<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Dünya Bülteni Türkiye ve dünya haberleri</title>
    <link>https://www.dunyabulteni.com.tr</link>
    <description>Dünya Bülteni, İslam dünyası ve küresel gündemi haber, analiz ve makalelerle derinlemesine takip edin! Dünya haberleri, güncel gelişmeler, son dakika ve sıcak gelişmeler Dünya Bülteni haber sitesinde yer alır.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2006. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 21 Aug 2026 15:32:41 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’den Netanyahu için kırmızı bülten hamlesi: Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi-adalet-bakani-akin-gurlek-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi-adalet-bakani-akin-gurlek-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin davada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Afek Moskovitch hakkında kırmızı bülten yayımlanması için resmi sürecin başlatıldığını açıkladı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 35 sanık hakkında süren davada Netanyahu ve Moskovitch için 14 Temmuz 2026’da yakalama emri verilmişti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen silahlı müdahaleye ilişkin Türkiye’de yürütülen yargı sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanığın yargılandığı dosyada iki isim için uluslararası düzeyde arama sürecinin başlatıldığını duyurdu. Gürlek, kırmızı bülten yayımlanması amacıyla gerekli işlemlerin Adalet Bakanlığı tarafından başlatıldığını bildirdi.</p>

<h3>NETANYAHU VE MOSKOVITCH İÇİN KIRMIZI BÜLTEN TALEBİ</h3>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında yürütülen kovuşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında daha önce verilen yakalama emirlerinin ardından iki sanığın uluslararası seviyede aranması amacıyla kırmızı bülten sürecinin başlatıldığını belirtti.</p>

<p>Bakan Gürlek’in açıklamasına göre Adalet Bakanlığı, kırmızı bülten yayımlanması yönündeki talebi İçişleri Bakanlığına iletti. Sürece ilişkin evrakın ayrıca Dışişleri Bakanlığına gönderildiği bildirildi. Mevcut aşama, Interpol tarafından kırmızı bülten yayımlandığı anlamına gelmiyor; Türkiye tarafından kırmızı bülten çıkarılması amacıyla resmi talep sürecinin yürütüldüğünü gösteriyor.</p>

<h3>YAKALAMA EMİRLERİ 14 TEMMUZ’DA VERİLDİ</h3>

<p>Netanyahu ve Moskovitch hakkında 14 Temmuz 2026’da “soykırım” suçlaması kapsamında yakalama emirleri verilmişti. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Sumud Filosu davasında Netanyahu hakkında yakalama ve kırmızı bülten işlemlerine yönelik ara karar alınması o tarihte kamuoyuna yansımıştı.</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek’in 21 Ağustos’taki açıklamasıyla birlikte söz konusu mahkeme kararının uluslararası arama mekanizmasına taşınması için bakanlıklar düzeyindeki işlemlerin başlatıldığı duyuruldu. Böylece dosyada Netanyahu ve Moskovitch açısından ulusal yakalama kararının ardından uluslararası arama talebi aşamasına geçildi.</p>

<h3>35 SANIK HAKKINDA KOVUŞTURMA SÜRÜYOR</h3>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle 35 sanık hakkında dava açılmıştı. Sanıklar arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bulunuyor. Yargılama İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.</p>

<p>İddianamede sanıklara “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “kasten yaralama”, “eziyet”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ile ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması kapsamındaki suçlamalar yöneltiliyor. Söz konusu suçlamalar mahkemenin vereceği kesin hüküm niteliği taşımıyor ve yargılama süreci devam ediyor.</p>

<h3>AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VE BİNLERCE YILA KADAR HAPİS İSTEMİ</h3>

<p>Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede Netanyahu’nun da aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca sanıkların farklı suçlar kapsamında bin 102 yıl 9 aydan 4 bin 596 yıla kadar değişen sürelerde hapisle cezalandırılmaları istendi.</p>

<p>İddianamenin kabul edilmesinin ardından açıklama yapan Akın Gürlek, soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde başlatıldığını belirterek davanın uluslararası hukuk açısından önem taşıdığını ifade etmişti. Gürlek, Türkiye’nin Sumud Filosu’nda bulunan vatandaşları ve saldırıya maruz kalan insani yardım gönüllülerine ilişkin hukuki süreci takip edeceğini açıklamıştı.</p>

<h3>SUMUD FİLOSU’NA 1 EKİM 2025’TE MÜDAHALE EDİLDİ</h3>

<p>Küresel Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve uygulanan ablukayı aşmak amacıyla farklı ülkelerden aktivistlerin katılımıyla yola çıktı. İsrail güçleri, 1 Ekim 2025’te uluslararası sularda bulunan filodaki gemilere müdahale ederek aktivistleri alıkoydu.</p>

<p>Türkiye, müdahalenin ardından filoda bulunan Türk vatandaşlarının durumunu takibe alırken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da uluslararası sularda gerçekleştirilen eylemlere ilişkin soruşturma başlattı. Adalet Bakanı Gürlek saldırının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 40 ülkeden vatandaşın bulunduğu sivil girişime yönelik müdahalenin uluslararası hukukun ağır ihlali olduğunu ifade etmişti.</p>

<h3>BAŞSAVCILIK SALDIRININ ARDINDAN SORUŞTURMA BAŞLATTI</h3>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, filodaki Türk vatandaşlarının alıkonulmasının ardından Ceza Muhakemesi Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nun Türkiye’nin yargı yetkisine ilişkin hükümleri kapsamında soruşturma başlattı. Dosyada kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması, nitelikli yağma, mala zarar verme ve eziyet gibi suçlar yönünden inceleme yürütüldü.</p>

<p>Soruşturmanın ilerleyen aşamasında elde edilen deliller ve ifadeler doğrultusunda dosya genişletildi ve 35 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle şüpheliler sanık sıfatıyla yargılanmaya başladı.</p>

<h3>GÜRLEK: HUKUKİ SÜREÇ KARARLILIKLA DEVAM EDİYOR</h3>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, son açıklamasında Sumud Filosu aktivistlerine yönelik saldırıyla ilgili hukuki sürecin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürlek, Netanyahu ve Moskovitch hakkındaki yakalama kararlarının ardından uluslararası arama sürecinin başlatıldığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gürlek daha önce de Gazze ve Sumud Filosu dosyalarına ilişkin değerlendirmesinde Adalet Bakanlığının süreci takip edeceğini belirtmiş, Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları sürdüreceğini söylemişti.</p>

<h3>UCM’NİN NETANYAHU HAKKINDAKİ KARARI DA YÜRÜRLÜKTE</h3>

<p>Netanyahu hakkında Türkiye’deki Sumud Filosu davasından bağımsız bir uluslararası yargı süreci de bulunuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024’te Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emirleri çıkarmıştı.</p>

<p>İsrail daha sonra UCM’nin yargı yetkisine itiraz ederek emirlerin geri çekilmesini istedi. UCM sürecindeki belgelerde Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirlerinin yürürlükte olduğu ve geri çekilmeleri için yeterli hukuki temel bulunmadığı yönündeki savcılık görüşü yer aldı. Türkiye’de Sumud Filosu davasında yürütülen kırmızı bülten süreci ise UCM’deki dosyadan ayrı bir hukuki süreç niteliği taşıyor.</p>

<h3>GÖZLER KIRMIZI BÜLTEN SÜRECİNDE</h3>

<p>Adalet Bakanlığının girişimiyle başlatılan süreçte bundan sonraki aşamada kırmızı bülten talebine ilişkin uluslararası işlemler takip edilecek. Kırmızı bülten, Interpol üyesi ülkelere bir kişinin yerinin tespit edilmesi ve ulusal mevzuata bağlı olarak geçici olarak yakalanması yönünde bildirim yapılmasını sağlayan uluslararası arama mekanizması olarak kullanılıyor.</p>

<p>Netanyahu ve Moskovitch hakkında 14 Temmuz’da verilen yakalama emirlerinin ardından 21 Ağustos’ta duyurulan kırmızı bülten talebi, Sumud Filosu davasındaki uluslararası arama sürecinin yeni aşamasını oluşturuyor. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki 35 sanıklı davada kovuşturma ise devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi-adalet-bakani-akin-gurlek-duyurdu</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/05/netanyahu-6.jpg" type="image/jpeg" length="95247"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'nin birliği ve bölge barışı için tarihi gün: YPG feshedildi, Şam'a entegrasyon kararı alındı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriyenin-birligi-ve-bolge-barisi-icin-tarihi-gun-ypg-feshedildi-sama-entegrasyon-karari-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/suriyenin-birligi-ve-bolge-barisi-icin-tarihi-gun-ypg-feshedildi-sama-entegrasyon-karari-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de 29 Ocak 2026’da başlayan entegrasyon sürecinde kritik aşamaya gelindi. SDG lideri Mazlum Abdi, Kamışlı’da yaptığı açıklamada askeri, güvenlik ve idari yapıların Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlandığını duyurdu. Şam yönetiminin süreçten sorumlu ekibinde yer alan yetkililer ise gelişmenin YPG’nin tasfiyesine uzanan sürecin parçası olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye’nin kuzeydoğusunda aylardır devam eden Şam-SDG entegrasyon sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Kamışlı’da düzenlenen programda konuşan SDG lideri Mazlum Abdi, askeri, güvenlik ve idari kurumların Suriye devletinin ulusal kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Abdi, mevcut aşamanın sona erdiğini ve bundan sonra yeni bir dönemin başlayacağını ifade ederken, Kürtlerin haklarının Suriye Anayasası’nda güvence altına alınmasına yönelik siyasi çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.</p>

<h3>KAMIŞLI’DA ENTEGRASYONUN TAMAMLANDIĞI DUYURULDU</h3>

<p>Kamışlı’da gerçekleştirilen açıklama, 29 Ocak’ta Şam yönetimi ile SDG arasında varılan kapsamlı anlaşmanın ardından yürütülen sürecin geldiği noktayı ortaya koydu. Söz konusu anlaşma; ateşkesin sağlanması, askeri birliklerin temas hatlarından çekilmesi, güvenlik güçlerinin İçişleri Bakanlığı yapısına dahil edilmesi ve askeri-idari kurumların merkezi devlet çatısı altında yeniden düzenlenmesini öngörüyordu.</p>

<p>Mazlum Abdi, Kamışlı’daki açıklamasında askeri, güvenlik ve idari kurumların devlet kurumlarıyla birleşme aşamasının tamamlandığını söyledi. Abdi, bundan sonraki dönemde siyasi haklara ilişkin çalışmaların ön plana çıkacağını belirterek Kürt toplumunun haklarının anayasal güvenceye kavuşturulması için girişimlerin devam edeceğini ifade etti.</p>

<h3>SÜREÇ 29 OCAK’TA BAŞLADI</h3>

<p>Şam yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak 2026’da varılan mutabakat, Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri ve idari yapının yeniden düzenlenmesine ilişkin ayrıntılı hükümler içeriyordu. Anlaşmayla birlikte Haseke ve Kamışlı’daki güvenlik yapılanmalarının İçişleri Bakanlığına bağlanması, SDG unsurlarının Savunma Bakanlığı bünyesindeki askeri birliklere dahil edilmesi ve devlet kurumlarının merkezi yönetime devredilmesi kararlaştırılmıştı.</p>

<p>Anlaşma kapsamında Haseke bölgesinde üç SDG tugayından oluşan bir askeri tümenin kurulması ve Ayn el-Arab’daki güçlerin Halep’e bağlı bir tugay içerisinde yer alması planlandı. Şam yönetimi süreci ülke genelinde devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesine yönelik adımların parçası olarak tanımladı.</p>

<h3>ASKERİ VE GÜVENLİK YAPILARI ŞAM’A BAĞLANDI</h3>

<p>Entegrasyon sürecinin en önemli başlıklarından birini SDG’nin askeri ve güvenlik yapılarının merkezi devlet kurumlarına dahil edilmesi oluşturdu. Suriye yönetimi, SDG mensuplarının Savunma Bakanlığı bünyesinde yeniden yapılandırılmasını ve bölgedeki iç güvenlik unsurlarının İçişleri Bakanlığına bağlanmasını planladı.</p>

<p>Son günlerde yapılan açıklamalarda yaklaşık 10 bin SDG unsurunun Suriye ordusuna entegre edildiği, sayının 12 bine kadar çıkabileceği belirtildi. SDG bünyesindeki yapıların bağımsız askeri organizasyon olarak faaliyet göstermesinin sona ermesine yönelik çalışmaların da son aşamaya ulaştığı aktarıldı.</p>

<h3>YPG’NİN TASFİYESİ GÜNDEMDE</h3>

<p>Şam yönetiminin entegrasyon sürecini takip eden yetkilileri, SDG’nin devlet kurumlarına dahil edilmesinin YPG’nin bağımsız silahlı yapı olarak sona ermesi anlamına geleceğini belirtti. Suriye’de süreci takip eden başkanlık ekibindeki isimler, ağustos ayı içerisinde SDG ve YPG yapılarına ilişkin tasfiye sürecinin tamamlanabileceğini daha önce açıklamıştı.</p>

<p>Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde görev yapan yetkililer de daha önce SDG’nin mevcut bağımsız rolünün sona ereceğini ve silahlı unsurların merkezi ordu yapılanmasına dahil edileceğini bildirmişti. Son açıklamalar, söz konusu sürecin askeri ve idari boyutunun büyük ölçüde tamamlandığına işaret ediyor.</p>

<h3>HASEKE VE KAMIŞLI’DA DEVLET KURUMLARI YENİDEN YAPILANDIRILDI</h3>

<p>Entegrasyon anlaşmasının yalnızca askeri alanla sınırlı olmadığı, kamu kurumları ve yerel yönetimleri de kapsadığı açıklandı. Haseke ve Kamışlı’daki mahkemeler, idari kurumlar, sınır kapıları ve kamu hizmetlerinin merkezi devlet yapısına dahil edilmesi sürecin önemli başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Özerk yönetim bünyesinde görev yapan bazı hakimlerin Suriye Adalet Bakanlığı tarafından değerlendirmeye alındığı, Haseke ve Kamışlı’daki adli kurumların merkezi sistem içerisinde yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürütüldüğü bildirildi.</p>

<h3>TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE MERKEZİ OTORİTE VURGUSU</h3>

<p>Şam yönetimi, SDG ile yapılan anlaşmayı Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması ve merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde tesis edilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Ocak ayında yapılan anlaşmanın ardından Suriye hükümeti, Haseke ve Kamışlı dahil kuzeydoğudaki kentlerde devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçirilmesi sürecini başlatmıştı.</p>

<p>Geçmiş yıllarda farklı askeri ve idari yapıların kontrolünde kalan bölgelerin merkezi yönetime dahil edilmesi, Suriye’de iç savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinin temel başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Entegrasyon kapsamında güvenlik, yargı, yerel yönetim ve askeri yapıların tek devlet sistemi altında birleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<h3>ABDİ: YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR</h3>

<p>Mazlum Abdi, entegrasyonun tamamlandığını açıklarken yeni dönemde siyasi ve anayasal konuların gündemde olacağını söyledi. Abdi, Kürt toplumunun haklarının Suriye Anayasası içerisinde güvence altına alınmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.</p>

<p>Ocak ayında imzalanan anlaşmada da askeri düzenlemelerin yanı sıra siyasi, idari ve toplumsal konuların ilerleyen aşamalarda ele alınması öngörülmüştü. Şam ile kuzeydoğudaki yerel yapılar arasındaki yeni dönemin hangi idari modele dayanacağı ve anayasal düzenlemelerin kapsamı bundan sonraki siyasi müzakerelerin başlıca konuları arasında olacak.</p>

<h3>YERİNDEN EDİLENLERİN DÖNÜŞÜ İÇİN DE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR</h3>

<p>Entegrasyon süreciyle birlikte Suriye’nin kuzeydoğusundaki yerinden edilmiş sivillerin yaşadıkları bölgelere dönüşüne yönelik çalışmalar da devam ediyor. Süreci takip eden yetkililerin açıklamalarına göre Afrin, Resulayn ve Ayn el-Arab gibi bölgelere yaklaşık 13 bin aile geri döndü. Mayın temizliği, altyapı sorunları ve mülkiyet anlaşmazlıkları ise geri dönüş sürecinde öne çıkan sorunlar arasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Resulayn çevresinde mayın ve patlamamış mühimmatların temizlenmesi için çalışmalar yürütülürken, bazı bölgelerde konutların mülkiyetine ilişkin anlaşmazlıkların yaşandığı bildirildi. Şam yönetimi, entegrasyon sürecinin güvenlik ve idari birleşmenin yanı sıra savaşın neden olduğu toplumsal ve ekonomik sorunların giderilmesini de kapsadığını belirtiyor.</p>

<h3>SURİYE’DE YENİ DÖNEM</h3>

<p>Kamışlı’daki açıklamayla birlikte 29 Ocak’ta başlayan askeri, güvenlik ve idari entegrasyon sürecinin tamamlandığı ilan edildi. SDG’nin bağımsız silahlı yapı olarak faaliyetlerinin sona ermesi ve unsurlarının Suriye devlet kurumlarına dahil edilmesi, ülkenin kuzeydoğusundaki yönetim yapısında kapsamlı değişiklik anlamına geliyor.</p>

<p>Şam yönetimi açısından süreç merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve ülkenin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanmasına yönelik adımlar arasında yer alırken, SDG tarafı bundan sonraki aşamada anayasal haklara ilişkin siyasi müzakerelerin devam edeceğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriyenin-birligi-ve-bolge-barisi-icin-tarihi-gun-ypg-feshedildi-sama-entegrasyon-karari-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/sdg-mazlum-abdi.jpg" type="image/jpeg" length="94545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gasıplar 13 gündür Filistin köyünü kuşatma altında tutuyor: Evleri ele geçirmeye çalışıyorlar]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/gasiplar-13-gundur-filistin-koyunu-kusatma-altinda-tutuyor-evleri-ele-gecirmeye-calisiyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/gasiplar-13-gundur-filistin-koyunu-kusatma-altinda-tutuyor-evleri-ele-gecirmeye-calisiyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentine bağlı Kusra beldesinde Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, İsrail güçlerinin koruması altında üç Filistinli ailenin evlerini 13 gündür kuşatma altında tutuyor. Ailelerin evlerine giriş ve çıkışları engellenirken, evlerden birine el konularak askeri noktaya dönüştürüldüğü, bölgenin de kapalı askeri alan ilan edildiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan Nablus’un güneyindeki Kusra beldesinde üç Filistinli aileye ait evlerin çevresindeki kuşatma 13’üncü gününe girdi. Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığına göre Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, İsrail güçlerinin koruması altında Ras el-Ayn bölgesindeki evlerin çevresini kuşatmayı sürdürüyor. Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi, ailelerin evlerine giriş ve çıkışlarının engellendiğini, kuşatmanın bölgedeki mülkleri ele geçirmeye yönelik girişimlerle birlikte devam ettiğini söyledi.</p>

<h3>GASIPLAR ÜÇ FİLİSTİNLİ AİLENİN EVİNİ 13 GÜNDÜR KUŞATIYOR</h3>

<p>WAFA’nın 21 Ağustos 2026 tarihli haberine göre İsrail güçleri ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Kusra’daki bazı Filistinli evleri 13 gündür kuşatma altında tutuyor. Kuşatmanın merkezinde Ras el-Ayn bölgesindeki üç ev bulunurken, ailelerin günlük yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli temel ihtiyaçlara ulaşmakta güçlük çektiği bildirildi.</p>

<p>Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi, İsrail güçlerinin bölgede hareket kısıtlamaları uyguladığını, gasıpların ise çevrede serbestçe hareket edebildiğini söyledi. Daha önce 14 Ağustos’ta yapılan açıklamalarda üç evde yaklaşık 15 Filistinlinin, aralarında iki çocuğun da bulunduğu zor koşullar altında yaşadığı ve dışarıdan yardım ulaştırılmasının engellendiği aktarılmıştı.</p>

<h3>BİR EVE EL KONULDU, ASKERİ NOKTAYA ÇEVRİLDİ</h3>

<p>Kusra Belediye Başkanı Vadi’nin açıklamasına göre kuşatma altındaki evlerden birine el konuldu ve yapı İsrail güçleri tarafından askeri noktaya dönüştürüldü. Ras el-Ayn bölgesi de kapalı askeri alan ilan edilerek Filistinlilerin ve dışarıdan bölgeye ulaşmak isteyen kişilerin hareketleri kısıtlandı.</p>

<p>El konulan evin Yusuf Abdüsselam’a ait olduğu bildirildi. Abdüsselam ve ailesinin zorla evden çıkarıldığı, ailenin daha sonra kuşatma altındaki diğer evlerden birinde kalmaya başladığı aktarıldı. WAFA, İsrail güçlerinin perşembe akşamı askeri noktaya dönüştürülen evin içerisindeki mobilya ve diğer eşyalara zarar verdiğini bildirdi.</p>

<h3>AİLELERİN GİRİŞ VE ÇIKIŞLARI ENGELLENİYOR</h3>

<p>Belediye Başkanı Vadi, İsrail güçleri ile gasıpların ailelerin evlerinden çıkmasına veya dışarıdan evlere giriş yapılmasına izin vermediğini söyledi. Kuşatmanın devam etmesi nedeniyle ailelerin yiyecek ve ilaç stoklarının azaldığını belirten Vadi, temel ihtiyaçların evlere ulaştırılmasının da engellendiğini ifade etti.</p>

<p>Daha önce bölgede bulunan Filistinlilere destek olmak isteyen İsrailli ve yabancı aktivistlerin de üç eve ulaşmasının engellendiği bildirilmişti. WAFA’ya göre İsrail güçleri, evlere ulaşmayı başaran İtalyan aktivistleri de daha sonra bölgeden zorla çıkardı.</p>

<h3>UNICEF’İN SU TANKERİNİN GEÇİŞİNE İZİN VERİLMEDİ</h3>

<p>Kuşatmanın insani koşulları ağırlaştırdığına ilişkin bir başka gelişme 16 Ağustos’ta yaşandı. WAFA’nın haberine göre UNICEF, kuşatma altındaki üç eve gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmayı başardı ancak bölgeye götürülen su tankerinin geçişine İsrail güçleri tarafından izin verilmedi.</p>

<p>Kusra Belediye Başkanı Vadi, belediyenin evlerde kesilen elektrik ve su hizmetlerini yeniden sağlayamadığını söyledi. İsrail güçlerinin Ras el-Ayn’ı kapalı askeri bölge ilan etmesinin ardından bölgedeki askeri varlığın da artırıldığı bildirildi.</p>

<h3>ELEKTRİĞİ ONARMAYA GİDEN BELEDİYE EKİBİNE SALDIRI</h3>

<p>Kuşatma altındaki evlerin elektrik hattını onarmak isteyen Kusra Belediyesi çalışanları da 15 Ağustos’ta bölgeye gitti. WAFA, gasıpların belediye ekibine saldırdığını, ardından İsrail güçlerinin ekipteki üç kişiyi gözaltına aldığını bildirdi.</p>

<p>Yerel kaynaklara göre belediye ekibi elektrik kesintisini gidermek amacıyla gerekli koordinasyonun ardından bölgeye ulaşmıştı. Gasıpların ekibin çevresini kuşatarak saldırdığı, İsrail güçlerinin ise müdahalesinin ardından belediye çalışanlarından üçünü alıkoyduğu aktarıldı.</p>

<h3>EVLERDEN BİRİNİ AYLARDIR ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR</h3>

<p>Kuşatma altındaki evlerden birinin yaklaşık dört aydır gasıpların hedefinde bulunduğu bildirildi. Yerel kaynaklar, söz konusu eve defalarca baskın yapılmaya ve yapının ele geçirilmeye çalışıldığını, ailenin de evi korumak amacıyla dönüşümlü olarak sürekli içeride bulunduğunu aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gasıpların eve yönelik saldırılar kapsamında elektriği defalarca kestiği, binayı taşladığı ve çevresini kuşattığı bildirildi. Ev, Kusra’nın çevresindeki yüksek noktalardan biri olan Ras el-Ayn Tepesi üzerinde bulunuyor.</p>

<h3>FİLİSTİNLİ İBRAHİM FEVZİ SALDIRILARI ANLATTI</h3>

<p>Anadolu Ajansı’na konuşan Kusralı Filistinli İbrahim Fevzi de 9 Ağustos’tan itibaren üç Filistinli aileye ait evlerin kuşatma altında tutulduğunu söyledi. Fevzi, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin evine girdiklerini, kendisine fiziksel saldırıda bulunduklarını ve eşiyle çocuklarını bir odada alıkoyduklarını anlattı.</p>

<p>Fevzi, yıllar süren inşaatın ardından yaklaşık bir yıl önce yeni evine taşındığını ancak son aylarda saldırıların tekrarlandığını belirtti. Yaşananlar nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını ifade etti.</p>

<h3>BÖLGEDEKİ YARDIM ÇALIŞMALARI DA ENGELLENİYOR</h3>

<p>Birleşmiş Milletler insani yardım ortakları da işgal altındaki Batı Şeria’da yardım erişiminin giderek zorlaştığını bildirdi. OCHA’nın aktardığı verilere göre bölgede kontrol noktaları, kapılar, yol engelleri ve diğer fiziksel kısıtlamalar dahil 900’den fazla engel bulunuyor. Söz konusu uygulamaların insani yardım faaliyetlerinde gecikmelere neden olduğu belirtildi.</p>

<p>BM’nin açıklamasında Kusra’daki üç Filistinli aileye ulaşmaya çalışan yardım çalışanları ve belediye ekiplerinin de ciddi erişim sorunları yaşadığı vurgulandı. Ailelerin, evlerinin yakınına kurulan bir noktadan sonra getirilen yeni kısıtlamalar nedeniyle bölgede mahsur kaldığı bildirildi.</p>

<h3>KUSRA BELEDİYESİ DESTEK ÇAĞRISI YAPTI</h3>

<p>Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, kuşatmanın devam ettiği süreçte Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi ile görüşerek bölgedeki gelişmelere ilişkin bilgi aldı. Mustafa, ilgili kurumlara Kusra’daki Filistinlilere destek sağlanması talimatı verdi ve İsrail’in uygulamalarının durdurulması için uluslararası girişimlerin artırılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Kusra’daki üç evin çevresindeki kuşatma 21 Ağustos itibarıyla 13’üncü gününe girerken, ailelerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaçlara erişimi üzerindeki kısıtlamalar devam ediyor. Belediye yönetimi, evlerin ele geçirilmesine yönelik girişimlerin sonlandırılmasını ve ailelere gıda, su, ilaç ve diğer temel malzemelerin ulaştırılmasına izin verilmesini istiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/gasiplar-13-gundur-filistin-koyunu-kusatma-altinda-tutuyor-evleri-ele-gecirmeye-calisiyorlar</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/filistin.jpg" type="image/jpeg" length="31899"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de uzuvlarını kaybeden çocuklar yüzmeyle hayata tutunuyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/gazzede-uzuvlarini-kaybeden-cocuklar-yuzmeyle-hayata-tutunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/gazzede-uzuvlarini-kaybeden-cocuklar-yuzmeyle-hayata-tutunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde savaş sırasında uzuvlarını kaybeden Filistinli çocuklar, fiziksel hareket kabiliyetlerini ve özgüvenlerini desteklemek amacıyla düzenlenen yüzme eğitimlerine katılıyor. Heal Palestine tarafından yürütülen programda protezlerini havuz kenarında bırakan çocuklar su içinde egzersiz yaparken, Dünya Sağlık Örgütü Gazze’de Ekim 2023’ten bu yana 5 binden fazla uzuv amputasyonu gerçekleştiğini ve amputasyonların yaklaşık beşte birinin çocuklarda olduğunu tahmin ediyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze Şeridi’nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşta uzuvlarını kaybeden Filistinli çocuklar, Han Yunus’ta düzenlenen yüzme eğitimleriyle fiziksel ve psikososyal rehabilitasyon sürecine katılıyor. Kâr amacı gütmeyen Heal Palestine kuruluşu tarafından organize edilen program kapsamında çocuklara yüzme eğitimi verilirken, çalışmalar hareket kabiliyetlerinin geliştirilmesi, fiziksel güçlerinin desteklenmesi ve su içerisinde bağımsız hareket edebilme becerilerinin artırılmasına odaklanıyor. Associated Press’in 19 ve 20 Ağustos 2026’da Han Yunus’ta görüntülediği eğitimlere savaş sırasında bacaklarını veya başka uzuvlarını kaybeden çocuklar katıldı.</p>

<h3>UZUVLARINI KAYBEDEN ÇOCUKLAR HAVUZDA EĞİTİM ALIYOR</h3>

<p>Han Yunus’taki yüzme programında çocuklar antrenörler eşliğinde havuza girerek farklı yüzme ve hareket egzersizleri gerçekleştiriyor. Bazı çocukların protezlerini havuzun kenarında bırakarak eğitime katıldığı görüntülere yansırken, derslerde suya alışma, denge sağlama ve farklı hareketleri bağımsız biçimde gerçekleştirme üzerine çalışmalar yapılıyor.</p>

<p>Heal Palestine tarafından düzenlenen programda çocukların yaşadıkları ciddi yaralanmaların ardından fiziksel hareketliliklerini desteklemek amaçlanıyor. Su ortamının vücut ağırlığının etkisini azaltması, uzuv kaybı yaşayan kişilerin farklı hareketleri daha kontrollü biçimde gerçekleştirebilmesine olanak sağlarken, yüzme rehabilitasyon çalışmalarında kullanılan fiziksel aktiviteler arasında yer alıyor.</p>

<h3>16 YAŞINDAKİ RİMAS İKİ BACAĞINI KAYBETTİ</h3>

<p>Programa katılan çocuklar arasında 16 yaşındaki Rimas Abu Shalouf da bulunuyor. AP’nin aktardığı bilgilere göre Rimas, İsrail-Hamas savaşı sırasında aldığı yaralar nedeniyle iki bacağını kaybetti ve Han Yunus’taki yüzme eğitimlerinde Heal Palestine eğitmenleriyle birlikte çalışıyor.</p>

<p>Eğitimlere ayrıca bir bacağını kaybeden Miral al-Babli ile 12 yaşındaki Sama Abu Khuswan gibi çocuklar da katılıyor. AP tarafından yayımlanan görüntülerde çocukların eğitmen Nour Qashqash eşliğinde ısınma hareketleri yaptığı, ardından havuzda farklı egzersizlere geçtiği görülüyor.</p>

<h3>PROGRAMI HEAL PALESTINE YÜRÜTÜYOR</h3>

<p>Yüzme eğitimleri, Filistinli çocuklara yönelik sağlık ve rehabilitasyon çalışmaları gerçekleştiren Heal Palestine tarafından organize ediliyor. Program, savaş nedeniyle kalıcı fiziksel yaralanmalar yaşayan çocukların günlük yaşam becerilerinin ve hareket kapasitelerinin desteklenmesini hedefleyen rehabilitasyon çalışmalarının bir parçası olarak yürütülüyor.</p>

<p>Çocukların havuzdaki çalışmalarına antrenörler eşlik ederken, eğitimlerde fiziksel egzersizlerin yanı sıra çocukların sosyal ortama katılımına da imkân sağlanıyor. Savaş nedeniyle eğitim, oyun ve sosyal yaşam alanları büyük ölçüde kesintiye uğrayan Gazze’de rehabilitasyon hizmetlerine olan ihtiyaç da devam ediyor.</p>

<h3>DSÖ: GAZZE’DE 5 BİNDEN FAZLA AMPUTASYON GERÇEKLEŞTİ</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün Mayıs 2026’da yayımladığı güncel tahminlere göre Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana 172 binden fazla kişi yaralandı. Yaklaşık 43 bin kişinin yaşamını değiştirecek nitelikte yaralanmalar geçirdiği tahmin edilirken, 5 binden fazla uzuv amputasyonu kaydedildi. DSÖ, amputasyon geçirenlerin yaklaşık beşte birinin çocuk olduğunu bildiriyor.</p>

