<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Dünya Bülteni Türkiye ve dünya haberleri</title>
    <link>https://www.dunyabulteni.com.tr</link>
    <description>Dünya Bülteni, İslam dünyası ve küresel gündemi haber, analiz ve makalelerle derinlemesine takip edin! Dünya haberleri, güncel gelişmeler, son dakika ve sıcak gelişmeler Dünya Bülteni haber sitesinde yer alır.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2006. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 24 Aug 2026 18:00:00 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ABD ekonomik taarruz ilan etti, İran petrol yollarını tamamen kapatıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/abd-ekonomik-taarruz-ilan-etti-iran-petrol-yollarini-tamamen-kapatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/abd-ekonomik-taarruz-ilan-etti-iran-petrol-yollarini-tamamen-kapatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD yönetimi, İran ile ticari ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkeleri hedef alacak yeni yaptırım paketini duyurmaya hazırlanırken Tahran’dan Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi üzerinden petrol sevkiyatını tamamen durdurma tehdidi geldi. İran ayrıca olası bir askeri saldırıya destek veren ülkelerin doğrudan hedef alınacağını, Avrupa’nın saldırıya katılması halinde kıtadaki ABD üslerinin vurulabileceğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD yönetimi, İran üzerindeki ekonomik baskıyı artıracak yeni bir yaptırım paketini devreye almaya hazırlanıyor. Washington’ın “tarihin en büyük finansal taarruzu” olarak nitelendirdiği yeni tedbirlerin, yalnızca İran ekonomisini değil, Tahran ile ticari ve finansal bağlarını sürdüren üçüncü ülkeleri de hedef alacağı bildirildi. İran yönetimi ise ekonomik baskıların devam etmesi halinde Hürmüz Boğazı ile Basra Körfezi’nden petrol akışının tamamen durdurulacağını ve askeri saldırılara destek veren ülkelerin hedef alınacağını duyurdu.</p>

<h3>ABD YENİ YAPTIRIM PAKETİNİ AÇIKLAMAYA HAZIRLANIYOR</h3>

<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, 1979 İslam Devrimi’nden bu yana neredeyse kesintisiz biçimde yaptırımlara maruz kalan İran’a karşı uygulanacak yeni ve ağır ekonomik tedbirleri TSİ 20.00’de düzenleyeceği basın toplantısıyla kamuoyuna açıklayacağını bildirdi. Bessent, Financial Times gazetesinde yayımlanan makalesinde yeni yaptırım sürecini “Şafak vakti bir ekonomik D-Day, bir hasma karşı bugüne kadar hazırlanan en büyük finansal taarruz başlıyor” sözleriyle tanımladı.</p>

<p>Yaptırımların ayrıntılı kapsamına ilişkin bilgi paylaşmayan Bessent, İran ekonomisi ve finansal sistemiyle ilişkilerini sürdüren ülkelerin doğrudan hedef alınacağını ifade etti. Bessent, Tahran ile ilişkilerini devam ettiren ülkelerin ortaya çıkabilecek sonuçları dikkatle hesaplaması gerektiği yönünde uyarıda bulundu.</p>

<h3>ABD’DEN ÇİN’E YAPTIRIMLARA KATILMA ÇAĞRISI</h3>

<p>Scott Bessent daha önce yaptığı açıklamada, petrol ithalatının yarısını tarihsel olarak Körfez bölgesinden karşılayan Çin’e de ABD yaptırımlarında Washington ile işbirliği yapma çağrısı yapmıştı. ABD yönetiminin yeni yaptırım politikasında İran ile ticaret yapan üçüncü ülkelerin hedef alınacağını açıklaması, Çin’i de sürecin önemli aktörlerinden biri haline getirdi.</p>

<p>Çin Dışişleri Bakanlığı ile Çin’in Washington Büyükelçiliği ise yaptırım ve baskı yöntemlerinin sorunların çözümüne katkı sağlamadığını bildirdi. Pekin yönetimi, Çin’in kendi ulusal çıkarlarını korumak amacıyla gerekli gördüğü bütün adımları atacağını açıkladı.</p>

