıl sonra bile ne kadar iyi korunmuş olduğuydu. Lady Day tüm organları sağlam ve kan damarları bozulmamış olarak bulundu, hatta damarlarında az miktarda A Tipi kan da vardı ve saçları ve kirpikleri hala duruyordu.

Bilim adamları midesinde kavun tohumlarını buldular ve bu sebeple kavun mevsiminde yaz aylarında öldüğüne inanılıyor. Diğer taraftan bu, kavun yedikten sonra birkaç saat içinde öldüğü anlamına da geliyor.

Herkeste merak uyandıran, vücudunun içine batırıldığı gizemli sıvı, hafif asidikti ve içinde bir miktar magnezyum bulunuyordu. Muhtemelen vücudun bu kadar uzun süre korunmasına bu sıvı yardımcı oldu. Bilim adamları hala bu gizemli sıvının nasıl bir sıvı olduğunu bilmiyor.

Ortadan kaybolan Avustralya Başbakanı: Harold Edward Holt, 1966 yılından 1967’de öldü farz edilene kadar, Avustralya’nın 17. Başbakanı olarak görev yaptı. Holt, okyanusu çok severdi ve boş zamanını değerlendirmek üzere 4 arkadaşı ile birlikte balık tutmak için Portsea’ye gittikleri bir hafta sonu öğle yemeğinden önce biraz yüzmek için Cheviot Plajı’nda durdular. Avucunun içi gibi bildiğini iddia ettiği bir plajdı burası. Holt yüzdüğü sırada birden denizde kayboldu.

Görgü tanıklarından biri “bir yaprak gibi…birden” kaybolduğunu belirtti. İlk akla gelen bunun korkunç ve talihsiz bir kaza olduğu. Ancak işin en ilginç yanı, bu olayın en büyük arama operasyonlarından birine sebep olmasına rağmen Avustralya tarihinde hiç kimsenin Holt’un cesedini bulamamış olması. Doğal olarak, bu hikaye birçok komplo teorisine yol açtı, insanlar Holt’un CIA tarafından öldürüldüğüne inandı. Hatta kendi ölümünü sahnelediğini ve insanları kandırdığını düşünenler, intihar ihtimali üzerinde duranlar oldu. Ancak tanıyanlar böyle birşeyin mümkün olmadığını savundu.