<p>DSÖ verilerine göre 22 binden fazla ciddi uzuv yaralanması, 2 binden fazla omurilik yaralanması, 3 bin 400’den fazla ağır yanık ve 1.300’den fazla ciddi travmatik beyin yaralanması bulunuyor. Çatışmayla bağlantılı 50 binden fazla yaralanmanın uzun süreli rehabilitasyon gerektirdiği belirtiliyor.</p>

<h3>GAZZE’DE ÇOCUK AMPUTASYONLARININ ORANI DÜNYANIN EN YÜKSEKLERİ ARASINDA</h3>

<p>Birleşmiş Milletler’in yayımladığı raporda Gazze’nin dünyada nüfusa oranla en yüksek çocuk amputasyonu oranına sahip olduğu belirtildi. Raporda daha önceki bir değerlendirmede 4 bin 500’den fazla amputenin bulunduğu, bunların en az 810’unun çocuk olduğu aktarılmıştı. Aynı raporda 3 bin ile 4 bin arasındaki toplam amputasyon tahmininin çocuk amputasyonlarının sayısı değil, tüm yaş gruplarını kapsayan daha eski bir tahmin olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Daha güncel DSÖ tahmini ise toplam amputasyon sayısını 5 binin üzerine çıkarıyor ve vakaların yaklaşık yüzde 20’sinin çocuklarda olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla “Gazze’de 4 bin çocuk amputee bulunuyor” şeklindeki sayı güncel resmi verilerle doğrulanmıyor; mevcut uluslararası kurum verileri çocuk amputasyonlarının yaklaşık bin seviyesinde olduğunu düşündürüyor.</p>

<h3>ON BİNLERCE KİŞİNİN UZUN SÜRELİ REHABİLİTASYONA İHTİYACI VAR</h3>

<p>Gazze’de fiziksel rehabilitasyon ihtiyacı amputasyon geçirenlerle sınırlı değil. DSÖ, ağır uzuv yaralanmaları, omurilik ve beyin hasarları ile ciddi yanıklar dahil olmak üzere on binlerce kişinin uzun süreli rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç duyduğunu bildiriyor. Mayıs 2026 itibarıyla yaklaşık 14 bin hastanın uzuv rekonstrüksiyonu hizmetleri için kayıt yaptırdığı, değerlendirilen hastaların yaklaşık yarısının ek cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyduğu açıklandı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi de Gazze’de yaralanan her dört Filistinliden yaklaşık birinin omurilik, beyin veya diğer yaşamı değiştiren yaralanmalarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Rehabilitasyon ekipmanı ve yardımcı cihazların bölgeye girişinde yaşanan kısıtlamaların ise tedavi ve iyileşme süreçlerini zorlaştırdığı bildiriliyor.</p>

<h3>HAN YUNUS’TA UZUV REKONSTRÜKSİYON MERKEZİ DE HİZMET VERİYOR</h3>

<p>Han Yunus’taki Nasser Tıp Kompleksi bünyesinde 1 Haziran 2026’da kurulan Uzuv Rekonstrüksiyon Merkezi de ağır savaş yaralanmaları bulunan hastalara hizmet veriyor. OCHA’nın temmuz ayındaki verilerine göre merkez ortoplastik cerrahi, fizyoterapi ve uzuv rekonstrüksiyonu hizmetleri sunarken, açılışından sonraki ilk dönemde 17 hasta yatırıldı ve 19 ameliyat gerçekleştirildi.</p>

<p>WHO tarafından desteklenen 16 yataklı merkezde haftada iki kez ameliyat programı uygulanıyor. Han Yunus’taki yüzme eğitimi gibi farklı rehabilitasyon çalışmaları da Gazze’de artan fiziksel rehabilitasyon ihtiyacının karşılanmasına yönelik girişimler arasında yer alıyor.</p>

<h3>ÇOCUKLARIN PSİKOSOSYAL DESTEĞE İHTİYACI SÜRÜYOR</h3>

<p>UNICEF’in 2026 verileri, Gazze’de çocukların yaşadığı etkilerin fiziksel yaralanmalarla sınırlı olmadığını gösteriyor. UNICEF’in çocuklarla yaptığı değerlendirmelerde yaklaşık her 10 çocuktan 9’unun psikososyal desteğe ihtiyaç duyduğunu bildirdiği aktarılırken, savaşın çocukların eğitim, sağlık ve günlük yaşam koşulları üzerinde uzun süreli etkiler bıraktığı belirtiliyor.</p>

<p>UNICEF ayrıca Gazze’de yaklaşık 1 milyon çocuğun savaşın travmatik deneyimlerine maruz kaldığını bildiriyor. Çocukların aile üyelerini, evlerini, okullarını ve oyun alanlarını kaybettiğine dikkat çekilirken, uzun vadeli iyileşme sürecinde sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin yanı sıra psikososyal desteğin de önem taşıdığı belirtiliyor.</p>

<h3>YÜZME EĞİTİMLERİ REHABİLİTASYON SÜRECİNİN PARÇASI</h3>

<p>Han Yunus’taki yüzme programı, kalıcı fiziksel yaralanmalarla yaşayan çocukların rehabilitasyonuna yönelik sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri olarak sürdürülüyor. Çocukların protezleri olmadan su içinde hareket edebilmesi, farklı kas gruplarını kullanabilmesi ve hareket kabiliyetlerini geliştirebilmesi eğitimlerin fiziksel boyutunu oluşturuyor.</p>

<p>Program aynı zamanda savaş yaralanmaları nedeniyle günlük yaşamları değişen çocukları ortak bir etkinlikte bir araya getiriyor. Gazze genelinde rehabilitasyon malzemeleri, protezler ve uzman sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar devam ederken, uluslararası kuruluşlar uzun süreli rehabilitasyon ihtiyacının önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini bildiriyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="en">Amputee children in Khan Younis are learning to swim as part of a programme helping them rebuild confidence and mobility after devastating war injuries.<br />
<br />
Gaza has the world’s highest number of child amputees per capita, an estimated 4,000 since the war began. <a href="https://t.co/HZfwKAqtzm" rel="nofollow">pic.twitter.com/HZfwKAqtzm</a></p>
— Al Jazeera English (@AJEnglish) <a href="https://x.com/AJEnglish/status/2090567052557746355?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 20, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/gazzede-uzuvlarini-kaybeden-cocuklar-yuzmeyle-hayata-tutunuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/gazze-sakat-cocuklar.jpg" type="image/jpeg" length="60178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Venezuela, Kolombiya derken Peru da sarsıldı: Deprem Lima’da hissedildi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/venezuela-kolombiya-derken-peru-da-sarsildi-deprem-limada-hissedildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/venezuela-kolombiya-derken-peru-da-sarsildi-deprem-limada-hissedildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Amerika’da Venezuela ve Kolombiya’daki büyük depremlerin ardından Peru’da da güçlü bir sarsıntı meydana geldi. USGS, Peru’nun Ayacucho bölgesindeki Upahuacho’nun 38 kilometre kuzeybatısında meydana gelen depremin büyüklüğünü 6,7 olarak açıklarken, Peru Jeofizik Enstitüsü büyüklüğü 7,2 olarak ölçtü. Sarsıntı başkent Lima dahil geniş bir bölgede hissedildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Güney Amerika ülkesi Peru, 20 Ağustos 2026’da güçlü bir depremle sarsıldı. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS), yerel saatle 13.00 sıralarında meydana gelen depremin merkez üssünün Ayacucho bölgesindeki Upahuacho’nun yaklaşık 38 kilometre kuzeybatısı olduğunu bildirdi. USGS verilerine göre depremin büyüklüğü 6,7, derinliği ise 66,7 kilometre olarak kaydedildi. Peru’nun resmi sismoloji kurumu Peru Jeofizik Enstitüsü (IGP) ise aynı sarsıntının büyüklüğünü 7,2 olarak açıkladı.</p>

<h3>USGS DEPREMİN BÜYÜKLÜĞÜNÜ 6,7 OLARAK AÇIKLADI</h3>

<p>ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından yayımlanan verilere göre deprem, Peru’nun güneyindeki And Dağları bölgesinde meydana geldi. Merkez üssü Upahuacho’nun 38 kilometre kuzeybatısı olarak belirlenen sarsıntının yerin 66,7 kilometre altında gerçekleştiği bildirildi. Depremin geniş bir alanda hissedilmesinde büyüklüğü ve meydana geldiği derinlik etkili oldu.</p>

<p>Sarsıntı Ayacucho’nun yanı sıra Ica, Arequipa, Cusco, Huancavelica ve Apurimac dahil Peru’nun güney ve orta kesimlerindeki birçok bölgede hissedildi. Başkent Lima’da da hissedilen deprem nedeniyle bazı vatandaşlar bulundukları binalardan dışarı çıktı.</p>

<h3>PERU JEOFİZİK ENSTİTÜSÜ 7,2 OLARAK DUYURDU</h3>

<p>Peru Jeofizik Enstitüsü, depreme ilişkin farklı ölçüm sonuçları açıkladı. IGP’nin CENSIS/RS 2026-0568 numaralı resmi deprem raporunda sarsıntının büyüklüğü 7,2 olarak kaydedilirken, merkez üssünün Ayacucho’ya bağlı Parinacochas bölgesindeki Coracora’nın 35 kilometre kuzeyi olduğu bildirildi. Kurum deprem saatini yerel saatle 13.00.16 olarak açıkladı.</p>

<p>IGP verilerinde depremin derinliği 108 kilometre olarak yer aldı. USGS’nin 6,7 büyüklük ve 66,7 kilometre derinlik ölçümüyle IGP’nin 7,2 büyüklük ve 108 kilometre derinlik ölçümü arasındaki fark, kurumların kullandığı sismik ağlar ve hesaplama yöntemlerinden kaynaklanan farklı ölçüm sonuçları olarak kayıtlara geçti.</p>

<h3>DEPREM LİMA’DA DA HİSSEDİLDİ</h3>

<p>Deprem merkez üssüne yakın Parinacochas bölgesinde güçlü şekilde hissedilirken, sarsıntının etkisi yüzlerce kilometre uzaklıktaki yerleşimlere kadar ulaştı. Peru Ulusal Sivil Savunma Enstitüsü tarafından yapılan ilk değerlendirmelerde Coracora, Chumpi, Coronel Castañeda, Pacapausa, Pullo, Puyusca, San Francisco de Ravacayco ve Upahuacho ile Ica bölgesindeki Nazca’da depremin güçlü biçimde hissedildiği bildirildi.</p>

<p>Ica ve Pisco’da sarsıntının orta şiddette hissedildiği, Apurimac ve Moquegua bölgelerindeki birçok yerleşimde de depremin algılandığı açıklandı. Başkent Lima’daki vatandaşlar da sarsıntıyı hissederken, yerel ve bölgesel acil durum birimleri deprem sonrasında saha taramalarına başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>İLK AÇIKLAMALARDA HASAR BİLDİRİLMEMİŞTİ</h3>

<p>Depremin hemen ardından Peru’daki yetkililer ilk kontrollerde can kaybı veya ciddi hasar bildirilmediğini açıklamıştı. Peru Sivil Savunma yetkilileri ile Parinacochas yerel yönetiminden yapılan ilk açıklamalarda yerleşim merkezlerinde ağır bir hasara ilişkin bilgi bulunmadığı duyuruldu.</p>

<p>Saha çalışmalarının ilerlemesiyle birlikte ilk değerlendirmelere yeni bilgiler eklendi. Associated Press’in daha sonraki aktarımına göre Coracora’da tahliye sırasında en az iki kişinin yaralandığı, 22 konut, altı sağlık merkezi ve bir okulda hasar tespit edildiği bildirildi. Coracora çevresinde kaya düşmeleri de kayda geçerken, yetkililerin hasar tespit çalışmaları devam etti.</p>

<h3>TSUNAMİ TEHLİKESİ OLMADIĞI AÇIKLANDI</h3>

<p>Peru Donanması, depremin ardından yaptığı değerlendirmede tsunami tehdidi bulunmadığını bildirdi. Depremin kara içinde ve And Dağları bölgesinde meydana gelmesi nedeniyle kıyı kesimleri için tsunami alarmı verilmedi.</p>

<p>Ulusal Acil Durum Operasyon Merkezi ise bölgesel ve yerel yönetimlerle koordinasyon halinde çalışmaların sürdürüldüğünü açıkladı. Yetkililer, depremden etkilenen bölgelerdeki yerel acil durum merkezlerinin aktif tutulmasını ve saha kontrollerinin sürdürülmesini istedi.</p>

<h3>VENEZUELA VE KOLOMBİYA DA BÜYÜK DEPREMLERLE SARSILMIŞTI</h3>

<p>Peru’daki deprem, Güney Amerika’da son dönemde meydana gelen güçlü depremlerin ardından kaydedildi. Venezuela haziran ayında meydana gelen yıkıcı depremlerle sarsılırken, 10 Ağustos 2026’da Kolombiya’nın batısında 7,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Kolombiya Jeoloji Servisi’nin verilerine göre merkez üssü Chocó bölgesindeki San José del Palmar olan deprem, ülkede son yılların en güçlü sarsıntılarından biri olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Kolombiya’daki 7,4 büyüklüğündeki deprem Cali, Pereira, Quibdó, Manizales ve çevresinde ağır hasara yol açtı ve yüzlerce kişinin yaşamını yitirmesine neden oldu. Sarsıntı Venezuela, Ekvador ve Panama gibi komşu ülkelerde de hissedildi.</p>

<h3>PERU PASİFİK ATEŞ ÇEMBERİ ÜZERİNDE BULUNUYOR</h3>

<p>Peru, dünyadaki yoğun deprem aktivitesinin görüldüğü Pasifik Ateş Çemberi üzerinde bulunuyor. Bölgede Nazca levhasının Güney Amerika levhasının altına dalması nedeniyle sık sık güçlü depremler meydana geliyor. Peru’da 2007 yılında Ica bölgesinde meydana gelen 7,9 büyüklüğündeki depremde yaklaşık 600 kişi yaşamını yitirmişti.</p>

<p>20 Ağustos’taki sarsıntının ardından Peru’daki yetkililer hem merkez üssüne yakın yerleşimlerde hem de depremin hissedildiği diğer bölgelerde saha kontrollerini sürdürdü. Yaralılar, konutlar ve kamu yapılarındaki hasara ilişkin değerlendirmeler devam ederken, yetkililer gelişmelerin resmi kurumların açıklamaları üzerinden takip edilmesini istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Latin Amerika</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/venezuela-kolombiya-derken-peru-da-sarsildi-deprem-limada-hissedildi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/06/deprem-grafigi.jpg" type="image/jpeg" length="28368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail muhalefetinden Netanyahu'ya Türkiye tepkisi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/israil-muhalefetinden-netanyahuya-turkiye-tepkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/israil-muhalefetinden-netanyahuya-turkiye-tepkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Türkiye politikası İsrail muhalefetinin de gündemine girdi. Demokratlar Partisi lideri Yair Golan saldırıyı “provokatif ve tehlikeli” olarak nitelendirirken eski Başbakan Ehud Barak, Netanyahu’yu 27 Ekim’deki seçimler öncesinde Türkiye ile gerilimi kasıtlı biçimde tırmandırmakla suçladı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da saldırının Türkiye ile askeri çatı]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, Ankara ile Tel Aviv arasında gerilimi yükseltirken Netanyahu hükümetine İsrail içinden de eleştiriler yöneltildi. Muhalefet temsilcileri, saldırının Türkiye ile doğrudan çatışma riskini artırdığını ve İsrail’in başta ABD olmak üzere müttefikleriyle ilişkilerini daha da zorlaştırabileceğini savundu.</p>

<p>İsrail yönetimi saldırının, Türkiye’nin Suriye’de askeri varlık oluşturmasını engelleme amacı taşıdığını açıklarken Ankara söz konusu iddiaları reddetti. Türkiye, saldırıyı Suriye’nin egemenliğine yönelik hukuka aykırı bir eylem olarak nitelendirdi. Suriye yönetimi de üste kalıcı bir Türk askeri konuşlanması planlanmadığını bildirdi.</p>

<h3>YAIR GOLAN’DAN NETANYAHU’YA SERT ELEŞTİRİ</h3>

<p>İsrail’de merkez sol çizgideki Demokratlar Partisi’nin lideri Yair Golan, Suriye’deki son İsrail saldırısının Netanyahu hükümetinin Türkiye politikasındaki riskleri artırdığını söyledi.</p>

<p>Golan, Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik operasyonu “provokatif ve tehlikeli” bir adım olarak tanımladı. Muhalefet lideri, saldırının İsrail’i Türkiye ile doğrudan bir çatışmaya daha fazla yaklaştırdığını ve özellikle ABD ile yaşanan görüş ayrılıklarını derinleştirdiğini savundu.</p>

<h3>“İSRAİL TÜRKİYE İLE ÇATIŞMAYA DAHA FAZLA YAKLAŞTI”</h3>

<p>Yair Golan’ın değerlendirmesinde Türkiye ile askeri bir karşı karşıya gelme ihtimali öne çıktı. Golan, Netanyahu hükümetinin attığı adımların İsrail’in bölgesel güvenliğine katkı sağlamadığını, tersine yeni cepheler oluşturabileceğini ileri sürdü.</p>

<p>Muhalefet lideri ayrıca Netanyahu’nun askeri gücü siyasi amaçlarla kullandığını savundu. Golan’a göre Suriye’deki son operasyon, İsrail’in müttefikleriyle güven ilişkisini de zayıflatabilecek nitelikte.</p>

<h3>ABD İLE GÖRÜŞ AYRILIĞI DA GÜNDEMDE</h3>

<p>Saldırıya yönelik eleştirilerin önemli başlıklarından biri Washington’un yaklaşımı oldu. ABD yönetimi, İsrail’in Ebu Zuhur’a yönelik saldırısını gereksiz bir tırmanma olarak değerlendirdi ve Türkiye, İsrail ile Suriye arasında doğrudan askeri gerilim oluşmaması için yeni bir koordinasyon mekanizması kurulması üzerinde çalışmaya başladı.</p>

<p>Yair Golan da söz konusu tabloya işaret ederek Netanyahu hükümetinin izlediği politikanın İsrail’i başta ABD olmak üzere müttefiklerinden uzaklaştırabileceğini savundu.</p>

<h3>EHUD BARAK 27 EKİM SEÇİMLERİNİ İŞARET ETTİ</h3>

<p>Netanyahu’ya Türkiye konusunda eleştiri yönelten bir diğer isim eski İsrail Başbakanı Ehud Barak oldu.</p>

<p>Barak, 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimler öncesinde Netanyahu’nun Ankara ile yaşanan gerilimi siyasi amaçlarla tırmandırdığını ileri sürdü. Eski başbakan, İsrail ile Türkiye arasında çözülemeyecek nitelikte stratejik bir sorun bulunmadığını savundu.</p>

<h3>BARAK: “NETANYAHU TAMAMEN RAYDAN ÇIKTI”</h3>

<p>Ehud Barak, Netanyahu’nun son dönemdeki Türkiye politikasına yönelik eleştirisinde sert ifadeler kullandı.</p>

<p>Barak, “Netanyahu tamamen raydan çıkmıştır” diyerek başbakanın İsrail’in uzun vadeli güvenlik çıkarlarından çok kendi siyasi geleceğine odaklandığını savundu. Suriye’de Türkiye ile gerilimin artırılmasını “sorumsuz” bir yaklaşım olarak değerlendirdi.</p>

<h3>“ANKARA İLE ÇÖZÜLEMEYECEK STRATEJİK SORUN YOK”</h3>

<p>Barak’ın açıklamalarında İsrail-Türkiye ilişkilerinin mevcut krizlere rağmen diplomasi yoluyla yönetilebileceği görüşü öne çıktı.</p>

<p>Eski başbakan, Ankara ile Tel Aviv arasında farklılıklar bulunduğunu kabul ederken bunların doğrudan askeri çatışmayı gerekli kılacak nitelikte olmadığını belirtti. Netanyahu hükümetinin gerilimi büyütmek yerine siyasi ve diplomatik kanalları kullanması gerektiğini savundu.</p>

<h3>NETANYAHU TÜRKİYE’YE “UYARI GÖNDERDİK” DEDİ</h3>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise muhalefetin eleştirilerine rağmen Suriye’deki saldırıyı savundu.</p>

<p>Netanyahu, Türkiye’ye Suriye’de askeri üs kurmaması konusunda açık mesaj gönderildiğini söyledi. İsrail Başbakanı, Türkiye’nin askeri varlığının güneye doğru genişlemesine izin vermeyeceklerini belirterek söz konusu konuşlanmanın İsrail açısından güvenlik tehdidi oluşturacağını öne sürdü.</p>

<h3>İSRAİL EBU ZUHUR ÜSSÜNÜ VURDU</h3>

<p>İsrail, 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne hava saldırıları düzenledi.</p>

<p>İsrail yönetimi operasyonun, Türkiye’nin üs çevresinde askeri varlık oluşturmasını engellemeyi amaçladığını savundu. Saldırıda pist ve bazı hangarların zarar gördüğü, ancak can kaybı yaşanmadığı bildirildi.</p>

<h3>TÜRKİYE İSRAİL’İN İDDİALARINI REDDETTİ</h3>

<p>Ankara, İsrail’in Türkiye’nin Ebu Zuhur’da askeri üs kurmaya hazırlandığı yönündeki açıklamalarını reddetti.</p>

<p>Türkiye, Suriye ile askeri iş birliğinin ülkenin güvenlik kapasitesinin geliştirilmesi ve eğitim desteği kapsamında sürdürüldüğünü belirtirken İsrail’in iddialarını saldırıyı meşrulaştırma girişimi olarak değerlendirdi.</p>

<h3>SURİYE: KALICI TÜRK ÜSSÜ PLANI YOK</h3>

<p>Suriye yönetimi de Ebu Zuhur’da Türkiye’ye ait kalıcı bir askeri üs kurulacağı iddiasını kabul etmedi.</p>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail tarafına saldırı öncesinde böyle bir konuşlanma planının bulunmadığının bildirildiğini söyledi. Şeybani, hava üssünün Suriye’nin kontrolünde kalacağını ifade etti.</p>

<h3>ABD TEMSİLCİSİ TOM BARRACK DA SALDIRIYI ELEŞTİRDİ</h3>

<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da İsrail’in saldırısına yönelik eleştirilerde bulundu.</p>

<p>Barrack, Ebu Zuhur’a yönelik saldırının hızlı bir askeri tırmanma ve Türkiye ile doğrudan çatışma riski taşıdığını söyledi. ABD’nin söz konusu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yeni bir çatışmasızlık ve iletişim mekanizması kurmaya çalıştığını açıkladı.</p>

<h3>ABD TÜRKİYE-İSRAİL ÇATIŞMASINI ÖNLEMEYE ÇALIŞIYOR</h3>

<p>Washington’un üzerinde çalıştığı mekanizmanın temel amacı, tarafların askeri faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşımını artırmak ve yanlış hesaplama sonucu doğrudan çatışma yaşanmasını önlemek.</p>

<p>Tom Barrack, Ebu Zuhur saldırısında Türkiye’nin hazırlıksız yakalandığını ve olayın farklı koşullarda askeri karşılık doğurabileceğini ifade etti. ABD yönetimi, benzer olayların tekrarlanmaması için daha resmi bir koordinasyon sisteminin gerekli olduğunu belirtti.</p>

<h3>NATO ÜYELİĞİ TÜRKİYE’Yİ FARKLI BİR KONUMA YERLEŞTİRİYOR</h3>

<p>Türkiye ile olası bir doğrudan askeri gerilim, İsrail açısından bölgedeki diğer çatışmalardan farklı bir güvenlik tablosu oluşturuyor. Türkiye’nin NATO üyesi olması, Ankara-Tel Aviv hattındaki askeri gerilimin yalnızca ikili ilişkiler çerçevesinde değerlendirilmesini zorlaştırıyor.</p>

<p>Türkiye, 1952’den bu yana NATO üyesi olarak ittifakın güneydoğu kanadındaki en büyük askeri güçlerden biri konumunda bulunuyor. İsrail ise NATO üyesi değil ve ittifakla ortaklık ilişkilerini farklı mekanizmalar üzerinden sürdürüyor.</p>

<h3>TRUMP-ERDOĞAN İLİŞKİLERİ DE DENKLEMDE</h3>

<p>Türkiye-İsrail geriliminin Washington boyutunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki ilişkiler de dikkatle izleniyor.</p>

<p>ABD yönetiminin hem Ankara hem Tel Aviv ile yakın ilişkiler yürütmesi, Washington’u olası bir askeri tırmanmayı engellemek için arabulucu konumuna getiriyor. Reuters’a göre ABD, son saldırının ardından Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan bilgi paylaşımını sağlayacak bir mekanizma kurulması için çalışıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>SURİYE, TÜRKİYE-İSRAİL REKABETİNİN MERKEZİNE YERLEŞTİ</h3>

<p>Beşşar Esad yönetiminin 2024’te devrilmesinin ardından Suriye’de oluşan yeni siyasi yapı, Türkiye ile İsrail arasındaki bölgesel rekabetin önemli alanlarından biri haline geldi.</p>

<p>Türkiye yeni Suriye yönetimine askeri eğitim, ekipman ve yeniden yapılanma desteği sağlarken İsrail, Ankara’nın Suriye’deki askeri etkisinin artmasını kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendiriyor. İki ülkenin Suriye’nin geleceğine ilişkin farklı güvenlik yaklaşımları son Ebu Zuhur saldırısıyla daha görünür hale geldi.</p>

<h3>MUHALEFETİN ELEŞTİRİLERİNDE SEÇİM VURGUSU ÖNE ÇIKIYOR</h3>

<p>İsrail’de 27 Ekim’de yapılması planlanan seçimler yaklaşırken güvenlik ve dış politika Netanyahu hükümetinin en önemli siyasi gündemlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Ehud Barak, Türkiye ile yaşanan gerilimin seçim ortamından bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunurken Yair Golan da Netanyahu’nun askeri kararlarını siyasi çıkarlarla ilişkilendirdi. Muhalefetin açıklamaları, Ankara ile yaşanan son gerilimin İsrail iç siyasetinde de tartışma konusu haline geldiğini gösterdi.</p>

<h3>İSRAİL İÇİNDE TÜRKİYE POLİTİKASI TARTIŞILIYOR</h3>

<p>Netanyahu hükümeti Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin sınırlandırılmasını bir güvenlik meselesi olarak değerlendirirken muhalefetteki isimler doğrudan askeri gerilimin İsrail’e daha büyük güvenlik ve diplomatik maliyetler getirebileceğini savunuyor.</p>

<p>Yair Golan’ın “provokatif ve tehlikeli” değerlendirmesi ile Ehud Barak’ın seçim öncesi kasıtlı tırmanma suçlaması, İsrail’in Türkiye politikasında hükümet ile muhalefet arasındaki görüş ayrılığını görünür hale getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/israil-muhalefetinden-netanyahuya-turkiye-tepkisi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 15:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/03/israil-meclisi-44.jpg" type="image/jpeg" length="73323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sudan'daki çatışmalarda önemli gelişme, HDK çözülmeye başladı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/sudandaki-catismalarda-onemli-gelisme-hdk-cozulmeye-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/sudandaki-catismalarda-onemli-gelisme-hdk-cozulmeye-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sudan’da orduyla savaşan Hızlı Destek Kuvvetleri’nde dikkat çeken bir kopuş yaşandı. HDK komutanlarından Musa Hamsin, beraberindeki yaklaşık 300 savaşçı ve bazı komutanlarla örgütten ayrılarak Sudan ordusuna katıldı. Hamsin, çatışmaların Sudan halkının çıkarına olmadığını belirterek “tek ordu” çağrısı yaptı ve başka HDK unsurlarının da benzer bir adım atmaya hazırlandığını söyledi. Son dönemde HDK içerisindeki komutan ayrılıkları ve silahlı gruplar arasındaki parçalanmaya ilişkin işaretler de ar]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sudan’da Nisan 2023’ten bu yana devam eden savaşta sahadaki dengeleri etkileyebilecek yeni bir gelişme yaşandı. Sudan Silahlı Kuvvetleri ile çatışan Hızlı Destek Kuvvetleri’nin komutanlarından Musa Hamsin, beraberindeki yüzlerce silahlı unsurla HDK’den ayrılarak ordu tarafına geçti. Hamsin’in grubunun Kuzey Darfur’dan ayrıldıktan sonra önce Kuzey Eyaleti’ndeki Debbe’ye, ardından Omdurman’a ulaştığı bildirildi.</p>

<p>Ayrılan grupta sadece savaşçıların değil, çeşitli kademelerde komutanların ve silahlı araçların da bulunduğu açıklandı. Sudan kaynaklarında aynı dönemde HDK’den ayrılan 55 ve 47 numaralı grupların Debbe’de Sudan ordusuna katıldığı, söz konusu yapının 21 komutan, 37 araç ve 270 kişiden oluştuğu bilgisi yer aldı. Gelişme, HDK bünyesinde son dönemde görülen kopuşların yeni bir halkası olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3>MUSA HAMSİN YÜZLERCE SAVAŞÇIYLA HDK’DEN AYRILDI</h3>

<p>HDK saflarından ayrılan Musa Hamsin’in beraberinde yaklaşık 300 silahlı unsurun bulunduğu bildirildi. Grubun Kuzey Darfur’dan çıkmasının ardından Kuzey Eyaleti’ndeki Debbe’ye geçtiği, daha sonra ise başkent Hartum’un karşı yakasında bulunan Omdurman’a ulaştığı aktarıldı.</p>

<p>Sudan kaynaklarının paylaştığı bilgiler, ayrılığın bireysel bir komutan değişikliğinin ötesinde olduğunu gösteriyor. Hamsin ile birlikte hareket eden grubun içerisinde komutanların bulunması ve çok sayıda silahlı aracın ordu tarafına geçirilmesi, sahadaki askeri kapasite açısından da dikkat çekiyor.</p>

<h3>DEBBE’DE ORDUYA KATILIM TÖRENİ DÜZENLENDİ</h3>

<p>Sudan Independent’ın 13 Ağustos tarihli haberine göre HDK’den ayrılan 55 ve 47 numaralı grupların Sudan Silahlı Kuvvetleri’ne katılması dolayısıyla Debbe’de bir tören düzenlendi. Haberde 21 komutan, 37 araç ve 270 personelin ordu saflarına geçtiği belirtildi.</p>

<p>Sudan Sınır Muhafızları Komutanı Albay Muhammed Salih Yunus’un yeni katılan grubu karşıladığı ve Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Abdulfettah el-Burhan’ın selamlarını ilettiği de aktarıldı. Katılımın, HDK’den ayrılan unsurların ordu bünyesinde yeniden konumlandırılması sürecinin bir parçası olduğu bildirildi.</p>

<h3>HAMSİN’DEN “TEK ORDU” ÇAĞRISI</h3>

<p>Musa Hamsin, HDK’den ayrılmasının ardından yaptığı açıklamada Sudan’daki mevcut çatışmaların halkın çıkarına hizmet etmediğini söyledi. Hamsin, ülkedeki silahlı yapıların tek bir ordu çatısı altında birleşmesi gerektiğini savundu.</p>

<p>Hamsin’in açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm ise HDK içerisinde başka grupların da ayrılmaya hazırlandığı yönündeki sözleri oldu. Söz konusu iddianın gerçekleşmesi halinde HDK bünyesindeki çözülmenin daha geniş bir askeri harekete dönüşmesi ihtimali gündeme gelecek.</p>

<h3>HDK İÇİNDEKİ PARÇALANMA İŞARETLERİ ARTIYOR</h3>

<p>Sudan’daki savaş çoğu zaman Sudan ordusu ile HDK arasında iki kutuplu bir çatışma olarak anlatılsa da sahadaki silahlı yapı çok daha parçalı bir görünüm taşıyor. Africa Center for Strategic Studies’in Temmuz 2026 tarihli çalışmasına göre ülkede yaklaşık 150 farklı silahlı grup faaliyet gösteriyor ve hem ordu hem de HDK çok sayıda yerel milis ve silahlı yapıyla birlikte hareket ediyor.</p>