<h3>TAHRAN’DAN PETROL AKIŞINI TAMAMEN KESME TEHDİDİ</h3>

<p>İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Washington’ın ekonomik baskısına karşı sert bir misillemeye hazırlandıklarını bildirdi. Rızai, ekonomik savaşın devam etmesi halinde Hürmüz Boğazı’ndan veya Basra Körfezi’nin herhangi bir noktasından petrol ihracatına izin verilmeyeceğini belirtti.</p>

<p>Rızai, “Ekonomik savaş devam ederse Hürmüz Boğazı’ndan veya Basra Körfezi’nin herhangi bir yerinden tek bir damla petrol dahi ihraç edilmeyecek. İran, herhangi bir ülkenin ABD’nin İran halkına yönelik ekonomik savaşına katılmasını ya da buna destek vermesini doğrudan savaş ilanı sayacaktır” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>TİCARİ GEMİLERE HÜRMÜZ BOĞAZI UYARISI</h3>

<p>Tahran yönetimi bölgedeki ticari gemilere de yeni bir uyarı gönderdi. İran makamları, kendi izinleri olmaksızın Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapılmaması gerektiğini duyurdu. İran’ın açıklamaları, dünya enerji ticaretinin önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğine yönelik gerilimi yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de düzenlediği basın toplantısında, İran’a yönelik olası bir askeri saldırıya destek veren ülkelerin doğrudan hedef alınacağını söyledi. Bekayi, Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik bir saldırıya katılması halinde söz konusu ülkelerin topraklarındaki ABD askeri üslerinin vurulacağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>İRAN: SAVAŞI BAŞLATAN TARAF BİZ DEĞİLİZ</h3>

<p>İsmail Bekayi, İran’ın meşru müdafaa hakkını kullandığını ve savaşı başlatan taraf olmadığını savundu. Bekayi, çatışmaların saldırıyı başlatan tarafın dayattığı şartlarla sona erdirilmesini kabul etmeyeceklerini ifade etti.</p>

<p>Diplomatik kanalların sonuna kadar kullanıldığını belirten Bekayi, Washington’ın daha önce verdiği taahhütlere uymadığını ileri sürdü. Daha önce üzerinde uzlaşılan mutabakat zaptının üç hafta dahi yürürlükte kalamadığını söyleyen Bekayi, ABD’nin anlaşmanın bütün maddelerini ihlal ettiğini savundu.</p>

<h3>MEKKE ANLAŞMASI VE DENİZ ABLUKASI AÇIKLAMASI</h3>

<p>Bekayi, Mekke Anlaşması konusunda İran’a resmi bir katılım daveti ulaşmadığını, yalnızca bazı önerilerin iletildiğini söyledi. Hürmüz Boğazı’ndan günlük milyonlarca varil petrol geçtiğine yönelik açıklamaları da “psikolojik harp” olarak nitelendirdi.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, uygulanan deniz ablukasını bir saldırı eylemi olarak gördüklerini belirtti. Bekayi ayrıca ülkede artan hayat pahalılığını hafifletmek amacıyla çalışmalar yürüttüklerini, İran ile Afganistan arasındaki ticaret hacmini genişleteceklerini ve Pakistan ile ilişkilerin tarihin en iyi seviyesinde ilerlediğini ifade etti.</p>

<h3>GARİBABADİ’DEN ABD’YE “48 YIL” YANITI</h3>

<p>İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise Washington’dan gelen hükümeti devirme yönündeki açıklamalara X platformu üzerinden yanıt verdi. Garibabadi, ABD’nin 48 yıldır farklı isimler altında İran’ın sonunu getireceğini söylediğini, buna rağmen Tahran yönetiminin ayakta kalmayı sürdürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Garibabadi, İran’a yönelik politikaların sonuç vermediğini savunarak değişen unsurun yalnızca başarısız planlara verilen isimler olduğunu kaydetti.</p>

<h3>BÖLGEDE DİPLOMASİ TRAFİĞİ HIZLANDI</h3>

<p>Bölgesel gerilimin arttığı dönemde diplomatik kanalları yeniden canlandırmaya yönelik girişimler de hız kazandı. ABD Başkanı Donald Trump ile yakın temas kuran Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir, İran’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi.</p>