<p>Aynı çalışmada HDK koalisyonunun Sudan ordusuna kıyasla daha parçalı bir yapıya sahip olduğu, bünyesindeki farklı grupların kendi yerel çıkarları doğrultusunda hareket edebildiği ve HDK içerisindeki çatışmaların giderek daha sık görüldüğüne ilişkin bilgiler bulunduğu belirtiliyor.</p>

<h3>KOMUTAN KOPUŞLARI DAHA ÖNCE DE YAŞANDI</h3>

<p>Musa Hamsin ve beraberindeki grubun ayrılması, HDK bünyesindeki ilk kopuş değil. Sudan ordusuna geçen farklı komutan ve silahlı gruplara ilişkin haberler son aylarda da yayımlandı.</p>

<p>Sudan ordusunun üst düzey komutanlarından Yasir el-Atta, Ağustos ayı başında HDK’den ayrılan Tuğgeneral el-Nur el-Gubba ile birlikte görüntülenmişti. Aynı dönemde Musa Hilal’e bağlı güçlerin de Sudan ordusuyla koordinasyon içerisinde hareket ettiği bildirildi.</p>

<h3>ORDU SON DÖNEMDE SAHADA İLERLİYOR</h3>

<p>HDK içerisindeki kopuşların yaşandığı dönem, Sudan ordusunun bazı cephelerde ilerleme sağladığı bir sürece denk geliyor. Temmuz ayı sonunda yayımlanan saha değerlendirmelerinde Sudan ordusunun ülke topraklarının yüzde 60’tan fazlasını kontrol ettiği, HDK’nin ise ağırlıklı olarak Darfur ve Kordofan’ın bazı kesimlerinde hakimiyetini sürdürdüğü belirtilmişti.</p>

<p>Sudan ordusu ve müttefikleri temmuz sonunda Kuzey Kordofan’da Bara, Jabrat el-Şeyh, Um Siyala ve Omdurman-El Ubeyd hattındaki bazı stratejik noktaları ele geçirdi. Ordu komutanlığı, operasyonların Darfur ve Kordofan cephelerine doğru genişletileceğini açıklamıştı.</p>

<h3>HDK’NİN ANA GÜÇ ALANI DARFUR’DA</h3>

<p>Hızlı Destek Kuvvetleri, savaşın başlangıcından itibaren özellikle Darfur’da güçlü bir askeri varlık oluşturdu. HDK’nin liderliğini Muhammed Hamdan Dagalo, bilinen adıyla Hemedti yürütüyor.</p>

<p>HDK’nin tahmini savaşçı sayısına ilişkin farklı rakamlar bulunuyor. Africa Center for Strategic Studies, 2026 itibarıyla HDK ve bağlı yapıların toplam kapasitesini 100 bin ile 200 bin arasında değerlendirirken örgütün Rizeigat başta olmak üzere çeşitli yerel milis ağları ve yabancı savaşçılarla desteklendiğini belirtiyor.</p>

<h3>EL FEŞİR’DEKİ ÇATIŞMALAR HAMSİN’E YÖNELİK TEPKİLERİ DE GÜNDEME GETİRDİ</h3>

<p>Musa Hamsin’in Sudan ordusuna katılması tüm silahlı gruplar tarafından olumlu karşılanmadı. El Feşir’deki çatışmalarda yer alan bazı silahlı grup mensupları, Hamsin’i kentin HDK kontrolüne geçtiği süreçte sivillere yönelik ihlallere karışmakla suçladı.</p>

<p>Söz konusu suçlamalar Hamsin’in orduya geçişinin ardından yeniden gündeme gelirken, Hamsin’e ilişkin iddiaların bağımsız adli makamlar tarafından doğrulandığına dair açık bir bilgi bulunmuyor. Darfur’daki savaş boyunca HDK ve müttefiklerine yönelik ağır insan hakları ihlali ve sivillere yönelik saldırı suçlamaları uluslararası raporlara da yansıdı.</p>

<h3>EL FEŞİR SAVAŞIN EN KRİTİK NOKTALARINDAN BİRİ OLDU</h3>

<p>Kuzey Darfur’un merkezi El Feşir, Sudan savaşının en uzun ve ağır çatışmalarına sahne olan şehirlerden biri oldu. Kent, Darfur’daki askeri denge açısından stratejik önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HDK’nin El Feşir’de elde ettiği askeri kazanımların ardından bölgede sivillere yönelik ihlal iddiaları yoğunlaştı. Uluslararası kaynaklar, şehirde ve çevresinde ağır insan hakları ihlalleri yaşandığına ilişkin çok sayıda tanıklık ve belge yayımladı.</p>

<h3>HDK’NİN YAPISI MERKEZİ BİR ORDUDAN FARKLI</h3>

<p>HDK’nin iç yapısı, Sudan Silahlı Kuvvetleri gibi geleneksel ve merkezi bir askeri hiyerarşiden farklı özellikler taşıyor. Örgüt çekirdek kuvvetlerinin yanı sıra aşiret milisleri, bölgesel silahlı yapılar ve yabancı savaşçılarla birlikte hareket ediyor.</p>

<p>Africa Center’ın 2026 tarihli değerlendirmesinde HDK koalisyonunun daha parçalı bir komuta yapısına sahip olduğu, bağlı grupların kendi gündemlerini takip edebildiği ve söz konusu yapının merkezi kontrol bakımından çeşitli sorunlar yaşadığı belirtiliyor.</p>

<h3>YABANCI SAVAŞÇILAR DA HDK SAFLARINDA YER ALDI</h3>

<p>Sudan savaşında HDK saflarında yalnızca Sudanlı silahlı unsurların bulunmadığına ilişkin çok sayıda rapor yayımlandı. Çad, Güney Sudan, Libya ve Orta Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerden gelen savaşçıların HDK bünyesinde yer aldığı belirtilirken Kolombiyalı eski askerlerin de çatışmalara katıldığına ilişkin bulgular ortaya çıktı.</p>

<p>Africa Center’ın tahminine göre yaklaşık 300 Kolombiyalı savaşçı HDK ile bağlantılı güçlerin yanında savaş ve eğitim faaliyetlerine katıldı. Yabancı savaşçıların varlığı, Sudan’daki çatışmanın yerel sınırları aşan güvenlik boyutlarından biri haline geldi.</p>

<h3>SUDAN SAVAŞI ÜÇ YILI AŞTI</h3>

<p>Sudan’daki mevcut savaş 15 Nisan 2023’te Sudan Silahlı Kuvvetleri ile Hızlı Destek Kuvvetleri arasında başlayan çatışmalarla patlak verdi. Orduyu Abdulfettah el-Burhan, HDK’yi ise Muhammed Hamdan Dagalo yönetiyor.</p>

<p>Çatışmalar zaman içerisinde Hartum’dan Darfur’a, Kordofan’dan Cezire eyaletine kadar geniş bir alana yayıldı. Ordu son dönemde Hartum ve ülkenin merkezi bölgelerinde yeniden hakimiyet kurarken HDK özellikle Darfur’da güçlü varlığını koruyor.</p>

<h3>SAVAŞ HENÜZ SONA ERMİŞ DEĞİL</h3>

<p>Musa Hamsin ve beraberindeki yüzlerce kişinin HDK’den ayrılması örgüt içerisindeki parçalanmaya ilişkin önemli bir işaret oluştururken, mevcut veriler HDK’nin bütünüyle çözüldüğü anlamına gelmiyor.</p>

<p>Saha analizleri HDK’nin halen Darfur’un büyük bölümünde önemli askeri kapasiteye sahip olduğunu ve Kordofan’daki bazı bölgelerde çatışmaların devam ettiğini gösteriyor. Sudan ordusunun son aylardaki ilerleyişine rağmen uzmanlar savaşın sona ermekten uzak olduğu uyarısında bulunuyor.</p>

<h3>HAMSİN’İN ÇAĞRISI SONRASI GÖZLER DİĞER HDK GRUPLARINDA</h3>

<p>Musa Hamsin’in başka HDK gruplarının da orduya katılmaya hazırlandığını söylemesi, Sudan’daki çatışmanın bundan sonraki seyri açısından takip edilen başlıklardan biri haline geldi.</p>

<p>Yeni kopuşların yaşanması halinde HDK’nin komuta yapısı, insan gücü ve Darfur-Kordofan hattındaki askeri kapasitesi etkilenebilir. Hamsin’in açıklamasının ardından henüz hangi grupların veya komutanların HDK’den ayrılacağına ilişkin doğrulanmış bir liste açıklanmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Afrika</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/sudandaki-catismalarda-onemli-gelisme-hdk-cozulmeye-basladi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 15:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/sudan-hdk.jpg" type="image/jpeg" length="44840"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump ekibinden Netanyahu'yu memnun etmek için bir hamle daha]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/trumpi-ekibinden-netanyahuyu-memnun-etmek-icin-bir-hamle-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/trumpi-ekibinden-netanyahuyu-memnun-etmek-icin-bir-hamle-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ile kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye’yi yaptırım listesine aldı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, iki ismi Washington’ın ve müttefiklerinin yetkililerini UCM’nin yargı yetkisine tabi tutmaya çalışmakla suçladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu kararı desteklerken UCM, Hollanda, Japonya ve Birleşmiş Milletler yaptırımlara tepki gösterdi. Yeni kararla birlikte ABD’nin yaptırım uyguladığı UCM çalışanlarının sayısı 13’e yükseld]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ile Uluslararası Ceza Mahkemesi arasındaki gerilim yeni yaptırım kararıyla daha da arttı. Donald Trump yönetimi, mahkemenin Japon Başkanı Tomoko Akane ile Senegalli kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye’yi yaptırım listesine aldı. Washington yönetimi kararın, UCM’nin yargı yetkisini kabul etmeyen ülkelerin mevcut veya eski yetkililerine yönelik soruşturma ve kovuşturma girişimleri nedeniyle alındığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise ABD’nin adımına açık destek verdi.</p>

<p>Yaptırım kararı, Başkan Donald Trump’ın Şubat 2025’te Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yönelik ekonomik ve mali yaptırımlara izin veren başkanlık kararnamesine dayanıyor. Washington, özellikle Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında çıkarılan tutuklama emirleri ile ABD askerlerinin Afganistan’daki faaliyetlerine ilişkin geçmiş soruşturmayı UCM’ye yönelik baskısının temel gerekçeleri arasında gösteriyor. ABD, Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için mahkemenin kendi vatandaşları ve yetkilileri üzerinde yargı yetkisi bulunmadığını savunuyor.</p>

<h3>TOMOKO AKANE VE ABDOULAYE SEYE YAPTIRIM LİSTESİNE ALINDI</h3>

<p>ABD yönetimi 18 Ağustos’ta Uluslararası Ceza Mahkemesi Başkanı Tomoko Akane ile kıdemli duruşma savcısı Abdoulaye Seye hakkında yaptırım kararı aldı. Japon yargıç Akane, UCM’nin en üst düzey isimlerinden biri olarak görev yaparken Senegalli hukukçu Seye mahkemenin savcılık yapısındaki kıdemli isimler arasında bulunuyor.</p>

<p>Karar, Trump yönetiminin UCM’ye yönelik daha önceki yaptırımlarının devamı niteliğinde oldu. Reuters’ın aktardığı verilere göre son yaptırımlarla birlikte ABD tarafından hedef alınan UCM çalışanlarının sayısı 13’e, yaptırıma tabi tutulan yargıçların sayısı ise dokuz’a çıktı.</p>

<h3>RUBIO: AMERİKALILARI MAHKEMEDEN KORUMAYA KARARLIYIZ</h3>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, yaptırım kararını sosyal medya hesabından ve resmi açıklamasıyla duyurdu. Rubio, Washington yönetiminin Amerikalıları UCM’den koruma konusunda kararlı olduğunu belirterek mahkemenin yetkisini kabul etmeyen ülkelerin yetkililerini soruşturma, tutuklama veya yargılama girişimlerini hedef aldı.</p>

<p>Rubio, Akane ve Seye’nin UCM’nin yargı yetkisini kabul etmeyen hükümetlerin yetkililerine yönelik süreçlere doğrudan dahil olduklarını savundu. ABD Dışişleri Bakanı ayrıca mahkemenin yalnızca İsrail yetkilileri açısından değil, ABD askerleri ve Trump yönetiminin politikalarını uygulayan Amerikan personeli açısından da tehdit oluşturduğunu ileri sürdü.</p>

<h3>ABD UCM’Yİ “ULUSAL GÜVENLİK TEHDİDİ” OLARAK TANIMLAMIŞTI</h3>

<p>Washington’ın mahkemeye yönelik sert tutumu yeni değil. Rubio, 2025 yılında UCM’ye karşı uygulanan bir başka yaptırım paketini açıklarken kurumu ABD ve İsrail’e karşı kullanılan bir “hukuk savaşı” aracı ve ulusal güvenlik tehdidi olarak nitelendirmişti.</p>

<p>Trump yönetimi, UCM’nin ABD’nin veya İsrail’in rızası olmadan bu ülkelerin vatandaşları üzerinde yargı yetkisi kullanamayacağını savunuyor. Mahkeme ise Roma Statüsü’ne taraf devletlerin topraklarında işlendiği iddia edilen suçlarda, şüphelinin uyruğundan bağımsız olarak belirli koşullarda yargı yetkisi kullanabileceğini belirtiyor.</p>

<h3>YAPTIRIMLARIN MALİ SONUÇLARI NE OLACAK?</h3>

<p>ABD’nin yaptırım kararı, Akane ve Seye’nin ABD’de bulunabilecek mal varlıklarının dondurulmasını öngörüyor. İki ismin Amerikan finans sistemine erişimi de büyük ölçüde engellenecek. Uluslararası bankaların önemli bölümünün ABD finans sistemiyle bağlantılı olması nedeniyle yaptırımların yalnızca ABD içerisindeki işlemlerle sınırlı kalmayan etkiler oluşturabileceği belirtiliyor.</p>

<p>ABD Hazine Bakanlığı ise yaptırım kararının ardından mevcut bazı işlemlerin sonlandırılabilmesi amacıyla geçiş dönemi sağlayan genel lisans yayımladı. Kaynak metinde yer alan bilgilere göre Akane ve Seye’yi içeren mevcut işlemlerin 17 Eylül’e kadar kademeli biçimde sonlandırılmasına izin verildi.</p>

<h3>SEYE NETANYAHU HAKKINDAKİ SÜREÇTE YER ALDI</h3>

<p>Yaptırım kapsamına alınan Abdoulaye Seye, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hakkında tutuklama emri talep eden savcılık ekibinde görev yapan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Seye aynı zamanda Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlığı seçimleri için aday gösterilmiş durumda.</p>

<p>Washington’ın UCM’ye yönelik yaptırımlarının önemli bölümünde Netanyahu ve eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki hukuki süreç belirleyici oldu. Mahkemenin İsrailli yetkililere yönelik kararları, ABD ile UCM arasındaki gerilimin en önemli başlıklarından biri haline geldi.</p>

<h3>NETANYAHU ABD’NİN KARARINA DESTEK VERDİ</h3>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Washington’ın Akane ve Seye’ye yönelik yaptırım kararından memnuniyet duyduğunu açıklayarak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya teşekkür etti.</p>

<p>Netanyahu, UCM’yi uluslararası hukuk dilini kullanarak yetkisini aştığını savunduğu bir kurum olarak tanımladı. İsrail Başbakanı, Rubio’nun mahkemeye karşı yürüttüğü politikayı desteklediğini belirterek UCM yönetimindeki yetkililerin sonuçlarla karşılaşacağını söyledi.</p>

<h3>NETANYAHU VE GALLANT HAKKINDA TUTUKLAMA EMİRLERİ GERİLİMİN MERKEZİNDE</h3>

<p>ABD ile UCM arasındaki anlaşmazlığın en önemli nedenlerinden biri mahkemenin İsrail Başbakanı Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkındaki kararları oldu. UCM, Kasım 2024’te Gazze’de işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar kapsamında Netanyahu ve Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.</p>

<p>ABD yönetimi kararları tanımadığını açıklarken Washington, İsrail’in UCM’ye taraf olmadığını ve mahkemenin İsrailli yetkililer üzerinde yargı yetkisine sahip olmadığını savundu. Mahkemenin işlemleri daha sonra Trump yönetiminin ekonomik yaptırım politikasının temel gerekçelerinden biri haline geldi.</p>

<h3>UCM ABD’NİN KARARINI KINADI</h3>

<p>Uluslararası Ceza Mahkemesi, Akane ve Seye’ye yönelik yaptırım kararını kınayarak uygulamanın yargı bağımsızlığına ve hukukun üstünlüğüne zarar verdiğini açıkladı.</p>

<p>Mahkeme, yargı mensuplarının görevlerini yerine getirdikleri için ekonomik yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmasının uluslararası hukuk düzenini tehdit ettiğini bildirdi. UCM, ABD’nin yaptırımlarının bağımsız yargısal faaliyetlerini etkilemesine izin vermeyeceğini daha önce de açıklamıştı.</p>

<h3>AKANE DAHA ÖNCE MAHKEMENİN VARLIĞINA YÖNELİK UYARI YAPMIŞTI</h3>

<p>UCM Başkanı Tomoko Akane, ABD’nin mahkemeye yönelik yaptırımlarının kurumsal faaliyetlere verebileceği zarar konusunda daha önce çeşitli açıklamalar yaptı. Akane, yaptırımların mahkemenin farklı dosyalardaki çalışmalarını hızla zayıflatabileceğini ve kurumun varlığını doğrudan tehdit edebileceğini belirtmişti.</p>

<p>Akane, 2025 yılında yaptığı konuşmalarda UCM yetkililerine yönelik ekonomik ve siyasi baskıların mahkemenin bağımsızlığına müdahale niteliği taşıdığını savunmuş, Roma Statüsü’ne taraf devletlerden daha güçlü destek istemişti.</p>

<h3>JAPONYA’DAN ABD’YE NADİR TEPKİ</h3>

<p>Tomoko Akane’nin Japon vatandaşı olması nedeniyle yaptırım kararı Tokyo yönetiminin de tepkisine yol açtı. Japonya hükümeti ABD’nin kararını “çok talihsiz” olarak nitelendirdi ve UCM’ye desteğini yineledi.</p>

<p>Japonya, 2007 yılından bu yana Roma Statüsü’ne taraf ülkeler arasında bulunuyor ve mahkemenin uluslararası ağır suçların soruşturulmasındaki rolünü destekliyor. Tokyo’nun yakın müttefiki Washington’a yönelik eleştirisi, yaptırım kararının ABD’nin geleneksel ortakları arasında da görüş ayrılığı yarattığını gösterdi.</p>

<h3>HOLLANDA DA YAPTIRIMLARA KARŞI ÇIKTI</h3>

<p>Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne ev sahipliği yapan Hollanda da Washington’ın yeni yaptırım kararını onaylamadığını açıkladı. Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, uluslararası mahkemelerin ve yargı organlarının görevlerini bağımsız ve özgür şekilde yerine getirebilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Berendsen ayrıca UCM’ye yönelik desteğin ele alınması amacıyla Tomoko Akane’yi görüşmeye davet ettiğini açıkladı. Hollanda’nın tepkisi, ABD ile bazı Avrupalı müttefikleri arasındaki UCM anlaşmazlığının sürdüğünü ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DEN “CİDDİ ENDİŞE” AÇIKLAMASI</h3>

<p>ABD’nin son yaptırım kararına Birleşmiş Milletler’den de tepki geldi. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Washington’ın Akane ve Seye’yi hedef alan kararından ciddi endişe duyduğu açıklandı.</p>

<p>BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Birleşmiş Milletler ile UCM’nin birbirinden ayrı ve farklı yetkilere sahip kurumlar olduğunu hatırlatırken mahkemenin uluslararası ceza adaletinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.</p>

<h3>ABD DAHA ÖNCE DE UCM YETKİLİLERİNE YAPTIRIM UYGULADI</h3>

<p>Trump yönetiminin UCM’ye yönelik ekonomik tedbirleri son kararla başlamadı. ABD, Şubat 2025’te mahkemeye yönelik yaptırımları mümkün kılan başkanlık kararnamesini yürürlüğe koyarken sonraki aylarda savcılar ve yargıçlar dahil çok sayıda UCM çalışanını yaptırım listesine ekledi.</p>

<p>Yaptırım kararlarının gerekçeleri arasında Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirleri ile Afganistan’da Amerikan askerlerinin faaliyetlerine ilişkin geçmiş UCM soruşturması yer aldı. Washington, söz konusu süreçleri kendi egemenlik haklarının ihlali olarak değerlendirdi.</p>

<h3>TOPLAM 13 UCM ÇALIŞANI YAPTIRIM LİSTESİNDE</h3>

<p>Reuters’ın son verilerine göre Akane ve Seye’nin eklenmesiyle ABD tarafından yaptırım uygulanan UCM çalışanlarının sayısı 13’e yükseldi. Yaptırıma tabi tutulanlar arasında dokuz yargıç da bulunuyor.</p>

<p>Washington’ın giderek genişlettiği yaptırım politikası, mahkemenin çalışanlarının banka işlemlerinden uluslararası seyahat ve mali faaliyetlerine kadar farklı alanlarda sorun yaşamasına neden olabilecek nitelikte bulunuyor.</p>

<h3>RUBIO UCM’DEN AYRILMALARI İÇİN ÜLKELERE ÇAĞRI YAPMIŞTI</h3>

<p>ABD Dışişleri Bakanı Rubio, Washington’ın yalnızca bireysel yaptırımlarla sınırlı kalmayacağını daha önce açıklamıştı. Rubio, diğer ülkeleri UCM üyeliğini yeniden değerlendirmeye ve mahkemeden ayrılmaya ikna etmek amacıyla diplomatik girişimlerin artırılacağını söylemişti.</p>

<p>Reuters’a göre ABD baskısının yoğunlaştığı dönemde en az beş UCM üyesi devlet mahkemeden ayrılmayı planladığını veya bu yönde adım atacağını bildirdi. Gelişme, UCM’nin kurumsal geleceği ve Roma Statüsü sisteminin devamlılığı konusunda yeni tartışmalara yol açtı.</p>

<h3>ABD UCM’YE TARAF DEĞİL</h3>

<p>Uluslararası Ceza Mahkemesi 2002 yılında faaliyete geçti. Lahey merkezli kurum; soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve belirli koşullarda saldırı suçu gibi ağır uluslararası suçları soruşturmak ve yargılamak amacıyla oluşturuldu.</p>

<p>ABD, Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için UCM’nin üyesi değil. Washington, Amerikan vatandaşlarının mahkemenin yargı yetkisine tabi tutulmasına uzun süredir karşı çıkıyor. UCM ise suçun işlendiği ülkenin Roma Statüsü’ne taraf olması gibi bazı durumlarda şüphelinin vatandaşı olduğu ülke üye olmasa bile yargı yetkisi kullanabileceğini savunuyor.</p>

<h3>UCM YAPTIRIMLARI ABD’DE DE MAHKEMELİK OLDU</h3>

<p>Washington’ın UCM çalışanlarını hedef alan yaptırım sistemi ABD içindeki hukuk mücadelelerine de konu oldu. Üç UCM yargıcı, yaptırımların hukuka aykırı olduğunu savunarak Haziran 2026’da Trump yönetimine karşı dava açtı.</p>

<p>Hak savunucusu kuruluşlar da ayrı davalarda yaptırımların, UCM ile çalışan sivil toplum örgütlerinin anayasal haklarını ihlal ettiğini savundu. ABD yönetimi ise yaptırımların ulusal güvenlik ve dış politika yetkileri kapsamında olduğunu belirtiyor.</p>

<h3>KARIM KHAN DA DAHA ÖNCE HEDEF ALINDI</h3>

<p>ABD’nin daha önce yaptırım uyguladığı UCM isimleri arasında eski Başsavcı Karim Khan da yer aldı. Khan, İsrail ve Filistin dosyasındaki soruşturmaların yanı sıra başka uluslararası davalarda da mahkemenin savcılık makamının başındaki isimdi.</p>

<p>Khan döneminde UCM, 2023 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rusya Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova hakkında tutuklama emri çıkardı. Mahkeme 2024 yılında Netanyahu ve Gallant hakkında da tutuklama emirlerine hükmetti.</p>

<h3>RUSYA DA UCM YETKİLİLERİNİ HEDEF ALDI</h3>

<p>UCM yalnızca ABD’den gelen yaptırımlarla karşı karşıya bulunmuyor. Rusya da mahkemenin Putin hakkındaki tutuklama emrinin ardından UCM yetkilileri hakkında cezai işlemler başlattı.</p>

<p>UCM Başkanı Tomoko Akane, Rusya’nın arama kararı çıkardığı isimler arasında yer alıyor. Akane daha önce yaptığı açıklamalarda UCM’nin bazı seçilmiş yetkililerinin hem ekonomik yaptırımlar hem de farklı ülkeler tarafından çıkarılan arama kararlarıyla karşı karşıya kaldığını belirtmişti.</p>

<h3>ABD İLE UCM ARASINDAKİ GERİLİM DAHA DA DERİNLEŞTİ</h3>

<p>Akane ve Seye’ye yönelik son yaptırım kararı, Trump yönetiminin UCM üzerindeki baskısının devam edeceğini ortaya koydu. Washington mahkemeyi kendi vatandaşları ve İsrailli yetkililer üzerinde hukuka aykırı şekilde yetki kullanmakla suçlarken UCM, görevlerini Roma Statüsü ve uluslararası hukuk çerçevesinde bağımsız olarak sürdürdüğünü belirtiyor.</p>

<p>Netanyahu Washington’ın kararını desteklerken Japonya, Hollanda ve Birleşmiş Milletler’den gelen açıklamalar yaptırım politikasına yönelik uluslararası görüş ayrılığının sürdüğünü gösterdi. UCM ise ekonomik ve siyasi baskılara rağmen devam eden davalar ve soruşturmalardaki çalışmalarını sürdüreceğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/trumpi-ekibinden-netanyahuyu-memnun-etmek-icin-bir-hamle-daha</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/rubio.jpg" type="image/jpeg" length="60900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı: Dezenformasyon ve yapay zekâ tehdidi Tahran’da masaya yatırıldı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/uluslararasi-medya-okuryazarligi-konferansi-dezenformasyon-ve-yapay-zeka-tehdidi-tahranda-masaya-yatirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/uluslararasi-medya-okuryazarligi-konferansi-dezenformasyon-ve-yapay-zeka-tehdidi-tahranda-masaya-yatirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran’ın başkenti Tahran’da ECO Kültür Enstitüsü tarafından düzenlenen Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı’nda dezenformasyon, yapay zekâ, deepfake teknolojileri ve dijital medyanın çocuklar ile gençler üzerindeki etkileri ele alındı. Konferansa Türkiye’den RTÜK temsilcileri ve Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç da katılırken, ECO ülkeleri arasında medya okuryazarlığı alanında bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme ve dijital platformlarda her gün üretilen yoğun medya içeriğinin bireyler ve toplumlar üzerinde oluşturabileceği riskler, İran’ın başkenti Tahran’da düzenlenen Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı’nda ele alındı. ECO Kültür Enstitüsü tarafından 18 Ağustos’ta gerçekleştirilen konferansta medya okuryazarlığının yalnızca içerikleri tüketme becerisi olmadığı, bilgi kaynaklarının sorgulanması, mesajların değerlendirilmesi, dezenformasyonun ayırt edilmesi ve dijital risklere karşı toplumsal dayanıklılığın artırılması açısından da önemli olduğu vurgulandı.</p>

<p>Konferansa İran’daki medya profesyonelleri, saha araştırmacıları, akademisyenler ve yabancı diplomatların yanı sıra ECO Kültür Enstitüsü Başkanı Büyükelçi Muhammad Hassan, Türkiye’den Radyo ve Televizyon Üst Kurulu temsilcileri ile Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç katıldı. Programda medya mesajlarının bireysel ve toplumsal etkilerinden yapay zekâ kaynaklı yeni tehditlere, çocukların dijital ortamda korunmasından ECO ülkeleri arasında ortak medya okuryazarlığı politikalarının geliştirilmesine kadar çok sayıda başlık değerlendirildi.</p>

<h3>DEZENFORMASYON VE BİLGİ KİRLİLİĞİ GÜNDEMDEYDİ</h3>

<p>Konferansın temel gündem başlıklarından birini dijital çağda hızla artan bilgi kirliliği ve dezenformasyon oluşturdu. Sosyal medya platformları, dijital yayıncılık ve yeni iletişim teknolojileri üzerinden çok kısa süre içerisinde geniş kitlelere ulaşabilen içeriklerin doğruluğunun değerlendirilmesinin giderek zorlaştığına dikkat çekildi.</p>

<p>Programda medya okuryazarlığının, bireylerin karşılaştıkları içeriklerin kaynağını, amacını, doğruluğunu ve hangi yöntemlerle sunulduğunu sorgulamasını sağlayan temel becerilerden biri olduğu ifade edildi. Bilgi akışındaki hızın artmasıyla birlikte medya içeriklerini eleştirel bakış açısıyla değerlendirebilmenin yalnızca bireysel değil toplumsal açıdan da önem kazandığı belirtildi.</p>

<h3>RTÜK BAŞKANI MEHMET DANİŞ’TEN KONFERANSA MESAJ</h3>

<p>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Mehmet Daniş, konferansa gönderdiği mesajda medya okuryazarlığının bilgi kirliliği ve dezenformasyonla mücadelede taşıdığı öneme dikkat çekti.</p>

<p>Daniş, medya okuryazarlığının bireylerin bilgi kirliliği ve dezenformasyon karşısındaki farkındalığını artırdığını belirterek söz konusu becerinin hem bireylerin hem de toplumların bu tür tehditler karşısındaki dayanıklılığını güçlendirdiğini ifade etti.</p>

<h3>“DEZENFORMASYONLA MÜCADELEDE EN ETKİLİ YÖNTEMLERDEN BİRİ MEDYA OKURYAZARLIĞI”</h3>

<p>Konferansın ana konuşmacılarından RTÜK Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Feyza Gizligider, medya okuryazarlığının kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gizligider, kavramın yalnızca bireylerin medya içeriklerini nasıl tükettiğiyle sınırlandırılamayacağını belirterek medya mesajlarının algılanması, yorumlanması ve değerlendirilmesi süreçlerini de kapsayan çok boyutlu bir yapı olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>Gizligider, dijital medya ortamında özellikle çocukların ve gençlerin karşılaştıkları içerikleri bilinçli ve eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirebilmeleri için medya okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların medyanın olası zararlı etkilerine karşı daha hassas bir grup oluşturduğunu belirten Gizligider, ailelerin, eğitim kurumlarının, medya kuruluşlarının ve kamu kurumlarının koordineli biçimde hareket etmesinin önemini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>MEDYA MESAJLARINDAKİ PSİKOLOJİK VE İLETİŞİM TEKNİKLERİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</h3>

<p>Feyza Gizligider, sunumunda medyanın bireylerin düşünce ve davranışları üzerinde etki yaratmak amacıyla kullanabildiği psikolojik yöntemler ile iletişim tekniklerini de ele aldı. Görsel ve işitsel unsurların, haber ve içeriklerde kullanılan dilin, başlıkların, içeriklerin sunuluş biçiminin ve tekrarların izleyicilerin algıları üzerinde kalıcı etkiler oluşturabileceğini ifade etti.</p>

<p>Dijital medya ortamında bireylerin kısa sürede çok yüksek miktarda içeriğe maruz kaldığını belirten Gizligider, yoğun bilgi akışının doğru ile yanlış, gerçek ile manipülasyon arasındaki ayrımın yapılmasını güçleştirebildiğini söyledi.</p>

<h3>MEDYA MESAJLARININ KAYNAĞI VE AMACI SORGULANMALI</h3>

<p>Konferansta dezenformasyon ve manipülatif içeriklere karşı geliştirilebilecek savunma mekanizmaları da ele alındı. Feyza Gizligider, analitik düşünme ve sorgulama becerilerinin geliştirilmesinin dijital içeriklerin değerlendirilmesinde önemli bir rol oynadığını belirtti.</p>

<p>Medya mesajlarının hangi kaynaktan geldiğinin, hangi amaçla üretildiğinin, kullanılan dilin ne tür bir yönlendirme içerdiğinin ve sunulan bilgilerin doğruluğunun sorgulanması gerektiğini ifade eden Gizligider, medya okuryazarlığının bireylerin pasif içerik tüketicileri olmaktan çıkmasına katkı sağladığını aktardı.</p>

<h3>RTÜK’ÜN ÜÇ TEMEL DENETİM VE DÜZENLEME BAŞLIĞI ANLATILDI</h3>

<p>RTÜK Strateji Geliştirme Dairesi Başkan Yardımcısı Ahmet Yücel de konferansta Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun medya alanındaki düzenleme ve denetim yaklaşımını anlattı.</p>

<p>Yücel, RTÜK’ün yaklaşımını kamusal denetim, toplumdan gelen geri bildirimlerin değerlendirilmesi ve medya kuruluşlarının öz denetim mekanizmaları olmak üzere üç temel başlık üzerinden ele aldı. Medya sektöründeki düzenleyici faaliyetlerin yalnızca kamu otoritesinin denetiminden ibaret olmadığı, izleyici geri bildirimleri ile yayın kuruluşlarının kendi iç denetim mekanizmalarının da sürecin parçası olduğu aktarıldı.</p>

<h3>BÜYÜKELÇİ KIRLANGIÇ: DOĞRU İLE YANLIŞI AYIRT ETMEK DAHA ÖNEMLİ HALE GELİYOR</h3>

<p>Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç da konferansta yaptığı konuşmada günümüzde medya ortamının geleneksel iletişim biçimlerinin çok ötesine geçtiğine dikkat çekti.</p>

<p>Medya içeriklerinin çeşitlenmesi ve bilgi akışının hızlanmasının doğru ile yanlış bilgiyi ayırt etmeyi daha önemli hale getirdiğini belirten Kırlangıç, söz konusu durumun özellikle çocuklar ve gençler açısından dikkatle ele alınması gerektiğini söyledi.</p>

<h3>MEDYA OKURYAZARLIĞI TOPLUMSAL BİR MESELE OLARAK ELE ALINDI</h3>

<p>Büyükelçi Kırlangıç, medya ortamında yaşanan sorunların yalnızca bireylerin kişisel tercihlerine indirgenemeyeceğini belirterek konunun toplumsal boyutuna dikkat çekti.</p>

<p>Medya okuryazarlığının geliştirilmesinde akılcı, bilinçli ve ortak yaklaşımların önemini vurgulayan Kırlangıç, dijital dünyada hızla değişen iletişim ortamına karşı bireylerin ve kurumların birlikte hareket etmesinin gerekliliğini ifade etti.</p>

<h3>ECO KÜLTÜR ENSTİTÜSÜ BAŞKANI HASSAN: MEDYA OKURYAZARLIĞI DİJİTAL ARAÇ KULLANMAKTAN İBARET DEĞİL</h3>

<p>ECO Kültür Enstitüsü Başkanı Büyükelçi Muhammad Hassan, konferansın açılış konuşmasında medya okuryazarlığının yalnızca dijital cihazları veya platformları kullanabilme becerisi şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Hassan, medya okuryazarlığının bilgiyi sorgulama, karşılaşılan içerik üzerinde düşünme, farklı kaynakları karşılaştırma ve bilginin doğruluğunu teyit etme becerilerini de kapsadığını belirtti. Dijital medya çağında kullanıcıların yalnızca bilgiye ulaşmasının değil, ulaştıkları bilginin niteliğini değerlendirebilmesinin de önem taşıdığına dikkat çekti.</p>

<h3>YAPAY ZEKÂ VE SAHTE HABERLER GENÇLER İÇİN GÜNDEME GELDİ</h3>

<p>Büyükelçi Muhammad Hassan, yapay zekâ teknolojilerinin hızla gelişmesi ve sahte haberlerin yaygınlaşması nedeniyle özellikle genç nesillerin güçlü bir düşünsel altyapıyla yetiştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Gençlerin yalnızca karşılarına çıkan içeriği tüketen pasif kullanıcılar olmaması gerektiğini belirten Hassan, bağımsız düşünebilen, farklı kaynakları karşılaştırabilen ve karşılaştığı bilgiyi eleştirel biçimde değerlendirebilen bireylerin yetiştirilmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<h3>DİJİTAL TEHDİTLERİN SINIRLARI AŞTIĞI VURGULANDI</h3>

<p>Konferansta dijital tehditlerin tek bir ülke veya toplumla sınırlı olmadığı üzerinde duruldu. ECO Kültür Enstitüsü Başkanı Hassan, bilgi kirliliği, dezenformasyon, yapay zekâ yoluyla üretilen içerikler ve manipülasyon yöntemlerinin ülkelerin sınırlarını aşan bir yapıya sahip olduğunu belirtti.</p>

<p>Hassan, Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı’nın medya okuryazarlığı konusunda sürdürülebilir bir bölgesel iş birliğinin başlangıcı olmasını temenni ettiğini ifade etti.</p>

<h3>KONFERANSIN ECO ÜLKELERİNİN BAŞKENTLERİNE TAŞINMASI ÖNERİLDİ</h3>

<p>ECO Kültür Enstitüsü Başkanı Büyükelçi Muhammad Hassan, konferansın yalnızca Tahran’la sınırlı kalmaması gerektiğini de dile getirdi.</p>

<p>Benzer organizasyonların Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’na üye diğer ülkelerin başkentlerinde de düzenlenmesinin medya okuryazarlığı alanındaki bölgesel iş birliğine katkı sağlayabileceğini belirten Hassan, ülkeler arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımının geliştirilmesinin önem taşıdığını söyledi.</p>

<h3>YAPAY ZEKÂ VE DEEPFAKE TEKNOLOJİLERİ ELE ALINDI</h3>

<p>Konferansın önemli gündem maddeleri arasında yapay zekâ ve deepfake teknolojilerinin medya ortamında ortaya çıkardığı yeni riskler de yer aldı.</p>

<p>Yapay zekâ araçlarının gerçekçi görüntü, ses ve video içerikleri üretebilmesiyle birlikte sahte içeriklerin ayırt edilmesinin zorlaşabildiğine dikkat çekildi. Deepfake teknolojilerinin kişilerin hiç söylemediği sözleri söylemiş veya gerçekleştirmediği eylemleri gerçekleştirmiş gibi gösteren içerikler üretmek amacıyla kullanılabilmesinin dezenformasyonla mücadelede yeni sorunlar ortaya çıkardığı ifade edildi.</p>

<h3>ÇOCUKLAR VE GENÇLER ÜZERİNDEKİ DİJİTAL ETKİLER TARTIŞILDI</h3>

<p>Tahran’daki konferansta dijital medyanın çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri de ayrıntılı olarak değerlendirildi. Genç kullanıcıların sosyal medya, çevrim içi video platformları ve diğer dijital kanallar üzerinden çok sayıda içerikle karşı karşıya kaldığına dikkat çekildi.</p>

<p>Katılımcılar, çocukların ve gençlerin medya mesajlarının taşıdığı yönlendirmeleri, manipülasyon tekniklerini ve yanlış bilgileri ayırt edebilecek becerilerle donatılması gerektiği üzerinde durdu. Eğitim kurumları ile ailelerin medya okuryazarlığının geliştirilmesindeki rolü konferansın öne çıkan başlıklarından biri oldu.</p>

<h3>BÖLGESEL KAPASİTENİN GELİŞTİRİLMESİ GÜNDEME ALINDI</h3>

<p>Konferansta yalnızca bireysel medya okuryazarlığı becerilerinin geliştirilmesi değil, kurumların ve ülkelerin dezenformasyonla mücadele kapasitesinin artırılması da tartışıldı.</p>

<p>Bilgi çağının ortaya çıkardığı yeni tehditler karşısında ECO üyesi ülkelerin ortak çalışmalar yapmasının, uzmanlık ve deneyim paylaşımını artırmasının ve medya okuryazarlığı alanında sürdürülebilir modeller geliştirmesinin önemi vurgulandı.</p>

<h3>AKADEMİSYENLER, MEDYA PROFESYONELLERİ VE DİPLOMATLAR KATILDI</h3>

<p>Konferans, Tahran’da faaliyet gösteren haber ajanslarının temsilcileri, üniversitelerden akademisyenler, medya profesyonelleri ve kentte görev yapan uluslararası misyonların temsilcileri tarafından takip edildi.</p>

<p>Farklı alanlardan katılımcıların bir araya geldiği program, medya okuryazarlığı konusunun akademik, mesleki, diplomatik ve kamusal boyutlarıyla ele alınmasına imkan sağladı.</p>

<h3>KONFERANS DR. AHMET AKALIN KOORDİNASYONUNDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ</h3>

<p>Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı, ECO Kültür Enstitüsü Direktör Yardımcısı Dr. Ahmet Akalın’ın koordinasyonunda gerçekleştirildi.</p>

<p>Program kapsamında farklı ülkelerden uzmanların ve kurum temsilcilerinin deneyimlerinin bir araya getirilmesi, medya okuryazarlığı alanında karşılaşılan ortak sorunların değerlendirilmesi ve çözüm önerilerinin paylaşılması amaçlandı.</p>

<h3>ECO ÜLKELERİ İÇİN ORTAK MEDYA OKURYAZARLIĞI MODELİ GÜNDEMDE</h3>

<p>Konferansta ECO üyesi ülkelerde medya okuryazarlığı konusunda ortak ve bölgesel bir model geliştirilmesi yönünde atılabilecek adımlar da ele alındı.</p>

<p>Bölgedeki farklı ülkelerin medya sistemleri, eğitim yaklaşımları ve dijital dönüşüm süreçleri arasında bilgi alışverişinin artırılmasının, ortak tehditlere karşı daha güçlü politikalar oluşturulmasına katkı sağlayabileceği belirtildi.</p>

<h3>BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİ İÇİN İLK ADIM ATILDI</h3>

<p>Uluslararası Medya Okuryazarlığı Konferansı, ECO üyesi ülkeler arasında medya okuryazarlığı konusunda daha kapsamlı bir iş birliğinin geliştirilmesi açısından başlangıç niteliğinde bir buluşma olarak öne çıktı.</p>

<p>Konferansta medya okuryazarlığının yalnızca ulusal politikalarla ele alınabilecek bir mesele olmadığı, dezenformasyon, yapay zekâ kaynaklı içerikler ve dijital manipülasyon gibi sınır aşan sorunlar nedeniyle bölgesel ve uluslararası iş birliğine ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.</p>

<h3>SÜRDÜRÜLEBİLİR ÇALIŞMALARIN DEVAM ETMESİ HEDEFLENİYOR</h3>

<p>Tahran’daki toplantıda ortaya çıkan görüş ve önerilerin ECO bölgesinde medya okuryazarlığı alanında gerçekleştirilecek yeni çalışmalar için temel oluşturabileceği ifade edildi.</p>

<p>Konferans kapsamında farklı ülkelerden edinilen deneyimlerin paylaşılması, çocukların ve gençlerin dijital risklere karşı korunması, yapay zekâ ve deepfake kaynaklı dezenformasyonla mücadele edilmesi ve toplumların doğru bilgiye erişim kapasitesinin geliştirilmesi yönündeki iş birliğinin sürdürülmesinin önemi üzerinde duruldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/uluslararasi-medya-okuryazarligi-konferansi-dezenformasyon-ve-yapay-zeka-tehdidi-tahranda-masaya-yatirildi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 10:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/ahmet-akalin-1.jpg" type="image/jpeg" length="81048"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Orta Afrika Cumhuriyeti’nde altın madeni faciası: Ölü sayısı 107’ye yükseldi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/orta-afrika-cumhuriyetinde-altin-madeni-faciasi-olu-sayisi-107ye-yukseldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/orta-afrika-cumhuriyetinde-altin-madeni-faciasi-olu-sayisi-107ye-yukseldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Afrika Cumhuriyeti’nin batısında, Kamerun sınırına yakın Zamboye bölgesindeki geleneksel yöntemlerle işletilen altın madeninde meydana gelen göçük ve toprak kaymasında hayatını kaybedenlerin sayısı 107’ye yükseldi. Çok sayıda madencinin toprak altında kaldığı faciadan sonra arama kurtarma ekipleri ile bölge sakinlerinin çalışmaları sürerken, kayıp kişilerin bulunması için çalışmalar devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Orta Afrika Cumhuriyeti’nde geleneksel yöntemlerle altın çıkarılan bir madende meydana gelen göçük, 100’den fazla kişinin yaşamını yitirdiği büyük bir faciaya dönüştü. Ülkenin batısındaki Nana-Mambéré bölgesinde, Kamerun sınırına yakın Zamboye köyü çevresindeki altın madenciliği sahasında meydana gelen olayda maden galerilerinin çökmesinin ardından toprak kayması yaşandı. Yerel kaynaklardan aktarılan son bilgilere göre göçükten çıkarılan cansız bedenlerin sayısı 107’ye ulaştı.</p>

<p>Arama kurtarma ekiplerinin yanı sıra bölge sakinleri ve gönüllüler de toprak altında kalan madencilere ulaşmak için çalışmalara katıldı. Göçük altında hâlâ insanların bulunabileceği belirtilirken kurtarma faaliyetlerinin devam ettiği bildirildi. Yetkililer, kayıp kişilerin sayısının kesinleşmemesi nedeniyle can kaybı bilançosunun değişebileceğini belirtiyor.</p>

<h3>FACİA ZAMBOYE BÖLGESİNDE MEYDANA GELDİ</h3>

<p>Maden faciası, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin batısında yer alan Nana-Mambéré vilayetindeki Zamboye bölgesinde meydana geldi. Bölge, Kamerun sınırına yakın konumda bulunurken altın çıkarma faaliyetlerinin önemli geçim kaynaklarından biri olduğu alanlar arasında yer alıyor.</p>

<p>Uluslararası kaynaklara göre maden sahası Baboua kentinin yaklaşık 50 kilometre uzağında bulunuyor. Bölgede farklı ülkelerden gelen çok sayıda kişi geleneksel yöntemlerle altın arama faaliyetlerine katılıyor. Sahada çalışanlar arasında Orta Afrika Cumhuriyeti vatandaşlarının yanı sıra Kamerun’dan gelen madencilerin de bulunduğu bildirildi.</p>

<h3>MADEN GALERİLERİ ÇÖKTÜ, ARDINDAN TOPRAK KAYMASI YAŞANDI</h3>

<p>Faciaya ilişkin ilk bilgilere göre geleneksel yöntemlerle işletilen altın madenindeki bazı galeriler çöktü. Çöküşün ardından bölgede büyük miktarda toprağın hareket etmesiyle maden sahasında toprak kayması meydana geldi ve çok sayıda işçi toprak altında kaldı.</p>

<p>Olayın 18 Ağustos Salı günü meydana geldiği belirtilirken bazı yerel kaynaklar göçüğün öğleden sonra saatlerinde yaşandığını aktardı. Kurtarma ekiplerinin olayın ardından bölgeye ulaşarak çalışmalara başladığı, ancak maden sahasının yapısı ve çöken toprak miktarının çalışmaları güçleştirdiği bildirildi.</p>

<h3>107 İŞÇİNİN CANSIZ BEDENİ ÇIKARILDI</h3>

<p>İlk saatlerde can kaybına ilişkin daha düşük rakamlar açıklanırken kurtarma çalışmaları ilerledikçe bilanço ağırlaştı. Bölgeden gelen son bilgilere göre ekipler ve yerel halk tarafından göçükten çıkarılan cansız bedenlerin sayısı 107’ye yükseldi.</p>

<p>Yerel yetkililere dayandırılan haberlerde ölü sayısının 100’ü aşmasının ardından çalışmaların kesintisiz sürdürüldüğü belirtildi. Yaralıların da bulunduğu faciayla ilgili kayıp sayısına ilişkin kesin bir rakam paylaşılmadı.</p>

<h3>ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR</h3>

<p>Maden sahasında toprak altında kalan diğer kişilere ulaşılması için arama kurtarma faaliyetleri sürdürülüyor. Kurtarma çalışmalarına profesyonel ekiplerin yanı sıra yerel halk ve gönüllüler de destek veriyor.</p>

<p>Yerel Kızılhaç görevlileri, bazı madencilerin hâlâ kayıp olduğunu ve enkazın altında kişilerin bulunabileceğini açıkladı. Yaralı olarak kurtarılan kişilerden bazılarının durumunun ağır olduğu yönünde bilgiler de paylaşıldı.</p>

<h3>CAN KAYBININ ARTMASINDAN ENDİŞE EDİLİYOR</h3>

<p>Göçüğün meydana geldiği alanda çok sayıda kişinin çalışıyor olması nedeniyle facianın kesin bilançosu henüz belirlenemedi. Kurtarma ekipleri hem hayatta kalanlara ulaşmaya hem de toprak altında kalan kişilerin cansız bedenlerini çıkarmaya çalışıyor.</p>

<p>Yetkililer ve yerel görevliler, göçük altında kalanların sayısının henüz netleşmemesi nedeniyle ölü sayısının artabileceğini belirtiyor. Arama çalışmalarının tamamlanmasının ardından facianın kesin bilançosunun ortaya çıkması bekleniyor.</p>

<h3>MADEN GELENEKSEL YÖNTEMLERLE İŞLETİLİYORDU</h3>

<p>Facianın yaşandığı altın madeni, büyük ölçekli endüstriyel işletmelerden farklı olarak geleneksel ve düşük teknolojili yöntemlerin kullanıldığı bir maden sahası olarak faaliyet gösteriyordu. Bölgede madenciler çoğunlukla elle veya sınırlı ekipmanla açılan galerilerde altın arıyor.</p>

<p>Geleneksel madencilik faaliyetlerinde kullanılan tünellerde mühendislik standartlarının ve güvenlik sistemlerinin sınırlı olması, göçük riskini artıran başlıca unsurlar arasında gösteriliyor. AP’nin aktardığı bilgilere göre Orta Afrika Cumhuriyeti’nde binlerce kişi gerekli güvenlik önlemlerinin bulunmadığı küçük ölçekli madenlerde çalışıyor.</p>

<h3>BÖLGEYE FARKLI ÜLKELERDEN MADENCİLER GELİYOR</h3>

<p>Zamboye çevresindeki altın sahalarının yalnızca Orta Afrika Cumhuriyeti vatandaşlarının çalıştığı bölgeler olmadığı belirtiliyor. Kamerun sınırına yakın konumu nedeniyle çevre ülkelerden de çok sayıda madenci altın çıkarma faaliyetlerine katılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerel kaynaklar, Zamboye sahasına Orta Afrika Cumhuriyeti, Kamerun ve Çad’dan insanların geldiğini bildiriyor. Altın bulma ve gelir elde etme amacıyla bölgede çalışan işçilerin önemli bir bölümü kayıt dışı veya küçük ölçekli madencilik faaliyetlerinde yer alıyor.</p>

<h3>KAMERUN VATANDAŞLARININ DA ÖLENLER ARASINDA OLDUĞU BİLDİRİLDİ</h3>

<p>Faciada hayatını kaybedenler arasında Kamerun vatandaşlarının da bulunduğu bildirildi. Uluslararası kaynaklarda en az üç Kamerun vatandaşının hayatını kaybettiğinin doğrulandığı, ancak kurbanların kimlik tespit çalışmalarının devam ettiği belirtildi.</p>

<p>Madenin sınır bölgesindeki konumu nedeniyle can kayıplarının farklı ülke vatandaşlarını kapsayabileceği ifade ediliyor. Yetkililer, kurbanların kimliklerinin belirlenmesi için çalışmalarını sürdürüyor.</p>

<h3>FACİANIN NEDENİ ARAŞTIRILIYOR</h3>

<p>Yetkililer, göçük ve toprak kaymasının nedeninin kesin olarak belirlenmesi amacıyla inceleme başlattı. Maden galerilerinin yapısı, sahadaki çalışma yöntemleri ve güvenlik koşullarının araştırılması planlanıyor.</p>

<p>AP’ye göre soruşturma kapsamında facianın nedenlerinin yanı sıra kurbanların kimliklerinin tespit edilmesi ve herhangi bir cezai sorumluluğun bulunup bulunmadığının belirlenmesi de amaçlanıyor.</p>

<h3>ORTA AFRİKA CUMHURİYETİ’NDE DENETİMSİZ MADENCİLİK YAYGIN</h3>

<p>Orta Afrika Cumhuriyeti, altın başta olmak üzere çeşitli değerli maden kaynaklarına sahip ülkeler arasında bulunuyor. Ekonomik imkanların sınırlı olduğu bölgelerde binlerce kişi geçimini geleneksel yöntemlerle yapılan küçük ölçekli madencilikten sağlıyor.</p>

<p>Madencilik faaliyetlerinin önemli bir bölümünde yeterli güvenlik denetiminin ve teknik altyapının bulunmadığı belirtiliyor. İşçiler çoğu zaman elle açılan dar galerilerde, koruyucu ekipman ve mühendislik desteği olmadan çalışıyor. Söz konusu koşullar, yağışlar ve toprak hareketleriyle birleştiğinde ölümcül göçüklerin meydana gelmesine neden olabiliyor.</p>

<h3>ALTIN MADENLERİNDE GÖÇÜKLER SIK YAŞANIYOR</h3>

<p>Orta Afrika Cumhuriyeti’nde küçük ölçekli ve denetimsiz madenlerde göçük olayları daha önce de çok sayıda can kaybına yol açtı. Ülkede özellikle yağış dönemlerinde zeminin yumuşaması, desteklenmeyen maden galerilerinin çökme riskini artırıyor.</p>

<p>Uluslararası kaynaklar, 2026 yılı içerisinde Zamboye faciasından önce de madencilik faaliyetleriyle bağlantılı onlarca ölüm meydana geldiğini bildiriyor. Ülkedeki kayıt dışı madenlerin sayısının yüksek olması nedeniyle kazaların tamamına ilişkin kesin istatistiklere ulaşmak ise güçleşiyor.</p>

<h3>YÜKSEK İŞSİZLİK MADENCİLİĞE YÖNELİMİ ARTIRIYOR</h3>

<p>Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ekonomik koşullar ve sınırlı iş imkanları, çok sayıda kişinin yüksek risk taşıyan geleneksel madencilik faaliyetlerine yönelmesine neden oluyor. Altın sahalarında çalışanların önemli bölümü düzenli maaş yerine çıkardıkları madenden elde edecekleri gelir üzerinden geçim sağlamaya çalışıyor.</p>

<p>Düşük teknolojili madenlerde çalışan işçilerin büyük bölümü ağır makineler, profesyonel tahkimat sistemleri ve düzenli iş güvenliği denetimlerine erişemiyor. Zamboye’deki facia da ülkede geleneksel madencilik faaliyetlerinde yaşanan güvenlik sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.</p>

<h3>BÖLGE SAKİNLERİ DE KURTARMA ÇALIŞMALARINA KATILDI</h3>

<p>Facianın ardından yalnızca resmi ekipler değil, maden çevresinde yaşayan bölge sakinleri de kurtarma çalışmalarına katıldı. Yerel halkın ellerindeki imkanlarla toprak ve molozları kaldırarak madencilere ulaşmaya çalıştığı bildirildi.</p>

<p>Kurtarma çalışmalarında daha sonra ağır iş makinelerinin de kullanıldığı aktarıldı. Ancak geniş bir alanı etkileyen toprak kayması ve çöken galerilerin yapısı nedeniyle arama faaliyetlerinin zorlu koşullarda sürdüğü belirtildi.</p>

<h3>100’DEN FAZLA KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ DOĞRULANDI</h3>

<p>Reuters, yerel bir madencilik kuruluşu yetkilisine dayandırdığı haberinde faciada 100’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini doğruladı. AP de yerel Kızılhaç görevlileri ve bölge yetkililerinden aldığı bilgilerle ölü sayısının 100’ü geçtiğini bildirdi.</p>

<p>Yerel kaynaklarda bilanço 107 olarak açıklanırken kurtarma çalışmalarının devam etmesi nedeniyle nihai can kaybı sayısı henüz kesinleşmedi. Göçük altında kalan madencilerin bulunması için çalışmalar sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Afrika</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/orta-afrika-cumhuriyetinde-altin-madeni-faciasi-olu-sayisi-107ye-yukseldi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/orta-afrika-maden-faciasi-1.jpg" type="image/jpeg" length="85254"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye hükümetinden Netanyahu'ya yalanlama: Türk üssü planı yoktu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-hukumetinden-netanyahuya-yalanlama-turk-ussu-plani-yoktu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-hukumetinden-netanyahuya-yalanlama-turk-ussu-plani-yoktu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in Suriye’nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Hava Üssü’nü vurmasının ardından Şam yönetimi, saldırının merkezindeki “Türk askeri üssü” iddialarına yanıt verdi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, tesisin Suriye Hava Kuvvetleri için hazırlandığını, Türk askeri yetkililerin yalnızca eğitim ve askeri işbirliği kapsamında üssü ziyaret ettiğini ve bölgede kalıcı Türk askeri varlığı oluşturma planı bulunmadığını açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Suriye yönetimini operasyon öncesinde uy]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail’in Suriye’nin kuzeyinde, İdlib’in doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısının ardından saldırının gerekçesine ilişkin İsrail ve Suriye yönetimlerinden farklı açıklamalar geldi. İsrail tarafı, Suriye’nin üste Türk askeri varlığına izin vermeye hazırlandığını öne sürerken Şam yönetimi söz konusu iddiayı reddetti. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, üssün Suriye Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmak üzere yeniden hazırlandığını, Türk askeri yetkililerin bölgeyi yalnızca eğitim ve askeri işbirliği kapsamında ziyaret ettiğini ve kalıcı Türk askeri konuşlandırması planlanmadığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail’in saldırısı Türkiye ile İsrail arasındaki Suriye kaynaklı gerilimi de yeniden gündeme taşıdı. Reuters’ın aktardığına göre İsrail yönetimi, Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin artmasının kendi güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu savunurken Ankara söz konusu iddiaları reddetti. ABD yönetimi ise İsrail, Türkiye ve Suriye arasında yeni bir askeri çatışma yaşanmasını önlemek amacıyla taraflar arasında iletişim ve çatışmasızlık mekanizması oluşturulması için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.</p>

<h3>SURİYE’DEN “TÜRK ÜSSÜ” İDDİASINA YANIT</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından ABD merkezli Axios’a konuşarak İsrail’in saldırıya gerekçe gösterdiği Türk askeri varlığı iddialarını reddetti. Şeybani, Suriye yönetiminin üssün kullanım amacı konusunda İsrail tarafını önceden bilgilendirdiğini ve tesisin yalnızca Suriye Hava Kuvvetleri için hazırlanmakta olduğunu söyledi.</p>

<p>Şeybani’nin açıklamasına göre Türk askeri yetkililer Ebu Zuhur Üssü’nü ziyaret etti ancak söz konusu ziyaretler eğitim ve askeri işbirliği çerçevesinde gerçekleşti. Tesisin büyük bölümünün boş olduğunu ve henüz tam operasyonel hale gelmediğini belirten Suriyeli Bakan, saldırı sırasında üste Türk askerlerinin bulunmadığını ifade etti.</p>

<h3>ŞEYBANİ: KALICI TÜRK ASKERİ VARLIĞI PLANLANMIYORDU</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı, İsrail yönetiminin öne sürdüğü kalıcı Türk askeri konuşlandırması iddiasına ilişkin açık bir açıklama yaptı. Şeybani, Ebu Zuhur’da Türk askeri üssü kurulması veya Türk kuvvetlerinin sürekli biçimde konuşlandırılması yönünde bir plan bulunmadığını söyledi.</p>

<p>Şeybani, “Orada bir Türk üssü kurma, kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturma veya Türk kuvvetlerini konuşlandırma niyeti yoktu.” ifadelerini kullandı. Reuters da Şeybani’nin üssün Suriye Hava Kuvvetleri için yeniden düzenlendiğini ve Türkiye’ye ait kalıcı askeri yapılanma planlanmadığını açıkladığını aktardı.</p>

<h3>TÜRK SUBAYLARIN ÜSSÜ ZİYARET ETTİĞİ AÇIKLANDI</h3>

<p>Suriye yönetimi, Türk askeri yetkililerin Ebu Zuhur Hava Üssü’nde bulunduğuna ilişkin iddiaları tamamen reddetmedi ancak ziyaretlerin niteliğine ilişkin farklı bir çerçeve çizdi. Şeybani, Türk subayların tesisi eğitim ve askeri işbirliği kapsamında ziyaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Şam yönetimi, ziyaretleri Türk askerlerinin üsse konuşlandırılması veya tesisin Türk ordusuna tahsis edilmesi anlamına gelmediğini ifade etti. Ebu Zuhur’un Suriye ordusunun kullanımında kalmasının planlandığı ve henüz aktif askeri üs statüsüne tam olarak geçirilmediği kaydedildi.</p>

<h3>İSRAİL SALDIRIDAN ÖNCE SURİYE’Yİ UYARDIĞINI SAVUNDU</h3>

<p>İsrail yönetimi ise Şam’ın açıklamalarından farklı bir değerlendirme yaptı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Suriye yönetiminin Ebu Zuhur’da Türk askeri varlığına izin vermeye hazırlandığını savundu ve İsrail’in saldırıdan önce Şam’a uyarıda bulunduğunu söyledi.</p>

<p>Netanyahu, İsrail’in mesajının Türk askeri konuşlandırmasına izin verilmemesi yönünde olduğunu belirterek, “Mesajımız çok açıktı. İzin vermeyin. Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar.” ifadelerini kullandı. Reuters, İsrail’in saldırıyı Suriye’nin Türkiye’ye askeri konuşlanma imkanı sağlayacağı yönündeki endişeleriyle gerekçelendirdiğini aktardı.</p>

<h3>SALDIRI ÖNCESİ MOSSAD İLE SURİYE ARASINDA TEMAS</h3>

<p>Ebu Zuhur saldırısından önce İsrail ve Suriye arasında doğrudan temas gerçekleştirildiğine ilişkin bilgiler de ortaya çıktı. Reuters’ın konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Mossad Direktörü Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani 14 Ağustos 2026’da telefon görüşmesi yaptı.</p>

<p>Görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askeri faaliyetleri, Türk askerlerinin olası konuşlandırılması, silah satışı ve Suriye ordusuna insansız hava araçları sağlanması gibi konuların gündeme geldiği belirtildi. İsrail’in görüşme sırasında Türkiye’nin Suriye’deki askeri etkisinin artmasının kendi güvenliği açısından sorun oluşturacağını ilettiği aktarıldı.</p>

<h3>ŞEYBANİ: SALDIRININ MEŞRU BİR GEREKÇESİ YOK</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, İsrail’in Ebu Zuhur Üssü’ne yönelik bombardımanını “meşru bir gerekçeden yoksun” olarak nitelendirdi. Şam yönetiminin İsrail’e kalıcı Türk askeri konuşlandırması planlanmadığını açıkça ilettiğini belirten Şeybani, buna rağmen üssün vurulduğunu söyledi.</p>

<p>Şeybani, saldırıya rağmen Suriye’nin İsrail ile gerilimin düşürülmesi amacıyla diplomatik görüşmelere tamamen kapalı olmadığını da açıkladı. Suriye yönetiminin olası yeni bir güvenlik anlaşmasının iki tarafın güvenlik kaygılarını ele alması ve Suriye’nin egemenliğine saygı göstermesi gerektiğini savunduğu aktarıldı.</p>

<h3>İSRAİL İLE SURİYE ARASINDAKİ GÜVENLİK GÖRÜŞMELERİ GÜNDEMDE</h3>

<p>Suriye ile İsrail arasında daha önce ABD’nin arabuluculuğunda yürütülen güvenlik görüşmeleri de saldırının ardından yeniden gündeme geldi. Şam yönetimine göre yaklaşık bir yıl devam eden temaslarda güvenlik düzenlemeleri konusunda ilerleme sağlandı ancak taraflar nihai bir anlaşmaya ulaşamadı.</p>

<p>Şeybani, İsrail’in daha önce üzerinde uzlaşılan bazı taahhütlerden geri adım attığını ve güvenlik anlaşmasının uygulanması konusunda ilerleme sağlanamadığını savundu. Suriye yönetimi, gelecekte yapılacak herhangi bir anlaşmanın İsrail’in güvenlik taleplerini ele alırken Suriye’nin egemenlik ve toprak bütünlüğünü de güvence altına alması gerektiğini belirtti.</p>

<h3>ABD ÜÇ ÜLKE ARASINDA ÇATIŞMASIZLIK MEKANİZMASI İÇİN DEVREDE</h3>

<p>İsrail’in Ebu Zuhur saldırısı Washington yönetimini de harekete geçirdi. ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye ile Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack, Türkiye, İsrail ve Suriye arasında askeri yanlış anlamaları ve doğrudan çatışma riskini azaltacak bir iletişim mekanizması üzerinde çalışıldığını açıkladı.</p>

<p>Barrack, özellikle askeri faaliyetler konusunda tarafların birbirini zamanında bilgilendirmesine imkan verecek daha resmi bir koordinasyon sistemine ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Reuters’ın aktardığına göre Türkiye saldırı karşısında hazırlıksız yakalandı ve mevcut iletişim eksikliğinin taraflar arasında askeri karşılık verilmesi riskini artırdığı değerlendirildi.</p>

<h3>TOM BARRACK: ŞARA HÜKÜMETİ GERİLİMİ DÜŞÜRMEYİ SEÇTİ</h3>

<p>Tom Barrack, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırısından “derin endişe” duyduklarını da açıkladı. ABD’nin askeri yöntemler yerine diplomatik sürecin sürmesini teşvik etmek amacıyla taraflar arasında görüşmelere ev sahipliği yapmayı sürdüreceğini belirtti.</p>

<p>Barrack, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin İsrail’e karşı saldırgan bir tutum benimsemediğini ve vekil güçler üzerinden hareket etmediğini savundu. Şara hükümetinin İsrail ile gerilimin azaltılmasını tercih ettiğini defalarca ortaya koyduğunu ifade etti. ABD’nin önceliğinin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan askeri karşılaşmanın önüne geçmek olduğu belirtildi.</p>

<h3>TÜRKİYE İSRAİL’İN SALDIRISINI GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINADI</h3>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısını yazılı açıklamayla “güçlü şekilde” kınadı. Bakanlık, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve askeri kapasitesini hedef alan saldırılarının ülkenin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve birliğini ihlal ettiğini bildirdi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı açıklamasında uluslararası topluma da çağrıda bulunularak İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının durdurulması için daha kararlı bir tutum sergilenmesi ve uluslararası hukuku ihlal eden eylemler konusunda hesap verebilirliğin sağlanması istendi. Türkiye ayrıca İsrail’in Türk askeri varlığına ilişkin gerekçelerini kabul etmediğini açıkladı.</p>

<h3>TÜRKİYE İSRAİL’İN İDDİALARINI REDDETTİ</h3>

<p>Reuters’ın aktardığına göre Türkiye, İsrail’in Ebu Zuhur Üssü’ne Türk askerlerinin konuşlandırılacağı yönündeki iddialarını dayanaksız olarak nitelendirdi. Ankara, İsrail’in söz konusu iddiaları Suriye’ye yönelik saldırılarını gerekçelendirmek amacıyla kullandığını savundu.</p>

<p>Türkiye, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetimiyle askeri eğitim ve istikrarın sağlanmasına yönelik işbirliğini sürdüreceğini belirtirken İsrail’in bölgedeki politikalarının Suriye’nin istikrarını olumsuz etkilediğini ifade etti.</p>

<h3>İSRAİL SAVUNMA BAKANI TÜRKİYE’YE YÖNELİK AÇIKLAMA YAPTI</h3>

<p>İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da saldırının ardından Türkiye’yi hedef alan açıklamalarda bulundu. Reuters’a göre Katz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetiminin Suriye’de İsrail güvenliğini tehdit edebilecek askeri girişimlerden uzak durması gerektiğini savundu.</p>

<p>İsrail yönetimi, Suriye topraklarında Türkiye’ye ait kalıcı bir askeri yapılanmanın kendi ulusal güvenliği açısından kabul edilemez olacağını ileri sürerken Türkiye ve Suriye yönetimleri Ebu Zuhur Üssü’nde böyle bir plan bulunmadığını açıkladı.</p>

<h3>EBU ZUHUR HAVA ÜSSÜ’NDE NE OLDU?</h3>

<p>İsrail savaş uçakları 18 Ağustos 2026’nın ilk saatlerinde Suriye’nin kuzeyinde, İdlib ilinin doğusunda yer alan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’nı hedef aldı. Bölgedeki ilk bilgilerde havaalanının uzun süredir kullanılmadığı ve büyük ölçüde terk edilmiş durumda olduğu belirtildi. Anadolu Ajansı ilk haberinde tesise dört hava saldırısı düzenlendiğini aktardı.</p>

<p>Axios ise daha sonra saldırıda pist ve hangarları hedef alan en az sekiz bombanın kullanıldığını bildirdi. İsrail Başbakanlık Ofisi saldırının sorumluluğunu üstlenirken operasyonun Türk askeri varlığının üsse yerleşmesini önlemeyi amaçladığını savundu. Saldırının ardından can kaybı veya yaralı olduğuna ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.</p>

<h3>EBU ZUHUR ÜSSÜ UZUN SÜREDİR AKTİF DEĞİLDİ</h3>

<p>Ebu Zuhur Hava Üssü, Suriye iç savaşı nedeniyle yaklaşık on yıldır tam kapasiteyle kullanılmıyordu. Şam yönetiminin son dönemde tesisi yeniden Suriye Hava Kuvvetleri’nin kullanımına hazırladığı belirtilirken İsrail tarafı söz konusu çalışmaların Türkiye’nin askeri varlığıyla bağlantılı olabileceğini ileri sürdü.</p>

<p>Suriye yönetimi ise yeniden yapılanma çalışmalarının ülkenin kendi hava kuvvetleri için gerçekleştirildiğini ve Türk ordusuna üs tahsis edilmesi yönünde bir plan bulunmadığını açıkladı.</p>

<h3>SURİYE SALDIRIYI EGEMENLİĞİNİN İHLALİ OLARAK NİTELENDİRDİ</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısını kınayarak operasyonun Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık ihlali olduğunu bildirdi.</p>

<p>Şam yönetimi, İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri operasyonlarının 8 Aralık 2024’ten itibaren devam ettiğini belirtirken kendi yönetiminin gerilimi azaltma ve ülke içerisinde istikrarı güçlendirme politikası izlediğini savundu.</p>

<h3>ÜRDÜN’DEN İSRAİL’E TEPKİ</h3>

<p>Ürdün Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısını kınadı. Açıklamada saldırının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olduğu bildirildi.</p>

<p>Ürdün yönetimi operasyonu “gerekçesiz düşmanca saldırı” olarak tanımlarken İsrail’in Suriye’nin güvenlik ve istikrarını hedef alan askeri faaliyetlerinin sona ermesi gerektiğini belirtti.</p>

<h3>KATAR SALDIRININ ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL ETTİĞİNİ AÇIKLADI</h3>

<p>Katar Dışişleri Bakanlığı da Ebu Zuhur saldırısını kınayarak İsrail’in eylemlerinin Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün yanı sıra uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler sözleşmelerinin ihlali olduğunu bildirdi.</p>

<p>Katar yönetimi, İsrail’in bölgedeki ülkelerin egemenliğini ihlal eden askeri operasyonlarını sürdürmesinin bölgesel güvenlik ve istikrar açısından risk oluşturduğunu belirtti.</p>

<h3>KUVEYT’TEN ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI</h3>

<p>Kuveyt Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in saldırısının Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini ve bölgesel güvenliğe zarar verdiğini açıkladı.</p>

<p>Kuveyt yönetimi uluslararası topluma çağrıda bulunarak İsrail’in Suriye’ye yönelik tekrarlanan askeri saldırılarının durdurulması için gerekli adımların atılmasını istedi.</p>

<h3>SUUDİ ARABİSTAN SALDIRIYI KINADI</h3>

<p>Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı da İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Havaalanı’na yönelik saldırısını en güçlü ifadelerle kınadığını açıkladı.</p>

<p>Riyad yönetimi, saldırının Suriye devletinin egemenliğine ve uluslararası hukuka yönelik açık bir ihlal olduğunu belirtti. Suudi Arabistan ayrıca uluslararası topluma İsrail’in uluslararası hukuk ihlallerinin durdurulması için harekete geçme çağrısında bulundu.</p>

<h3>BAE SURİYE’NİN EGEMENLİĞİNE VURGU YAPTI</h3>

<p>Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in hava saldırılarını kınadı. Açıklamada Suriye’nin egemenliğinin ihlal edilmesinin ve ülkenin güvenliği ile istikrarının tehdit edilmesinin kabul edilemez olduğu belirtildi.</p>

<p>BAE yönetimi, Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması ve bölgede askeri gerilimi artırabilecek faaliyetlerden kaçınılması gerektiğini bildirdi. İsrail saldırısına yönelik uluslararası tepkilerin Türkiye’den Körfez ülkelerine kadar geniş bir bölgeye yayıldığı görüldü.</p>

<h3>MISIR: BÖLGESEL GÜVENLİK VE BARIŞ TEHDİT ALTINDA</h3>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, Ebu Zuhur Hava Üssü’nün vurulmasını Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün açık ihlali olarak nitelendirdi.</p>

<p>Açıklamada İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler sözleşmelerine aykırı olduğu belirtilirken askeri operasyonların bölgedeki istikrar çabalarını baltalayabileceği ve bölgesel güvenlik ile barışı tehdit edebilecek yeni bir gerilim yaratabileceği ifade edildi.</p>

<h3>BİRLEŞMİŞ MİLLETLER: HAVA SALDIRILARI DURDURULMALI</h3>

<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric de İsrail’in saldırısına tepki gösterdi. Dujarric, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve hava sahasının ihlal edildiğini belirterek saldırıların durdurulması gerektiğini açıkladı.</p>

<p>BM Sözcüsü, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün ve hava sahasının bir başka endişe verici ihlalidir. Hava saldırıları durdurulmalı ve biz bunlara karşıyız.” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>KÖRFEZ İŞBİRLİĞİ KONSEYİ’NDEN KINAMA</h3>

<p>Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, İsrail’in saldırısını güçlü şekilde kınadı ve operasyonun Suriye’nin egemenliği ile toprak bütünlüğüne yönelik kabul edilemez bir ihlal olduğunu açıkladı.</p>

<p>El-Budeyvi, uluslararası toplumu sorumluluk üstlenmeye ve İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulması için kararlı bir tutum sergilemeye çağırdı.</p>

<h3>ARAP BİRLİĞİ’NDEN İSRAİL’E TEPKİ</h3>

<p>Arap Birliği Genel Sekreteri Nebil Fehmi de İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısını kınadı. Fehmi, İsrail’in askeri operasyonlarının kabul edilemez olduğunu belirterek Tel Aviv yönetimini bölgede çatışma alanlarını genişletmekle suçladı.</p>

<p>Fehmi ayrıca saldırıların İsrail’deki iç siyasi süreçlerle bağlantılı olduğunu savundu ve Netanyahu yönetiminin bölgesel güvenlik pahasına siyasi hedefler izlediğini öne sürdü.</p>

<h3>PAKİSTAN SURİYE İLE DAYANIŞMA MESAJI VERDİ</h3>

<p>Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırısını şiddetle kınadı. Açıklamada operasyonun uluslararası hukukun ihlali olduğu ve bölgesel barış ile istikrarı daha fazla zayıflatabileceği belirtildi.</p>

<p>Pakistan yönetimi Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteğini yineleyerek uluslararası toplumu İsrail’in uluslararası hukuka aykırı eylemlerinin durdurulması için harekete geçmeye çağırdı.</p>

<h3>İSRAİL, TÜRKİYE VE SURİYE ARASINDA GERİLİM YÜKSELDİ</h3>

<p>Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırı, İsrail ile Türkiye arasında Suriye’deki askeri faaliyetlere ilişkin uzun süredir devam eden görüş ayrılıklarını yeniden öne çıkardı. İsrail, Türkiye’nin Suriye’de askeri kapasitesini artırmasını güvenlik riski olarak değerlendirirken Ankara, Suriye yönetimiyle yürüttüğü askeri eğitim ve işbirliğinin ülkenin istikrarını sağlamayı amaçladığını belirtiyor.</p>

<p>Suriye yönetimi ise Ebu Zuhur’da kalıcı Türk askeri konuşlandırılması planlanmadığını açıklarken İsrail’in saldırısını kendi egemenliğine yönelik ihlal olarak nitelendirdi. ABD yönetiminin taraflar arasında doğrudan askeri çatışmayı önlemek amacıyla iletişim mekanizması oluşturma çalışmaları devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-hukumetinden-netanyahuya-yalanlama-turk-ussu-plani-yoktu</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/suriye-zuhur-havaalani.jpg" type="image/jpeg" length="13735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD’de seçim dengelerini değiştiren sonuç: Sosyalist Angie Nixon’dan büyük sürpriz]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/abdde-secim-dengelerini-degistiren-sonuc-sosyalist-angie-nixondan-buyuk-surpriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/abdde-secim-dengelerini-degistiren-sonuc-sosyalist-angie-nixondan-buyuk-surpriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Kongre’nin kontrolünü belirleyecek Kasım 2026 ara seçimleri öncesinde Florida ve Alaska’daki ön seçimlerden dikkat çeken sonuçlar çıktı. Florida’da demokratik sosyalist Angie Nixon, kendisinden yaklaşık 16 kat fazla bağış toplayan eski ulusal güvenlik yetkilisi Alex Vindman’ı mağlup ederek Demokrat Parti’nin Senato adayı oldu. Alaska’da ise Demokrat Mary Peltola, Cumhuriyetçi Senatör Dan S. Sullivan’ın önünde tamamladığı ön seçimle kasım yarışına güçlü şekilde ilerledi. Sonuçlar, Demokrat]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’de 2026 ara seçimlerine yönelik ön seçim süreci devam ederken Florida ve Alaska’dan gelen sonuçlar, hem Demokrat Parti içindeki güç dengeleri hem de Kongre’nin kontrolü açısından öne çıktı. Seçmenler, Kasım 2026’da yapılacak ara seçimlerde Temsilciler Meclisi’nin tamamı ile Senato’daki bazı sandalyelerin geleceğini belirleyecek adayları seçerken Florida’daki Demokrat Parti Senato ön seçiminde demokratik sosyalist Angie Nixon sürpriz bir zafer kazandı. Alaska’da ise daha ılımlı bir çizgide konumlanan eski Temsilciler Meclisi üyesi Mary Peltola, Cumhuriyetçi görevdeki Senatör Dan S. Sullivan’dan daha fazla oy aldı.</p>

<p>Florida’daki sonuç, Demokrat Parti’nin sol kanadında yıl boyunca görülen ilerici aday başarılarının devamı olarak kayıtlara geçti. Reuters’ın değerlendirmesine göre partinin bazı seçmenleri, Demokrat Parti’nin yerleşik yapısını Cumhuriyetçi Başkan Donald Trump’a karşı mücadelede yaşlı ve etkisiz buluyor. İlerici adayların elde ettiği başarılar parti tabanının bir bölümünde heyecan yaratırken analistler, aynı adayların genel seçimlerde Cumhuriyetçiler ve bağımsız seçmenlerden yeterli desteği alıp alamayacağı konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtiyor.</p>

<h3>FLORIDA’DA ANGIE NIXON SÜRPRİZİ</h3>

<p>Florida Demokrat Parti Senato ön seçiminde 42 yaşındaki eyalet milletvekili Angie Nixon, yarışın favorileri arasında gösterilen Alex Vindman’ı mağlup etti. Demokratik Sosyalistler içinde yer alan Nixon, kampanyasını işçi hareketi, ekonomik eşitsizlik ve ilerici politikalar üzerinden yürütürken Vindman ise ulusal güvenlik geçmişi ve yüksek kampanya bütçesiyle yarışa girdi.</p>

<p>Reuters verilerine göre Vindman, kampanya boyunca Nixon’dan yaklaşık 16 kat daha fazla para topladı. Reuters’ın bir başka analizinde Vindman’ın 16 milyon doların üzerinde, Nixon’ın ise 1 milyon doların altında bağış topladığı belirtildi. Finansal üstünlüğüne rağmen Vindman ön seçimi kaybederken Nixon Demokrat Parti’nin Florida Senato adaylığını elde etti.</p>

<h3>NIXON YÜZDE 56 CİVARINDA OYLA VINDMAN’I GEÇTİ</h3>

<p>Florida’daki ön seçim sonuçlarına ilişkin Amerikan basınında yer alan verilere göre Nixon yaklaşık yüzde 56, Vindman ise yüzde 44 seviyesinde oy aldı. Sonuç, kampanya finansmanı açısından büyük fark bulunan iki aday arasındaki yarışta önemli bir sürpriz olarak değerlendirildi.</p>

<p>Nixon’ın kampanyasında işçi örgütleri, yerel aktivistler ve ilerici grupların desteği öne çıktı. Demokratik sosyalist adayın sağlık hizmetleri, federal asgari ücret, ekonomik eşitsizlik ve sosyal programların genişletilmesi gibi başlıkları kampanyasının merkezine aldığı bildirildi. AP’nin aktardığına göre Nixon, ilerici gruplar ve Demokratik Sosyalistler örgütünden destek aldı.</p>

<h3>NIXON FLORIDA’DAKİ İŞÇİ HAREKETİNDE AKTİF ROL OYNUYOR</h3>

<p>Angie Nixon, Florida siyasetinde özellikle işçi hareketleri ve protestolar içindeki görünürlüğüyle tanınıyor. Nixon, eyaletteki Kongre seçim bölgelerinin yeniden çizilmesini öngören yasa tasarısına karşı Florida Temsilciler Meclisi’nde düzenlenen protestoda pembe bir megafon kullanarak oylamanın aksamasına neden olduğu gerekçesiyle 2026 yılında kınama cezası aldı. Reuters, Nixon’ın söz konusu protestonun ardından eyalet siyasetindeki görünürlüğünün daha da arttığını aktardı.</p>

<p>Nixon’ın siyasi çizgisi, Florida’daki Demokrat Parti içindeki merkez ve sol kanat ayrımının sembollerinden biri haline geldi. Ön seçim sonucuyla birlikte Demokrat Parti’nin kasım ayında Florida Senato yarışında Cumhuriyetçi Ashley Moody’nin karşısına Nixon ile çıkacağı kesinleşti.</p>

<h3>VINDMAN TRUMP’IN İLK AZİL SÜRECİNDE TANINMIŞTI</h3>

<p>Nixon’ın mağlup ettiği Alex Vindman, eski bir ulusal güvenlik yetkilisi ve emekli yarbay olarak biliniyor. Vindman, Donald Trump’ın ilk başkanlık dönemindeki azil soruşturmasında 2019 yılında Kongre’de verdiği ifadeyle ABD kamuoyunda tanınmıştı.</p>

<p>Vindman’ın ulusal çapta bilinirliği ve yüksek kampanya bütçesi nedeniyle genel seçimde Cumhuriyetçi Ashley Moody’ye karşı daha rekabetçi bir aday olabileceğini düşünen Demokrat stratejistler bulunuyordu. Reuters’a göre bazı analistler, Nixon’ın ön seçim zaferinin Demokratların Florida’daki Senato koltuğunu kazanma ihtimalini azaltabileceği görüşünü dile getiriyor.</p>

<h3>NIXON KASIMDA ASHLEY MOODY İLE KARŞILAŞACAK</h3>

<p>Angie Nixon, Kasım 2026 genel seçiminde görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Ashley Moody ile karşı karşıya gelecek. Florida, geçmiş yıllarda ABD başkanlık ve Kongre seçimlerinde kritik mücadele eyaletlerinden biri olarak öne çıkarken son yıllarda Cumhuriyetçi Parti’ye daha fazla yöneldi.</p>

<p>Reuters’ın aktardığı değerlendirmelerde Florida Senato yarışının Demokratların kazanma ihtimali yüksek yarışlar arasında görülmediği belirtildi. Nixon’ın adaylığının kesinleşmesinin ardından Cumhuriyetçi Moody’nin koltuğu koruma konusunda favori olduğu değerlendirmeleri ağırlık kazandı.</p>

<h3>SEÇİMİ KAZANAN İSİM MARCO RUBIO’NUN KALAN SÜRESİNİ TAMAMLAYACAK</h3>

<p>Florida’daki Senato seçimi yalnızca yeni bir altı yıllık görev dönemi için yapılmayacak. Kasım yarışının galibi, Donald Trump yönetiminde dışişleri bakanlığı görevini üstlenen eski Florida Senatörü Marco Rubio’dan kalan iki yıllık görev süresini tamamlayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ashley Moody, Rubio’nun Trump yönetimine katılmasının ardından Senato koltuğuna atanmıştı. Kasım ayında yapılacak seçimle söz konusu koltuğun kalan görev süresi için seçmenlerin doğrudan tercihi belirlenecek.</p>

<h3>DEMOKRATLARIN SENATO ÇOĞUNLUĞU İÇİN DÖRT SANDALYEYE İHTİYACI VAR</h3>

<p>Florida’daki yarış Demokratlar açısından zorlu görülürken Alaska’daki Senato seçimi partinin daha fazla önem verdiği yarışlardan biri olarak öne çıkıyor. Reuters’a göre Demokratların 100 sandalyeli Senato’da kontrolü ele geçirmek için net olarak dört sandalye kazanmaları gerekiyor ve Alaska yarışını önemli fırsatlardan biri olarak değerlendiriyorlar.</p>

<p>Kasım ayında Senato çoğunluğunun hangi partide kalacağı, Donald Trump’ın başkanlığının kalan döneminde yasama faaliyetlerinin nasıl şekilleneceği açısından da önem taşıyor. Senato’daki çoğunluk, federal yargıç atamalarından üst düzey yönetici onaylarına ve yasa tasarılarının geçirilmesine kadar birçok alanda belirleyici role sahip.</p>

<h3>ALASKA’DA MARY PELTOLA DAN SULLIVAN’IN ÖNÜNDE</h3>

<p>Alaska’daki tarafsız nitelikli Senato ön seçiminde Demokrat Mary Peltola, görevdeki Cumhuriyetçi Senatör Dan S. Sullivan’dan daha fazla oy alarak ilk sırada yer aldı. Reuters’ın sandıkların yüzde 93’ünün açıldığı sırada aktardığı verilere göre Peltola yüzde 48, Sullivan ise yüzde 42,8 oy aldı.</p>

<p>Alaska’nın seçim sistemi klasik parti ön seçimlerinden farklı işliyor. Adaylar aynı ön seçim pusulasında yarışıyor ve en yüksek oyu alan dört aday kasım ayındaki genel seçime ilerliyor. Genel seçimde ise tercihli oy sistemi uygulanıyor.</p>

<h3>PELTOLA ALASKA’NIN TEK TEMSİLCİLER MECLİSİ KOLTUĞUNU DAHA ÖNCE KAZANMIŞTI</h3>

<p>Mary Peltola, Alaska siyasetinin yakından tanıdığı isimlerden biri. Ilımlı Demokrat olarak değerlendirilen Peltola, daha önce eyaletin ABD Temsilciler Meclisi’ndeki tek sandalyesini temsil etti.</p>

<p>Peltola, 2022’deki seçimde Cumhuriyetçi Sarah Palin’i mağlup ederek Kongre’ye girmiş ve Alaska yerlisi kökenli ilk Kongre üyesi olmuştu. Temsilciler Meclisi koltuğunu daha sonra Cumhuriyetçi Nick Begich III’e kaybeden Peltola, 2026 seçimlerinde rotasını Senato’ya çevirdi.</p>

<h3>ALASKA 2014’TEN BERİ DEMOKRAT SENATÖR SEÇMEDİ</h3>

<p>Alaska Senato yarışını önemli hale getiren unsurlardan biri de eyaletin son yıllardaki siyasi eğilimi. Alaska, 2014 yılından bu yana Demokrat bir senatöre sahip değil.</p>

<p>Cumhuriyetçi Dan S. Sullivan, 2014 yılında Demokrat Mark Begich’i mağlup ederek Senato koltuğunu kazanmıştı. Peltola’nın 2026 ön seçiminde Sullivan’dan daha fazla oy alması, Demokratların eyalette uzun yıllar sonra Senato koltuğunu geri kazanma ihtimalini artıran bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3>TERCİHLİ OY SİSTEMİ PELTOLA İÇİN ÖNEM TAŞIYOR</h3>

<p>Alaska’nın tercihli oy sistemi, kasım ayında yarışın sonucunu etkileyebilecek faktörler arasında gösteriliyor. Seçmenlerin adayları tercih sırasına göre sıraladığı sistemde hiçbir aday ilk tercihlerde gerekli çoğunluğa ulaşamazsa en düşük oy alan adaylar eleniyor ve bu adayların oyları seçmenlerin ikinci tercihlerine aktarılıyor.</p>

<p>Peltola’nın bağımsız ve merkez seçmenlerden destek alabilme potansiyeli nedeniyle söz konusu sistemden avantaj sağlayabileceği değerlendiriliyor. Reuters, Demokrat adayın bağımsız seçmenlerin ikinci tercihlerinden yararlanmasının yarışta önemli olabileceğini belirtti.</p>

<h3>ALASKA’DA İKİ AYRI DAN SULLIVAN ADAY OLDU</h3>

<p>Alaska Senato yarışının en sıra dışı gelişmelerinden biri, iki Cumhuriyetçi adayın neredeyse aynı isimle yarışması oldu. Görevdeki Senatör Dan S. Sullivan’ın yanı sıra emekli öğretmen Dan J. Sullivan da ön seçime katıldı.</p>

<p>Dan J. Sullivan, ön seçimde yaklaşık yüzde 2,4 oy alarak üçüncü sıraya yerleşti. Cumhuriyetçi Parti yönetimi, benzer isimlerin seçmenlerde karışıklık yaratabileceği gerekçesiyle Dan J. Sullivan’ın adaylığına karşı girişimlerde bulundu ancak adayı oy pusulasından çıkarmayı başaramadı.</p>

<h3>ADALET BAKANLIĞI DAN J. SULLIVAN’IN ADAYLIĞINI İNCELİYOR</h3>

<p>ABD Adalet Bakanlığı, Dan J. Sullivan’ın seçim yarışına görevdeki Senatör Dan S. Sullivan ile isim benzerliğini kullanarak seçmenlerin kafasını karıştırmak ve Cumhuriyetçi senatörden oy almak amacıyla girip girmediği konusunda soruşturma başlattı.</p>

<p>Reuters’ın konuyla ilgili bir kaynağa dayandırdığı haberine göre federal soruşturma kapsamında büyük jüri celpleri de çıkarıldı. Soruşturmanın yürütülüyor olması herhangi bir suçlama yöneltildiği anlamına gelmezken Dan J. Sullivan, Amerikan basınına yaptığı açıklamalarda amacının seçmenleri yanıltmak veya görevdeki senatörden oy çalmak olmadığını söyledi.</p>

<h3>TRUMP DAN J. SULLIVAN’A “SAHTEKAR” DEDİ</h3>

<p>Donald Trump da isim benzerliği tartışmasına dahil olarak Dan J. Sullivan’ı hedef aldı. Trump, adayı "sahtekar" olarak nitelendirirken Cumhuriyetçi çevreler Dan J. Sullivan’ın adaylığının görevdeki Senatör Dan S. Sullivan’a zarar verebileceğini savundu.</p>

<p>Kasım seçiminde aynı veya benzer isim taşıyan iki Cumhuriyetçinin pusulada yer alıp almayacağı, Alaska yarışının ilerleyen aşamalarında yakından izlenecek başlıklardan biri haline geldi. Ön seçimde en yüksek dört adayın genel seçime geçmesine imkan tanıyan sistem, söz konusu tartışmanın önemini artırıyor.</p>

<h3>ALASKA’DA NICK BEGICH III DE GENEL SEÇİME KALDI</h3>

<p>Alaska’nın diğer Kongre yarışında görevdeki Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Nick Begich III genel seçime ilerlemeyi başardı. Bağımsız aday olarak yarışan eski okul yöneticisi Bill Hill de genel seçime kalan isimler arasında yer aldı.</p>

<p>Reuters, Hill’in oy pusulasında bağımsız aday olarak yer aldığını ancak geçmişte Demokrat adaylara bağış yaptığını aktardı. Alaska’daki Temsilciler Meclisi yarışı da kasım ayında yakından izlenecek mücadeleler arasında bulunuyor.</p>

<h3>FLORIDA’DA JARED MOSKOWITZ SOSYALİST RAKİBİNİ YENDİ</h3>

<p>Florida’daki ilerici adayların başarısı tüm ön seçim yarışlarına yansımadı. Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Jared Moskowitz, Amerika’nın Demokratik Sosyalistleri tarafından desteklenen Oliver Larkin’i ön seçimde mağlup etti.</p>

<p>Larkin; federal asgari ücretin saatlik 25 dolara çıkarılması, Medicare for All sağlık sistemi ve seçim sisteminde çeşitli yapısal değişiklikler gibi ilerici politikaları savunuyordu. Moskowitz ise zaman zaman Cumhuriyetçilerle birlikte çalışan daha merkezde bir Demokrat olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3>MOSKOWITZ KASIMDA SCOTT SINGER İLE KARŞILAŞACAK</h3>

<p>Jared Moskowitz, Kasım 2026 genel seçiminde eski Boca Raton Belediye Başkanı Cumhuriyetçi Scott Singer ile yarışacak. Reuters, söz konusu seçim bölgesini Florida’da kasım ayında rekabetçi olması beklenen sınırlı sayıdaki Temsilciler Meclisi yarışından biri olarak gösteriyor.</p>

<p>Moskowitz’in ön seçimde sosyalist rakibini mağlup etmesi, Florida’daki Demokrat seçmenlerin her bölgede aynı siyasi eğilimi göstermediğini ortaya koydu. Nixon’ın eyalet çapındaki Senato ön seçiminde kazandığı zaferin aksine Moskowitz merkez kanadın adaylığını korudu.</p>

<h3>DEBBIE WASSERMAN SCHULTZ YENİ BÖLGESİNDE ADAYLIĞI KAZANDI</h3>

<p>Florida’da seçim bölgelerinin yeniden çizilmesinden etkilenen bir diğer kıdemli Demokrat siyasetçi Debbie Wasserman Schultz oldu. İlk kez 2004 yılında Kongre’ye seçilen Wasserman Schultz, Broward County merkezli ve siyahi nüfusun çoğunlukta olduğu yeni seçim bölgesinde partisinin adaylığını kazandı.</p>

<p>Bazı aktivistler, siyahi seçmenlerin yoğun olduğu ve tarihsel olarak siyahi milletvekilleri tarafından temsil edilen bölgede beyaz bir siyasetçi olan Wasserman Schultz’un adaylığını eleştirdi. Tartışmalar, ABD Yüksek Mahkemesi’nin nisan ayında önemli bir sivil haklar yasasının seçim bölgelerine ilişkin hükümlerini zayıflatan kararının ardından daha da öne çıktı.</p>

<h3>FLORIDA’NIN YENİ SEÇİM HARİTASI CUMHURİYETÇİLERE AVANTAJ SAĞLAYABİLİR</h3>

<p>Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Florida eyalet meclisi tarafından 2026 ilkbaharında kabul edilen yeni Kongre haritası, eyaletin Temsilciler Meclisi delegasyonunda önemli değişikliklere yol açabilir.</p>

<p>Reuters’a göre yeni seçim haritası sonucunda Florida’dan seçilecek Temsilciler Meclisi üyelerinin 24’ünün Cumhuriyetçi, yalnızca dördünün Demokrat olabileceği tahmin ediliyor. Haritanın Demokratların sahip olduğu bazı sandalyeleri Cumhuriyetçiler için daha rekabetçi hale getirdiği belirtiliyor.</p>

<h3>ABD’DE SEÇİM BÖLGELERİNİN YENİDEN ÇİZİLMESİ GÜNDEMDE</h3>

<p>ABD’de eyaletlerin Kongre seçim bölgelerini olağan şartlarda her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımının ardından yeniden düzenlemesi bekleniyor. Son dönemde ise bazı eyaletler seçim bölgelerini olağan takvim dışında yeniden çizdi.</p>

<p>Reuters, Trump’ın Kongre’deki Cumhuriyetçi çoğunluğun güçlendirilmesine yönelik çağrılarının ardından Cumhuriyetçilerin kontrolündeki bazı eyaletlerde yeni haritalar hazırlandığını, Demokratların yönettiği bazı eyaletlerin de karşılık olarak benzer adımlar attığını aktardı. Süreç, 2026 ara seçimlerinin en önemli siyasi ve hukuki tartışmalarından biri haline geldi.</p>

<h3>CORY MILLS CUMHURİYETÇİ ÖN SEÇİMİ KAYBETTİ</h3>

<p>Florida’nın merkezindeki Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi ön seçiminde görevdeki milletvekili Cory Mills sürpriz bir yenilgi aldı. Mills, eski televizyon haber sunucusu Ryan Elijah’a mağlup olarak yeniden seçilme şansını kaybetti.</p>

<p>Mills hakkında Temsilciler Meclisi Etik Komisyonu tarafından kampanya finansmanı yasalarının ihlal edildiği ve cinsel suistimal iddialarıyla ilgili soruşturmalar yürütülüyordu. Mills söz konusu iddiaları reddetti.</p>

<h3>DEMOKRATLAR MILLS’İN KAZANMASINI FIRSAT OLARAK GÖRÜYORDU</h3>

<p>Demokrat Parti çevreleri, Cory Mills’in Cumhuriyetçi adaylığı yeniden kazanması halinde etik soruşturmaları nedeniyle söz konusu Temsilciler Meclisi sandalyesinin kasım ayında Demokratlar tarafından alınabilecek potansiyel bölgelerden biri olabileceğini değerlendiriyordu.</p>

<p>Ryan Elijah’ın ön seçimi kazanmasıyla Cumhuriyetçiler, genel seçime hakkında söz konusu soruşturmalar bulunmayan farklı bir adayla girecek. Sonuç, Florida’daki Kongre yarışlarının yalnızca Demokrat Parti içindeki ilerici-merkez rekabetinden ibaret olmadığını, Cumhuriyetçi Parti içinde de aday değişikliklerinin yaşandığını gösterdi.</p>

<h3>SOSYALİST ADAYLARIN BAŞARISI DEMOKRAT PARTİ İÇİN YENİ TARTIŞMA BAŞLATTI</h3>

<p>Angie Nixon’ın Florida Senato ön seçimindeki sürpriz zaferi, Demokrat Parti’nin 2026 seçimlerindeki siyasi yönelimine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Demokratik sosyalist ve ilerici adaylar, özellikle partinin Donald Trump’a karşı daha sert bir siyasi çizgi izlemesini isteyen seçmenlerden destek buluyor.</p>

<p>Genel seçimlerde ise yalnızca Demokrat seçmenler değil, Cumhuriyetçiler ve bağımsızlar da oy kullanacak. Reuters’a göre bazı analistler ilerici adayların Demokrat tabanını harekete geçirebileceğini ancak Cumhuriyetçilere eğilim gösteren eyaletlerde merkez seçmenlere ulaşma konusunda güçlük yaşayabileceğini belirtiyor.</p>

<h3>KASIM SEÇİMLERİ KONGRE’NİN KONTROLÜNÜ BELİRLEYECEK</h3>

<p>ABD’de Kasım 2026’da yapılacak ara seçimler, Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin geri kalanında Kongre’deki güç dengesini belirleyecek. Temsilciler Meclisi’ndeki tüm sandalyeler ile Senato’daki seçim yapılacak koltuklar için seçmenler sandığa gidecek.</p>

<p>Florida’daki Angie Nixon-Ashley Moody yarışı ve Alaska’daki Mary Peltola-Dan S. Sullivan mücadelesi, Senato çoğunluğunun şekillenmesinde farklı ağırlıklara sahip iki yarış olarak öne çıkıyor. Demokratlar Alaska’yı önemli bir kazanım fırsatı olarak görürken Cumhuriyetçilerin son yıllarda güçlendiği Florida’da Senato koltuğunun el değiştirmesi daha düşük olasılıklı yarışlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/abdde-secim-dengelerini-degistiren-sonuc-sosyalist-angie-nixondan-buyuk-surpriz</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/abd-secimleri-44.jpg" type="image/jpeg" length="91311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump İran'a karşı "eşi görülmemiş" ekonomik savaş ilan etti: Destek veren ülkelere de yaptırım tehdidi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/trump-irana-karsi-esi-gorulmemis-ekonomik-savas-ilan-etti-destek-veren-ulkelere-de-yaptirim-tehdidi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/trump-irana-karsi-esi-gorulmemis-ekonomik-savas-ilan-etti-destek-veren-ulkelere-de-yaptirim-tehdidi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran'a karşı "şimdiye kadar uygulanmış en ezici ekonomik operasyonu" başlattığını duyurarak Tahran'a ekonomik savaş ve izolasyon uygulanacağını açıkladı. İran'a finansal veya ticari destek sağlayan ülkelerin de "muazzam ekonomik sonuçlarla" karşılaşacağını söyleyen Trump; petrol kaçakçılığı, swap hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri ve paravan şirketleri hedef gösterdi. Açıklama, ABD ile İran arasında 17 Haziran'da imzalanan mutabakat kapsamında ö]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran üzerindeki baskıyı artıracak yeni bir ekonomik operasyon ilan etti. Sosyal medya hesabından açıklama yapan Trump, İran'a bir anlaşmaya varması için fırsat tanındığını ancak Tahran yönetiminin söz konusu fırsatı değerlendirmediğini savundu. Trump, yeni dönemde yalnızca İran'ın değil, ülkeye ekonomik veya finansal destek sağlayan üçüncü ülkelerin, şirketlerin ve kuruluşların da ABD'nin uygulayacağı ekonomik tedbirlerin hedefi olabileceğini duyurdu.</p>

<p>Trump'ın açıklaması, Washington ile Tahran arasında 17 Haziran 2026'da imzalanan mutabakat kapsamında nihai anlaşmaya ulaşılması amacıyla öngörülen 60 günlük müzakere döneminin sona ermesinden birkaç gün sonra geldi. Trump yönetimi, söz konusu dönemin uzatılmasını istemediğini açıklarken İran yönetimi ise ABD'nin mutabakat hükümlerini ihlal ettiğini savunarak 60 günlük sürenin geçerliliğini yitirdiğini ileri sürdü.</p>

<h3>TRUMP: EŞİ BENZERİ GÖRÜLMEMİŞ ÖLÇEKTE EKONOMİK SAVAŞ OLACAK</h3>

<p>ABD Başkanı Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran'a anlaşma yapma fırsatını kendisinden başka kimsenin vermediğini savundu. İran yönetiminin söz konusu fırsatı kullanamadığını ileri süren Trump, Washington'ın yeni bir ekonomik baskı dönemine geçtiğini açıkladı.</p>

<p>Trump, "Herhangi bir ülkeye karşı şimdiye kadar uygulanmış en ezici ekonomik operasyonu ilan ediyorum. Eşi benzeri görülmemiş ölçekte ekonomik savaş ve izolasyon olacak." ifadelerini kullandı. Reuters'ın aktardığına göre Trump, yeni ekonomik operasyonun ayrıntılı uygulama mekanizmasını ve hangi ülkelerin ilk aşamada hedef alınacağını açıklamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>İRAN'IN ASKERİ KAPASİTESİNE İLİŞKİN İDDİALARDA BULUNDU</h3>

<p>Trump, açıklamasında İran'ın mevcut askeri ve ekonomik durumuyla ilgili de çeşitli iddialar ortaya koydu. İran donanmasının yok edildiğini, hava kuvvetlerinin imha edildiğini ve ülkenin askeri fabrikalarının enkaz halinde bulunduğunu öne süren ABD Başkanı, İran ekonomisinin de ağır baskı altında olduğunu savundu.</p>

<p>İran'ın para biriminin değersiz hale geldiğini ileri süren Trump, ülkenin "pamuk ipliğine bağlı" durumda olduğunu iddia etti. Trump'ın ifadeleri, İran üzerindeki askeri baskının ardından ekonomik ve finansal alanlara yönelik tedbirlerin genişletileceği açıklamasıyla birlikte geldi.</p>

<h3>İRAN'A DESTEK VEREN ÜLKELERE DE EKONOMİK YAPTIRIM TEHDİDİ</h3>

<p>Trump'ın açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, İran ile ekonomik veya finansal ilişki sürdüren üçüncü ülkelere yönelik uyarı oldu. ABD Başkanı, İran'a herhangi bir şekilde ekonomik destek sağlayan devletlerin de Washington'ın önlemleriyle karşılaşabileceğini duyurdu.</p>

<p>Trump, finans kuruluşlarının, şirketlerin, havalimanlarının veya devlet kurumlarının İran'a "can simidi" sağlamasına izin veren ülkelerin "muazzam ekonomik sonuçlarla" karşı karşıya kalacağını belirtti. Reuters da Trump'ın İran'a destek sağlayan ülkeleri ağır ekonomik sonuçlarla tehdit ettiğini ve yeni kampanyanın İran'ı daha geniş çapta izole etmeyi hedeflediğini aktardı.</p>

<h3>PETROL KAÇAKÇILIĞI VE PARA TRANSFERLERİ HEDEFTE</h3>

<p>Trump, ABD'nin müdahale edeceğini açıkladığı ekonomik faaliyetleri de sıraladı. Petrol kaçakçılığı, swap hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri ve paravan şirketlerin faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini söyledi.</p>

<p>ABD Başkanı, "Petrol kaçakçılığı, swap hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri, paravan şirketler, bunların hepsinin derhal sonlandırılması gerekiyor. Kim olduğunuzu biliyorsunuz." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Washington'ın söz konusu alanlara yönelik uygulayabileceği tedbirler, İran'la doğrudan bağlantılı kuruluşların yanı sıra İran'la işlem yapan üçüncü tarafların da hedef alınabileceği yeni yaptırımların gündeme gelebileceğine işaret ediyor. Reuters'ın haberinde de Trump'ın henüz yaptırımların uygulanmasına ilişkin ayrıntılı mekanizmaları açıklamadığı belirtildi.</p>

<h3>TRUMP MÜTTEFİKLERDEN ABD'NİN YANINDA DURMALARINI İSTEDİ</h3>

<p>Donald Trump, İran üzerindeki ekonomik baskının yalnızca ABD tarafından yürütülmemesi gerektiğini belirterek Washington'ın müttefiklerine de çağrıda bulundu. İran kaynaklı olduğunu ileri sürdüğü tehdidin izole edilmesi ve yenilgiye uğratılması için ABD'nin tüm müttefiklerinin Washington'ın yanında yer alması gerektiğini söyledi.</p>

<p>Trump, İran'ın köşeye sıkıştığını savunarak açıklanan ekonomik önlemlerin Tahran yönetiminin "dünya genelinde terör yayma kabiliyetlerini" felce uğratacağını ileri sürdü. İran yönetimi ise uzun süredir ABD'nin ekonomik ve siyasi baskısına teslim olmayacağını açıklıyor.</p>

<h3>ABD'NİN YENİ STRATEJİSİNDE EKONOMİK BASKI ÖNE ÇIKTI</h3>

<p>ABD'nin İran politikasında açıklanan yeni aşamada ekonomik baskı araçları öne çıktı. NTV'nin aktardığı New York Times analizinde, Trump'ın İran konusunda kullanabileceği askeri seçeneklerin sınırlı hale gelmesi nedeniyle ekonomik baskının artırılmasının gündeme geldiği belirtildi.</p>

<p>Yeni ekonomik baskının İran'ın petrol gelirlerini, uluslararası finans sistemine erişimini ve üçüncü ülkeler üzerinden yürüttüğü ticareti hedef alabileceği değerlendiriliyor. İran'ın en önemli petrol müşterilerinden biri olan Çin gibi ülkelere yönelik ilave yaptırımlar veya İran bağlantılı finansal işlemleri gerçekleştiren kuruluşlara yönelik cezalar uygulanması ihtimali de gündeme gelen başlıklar arasında bulunuyor.</p>

<p>Reuters'ın haberine göre Çin, İran petrolünün en büyük müşterisi konumunda bulunması nedeniyle Washington'ın yeni yaptırım politikasında önemli bir unsur oluşturuyor. Trump ise açıklamasında herhangi bir ülkeyi doğrudan isimlendirmek yerine İran'a destek sağlayan tüm ülkeleri ekonomik sonuçlarla karşılaşmakla tehdit etti.</p>

<h3>İRAN 1979'DAN BU YANA ABD YAPTIRIMLARIYLA KARŞI KARŞIYA</h3>

<p>İran ekonomisinin ABD yaptırımlarıyla ilişkisi yeni değil. Washington'ın Tahran'a yönelik yaptırım politikası, 1979 İran Devrimi ve ardından yaşanan ABD Büyükelçiliği rehine krizinden bu yana farklı dönemlerde genişletilerek devam etti.</p>

<p>NTV'nin aktardığı New York Times analizinde, İran ekonomisinin uzun yıllardır ABD'nin uyguladığı ekonomik baskıya göre şekillendiğine dikkat çekildi. Tahran yönetimi yaptırımların etkisini azaltabilmek için petrol ticaretinde alternatif yöntemler geliştirdi, dolar kullanımını azaltmaya çalıştı ve ABD finans sisteminin dışında kalan ticaret kanallarına yöneldi.</p>

<h3>İRAN PETROLÜNÜ ÇİN VE RUSYA'YA SATARAK YAPTIRIMLARI AŞMAYA ÇALIŞTI</h3>

<p>İran'ın ABD yaptırımlarının etkisini azaltmak için kullandığı başlıca araçlardan biri petrol ihracatı oldu. Tahran'ın Çin ve Rusya gibi ülkelere indirimli petrol satarak enerji gelirlerini korumaya çalıştığı belirtildi.</p>

<p>Çin'in İran'dan satın aldığı petrolün bir bölümünü, ABD yaptırımlarının doğrudan etkisine daha az açık olan küçük rafinerilerde değerlendirdiği aktarıldı. İran ayrıca petrol ticaretinin devam etmesi için farklı şirketler, aracılar ve taşımacılık ağlarından yararlandı.</p>

<h3>İRAN'IN "GÖLGE FİLO" İLE PETROL İHRACATI</h3>

<p>İran'ın yaptırımları aşmak amacıyla kullandığı yöntemler arasında petrol taşımacılığında oluşturulan "gölge filo" da bulunuyor. İran'ın uluslararası yaptırımlardan kaçınarak petrol satabilmek için tanker ağlarını genişlettiği ve petrolün kaynağının izlenmesini güçleştiren farklı ticari yöntemlerden yararlandığı belirtiliyor.</p>

<p>Petrol ticaretinin yalnızca doğrudan para transferleriyle yapılmadığı, enerji ürünlerinin mal ve hizmet karşılığında takas edildiği anlaşmaların da kullanıldığı aktarıldı. İran'ın söz konusu yöntemlerle sanayi sektörünü desteklemeye, ithalatını sürdürmeye ve dolar kullanımını azaltmaya çalıştığı kaydedildi.</p>

<h3>PETROLÜN BİR BÖLÜMÜ KARA VE DEMİR YOLUYLA TAŞINDI</h3>

<p>Savaş ve ABD ablukasının başlamasının ardından İran'ın petrol sevkiyatında alternatif nakliye yollarını da devreye aldığı belirtildi. Deniz taşımacılığındaki kısıtlamaları aşmak amacıyla petrolün bir bölümünün kara yolu ve demir yoluyla sevk edildiği ifade edildi.</p>

<p>Trump'ın yeni ekonomik operasyon kapsamında petrol kaçakçılığı, gemi sicilleri ve paravan şirketleri doğrudan hedef göstermesi, Washington'ın İran'ın söz konusu alternatif ihracat kanallarına yönelik baskıyı artırmayı planladığını ortaya koydu.</p>

<h3>İRAN ATEŞKES DÖNEMİNDE PETROL İHRACATINI ARTIRDI</h3>

<p>İran'ın 17 Haziran'da ABD ile mutabakat zaptının imzalanmasının ardından oluşan daha sakin dönemi petrol ihracatı açısından değerlendirdiği belirtildi. Tahran yönetiminin abluka öncesinde Hürmüz Boğazı dışında satışa hazır şekilde beklettiği petrol stoklarının bulunduğu aktarıldı.</p>

<p>NTV'nin aktardığı New York Times analizine göre İran, mutabakatın hemen ardından yaklaşık 80 milyon varil petrol ihraç etti. Söz konusu ihracatın ülkenin petrol depolama kapasitesi üzerindeki baskıyı azalttığı belirtildi.</p>

<h3>YÜKSELEN PETROL FİYATLARI İRAN'IN GELİRİNİ ARTIRDI</h3>

<p>Petrol fiyatlarında yaşanan yükseliş de İran'ın enerji gelirleri açısından etkili oldu. İran'ın yıl içinde gerçekleştirdiği petrol satışlarından daha önce öngörülenden yüksek gelir elde ettiği belirtildi.</p>

<p>İran'ın yaptırımlar altında geliştirdiği alternatif satış kanalları, ihracat stokları ve yükselen enerji fiyatlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Tahran yönetiminin yalnızca ekonomik baskı nedeniyle kısa sürede teslim olmasının kesin olmadığı yönünde değerlendirmeler yapıldı.</p>

<h3>VELİ NASR: SEÇENEKLER TAM TESLİMİYETTEN SONUNA KADAR MÜCADELEYE UZANIYOR</h3>

<p>İran uzmanı Veli Nasr da Tahran yönetiminin önündeki seçeneklere ilişkin değerlendirmede bulundu. Nasr'a göre İran açısından seçenekler "tam teslimiyet" ile "sonuna kadar mücadele" arasında değişiyor.</p>

<p>Nasr, İran yönetiminin daha iyi bir anlaşmaya ulaşabilmek için mevcut ekonomik ve siyasi maliyetleri göze almayı tercih edebileceğini belirterek, "Onlar, daha iyi bir anlaşma elde etmenin tek yolunun, şimdiki bedelleri göze alıp küresel ekonomiyi ve Trump'ı köşeye sıkıştırmak olduğuna inanıyorlar." ifadelerini kullandı.</p>

<h3>17 HAZİRAN'DA ABD İLE İRAN ARASINDA MUTABAKAT İMZALANMIŞTI</h3>

<p>ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik mutabakat 17 Haziran 2026'da imzalandı. Açıklanan çerçeve, tarafların askeri operasyonları sona erdirmesini, Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişlerin yeniden başlamasını ve daha geniş kapsamlı nihai bir anlaşma için müzakerelerin yürütülmesini öngörüyordu.</p>

<p>Mutabakat metninde tarafların nihai anlaşmaya en fazla 60 gün içinde ulaşmak üzere müzakere etmesi ve sürenin karşılıklı mutabakatla uzatılabilmesi öngörüldü. Görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması, ekonomik düzenlemeler ve Hürmüz Boğazı üzerinden ticari geçişler dahil çok sayıda başlığı kapsaması planlandı.</p>

<h3>HÜRMÜZ BOĞAZI ANLAŞMAZLIĞIN ANA BAŞLIKLARINDAN BİRİ OLDU</h3>

<p>Mutabakat kapsamında İran'ın Basra Körfezi ile Umman Denizi arasındaki ticari gemi geçişlerini güvenli hale getirmek için düzenlemeler yapması, ABD'nin ise İran üzerindeki deniz ablukasını kaldırmaya başlaması öngörüldü. Hürmüz Boğazı'nın gelecekteki yönetimine ilişkin İran ile Umman arasında görüşmeler yapılması da çerçeve metinde yer aldı.</p>

<p>Küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve ticari geçiş şartları, ilerleyen dönemde Washington ile Tahran arasındaki anlaşmazlığın temel başlıklarından biri haline geldi. 60 günlük müzakere dönemi nihai barış anlaşması sağlanamadan sona erdi.</p>

<h3>TRUMP 60 GÜNLÜK SÜRENİN UZATILMASINI İSTEMEDİ</h3>

<p>Trump, 17 Ağustos'ta yaptığı açıklamada İran'la yürütülen çerçeve anlaşmanın süresinin uzatılmasını istemediğini söyledi. Nihai anlaşmaya yaklaşılıp yaklaşılmadığı sorusuna yanıt veren Trump, İran'ın anlaşma yapmak istediğini ancak Washington'ın gerekli gördüğü şartları kabul etmeye hazır olmadığını savundu.</p>

<p>Washington'ın açıklamasıyla birlikte haziran ayında başlayan 60 günlük süreç yeni bir anlaşma sağlanmadan tamamlandı. Trump yönetiminin ardından duyurduğu kapsamlı ekonomik baskı kampanyası, ABD'nin İran politikasında yaptırımlar ve ekonomik izolasyon araçlarının yeniden öne çıkmasına neden oldu.</p>

<h3>İRAN 60 GÜNLÜK SÜRE KONUSUNDA FARKLI GÖRÜŞTE</h3>

<p>İran yönetimi ise 60 günlük dönem konusunda Washington'dan farklı bir açıklama yaptı. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, mutabakatın 60 günlük bir ültimatom içermediğini savundu ve söz konusu dönemin yaptırımların kaldırılması ile nükleer mesele konusunda müzakere yürütülmesi için öngörüldüğünü söyledi.</p>

<p>Bekayi, ABD'nin mutabakatı ihlal ettiğini öne sürerek müzakerelerin imzadan birkaç hafta sonra fiilen durduğunu ve 60 günlük süre tartışmasının geçerliliğini kaybettiğini ifade etti. İranlı sözcü ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiğine ilişkin Umman ile görüşmelerin sürdüğünü açıkladı.</p>

<h3>ABD'NİN YENİ EKONOMİK BASKISININ KAPSAMI BEKLENİYOR</h3>

<p>Trump'ın ilan ettiği yeni ekonomik operasyonun hangi yaptırımları içereceği ve üçüncü ülkelere yönelik tehditlerin nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntılı bir liste ilk açıklamada paylaşılmadı. ABD Başkanı özellikle İran'ın petrol ticaretini, para transferlerini, finans kuruluşlarıyla ilişkilerini, gemi kayıtlarını ve paravan şirketlerini hedef göstermekle yetindi.</p>

<p>Washington'ın İran'a yönelik yeni ekonomik baskı döneminde petrol ithal eden ülkelerden uluslararası finans kuruluşlarına, taşımacılık şirketlerinden İran'ın ticari ağlarında yer alan aracılara kadar geniş bir alanın gündeme gelmesi beklenirken, Trump'ın açıklamasında belirli bir ülke veya kuruluş için somut yeni yaptırım kararı duyurulmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/trump-irana-karsi-esi-gorulmemis-ekonomik-savas-ilan-etti-destek-veren-ulkelere-de-yaptirim-tehdidi</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 09:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/12/trump-beyaz-saray-toplanti-44.jpg" type="image/jpeg" length="27635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrailli gasıplar Ramallah’taki köy arazilerinin neredeyse tamamını ele geçirdi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/israilli-gasiplar-ramallahtaki-koy-arazilerinin-neredeyse-tamamini-ele-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/israilli-gasiplar-ramallahtaki-koy-arazilerinin-neredeyse-tamamini-ele-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Um el-Safa köyünde İsrailli gasıpların Filistinlilere ait araziler üzerindeki baskısı genişledi. Köyün toplam 4 bin 800 dönümlük arazisinin 4 bin 700 dönümünden fazlasının gasp edildiği belirtilirken gasıplar, Filistinlilerin geçim kaynağı olan zeytin ağaçlarını söktü, yeni yollar açmaya başladı ve son aylarda köy arazilerinde 6 ayrı gasp bölgesi oluşturdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgal altındaki Batı Şeria’da Filistin topraklarına yönelik gasplar sürerken Ramallah’ın batısında bulunan Um el-Safa köyündeki arazilerin neredeyse tamamının İsrailli gasıpların kontrolüne geçtiği bildirildi. Al Jazeera muhabiri Tharwat Shukra’nın sahadan aktardığı bilgilere göre İsrailli gasıplar motosiklet ve araçlarla bölgeye gelirken beraberlerinde getirdikleri buldozerle Filistinlilere ait arazileri düzlemeye başladı.</p>

<p>Gasıpların söz konusu çalışmayı farklı gasp bölgelerini birbirine bağlayacak yeni bir yol açmak amacıyla gerçekleştirdiği belirtildi. Bağlantı kurulması planlanan alanlar arasında kısa süre önce oluşturulan yeni bir gasp bölgesinin de bulunduğu aktarıldı. Um el-Safa köyündeki gelişmeler, Batı Şeria’da Filistinlilere ait tarım arazilerinin ve yaşam alanlarının giderek daha fazla gasıp kontrolüne geçmesine yönelik sürecin yeni örneklerinden biri oldu.</p>

<h3>KÖYÜN 4 BİN 800 DÖNÜMLÜK ARAZİSİNİN 4 BİN 700 DÖNÜMÜ GASP EDİLDİ</h3>

<p>Al Jazeera’nın sahadan aktardığı bilgilere göre Um el-Safa köyünün toplam arazi büyüklüğü yaklaşık 4 bin 800 dönüm seviyesinde bulunuyor. Söz konusu arazilerin 4 bin 700 dönümünden fazlasının gasbedildiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık 1180 dönüme karşılık gelen toplam köy arazisinin çok büyük bölümünün Filistinlilerin kullanımından çıkarıldığı belirtildi. Nüfusu 1000 kişinin altında olan köyde yaşayan Filistinlilerin erişebildiği arazi miktarının yaşanan gasplar nedeniyle son derece sınırlı hale geldiği aktarıldı.</p>

<h3>GASIPLAR ZEYTİN AĞAÇLARINI SÖKTÜ</h3>

<p>İsrailli gasıpların yalnızca arazi üzerindeki kontrolü genişletmekle kalmadığı, Filistinli köylülerin temel geçim kaynaklarından biri olan zeytin ağaçlarını da söktüğü bildirildi. Um el-Safa sakinlerinin önemli bölümünün tarımsal faaliyetlerden geçimini sağladığı ve zeytin ağaçlarının ekonomik yaşam açısından kritik öneme sahip olduğu belirtildi.</p>

<p>Zeytin ağaçlarının sökülmesi, Filistinli ailelerin tarımsal üretim yapabildiği alanların daha da daralmasına yol açtı. Köy sakinlerinin bir bölümünün kendi arazilerine ulaşmakta dahi güçlük yaşadığı aktarılırken gasıpların bölgedeki hareketliliğinin son aylarda arttığı bildirildi.</p>

<h3>GASP BÖLGELERİNİ BİRBİRİNE BAĞLAYACAK YOL AÇILIYOR</h3>

<p>Tharwat Shukra’nın aktardığına göre İsrailli gasıplar buldozer yardımıyla Filistinlilere ait arazileri düzleyerek yeni bir yol için hazırlık yapıyor. Yolun, köy arazileri üzerinde oluşturulan gasp bölgelerini birbirine bağlamasının planlandığı belirtildi.</p>

<p>Gasıpların motosikletler ve araçlarla bölgeye gelerek çalışmaları sürdürdüğü, kısa süre önce oluşturulan yeni bir gasp bölgesinin de yol ağına dahil edilmesinin hedeflendiği ifade edildi. Yol çalışmasının tamamlanması halinde Filistinlilere ait araziler üzerindeki gasıp hareketliliğinin daha da kolaylaşacağı bildirildi.</p>

<h3>KÖY MEZARLIĞINA GİRİŞE DAHİ İZİN VERİLMİYOR</h3>

<p>Um el-Safa Köy Konseyi Başkanı Marwan Sabah, köylülerin karşı karşıya kaldığı kısıtlamaların günlük yaşamın tüm alanlarına yayıldığını söyledi. Sabah, köy mezarlığına ulaşımın dahi engellendiğini belirterek ölüm durumunda bile insanların mezarlığa erişemediğini ifade etti.</p>

<p>Sabah, “Ölüm olması halinde bile hiç kimsenin köy mezarlığına girmesine izin verilmiyor” dedi. Köy Konseyi Başkanı, mezarlığa ulaşmanın mümkün olmaması nedeniyle köy sakinlerine hayatını kaybeden yakınlarını evlerinin bulunduğu alanlara defnetmeleri gerektiğini söylediğini aktardı.</p>

<h3>YENİ GASP BÖLGESİ İÇİN ALTYAPI HAZIRLANIYOR</h3>

<p>Sahadan aktarılan bilgilere göre İsrailli gasıplar Um el-Safa arazilerine demir çubuklar getirerek yeni bir gasp bölgesi oluşturmak amacıyla altyapı çalışmaları yürütmeye başladı. Alanın temizlendiği ve yeni yapıların kurulabilmesi için gerekli hazırlıkların yapıldığı bildirildi.</p>

<p>Hazırlıkların ardından bölgeye karavanların ve daha sonra kalıcı konutların getirilmesinin planlandığı belirtildi. Söz konusu faaliyetlerin tamamlanması halinde Filistinlilere ait daha fazla arazinin gasıp kontrolüne geçeceği ifade edildi.</p>

<h3>SON AYLARDA 6 AYRI GASP BÖLGESİ OLUŞTURULDU</h3>

<p>Um el-Safa köyündeki arazi gasplarının son aylarda hız kazandığı bildirildi. Tharwat Shukra’nın aktardığı bilgilere göre yalnızca son birkaç ay içerisinde köy arazileri üzerinde toplam 6 ayrı gasp bölgesi oluşturuldu.</p>

<p>Yeni yolların açılması ve altyapı çalışmalarının sürdürülmesiyle söz konusu gasp bölgelerinin birbirine bağlanması amaçlanıyor. Köyün toplam 4 bin 800 dönümlük arazisinin 4 bin 700 dönümünden fazlasının gasbedilmiş olması, Um el-Safa’da Filistinlilerin elinde kalan alanın son derece sınırlı seviyeye gerilediğini ortaya koyuyor.</p>

<h3>FİLİSTİNLİLERİN YAŞAM ALANI DARALIYOR</h3>

<p>Um el-Safa’da yaşayan 1000’den az Filistinli, tarım arazilerine erişimin engellenmesi, zeytin ağaçlarının sökülmesi, yeni gasp bölgelerinin kurulması ve köy mezarlığına ulaşımın dahi kısıtlanması gibi uygulamalarla karşı karşıya bulunuyor.</p>

<p>Köy arazilerinde yürütülen yeni yol ve altyapı çalışmalarının devam etmesi, Filistinlilerin kullanımında kalan alanların daha da daralmasına neden oluyor. İsrailli gasıpların bölgede oluşturduğu 6 ayrı gasp alanının genişletilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü bildirildi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/israilli-gasiplar-ramallahtaki-koy-arazilerinin-neredeyse-tamamini-ele-gecirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 22:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/israil-ramallah-44.jpg" type="image/jpeg" length="70740"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya, yeni "gasp bölgesi" nedeniyle israil'i kınadı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/almanya-yeni-gasp-bolgesi-nedeniyle-israili-kinadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/almanya-yeni-gasp-bolgesi-nedeniyle-israili-kinadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da gasp edilmiş Filistin topraklarında E1 projesi kapsamında 1000’den fazla konut için açtığı ihaleyi kınadı. Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Martin Giese, planın uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve müzakere edilmiş iki devletli çözümü tehlikeye attığını belirterek İsrail hükümetine E1 planını ve Batı Şeria’daki inşaat faaliyetlerini durdurma çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da gasp edilmiş Filistin topraklarında E1 projesi kapsamında 1000’den fazla yeni konut için ihale açmasına tepki gösterdi. Berlin yönetimi, söz konusu planın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve İsrail ile Filistin arasında müzakereler yoluyla oluşturulacak iki devletli çözümün önündeki engelleri artırdığını açıkladı.</p>

<p>Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Martin Giese, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında İsrail hükümetine çağrıda bulunarak E1 projesinin ilerletilmemesini istedi. Giese, Almanya’nın taraflar arasında üzerinde anlaşılmayan 1967 sınırlarındaki herhangi bir değişikliği tanımayacağını da belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ALMANYA 1000’DEN FAZLA KONUTLUK İHALEYİ KINADI</h3>

<p>Martin Giese, İsrail’in gasp edilmiş Filistin topraklarında E1 projesi kapsamında 1000’den fazla konut için yayımladığı ihaleye ilişkin Almanya’nın tutumunu açıkladı. Giese, söz konusu ihalenin Berlin yönetimi tarafından kınandığını belirterek Batı Şeria’daki inşaat faaliyetlerinin siyasi çözüm arayışlarını daha da zorlaştırdığını söyledi.</p>

<p>Giese, E1 planının hayata geçirilmesinin Batı Şeria’nın coğrafi bütünlüğü üzerinde doğrudan etkileri olacağını belirtti. Almanya, projenin Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölebileceğini ve bölgeyi Doğu Kudüs’ten ayırabileceğini savunuyor. Berlin yönetimine göre söz konusu durum, gelecekte kurulması öngörülen Filistin devletinin toprak bütünlüğü açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.</p>

<h3>“E1 PLANINI DURDURUN”</h3>

<p>Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Martin Giese, İsrail hükümetine doğrudan çağrıda bulunarak E1 planının durdurulmasını istedi. Giese, “İsrail hükümetine E1 planlarını durdurması ve Batı Şeria’daki inşaat faaliyetlerine son vermesi çağrımızı bir kez daha yineliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Berlin yönetimi, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da gasp edilmiş Filistin topraklarında yürüttüğü faaliyetlerin müzakere edilmiş iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığını belirtiyor. Almanya, söz konusu faaliyetlerin uluslararası hukukla bağdaşmadığını da vurguluyor.</p>

<h3>E1 PROJESİ BATI ŞERİA’DA KRİTİK KONUMDA</h3>

<p>E1 olarak adlandırılan bölge, Doğu Kudüs ile Maale Adumim arasında bulunuyor. Proje uzun süredir uluslararası kamuoyunda tartışma konusu olurken eleştirilerin merkezinde Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyi arasındaki coğrafi bağlantının etkilenmesi yer alıyor.</p>

<p>E1 planının ilerletilmesi halinde Ramallah ile Beytüllahim arasındaki Filistin topraklarının bağlantısının daha da zorlaşacağı ve Doğu Kudüs’e erişimin etkileneceği belirtiliyor. Uluslararası toplumun önemli bir bölümü, işgal altındaki Batı Şeria’da gasp edilmiş Filistin topraklarında sürdürülen İsrail faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak değerlendiriyor.</p>

<h3>ALMANYA: İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM TEHLİKEYE GİRİYOR</h3>

<p>Giese, E1 projesinin hayata geçirilmesinin müzakere edilmiş iki devletli çözüm ihtimalini tehlikeye atacağını söyledi. Almanya’ya göre projenin coğrafi sonuçları, gelecekte kurulabilecek bir Filistin devletinin birbirine bağlı topraklara sahip olmasını güçleştirebilir.</p>

<p>Berlin yönetimi daha önce de E1 projesine karşı çıkmıştı. Almanya, projenin Batı Şeria’yı bölme ve Doğu Kudüs ile bağlantısını kesme riski taşıdığını belirterek İsrail’den gasp edilmiş Filistin topraklarındaki inşaat faaliyetlerini durdurmasını talep etmişti.</p>

<h3>ALMANYA’DAN İLHAK MESAJI</h3>

<p>Almanya’nın açıklamasında yalnızca E1 projesi değil, Batı Şeria’nın gelecekteki statüsüne ilişkin olası ilhak adımları da gündeme geldi. Giese, Almanya’nın İsrail hükümetinin ilhaka yönelik herhangi bir planını açık biçimde reddettiğini ifade etti.</p>

<p>Alman hükümetinin taraflar arasında üzerinde anlaşmaya varılmamış 1967 sınırı değişikliklerini tanımayacağını belirten Giese, Berlin’in kalıcı barış ve müzakere edilmiş iki devletli çözüm için çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.</p>

<h3>1967 SINIRLARI VURGUSU</h3>

<p>Berlin yönetimi, İsrail ve Filistin arasındaki sınırların tek taraflı adımlarla değiştirilmesine karşı olduğunu yineledi. Almanya, çatışmanın taraflarının karşılıklı olarak üzerinde anlaşmadığı 1967 sınırlarındaki değişiklikleri tanımayacağını açıkladı.</p>

<p>Almanya’nın E1 ihalesine yönelik açıklaması, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da gasp edilmiş Filistin topraklarındaki faaliyetlerine yönelik uluslararası tepkilerin sürdüğü bir dönemde geldi. Berlin, İsrail hükümetinden hem E1 planını durdurmasını hem de Batı Şeria genelindeki yeni inşaat faaliyetlerine son vermesini istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/almanya-yeni-gasp-bolgesi-nedeniyle-israili-kinadi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 22:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/israil-filistin-444.jpg" type="image/jpeg" length="25661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Katar Başbakanı ile Hamas lideri Doha’da görüştü]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/katar-basbakani-ile-hamas-lideri-dohada-gorustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/katar-basbakani-ile-hamas-lideri-dohada-gorustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Hamas’ın siyasi lideri Halil el-Hayya ile Doha’da bir araya geldi. Görüşmede Gazze Şeridi ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki gelişmeler ele alınırken Katar tarafı, Hamas’ın ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını tamamlamaya yönelik Barış Kurulu yol haritasını kabul etmesini memnuniyetle karşıladı. Katar Başbakanı ayrıca uluslararası topluma İsrail’in anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine geti]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze’de ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin diplomatik temaslar sürerken Katar’ın başkenti Doha’da dikkat çeken bir görüşme gerçekleştirildi. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman bin Casim Al Sani, Hamas’ın siyasi lideri Halil el-Hayya ile bir araya geldi. Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre görüşmede Gazze Şeridi ile işgal altındaki Filistin topraklarındaki son gelişmeler değerlendirildi.</p>

<p>Görüşme, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin desteklediği Gazze planının uygulanmasına yönelik temasların yoğunlaştığı bir dönemde yapıldı. Hamas lideri Halil el-Hayya, kısa süre önce Mısır’da ABD temsilcileriyle de görüşürken Barış Kurulu tarafından hazırlanan yol haritasının ikinci aşamasına ilişkin başlıklar tarafların gündeminde yer aldı. Reuters’ın aktardığına göre yol haritasında Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail güçlerinin Gazze’den çekilmesi ve bölgenin Filistinli sivil bir yönetim tarafından idare edilmesine ilişkin maddeler bulunuyor.</p>

<h3>KATAR BAŞBAKANI İLE HALİL EL-HAYYA DOHA’DA BİR ARAYA GELDİ</h3>

<p>Katar Dışişleri Bakanlığı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Hamas siyasi lideri Halil el-Hayya’nın Doha’da görüştüğünü açıkladı. Görüşmenin ana gündemini Gazze Şeridi’ndeki durum ile işgal altındaki Filistin topraklarındaki gelişmeler oluşturdu.</p>

<p>Taraflar Gazze’de yürürlükte bulunan ateşkes düzenlemesinin ikinci aşamasına geçiş çalışmalarını da değerlendirdi. Katar, savaşın sona erdirilmesine yönelik süreçte Mısır ve diğer arabulucu ülkelerle birlikte diplomatik temaslarını sürdürüyor. Son günlerde ABD temsilcileri, Katar, Mısır ve Türkiye’den yetkililerle de Gazze planının ilerletilmesine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdi.</p>

<h3>KATAR’DAN HAMAS’IN YOL HARİTASINI KABUL ETMESİNE DESTEK</h3>

<p>Katar Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre Şeyh Muhammed, Hamas’ın Gazze’de ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasını tamamlamaya yönelik Barış Kurulu yol haritasını kabul etmesini olumlu karşıladı. Katar Başbakanı, söz konusu kararın Gazze’deki sürecin ilerletilmesi bakımından önem taşıdığı yönünde mesaj verdi.</p>

<p>ABD destekli Barış Kurulu planı, Gazze’de çatışmaların sona erdirilmesini ve ateşkesin daha kalıcı bir yapıya dönüştürülmesini amaçlayan bir dizi aşamadan oluşuyor. Plan üzerinde taraflar prensipte ilerleme sağlasa da Hamas’ın silahsızlandırılması ile İsrail ordusunun bölgeden çekilmesinin hangi sırayla gerçekleştirileceği konusunda anlaşmazlıklar devam ediyor.</p>

<h3>İKİNCİ AŞAMADA EN KRİTİK BAŞLIKLAR</h3>

<p>Gazze planının ikinci aşamasında silahsızlandırma, İsrail birliklerinin çekilmesi, güvenlik düzenlemeleri ve Gazze’nin gelecekteki yönetimi öne çıkan başlıklar arasında bulunuyor. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Hamas’ın silahlarını aşamalı şekilde depoya teslim etmesi, buna paralel olarak İsrail birliklerinin Gazze’den çekilmesi ve yeni bir Filistinli sivil yönetim yapısının oluşturulması üzerinde çalışılıyor.</p>

<p>Taraflar arasında temel anlaşmazlıklardan biri uygulama sıralaması olmaya devam ediyor. İsrail yönetimi Hamas tamamen silahsızlanmadan geri çekilmeyeceğini savunurken Hamas, İsrail saldırılarının sona erdirilmesini ve askerlerin çekilmesini öncelikli koşullar arasında gösteriyor. Görüşmelerde silahsızlandırma ve diğer uygulama başlıkları için çalışma grupları oluşturulmasına yönelik temaslar da yürütülüyor.</p>

<h3>KATAR’DAN ULUSLARARASI TOPLUMA İSRAİL ÇAĞRISI</h3>

<p>Katar Başbakanı Şeyh Muhammed, görüşmede uluslararası toplumun Gazze’deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasına yönelik sorumluluğuna da dikkat çekti. Katar Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında Şeyh Muhammed’in uluslararası topluma İsrail üzerinde baskı kurulması çağrısında bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Katar Başbakanı, İsrail’in anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve Filistin halkının haklarına yönelik devam eden ihlallerin sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti. Katar’ın açıklaması, Gazze’de yeni İsrail saldırılarının yaşandığı ve ateşkes ihlallerine ilişkin karşılıklı suçlamaların sürdüğü bir dönemde geldi.</p>

<h3>GAZZE’DE SALDIRILAR SÜRERKEN GÖRÜŞME GERÇEKLEŞTİ</h3>

<p>Doha’daki görüşmenin yapıldığı gün Gazze’de yeni İsrail saldırıları da yaşandı. Reuters’ın aktardığına göre Gazze’de bir polis merkezine düzenlenen hava saldırısında dokuz Filistinli hayatını kaybetti. Hamas tarafı saldırıların diplomatik sürece zarar verdiğini belirtirken ABD’nin Barış Kurulu üzerinden yürüttüğü girişimlerin de gelişmelerden etkilendiği bildirildi.</p>

<p>ABD temsilcileri daha önce Hamas yetkilileriyle yaptıkları temaslarda İsrail’in hedefli saldırılarının durdurulması için girişimde bulunacaklarını bildirmişti. Son saldırılar ise ateşkes düzenlemesinin sahadaki uygulanması konusunda taraflar arasındaki güvensizliğin sürdüğünü gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>HALİL EL-HAYYA ABD TEMSİLCİLERİYLE DE GÖRÜŞTÜ</h3>

<p>Hamas siyasi lideri Halil el-Hayya, Doha’daki görüşmeden kısa süre önce Mısır’da ABD Başkanı Donald Trump’ın temsilcileriyle temas gerçekleştirdi. El-Hayya’nın Jared Kushner ve Steve Witkoff ile yaptığı görüşme, Hamas’ın ABD yetkilileriyle doğrudan gerçekleştirdiği nadir temaslardan biri olarak kayda geçti.</p>

<p>Görüşmelerde Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasına geçiş, silahsızlandırma, İsrail askerlerinin çekilmesi ve bölgenin yeniden inşası gibi başlıklar ele alındı. İki günlük temasların sonunda kapsamlı bir uzlaşmaya ulaşılamadığı ancak tarafların belirli teknik çalışma grupları üzerinden görüşmeleri sürdürme konusunda ilerleme sağladığı bildirildi.</p>

<h3>GAZZE’DE BARIŞ PLANI İÇİN DİPLOMASİ TRAFİĞİ SÜRÜYOR</h3>

<p>ABD destekli Barış Kurulu planının ilerletilmesi amacıyla son günlerde yoğun bir diplomasi trafiği yürütülüyor. Mısır’ın başkenti Kahire’de ABD temsilcileri ile Katar, Mısır ve Türkiye’den arabulucular bir araya gelirken Hamas yetkilileri de bazı görüşmelere katıldı.</p>

<p>Planın temel hedefleri arasında çatışmaların tamamen sona erdirilmesi, Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail birliklerinin Gazze’den çekilmesi ve uluslararası destekli yeni bir yönetim ve güvenlik yapısının kurulması bulunuyor. Tarafların planın bazı bölümlerine ilişkin farklı tutumları ise ikinci aşamanın hayata geçirilmesinin önündeki temel sorunlar arasında yer almaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/katar-basbakani-ile-hamas-lideri-dohada-gorustu</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 22:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/katar-hamas-44.jpg" type="image/jpeg" length="68256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran’dan kritik savaş açıklaması: “Ateşkes değil, savaşın sona ermesini istiyoruz”]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/irandan-kritik-savas-aciklamasi-ateskes-degil-savasin-sona-ermesini-istiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/irandan-kritik-savas-aciklamasi-ateskes-degil-savasin-sona-ermesini-istiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Tahran yönetiminin geçici bir ateşkes yerine savaşın tamamen sona ermesini istediğini açıkladı. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan döneminde komşu ülkelerle ilişkilerin dış politikada daha fazla öncelik kazandığını belirten Arakçi, bölgesel gerilimleri azaltmaya yönelik çalışmaları anlatırken Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği de yeniden yavaşladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonuna verdiği röportajda Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan yönetiminin dış politika yaklaşımı, komşu ülkelerle ilişkiler ve devam eden savaşa ilişkin açıklamalarda bulundu. Arakçi, Tahran yönetiminin dış politikada komşu ülkelere daha fazla öncelik verdiğini belirtirken bölgedeki gerilimlerin azaltılması ve İran’ın çevresindeki ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi yönünde çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.</p>

<p>İran’ın savaş konusunda geçici bir çözüm aramadığını vurgulayan Arakçi, çatışmaların ilk aşamalarında yapılan ateşkes çağrılarını reddettiklerini ifade etti. İran Dışişleri Bakanı, “Ateşkes istemiyoruz, savaşın sona ermesini istiyoruz” mesajını verirken daha önce ateşkesle durdurulan ancak aylar sonra yeniden başlayan çatışma sürecinin tekrarlanan bir modele dönüşmesini istemediklerini kaydetti.</p>

<h3>PEZEŞKİYAN DÖNEMİNDE KOMŞU ÜLKELERE ÖNCELİK</h3>

<p>Arakçi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan yönetimi altında komşu ülkelerin İran dış politikasındaki önceliğinin artırıldığını söyledi. İran Dışişleri Bakanı, komşuluk politikasının yalnızca diplomatik temasların geliştirilmesini değil, İran ile çevresindeki ülkeler arasındaki mevcut gerilimlerin giderilmesini de kapsadığını belirtti.</p>

<p>Arakçi’ye göre söz konusu yaklaşım, İran’ın komşularının her biriyle ilişkilerinde yaşanan gerilimlerin ortadan kaldırılmasını gerektiriyor. Tahran yönetimi aynı zamanda daha geniş kapsamlı komşuluk politikasıyla birlikte “il diplomasisi” olarak tanımlanan bir yaklaşım yürütmeyi hedefliyor. Pezeşkiyan yönetiminin dış politikasında diplomasi ve bölgesel ilişkiler daha önce de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.</p>

<h3>KOMŞU ÜLKELERDEN İRAN’A DESTEK</h3>

<p>İran Dışişleri Bakanı, ülkede yakın dönemde yaşanan karışıklıklar sırasında komşu devletlerin sağladığı yardımlara da değindi. Arakçi, bazı komşu ülkelerin İran’a mal ve ilaç gönderdiğini, ülke dışında mahsur kalan İran vatandaşlarının kendi toprakları üzerinden İran’a dönmesine imkan sağladığını aktardı.</p>

<p>Bazı ülkelerin İran uçaklarının hava sahalarını kullanmasına da izin verdiğini belirten Arakçi, söz konusu destek nedeniyle komşu ülkelere teşekkür etti. Açıklamalar, Tahran yönetiminin bölgesel ilişkileri dış politika gündeminin önemli unsurlarından biri olarak ele aldığı bir dönemde geldi.</p>

<h3>“ATEŞKES DEĞİL, SAVAŞIN SONA ERMESİNİ İSTİYORUZ”</h3>

<p>Arakçi, devam eden savaşa ilişkin değerlendirmesinde İran’ın çatışmaların ilk dönemindeki ateşkes çağrılarını kabul etmediğini söyledi. Tahran’ın yalnızca çatışmalara belirli bir süre ara verilmesini sağlayacak geçici bir ateşkes arayışında olmadığını ifade eden İran Dışişleri Bakanı, hedeflerinin savaşın sona ermesi olduğunu açıkladı.</p>

<p>İran daha önce de geçici ateşkes önerilerine Hürmüz Boğazı ve Tahran’ın diğer talepleri üzerinden karşı çıkmıştı. Arakçi, 24 Temmuz’da yaptığı açıklamada İran’ın Hürmüz Boğazı konusundaki talepleri karşılanmadan geçici bir ateşkesi kabul etmeyeceğini bildirmişti.</p>

<p>Arakçi son açıklamasında, daha önce ateşkesle durdurulan ve aylar sonra yeniden başlayan savaşın gelecekte tekrarlanan bir modele dönüşmesini istemediklerini de vurguladı. İran yönetiminin yaklaşımına göre geçici olarak durdurulan çatışmaların daha sonra yeniden başlaması yerine savaşı sona erdirecek bir düzenlemeye ulaşılması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ABD İLE İRAN ARASINDA GERİLİM SÜRÜYOR</h3>

<p>İran’ın açıklamaları, Washington ile Tahran arasındaki diplomatik temaslara ilişkin belirsizliğin devam ettiği bir dönemde geldi. ABD Başkanı Donald Trump, 18 Ağustos’ta İran ile herhangi bir görüşmenin yürütülmediğini ve planlanmış bir görüşme bulunmadığını söyledi. İran tarafı ise Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açılması için daha önce gündeme gelen anlaşmadaki şartların yerine getirilmesini talep ediyor.</p>

<p>Tahran yönetimi, ABD’nin İran limanlarına yönelik uygulamalarının sona erdirilmesi, petrol yaptırımlarının kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve askeri tehditlerle operasyonların durdurulması gibi şartları gündemde tutuyor. Hürmüz Boğazı üzerindeki anlaşmazlık, taraflar arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri olmaya devam ediyor.</p>

<h3>HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA GEMİ TRAFİĞİ YENİDEN YAVAŞLADI</h3>

<p>Siyasi ve askeri gerilim devam ederken küresel enerji taşımacılığı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişlerinde de düşük trafik sürüyor. Reuters’ın aktardığı Kpler verilerine göre salı günü boğazdan yalnızca altı emtia taşıyan gemi geçti. Pazartesi günü kaydedilen dokuz gemilik geçişin ardından trafik yeniden gerilerken sayı son 10 günlük günlük ortalama olan 11 geminin de altında kaldı.</p>

<p>Çarşamba günü TSİ ile sabah saatlerinde açıklanan öncü verilere göre gemi sahiplerinin büyük bölümü, boğazın yeniden tamamen açılmasına ilişkin net bir işaret bulunmaması nedeniyle Hürmüz Boğazı’nı kullanmaktan kaçınmayı sürdürüyor. Deniz taşımacılığındaki belirsizlik, bölgedeki askeri ve diplomatik gelişmelerle birlikte uluslararası enerji piyasalarının da yakından takip ettiği konular arasında yer alıyor.</p>

<h3>SON 10 GÜNLÜK ORTALAMANIN ALTINDA</h3>

<p>Hürmüz Boğazı’ndaki düşük geçiş sayıları önceki günlerde de kaydedildi. Kpler verilerine göre pazartesi günü altı emtia gemisi boğazdan geçerken hafta sonunda sayı cumartesi günü üçe, pazar günü ise ikiye kadar düşmüştü. Geçişlerin son 10 günlük günlük ortalaması ise 11 seviyesinde bulunuyordu.</p>

<p>Boğazdaki geçişlerin sınırlı kalması petrol piyasalarında da yakından izleniyor. Hürmüz üzerinden yapılan enerji ihracatına ilişkin belirsizliğin sürmesi, 19 Ağustos Çarşamba günü petrol fiyatlarının üst üste dördüncü işlem gününde yükselmesine eşlik etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/irandan-kritik-savas-aciklamasi-ateskes-degil-savasin-sona-ermesini-istiyoruz</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/iran-muzakere-heyeti.jpg" type="image/jpeg" length="26537"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siyonizm destekçisi Huckabee bile dayanamadı: İsrailli gasıpların yaptıklarına “terör” dedi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/siyonizm-destekcisi-huckabee-bile-dayanamadi-israilli-gasiplarin-yaptiklarina-teror-dedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/siyonizm-destekcisi-huckabee-bile-dayanamadi-israilli-gasiplarin-yaptiklarina-teror-dedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Siyonizmin en güİsrail’e verdiği güçlü destekle, Filistin devletine karşı çıkışıyla ve kendisini uzun yıllardır “Siyonist” olarak tanımlamasıyla bilinen ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’den alışılmış çizgisinin çok dışında bir çıkış geldi. Huckabee, işgal altındaki Batı Şeria’da Filistinlilerin topraklarına yönelik saldırılarıyla gündeme gelen İsrailli gasıplar için “terörist” ifadesini kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, işgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus yakınlarındaki Qusra köyünde İsrailli gasıpların Filistinli ailelere yönelik günler süren kuşatmasının ardından oldukça sert ifadeler kullandı. İsrail’e ve gasıp hareketine verdiği açık destek nedeniyle Washington’un İsrail politikasındaki en güçlü İsrail yanlısı isimlerden biri olarak bilinen Huckabee, saldırılardan sorumlu gasıpları “İsrailli teröristler” olarak tanımladı. Amerikan yönetiminin İsrail’e yönelik siyasi desteği ve Huckabee’nin kişisel siyasi geçmişi dikkate alındığında söz konusu nitelendirme sıradan bir diplomatik kınamanın çok ötesinde anlam taşıyor.</p>

<p>Huckabee’nin çıkışını dikkat çekici hale getiren en önemli ayrıntı ise büyükelçinin geçmişteki açıklamaları. Eski Arkansas Valisi ve Baptist vaiz Huckabee, uzun yıllardır kendisini Siyonist olarak tanımlayan, Filistin devletinin kurulmasına karşı çıkan ve İsrail’in Batı Şeria üzerindeki hak iddialarını dini ve tarihsel gerekçelerle savunan bir siyasetçi. Huckabee geçmişte “Batı Şeria” ve “işgal” kavramlarını dahi reddeden açıklamalarda bulunmuş, İsrail gasıplarını “gasıp” olarak değil, mahalleler ve şehirler olarak gördüğünü ifade etmişti. Dolayısıyla İsrail gasıp hareketine bu derece yakın bir ismin, bazı gasıpların Filistinlilere yönelik eylemlerini doğrudan “terör” kavramıyla tarif etmesi siyasi açıdan sıra dışı bir tablo ortaya çıkardı.</p>

<h3>QUSRA’DA FİLİSTİNLİ AİLENİN EVİ GÜNLERCE KUŞATILDI</h3>

<p>Gerilimin merkezinde işgal altındaki Batı Şeria’da bulunan Qusra köyü yer aldı. İsrailli gasıplar köydeki üç Filistinli eve günler boyunca erişimi engelledi; Associated Press’in aktardığına göre bazı evlerin su ve elektrik bağlantıları kesildi ve ailelerin dışarı çıkması engellendi. Olayların hedefindeki ailelerden biri ABD vatandaşı Filistinli Loui Ridi’nin ailesiydi. Ridi, ailesinin evini korumak amacıyla ABD’den Batı Şeria’ya döndü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Reuters’ın bölgeden aktardığı görüntü ve bilgilere göre Ridi’nin evine yönelik baskı, kendisinin bölgeye dönmesinin ardından da sona ermedi. Bir İsrailli gasıp Ridi’nin arazisine girerek hak iddiasında bulundu; İsrail askerleri daha sonra gasıptan bölgeden ayrılmasını istedi. Ridi ise evinin üzerine büyük bir Amerikan bayrağı asarak hem saldırıları caydırmaya hem de ABD makamlarının dikkatini ailesinin yaşadıklarına çekmeye çalıştı.</p>

<h3>HUCKABEE: “İSRAİLLİ TERÖRİSTLER”</h3>

<p>Yaşananların ardından devreye giren Mike Huckabee’nin kullandığı dil diplomatik teamüller açısından oldukça sertti. Büyükelçi, saldırılardan sorumlu kişileri “İsrailli teröristler” olarak nitelendirerek gasıp şiddetinin “terör” tanımına girdiğini açık biçimde ortaya koydu. Al Jazeera da Huckabee’nin açıklamasını, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrailli gasıp şiddetine yönelik “nadir görülen bir azarlama” olarak değerlendirdi.</p>

<p>İfadenin ağırlığı, yalnızca bir ABD büyükelçisinin “terör” kelimesini kullanmasından kaynaklanmıyor. Söz konusu değerlendirmeyi yapan kişinin Mike Huckabee olması açıklamayı çok daha çarpıcı hale getiriyor. Yıllarca İsrail gasıplarını savunmuş, Filistin devletine açıkça karşı çıkmış ve Siyonist kimliğini gizlememiş bir Amerikalı siyasetçinin, Filistinlilere yönelik gasıp saldırılarını aynı kavramla tanımlaması, Qusra’daki olayların ulaştığı boyutu göstermesi açısından önemli bir siyasi işaret niteliği taşıyor.</p>

<h3>“GASIP GASIPLAR” TARTIŞMASINI YENİDEN GÜNDEME TAŞIDI</h3>

<p>Filistinliler açısından İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’ya yerleştirdiği ve Filistin topraklarının giderek daha büyük bölümünü kontrol eden gasıp hareketi yalnızca bir “gasıp” meselesi olarak görülmüyor. Filistin kamuoyunda topraklara el koydukları gerekçesiyle “gasıp” olarak nitelenen gasıplar, uluslararası hukuk açısından da uzun süredir ciddi tartışmaların merkezinde bulunuyor. Haberimizde kullanılan “gasıp gasıplar” ifadesi de Filistinlilerin topraklarına el konulduğu yönündeki siyasi ve editoryal değerlendirmeyi ifade ediyor.</p>

<p>Qusra’daki gelişmeler ise tartışmayı başka bir noktaya taşıdı. İsrail’i hemen her başlıkta savunmasıyla tanınan Huckabee’nin dahi saldırgan gasıplar için “terörist” ifadesini kullanması, şimdiye kadar gasıp şiddetine verilen uluslararası tepkilerin yeterliliği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.</p>

<h3>BATI’NIN GASIP ŞİDDETİNE TEPKİSİ UZUN SÜREDİR TARTIŞILIYOR</h3>

<p>ABD ve Avrupa ülkelerinin İsrailli gasıpların Filistinlilere yönelik saldırılarına tamamen sessiz kaldığını söylemek tarihsel tabloyu eksik bırakır. Washington ve çeşitli Avrupa hükümetleri geçmiş yıllarda gasıp şiddetini kınadı, bazı dönemlerde şiddet olaylarına karıştığı belirtilen kişi ve yapılara yaptırımlar da uygulandı. Buna karşın Filistinliler ve insan hakları örgütleri, diplomatik kınamaların ve sınırlı yaptırımların sahadaki saldırıları durdurmaya yetmediğini, gasıpların büyük ölçüde cezasızlık ortamında hareket ettiğini uzun süredir savunuyor. Associated Press de İsrail makamlarının gasıp şiddetini engellemek konusunda uzun süredir yetersiz kaldığına yönelik eleştirileri aktarıyor.</p>

<p>Dolayısıyla Huckabee’nin açıklaması tam da söz konusu arka plan nedeniyle farklı bir anlam kazanıyor. ABD’den geçmişte de gasıp şiddetine yönelik kınamalar geldi ancak İsrail’in Batı Şeria politikasını ve gasıp hareketini böylesine güçlü biçimde destekleyen bir büyükelçinin doğrudan “terörist” tanımlamasını kullanması oldukça istisnai bir durum oluşturuyor.</p>

<h3>2026’DA QUSRA GASIP SALDIRILARININ ODAĞINDA</h3>

<p>Qusra’daki olaylar tekil bir saldırı olarak da değerlendirilmiyor. Associated Press’in Birleşmiş Milletler verilerine dayandırdığı haberine göre Qusra, 2026 yılında Batı Şeria’da en fazla gasıp saldırısının kaydedildiği gasıplardan biri haline geldi. Aynı haberde yıl içerisinde 1.476 gasıp saldırısının rapor edildiği ve İsrailli gasıplar ile askerlerin eylemlerinde 87 Filistinlinin hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Reuters ise 2026 yılı içerisinde gasıp şiddeti nedeniyle 2 bin 200’den fazla Filistinlinin yerinden edildiğini aktardı. İnsan hakları örgütleri, saldırıların yalnızca münferit aşırılıkçı eylemler olarak ele alınamayacağını ve Filistinlileri yaşadıkları bölgelerden uzaklaştıran daha geniş bir sürecin parçası olduğunu savunuyor. İsrail hükümeti ise şiddet olaylarından küçük bir radikal gasıp grubunu sorumlu tutuyor.</p>

<h3>EN ÇARPICI NOKTA: BUNU SÖYLEYEN HUCKABEE</h3>

<p>Qusra’da yaşananların siyasi açıdan en dikkat çekici tarafı sonuçta kullanılan tek bir kelimede düğümleniyor: “Terör.” Kelimeyi kullanan isim İsrail karşıtı bir aktivist, Filistinli bir yetkili ya da İsrail hükümetinin geleneksel bir eleştirmeni değil; İsrail’e bağlılığını yıllardır açıkça ortaya koyan, kendisini Siyonist olarak tanımlayan ve Batı Şeria’daki İsrail gasıplarına güçlü destek veren ABD Büyükelçisi Mike Huckabee.</p>

<p>Tam da nedenle Huckabee’nin sözleri sıradan bir diplomatik açıklama olarak okunamaz. Filistinlilerin yıllardır “gasıp” olarak nitelediği ve topraklarına yönelik saldırılarla suçladığı gasıpların eylemlerinin, İsrail’in Washington’daki en güçlü destekçilerinden biri tarafından dahi “terör” kavramıyla ifade edilmesi, Batı Şeria’daki gasıp şiddetinin artık İsrail’e en yakın siyasi çevreler içerisinde bile görmezden gelinmesi giderek zorlaşan bir noktaya ulaştığını gösteriyor. Huckabee’nin açıklamasının ABD politikasında kalıcı bir değişikliğe dönüşüp dönüşmeyeceği ise bundan sonra Washington’un yalnızca kullandığı kelimelerle değil, sahada atacağı somut adımlarla anlaşılacak</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/siyonizm-destekcisi-huckabee-bile-dayanamadi-israilli-gasiplarin-yaptiklarina-teror-dedi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/huckbee.jpg" type="image/jpeg" length="46637"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Netanyahu seçim öncesi Türkiye ile gerilim istiyor, Suriye'deki denemeden sonra ABD devreye girdi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/israil-turkiye-ile-gerilim-istiyor-son-saldiridan-sonra-abd-devreye-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/israil-turkiye-ile-gerilim-istiyor-son-saldiridan-sonra-abd-devreye-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı öncesinde Türkiye’ye bilgi verilmediğini açıkladı. Barrack, Türk tarafının kuzeye yönelen savaş uçaklarını gözlemlemesi nedeniyle askeri bir karşılık hazırlayabileceğini belirtirken, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha kapsamlı bir çatışmayı önleme mekanizması kurmak için çalıştığını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırısının Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askeri gerilime dönüşme riski taşıdığını açıkladı. Reuters’a konuşan Barrack, Türkiye’nin İsrail saldırısından önceden haberdar edilmediğini, Türk makamlarının kuzeye doğru hareket eden savaş uçaklarını gözlemlediğini ve gelişmelerin Ankara tarafından askeri bir tehdide dönüşebilecek şekilde algılanabileceğini belirtti. Barrack, tarafların tutumuyla durumun daha fazla kötüleşmesinin önüne geçildiğini ifade ederken, saldırının Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha güçlü bir iletişim ve çatışmayı önleme mekanizmasına duyulan ihtiyacı yeniden ortaya çıkardığını söyledi.</p>

<h3>BARRACK: TÜRKİYE SALDIRIDAN ÖNCE UYARILMADI</h3>

<p>Barrack, Reuters’a telefonla yaptığı açıklamada Türkiye’ye İsrail’in saldırı planı konusunda önceden bilgi verilmediğini belirtti. ABD’li temsilci, Türkiye’nin saldırı sırasında savaş uçaklarının kendi toprakları yönünde kuzeye ilerlediğini gözlemlediğini aktararak, Ankara’nın söz konusu hareketlilik karşısında kendi askeri yanıtını hazırlamasının makul olabileceğine işaret etti. Barrack, tarafların kontrollü davranması sayesinde olayın daha ileri bir noktaya taşınmadığını ve gerilimin büyümesinin engellendiğini kaydetti.</p>

<p>ABD’li temsilcinin açıklamasında öne çıkan unsur, İsrail’in Washington’a saldırı öncesinde bilgi verdiğine ilişkin haberlerin bulunmasına karşın Türkiye’nin bilgilendirilmemiş olması oldu. Axios’un ABD’li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberine göre İsrail hükümeti, Ebu Zuhur saldırısından önce Beyaz Saray yetkililerini bilgilendirdi. Aynı haberde saldırıdan yaklaşık üç saat önce ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirildiği ancak Ebu Zuhur konusunun görüşmede ele alınıp alınmadığının bilinmediği aktarıldı.</p>

<h3>İSRAİL SALDIRIYI TÜRKİYE’NİN ÜSSE YERLEŞECEĞİ İDDİASIYLA AÇIKLADI</h3>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisi, saldırının ardından yaptığı açıklamada Suriye’nin İsrail ile güvenlik alanında üzerinde mutabık kalındığını savunduğu statükoyu ihlal etmenin eşiğinde olduğunu ileri sürdü. İsrail tarafı, Şam yönetiminin Halep yakınlarındaki hava üssüne Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin vermeye hazırlandığını, söz konusu ihtimalin İsrail açısından güvenlik tehdidi olarak değerlendirildiğini bildirdi. Netanyahu’nun ofisi ayrıca Suriye yönetiminin Türk askeri varlığı konusunda daha önce uyarıldığını ve uyarıların dikkate alınmadığını savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrailli yetkililerin ABD tarafına verdiği bilgiye göre saldırının amaçlarından biri Türkiye’nin Ebu Zuhur’a gelişmiş askeri sistemler göndermesini ve bölgede daha geniş kapsamlı bir askeri yapılanma oluşturmasını engellemekti. Axios’a konuşan bir Türk yetkili ise İsrail’in iddiasını reddederek saldırı sırasında Ebu Zuhur Hava Üssü’nde Türk askeri bulunmadığını söyledi. Türkiye’nin 18 Ağustos tarihli resmi açıklamasında da Ebu Zuhur’da Türk askeri konuşlandırılıp konuşlandırılmadığına ilişkin herhangi bir bilgi verilmedi.</p>

<h3>BARRACK: İSRAİL’İN ALGILADIĞI TÜRKİYE İHTİMALİ SALDIRIDA ETKİLİ OLDU</h3>

<p>Barrack, saldırının İsrail tarafında Türkiye’nin yakın gelecekte Ebu Zuhur’daki varlığını artırabileceğine yönelik bir algı bulunduğunu gösterdiğini söyledi. ABD’li temsilci, söz konusu değerlendirmenin doğru ya da yanlış olabileceğini özellikle vurgularken, ortaya çıkan durumun üç ülke arasında iletişim eksikliğinin doğrudan askeri sonuçlara yol açabileceğini gösterdiğini ifade etti.</p>

<p>Türkiye, Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından Cumhurbaşkanı Ahmed Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetiminin başlıca bölgesel destekçileri arasında yer aldı. Ankara, Suriye ordusuna eğitim desteği sağlarken devlet kurumlarının ve altyapının yeniden oluşturulmasına yönelik faaliyetlere de destek veriyor. Reuters, Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu ve Suriye’de hem askeri hem diplomatik açıdan etkin bir konumda bulunduğunu aktarırken, İsrail’in Türkiye’nin Suriye’de artan askeri etkisini yakından izlediğini bildirdi.</p>

<h3>TÜRKİYE, İSRAİL SALDIRISINI GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINADI</h3>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, 18 Ağustos’ta yayımladığı resmi açıklamada İsrail’in sabaha karşı Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıları güçlü şekilde kınadı. Bakanlık, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve yeteneklerini hedef alan saldırılarının ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal ettiğini belirterek uluslararası topluma daha kararlı tutum sergileme çağrısı yaptı. Ankara ayrıca uluslararası hukuku ihlal eden eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması gerektiğini bildirdi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı açıklamasında İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının her geçen gün yeni bir boyut kazandığı belirtilirken, uluslararası toplumdan saldırıların sona erdirilmesine yönelik adım atılması istendi. Açıklamada Ebu Zuhur’daki olası Türk askeri varlığına veya İsrail’in Türkiye’ye ilişkin ileri sürdüğü iddialara dair bilgi yer almadı.</p>

<h3>TÜRKİYE VE İSRAİL DAHA ÖNCE TEKNİK TEMAS BAŞLATMIŞTI</h3>

<p>Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında doğrudan askeri karşılaşmaları önlemeye yönelik temaslar Ebu Zuhur saldırısından önce de yürütülüyordu. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 9 Nisan 2025’te yaptığı açıklamada Türkiye’nin Suriye’de faaliyet yürütürken İsrail savaş uçaklarının da aynı bölgede operasyon gerçekleştirmesi nedeniyle ABD ve Rusya ile kullanılan sistemlere benzer bir çatışmayı önleme mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu söylemişti. Fidan, askeri unsurların birbirlerini yanlış anlamasını engellemek amacıyla teknik ekiplerin gerektiğinde temas kurduğunu açıklamıştı.</p>

<p>Fidan, söz konusu teknik görüşmelerin İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesi anlamına gelmediğinin de altını çizmişti. Reuters’ın aktardığına göre Türkiye ve İsrail 2025 yılında Suriye’de iki ülkenin askeri unsurları arasında meydana gelebilecek olayların önüne geçmek amacıyla bir iletişim hattı oluşturdu. Ebu Zuhur saldırısının ardından Barrack’ın açıklamaları, mevcut iletişim düzeninin daha kapsamlı ve kurumsal bir yapıya dönüştürülmesinin Washington’un gündeminde olduğunu ortaya koydu.</p>

<h3>ABD, TÜRKİYE-İSRAİL-SURİYE MEKANİZMASI ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR</h3>

<p>Barrack, ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye’nin dahil olacağı yeni ve daha kapsamlı bir çatışmayı önleme mekanizması oluşturmak için aktif biçimde çalıştığını açıkladı. Mekanizmanın askeri ve siyasi aktörler arasında yanlış anlamaların ve kazara yaşanabilecek çatışmaların önlenmesini sağlayacak doğrudan bir iletişim kanalı şeklinde tasarlandığını aktaran Barrack, Washington’un önceliğinin gerilimi düşürmek ve tarafların daha ölçülü hareket edebilmesi için alan yaratmak olduğunu söyledi.</p>

<p>ABD’li temsilci, Washington’un taraflar arasında halihazırda bilgi paylaşımı ve diyalog sağlayan bir düzeni kolaylaştırdığını ancak daha fazla kaynak ayrılan, daha güçlü bir yapıya ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Barrack, diplomatik ve teknik iletişim mekanizmalarına yatırım yapılmasının askeri güç kullanılarak iletişim kurulmasından çok daha düşük maliyetli olduğunu ifade ederek, askeri operasyonların yüz milyonlarca dolara ulaşabilecek maliyetlerine dikkat çekti.</p>

<h3>İSRAİL VE SURİYE OCAK AYINDA İLETİŞİM MEKANİZMASINDA ANLAŞMIŞTI</h3>

<p>İsrail ile Suriye arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen temaslarda 6 Ocak 2026’da ayrı bir iletişim mekanizması kurulması konusunda anlaşmaya varılmıştı. Paris’te yapılan görüşmelerin ardından açıklanan ortak bildiride mekanizmanın güvenlik ve istihbarat paylaşımının yanı sıra askeri gerilimin azaltılması, diplomatik temaslar ve ticari konularda koordinasyon sağlamak amacıyla ABD gözetiminde kullanılacağı belirtilmişti.</p>

<p>Suriye tarafı aynı dönemde İsrail’in Esad yönetiminin 8 Aralık 2024’te devrilmesinin ardından ele geçirdiği Suriye topraklarından çekilmesi için bağlayıcı ve açık bir takvim talep etmişti. Suriye devlet medyası, Paris görüşmelerinin 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden işler hale getirilmesine odaklandığını bildirmişti. Taraflar arasında sonraki aylarda gerilimi azaltma ve sınır güvenliğine ilişkin görüşmeler devam etmesine rağmen kapsamlı bir anlaşmaya ulaşılamadı.</p>

<h3>EBU ZUHUR ÜSSÜNE SEKİZ HAVA SALDIRISI BİLDİRİLDİ</h3>

<p>Suriye devlet televizyonu El-İhbariye, askeri bir kaynağa dayandırdığı haberinde İsrail’in 18 Ağustos sabahı Ebu Zuhur Hava Üssü’nün pistine ve depolama alanlarına sekiz hava saldırısı düzenlediğini bildirdi. Anadolu Ajansı’nın bölgedeki yerel kaynaklara dayandırdığı ilk bilgilerde ise İsrail savaş uçaklarının yerel saatle yaklaşık 03.00’te üsse dört hava saldırısı gerçekleştirdiği aktarılmıştı. Suriyeli askeri kaynak daha sonra toplam saldırı sayısını sekiz olarak açıklarken, pist ile hangardaki kullanılmayan bir yapının hedef alındığını belirtti.</p>

<p>Reuters’a konuşan ayrı bir askeri kaynak ve üs yakınlarında yaşayan bir sivil saldırılarda can kaybı olmadığını bildirdi. Ebu Zuhur Hava Üssü, Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre doğusunda bulunuyor ve 2013 yılından beri düzenli askeri havaalanı olarak kullanılmıyor. Üs, Suriye’de yaklaşık 14 yıl süren iç savaş sırasında Esad yönetimine bağlı güçlerle muhalif gruplar arasında birkaç kez el değiştirdi.</p>

<h3>SALDIRIDA PİSTLER VE HANGARLAR HEDEF ALINDI</h3>

<p>Axios’un ABD’li ve İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde saldırıda en az sekiz bombanın Ebu Zuhur’daki pistleri ve bazı hangarları vurduğu belirtildi. Habere göre kısa süre önce yeniden inşa edilen pistlerde hasar meydana geldi ancak saldırıda can kaybı yaşanmadı. İsrail ordusu saldırının ilk saatlerinde resmi açıklama yapmazken Netanyahu’nun ofisi yaklaşık 20 saat sonra saldırının gerekçesini açıklayarak sorumluluğu üstlendi.</p>

<p>Suriye yönetiminin İsrail’in üs konusundaki endişelerinden saldırı öncesinde haberdar olduğu da Axios tarafından aktarıldı. Konuya yakın bir kaynağa göre Şam yönetimi pistin neden yeniden inşa edildiğine ilişkin İsrail tarafına mesaj göndermiş ve çalışmaların İsrail’e karşı saldırgan bir amaç taşımadığını bildirmişti. İsrail ise söz konusu açıklamalara rağmen Türk askeri unsurlarının veya gelişmiş silah sistemlerinin üsse konuşlandırılması ihtimalini güvenlik tehdidi olarak değerlendirdi.</p>

<h3>BARRACK İLK AÇIKLAMASINDA “GEREKSİZ TIRMANMA” DEMİŞTİ</h3>

<p>Barrack, saldırının ardından sosyal medya hesabından yaptığı ilk açıklamada Washington’un Ebu Zuhur’a yönelik İsrail hava saldırılarından derin endişe duyduğunu bildirdi. ABD’li temsilci saldırıyı bölgesel istikrara katkı sağlamayan “gereksiz bir tırmanma” olarak nitelendirirken, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin İsrail’e yönelik saldırgan bir tutum benimsemediğini ve İsrail ile gerilimi azaltma iradesini birçok kez ortaya koyduğunu söyledi.</p>

<p>Barrack, ABD’nin askeri yöntemler yerine diplomatik sürecin sürdürülmesini teşvik etmek amacıyla görüşmelere ev sahipliği yapmaya devam edeceğini belirtti. Tarafları yeni askeri olaylara yönelmek yerine diyaloğa öncelik vermeye çağıran Barrack, kalıcı gerilim azaltma düzenlemelerinin ilgili ülkeler arasındaki sürekli iletişim yoluyla kurulabileceğini ifade etti.</p>

<h3>SURİYE SALDIRIYI EGEMENLİK İHLALİ OLARAK NİTELENDİRDİ</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanlığı, Ebu Zuhur saldırısını gerekçesiz bir saldırı ve bölgesel güvenlikle istikrarı tehdit eden tehlikeli bir tırmanma olarak nitelendirdi. Şam yönetimi, İsrail saldırılarının 8 Aralık 2024’ten bu yana devam ettiğini belirtirken, Suriye hükümetinin gerilimi önlemek ve ülkedeki istikrarı güçlendirmek için itidal politikası izlediğini savundu.</p>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani de İsrail’e saldırılarını durdurma çağrısı yaptı ve Şam yönetiminin diplomatik girişimlerini sürdüreceğini söyledi. Şeybani, İsrail’in Suriye politikasını yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirtirken ülkesinin İsrail saldırılarına karşı diplomatik yollardan girişimlerde bulunmaya devam edeceğini ifade etti.</p>

<h3>BM DE İSRAİL’E SALDIRILARI DURDURMA ÇAĞRISI YAPTI</h3>

<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, Ebu Zuhur saldırısına ilişkin açıklamasında İsrail’in Suriye’ye yönelik hava saldırılarının ülkenin toprak bütünlüğü ve hava sahasının ihlali anlamına geldiğini belirtti. Dujarric, BM’nin söz konusu saldırılara karşı olduğunu ve İsrail’in Suriye’ye yönelik hava operasyonlarının durdurulması gerektiğini bildirdi.</p>

<p>İsrail, Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden önce Suriye’de özellikle İran bağlantılı unsurları ve Lübnan Hizbullahı’na silah aktarımında kullanıldığını ileri sürdüğü noktaları hedef alıyordu. Yönetim değişikliğinin ardından İsrail, Suriye’deki askeri operasyonlarını sürdürerek ağır silahları, füze ve silah depolarını ve çeşitli stratejik askeri tesisleri hedef aldı. Reuters’a göre Ebu Zuhur saldırısı, İsrail’in Mart 2026’dan bu yana Suriye hükümetine ait tesisleri hedef aldığı ilk saldırı olarak kayıtlara geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/israil-turkiye-ile-gerilim-istiyor-son-saldiridan-sonra-abd-devreye-girdi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 07:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/11/barrack-44.jpg" type="image/jpeg" length="29221"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mısır da İsrail'in Suriye'deki sebepsiz saldırısını kınadı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/misir-da-israilin-suriyedeki-sebepsiz-saldirisini-kinadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/misir-da-israilin-suriyedeki-sebepsiz-saldirisini-kinadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Suriye’nin İdlib vilayetinin doğu kırsalında bulunan Abu al-Duhur askeri havalimanına düzenlediği hava saldırılarını kınadı. Kahire yönetimi, saldırıları “bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirirken, uluslararası topluma İsrail’in tekrarlanan ihlallerinin durdurulması için harekete geçme çağrısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Suriye’nin İdlib vilayetinin doğu kırsalında yer alan Abu al-Duhur askeri havalimanına yönelik hava saldırılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakanlık, saldırıları kınayarak söz konusu eylemlerin bölgesel güvenlik ve istikrar açısından ciddi risk oluşturduğunu bildirdi.</p>

<h3>MISIR: SURİYE’NİN EGEMENLİĞİNİN İHLALİNİ REDDEDİYORUZ</h3>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ihlal eden eylemlerinin devam etmesinin “tamamen reddedildiği” ifade edildi. Kahire yönetimi, İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırılarının Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü açısından ihlal niteliğinde olduğunu belirtti.</p>

<p>Açıklamada, Suriye’nin ülke içinde istikrarın yeniden sağlanmasına ve siyasi çözümlerin ilerletilmesine ihtiyaç duyduğu kritik bir dönemden geçtiğine dikkat çekildi. İsrail’in saldırılarının Suriye’deki mevcut durumu daha da istikrarsız hale getirme riski taşıdığı kaydedildi.</p>

<h3>“BÖLGESEL GÜVENLİK VE İSTİKRARI TEHDİT EDEN TEHLİKELİ BİR TIRMANIŞ”</h3>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı, Abu al-Duhur askeri havalimanına yönelik saldırıları “bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit eden tehlikeli bir tırmanış” olarak tanımladı. Bakanlık, saldırıların yalnızca Suriye’deki gelişmeler üzerinde değil, daha geniş bölgesel dengeler üzerinde de olumsuz sonuçlar doğurabilecek nitelikte olduğunu bildirdi.</p>

<p>Kahire yönetimi, Suriye’nin mevcut süreçte istikrarını yeniden tesis edebilmesi için uluslararası desteğe ihtiyaç duyduğunu, ülkenin siyasi çözüm arayışlarının da desteklenmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<h3>ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI</h3>

<p>Mısır, açıklamasında uluslararası topluma da çağrıda bulundu. Uluslararası toplumdan “sorumluluklarını üstlenmesi” istenirken, İsrail’in tekrarlanan ihlallerine son verilmesi için gerekli adımların atılması talep edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mısır Dışişleri Bakanlığı ayrıca, bölgede daha geniş çaplı bir çatışmayı körükleyebilecek eylemlerin önüne geçilmesi amacıyla caydırıcı ve kararlı tedbirler alınması gerektiğini belirtti. Açıklamada, bölgesel çatışma riskini artıran adımların engellenmesinin uluslararası toplumun sorumluluğunda olduğu vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/misir-da-israilin-suriyedeki-sebepsiz-saldirisini-kinadi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 07:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/09/israil-ucaklari-44.jpg" type="image/jpeg" length="50653"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[109 Yıl Önceki Medine: Fahreddin Paşa'nın Arşivinden Nadir Fotoğraflar Gün Yüzüne Çıktı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/109-yil-onceki-medine-fahreddin-pasanin-arsivinden-nadir-fotograflar-gun-yuzune-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/109-yil-onceki-medine-fahreddin-pasanin-arsivinden-nadir-fotograflar-gun-yuzune-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Çöl Kaplanı” olarak anılan Fahreddin Paşa’nın arşivinden, kutsal topraklara dair 109 yıl öncesine ait tarihi fotoğraflar ortaya çıktı. Medine'nin savunmasında büyük rol oynayan Paşa'nın çektiği bu kareler, tarihe ışık tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı subayı <strong>Fahreddin Paşa</strong>’nın kişisel arşivinden, kutsal topraklara ait nadir fotoğraflar gün yüzüne çıktı. Fotoğraflar, 1. Dünya Savaşı yıllarında Medine'de çekildi.</p>

<h3>“ÇÖL KAPLANI”NIN OBJEKTİFİNDEN</h3>

<p>Medine savunmasındaki kahramanlığı ile tanınan <strong>Fahreddin Paşa</strong>, halk arasında “Çöl Kaplanı” unvanı ile anılıyor. Paşa'nın çektiği ve koruduğu bu fotoğraflar, dönemin Medine'sine ait mimari yapıları, günlük yaşamı ve kutsal mekanları belgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>TARİHE TANIKLIK EDEN KARELER</h3>

<p>Görüntülerde, Osmanlı askerlerinin Medine'deki varlığı, tarihi yapılar ve Harem-i Şerif çevresindeki günlük yaşam sahneleri yer alıyor. Fotoğrafların büyük bölümü daha önce hiç yayımlanmamıştı.</p>

<h3>BİR YÜZYIL SONRA YENİDEN BAKIŞ</h3>

<p>109 yıl önce çekilen bu fotoğraflar, hem tarih meraklıları hem de akademisyenler için önemli bir kaynak niteliğinde. Görseller, Osmanlı’nın kutsal topraklardaki son dönem varlığına dair belge olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/109-yil-onceki-medine-fahreddin-pasanin-arsivinden-nadir-fotograflar-gun-yuzune-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 23:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/12/5.jpg" type="image/jpeg" length="97770"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milletvekili seçim sonuçları 2023 TAM LİSTE]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/milletvekili-secim-sonuclari-2023-tam-liste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/milletvekili-secim-sonuclari-2023-tam-liste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/milletvekili-secim-sonuclari-2023-tam-liste</guid>
      <pubDate>Mon, 15 May 2023 14:19:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/Milletvekili-secim-sonucları-2023-TAM-LİSTE-1.jpg" type="image/jpeg" length="86407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Osmanlı'yı böyle anlatıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/israil-osmanli-yi-boyle-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/israil-osmanli-yi-boyle-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ HABER</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/israil-osmanli-yi-boyle-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Apr 2023 19:37:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/1_83.jpg" type="image/jpeg" length="71407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Chelsea stadyumunda toplu iftar]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/chelsea-stadyumunda-toplu-iftar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/chelsea-stadyumunda-toplu-iftar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/chelsea-stadyumunda-toplu-iftar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Mar 2023 09:43:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/chelsea-stadında-toplu-iftar-5.jpg" type="image/jpeg" length="88616"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türklerin soyağacı! Hangi il bakın hangi boydan geliyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turklerin-soyagaci-hangi-il-bakin-hangi-boydan-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turklerin-soyagaci-hangi-il-bakin-hangi-boydan-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ HABER</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turklerin-soyagaci-hangi-il-bakin-hangi-boydan-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Mar 2023 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/1_1.png" type="image/jpeg" length="25836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'de kaç Amerikan üssü var? Türkiye'deki Amerikan üsleri haritası?]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-de-kac-amerikan-ussu-var-turkiye-deki-amerikan-usleri-haritasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-de-kac-amerikan-ussu-var-turkiye-deki-amerikan-usleri-haritasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ HABER</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-de-kac-amerikan-ussu-var-turkiye-deki-amerikan-usleri-haritasi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Mar 2023 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/turkiye_de_kac_abd_ussu_var_neredeler_h426679_60b2f.jpeg" type="image/jpeg" length="66708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy 86 yıl önce bugün vefat etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-86-yil-once-bugun-vefat-etti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-86-yil-once-bugun-vefat-etti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-86-yil-once-bugun-vefat-etti-1</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Dec 2022 12:03:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/İstiklal-Şairi-Mehmet-Akif-Ersoy-86-yıl-once-bugun-vefat-etti-1.jpg" type="image/jpeg" length="63175"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli "Noel Baba" Kıssisiyye: Bazı çocuklar üzgün şekilde yanıma geliyor ve babasını geri getirip getiremeyeceğimi soruyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/filistinli-noel-baba-kissisiyye-bazi-cocuklar-uzgun-sekilde-yanima-geliyor-ve-babasini-geri-getirip-getiremeyecegimi-soruyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/filistinli-noel-baba-kissisiyye-bazi-cocuklar-uzgun-sekilde-yanima-geliyor-ve-babasini-geri-getirip-getiremeyecegimi-soruyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/filistinli-noel-baba-kissisiyye-bazi-cocuklar-uzgun-sekilde-yanima-geliyor-ve-babasini-geri-getirip-getiremeyecegimi-soruyor-1</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Dec 2022 11:59:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/20221221_2_56518386_84015861.jpg" type="image/jpeg" length="77052"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilge Kral Aliya İzetbegoviç'in vefatının üzerinden 19 yıl geçti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/bilge-kral-aliya-izetbegovic-in-vefatinin-uzerinden-19-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/bilge-kral-aliya-izetbegovic-in-vefatinin-uzerinden-19-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/bilge-kral-aliya-izetbegovic-in-vefatinin-uzerinden-19-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Oct 2022 16:17:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/Bilge-Kral-2_1.jpg" type="image/jpeg" length="35178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin 5. Diyanet İşleri Başkanı, fıkıh ve tefsir alimi Ömer Nasuhi Bilmen'in vefatının üzerinden 51 yıl geçti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-nin-5-diyanet-isleri-baskani-fikih-ve-tefsir-alimi-omer-nasuhi-bilmen-in-vefatinin-uzerinden-51-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-nin-5-diyanet-isleri-baskani-fikih-ve-tefsir-alimi-omer-nasuhi-bilmen-in-vefatinin-uzerinden-51-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-nin-5-diyanet-isleri-baskani-fikih-ve-tefsir-alimi-omer-nasuhi-bilmen-in-vefatinin-uzerinden-51-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Oct 2022 17:35:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/gorsel-1.jpg" type="image/jpeg" length="91897"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ukrayna ordusundan Salavat-ı Şerife]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife</guid>
      <pubDate>Sun, 01 May 2022 23:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife-h1651434701.jpg" type="image/jpeg" length="69437"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esed rejiminin sivilleri çukura atarak katlettiği görüntüler ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/esed-rejiminin-sivilleri-cukura-atarak-katlettigi-goruntuler-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/esed-rejiminin-sivilleri-cukura-atarak-katlettigi-goruntuler-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>2013 yılında Şam'ın Al-Tadamon semtinde Esed güçleri tarafından 41 sivilin çukura atılıp katledildiği, ardından ateşe verilerek yakıldığı görüntüler ortaya çıktı.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/esed-rejiminin-sivilleri-cukura-atarak-katlettigi-goruntuler-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 29 Apr 2022 17:18:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/GY8TrXPZ8bjGywMlc8YtxwxlTBmtSwxtGT4zTtn9.jpeg" type="image/jpeg" length="31685"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Irak'ın kuzeyindeki terör hedefleri böyle vuruldu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/irakin-kuzeyindeki-teror-hedefleri-boyle-vuruldu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/irakin-kuzeyindeki-teror-hedefleri-boyle-vuruldu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/irakin-kuzeyindeki-teror-hedefleri-boyle-vuruldu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Apr 2022 06:03:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/261265.jpg" type="image/jpeg" length="92346"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Biden'ın boşlukla tokalaşması mizah konusu oldu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/bidenin-boslukla-tokalasmasi-mizah-konusu-oldu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/bidenin-boslukla-tokalasmasi-mizah-konusu-oldu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Biden, Kuzey Carolina'da bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşması bitince ise herkesin garibine giden bir hareket yaparak boşlukla tokalaşmaya çalıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/bidenin-boslukla-tokalasmasi-mizah-konusu-oldu-1</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 18:40:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/biden-1.JPG" type="image/jpeg" length="73335"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güney Çin Denizi'ne düşen F35'in görüntüleri yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/guney-cin-denizine-dusen-f35in-goruntuleri-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/guney-cin-denizine-dusen-f35in-goruntuleri-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/guney-cin-denizine-dusen-f35in-goruntuleri-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Feb 2022 07:59:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/guney_cin_denizinde_dusen_abdye_ait_f_35e_ait_yeni_goruntuler_1644173084_6185.jpg" type="image/jpeg" length="77967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin zulmüne karşı "Hilal" direnişi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/cin-zulmune-karsi-hilal-direnisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/cin-zulmune-karsi-hilal-direnisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada başlatılan "#score4rights2022(Haklar için Skor 2022)" kampanyası ile olimpiyat sporcuları umudu temsil eden hilal (C) işareti yapmaya davet ediliyor. Kampanyanın amacı, Çin'in Doğu Türkistan, Tibet ve Hong Kong’da işlediği insanlık suçlarına dikkat çekmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/cin-zulmune-karsi-hilal-direnisi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Jan 2022 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/uaeieauod.jpg" type="image/jpeg" length="94131"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Müslümanım" diyerek Mescid-i Aksa’ya girmeye çalıştı! 'İhlas' ele verdi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/muslumanim-diyerek-mescid-i-aksaya-girmeye-calisti-ihlas-ele-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/muslumanim-diyerek-mescid-i-aksaya-girmeye-calisti-ihlas-ele-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/muslumanim-diyerek-mescid-i-aksaya-girmeye-calisti-ihlas-ele-verdi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Jan 2022 19:46:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/Ekran-Alıntısı.PNG" type="image/jpeg" length="44375"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusların çektiği Sarıkamış görüntüleri]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ruslarin-cektigi-sarikamis-goruntuleri-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ruslarin-cektigi-sarikamis-goruntuleri-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>90 bin askerimizin şehit olduğu Sarıkamış Faciası'na ilişkin Rus askerleri tarafından çekilmiş görüntüler.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ruslarin-cektigi-sarikamis-goruntuleri-2</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Jan 2022 14:25:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/autktcu.PNG" type="image/jpeg" length="43251"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşırı sağcı Yahudiler, AA kameramanını böyle darp etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/asiri-sagci-yahudiler-aa-kameramanini-boyle-darp-etti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/asiri-sagci-yahudiler-aa-kameramanini-boyle-darp-etti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Aşırı sağcı Yahudiler, İsrail’in başkenti Tel Aviv’de Filistinli tutuklu Hişam Ebu Hevaş’ın yattığı hastane önünde çekim yapmak için bekleyen AA Kameramanı Fayiz Ebu Rumeyle’yi darp etti.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/asiri-sagci-yahudiler-aa-kameramanini-boyle-darp-etti-1</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Jan 2022 23:40:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/a_1.jpg" type="image/jpeg" length="89148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fatih Altaylı ile Sevilay Yılman'ın başörtüsü ile alay ettiği o video yeniden gündem oldu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/fatih-altayli-ile-sevilay-yilmanin-basortusu-ile-alay-ettigi-o-video-yeniden-gundem-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/fatih-altayli-ile-sevilay-yilmanin-basortusu-ile-alay-ettigi-o-video-yeniden-gundem-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/fatih-altayli-ile-sevilay-yilmanin-basortusu-ile-alay-ettigi-o-video-yeniden-gundem-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Dec 2021 11:48:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/raw_sevilay-yilmandan-kose-komsusu-fatih-altayliya-siddetle-reddediyorum_007310332.jpg" type="image/jpeg" length="45061"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