<p>Pakistan makamları ziyaretin amacını bölgesel barış ve istikrarı güçlendirmeye yönelik çabalar olarak açıkladı. Pakistanlı kaynaklar ise Munir’in İran’ın dini liderliğine yakın üst düzey isimlerle görüşmesinin planlandığını aktardı.</p>

<h3>UMMAN DIŞİŞLERİ BAKANI İRAN’A GİDİYOR</h3>

<p>Tahran yönetimi, Umman Dışişleri Bakanı’nın salı günü İran’ı ziyaret edeceğini duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Umman heyetinin ziyaretinin Pakistan askeri heyetinin gerçekleştirdiği temaslarla doğrudan bağlantılı olmadığını söyledi.</p>

<p>Bekayi, yapılacak görüşmelerde İran ile Umman arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve bölgedeki transit geçiş yollarının da ele alınacağını açıkladı.</p>

<h3>KIZILDENİZ’DE PETROL TANKERİNE FÜZE İSABET ETTİ</h3>

<p>Diplomatik girişimler devam ederken Kızıldeniz’de yeni bir saldırı meydana geldi. Birleşik Krallık Deniz Ticareti Operasyonları, Suudi Arabistan’ın Yenbu Limanı açıklarında seyreden bir petrol tankerine tanımlanamayan bir füzenin isabet ettiğini bildirdi.</p>

<p>UKMTO’nun açıklamasına göre füze saldırısının ardından tankerin ana güvertesinde yangın çıktı. İran destekli Husiler geçen ay, Hürmüz Boğazı’ndan uzak durmak amacıyla petrol ihracat rotasını Kızıldeniz’e kaydıran Suudi Arabistan’ın sevkiyatlarını engelleme tehdidinde bulunmuştu.</p>

<h3>ALTI AYLIK ÇATIŞMALARDA BİNLERCE KİŞİ ÖLDÜ</h3>

<p>ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı operasyonlardan itibaren altı aydır devam eden çatışmalarda başta İran ve Lübnan olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti. Saldırılar sırasında İran’ın dönemin Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney öldürüldü ve ülkenin konvansiyonel askeri kapasitesinin önemli bir bölümü tahrip edildi.</p>

<p>ABD ve İran orduları haftalardır birbirlerine yönelik doğrudan askeri saldırı gerçekleştirmezken savaşı sona erdirmeye yönelik son resmi yüz yüze müzakereler haziran ayında yapıldı.</p>

<h3>İRAN FÜZE VE İHA KAPASİTESİNİ KORUYOR</h3>

<p>İran’ın nükleer programının mevcut durumuna ilişkin belirsizlik devam ederken Tahran yönetiminin Körfez’deki komşu ülkeleri ve Hürmüz Boğazı’ndaki tankerleri hedef alabilecek füze ve insansız hava aracı kapasitesini muhafaza ettiği bildirildi.</p>

<p>Bölgedeki tehditler Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen deniz taşımacılığını durma noktasına getirirken küresel yakıt fiyatları üzerindeki baskı da sürüyor.</p>

<h3>PETROL FİYATLARI 1 DOLARDAN FAZLA GERİLEDİ</h3>

<p>Petrol fiyatları, yatırımcıların ABD’nin yeni yaptırım paketini açıklaması öncesinde kâr satışlarına yönelmesiyle pazartesi günü varil başına 1 dolardan fazla geriledi. Piyasalarda Washington’ın açıklayacağı yaptırımların kapsamı ile İran’ın petrol sevkiyatına yönelik tehdidi takip ediliyor.</p>

<p>İran ise savaşa yüksek enflasyon, değer kaybeden para birimi, enerji kesintileri ve mevcut yaptırımlar nedeniyle oluşan yapısal ekonomik sorunlarla girdi. Çatışmaların ardından yıkılan altyapı, durma noktasına gelen ticaret, azalan üretim ve yeniden inşa maliyetleri ülke ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu başlıca sorunlar arasında yer alıyor.</p>

<h3>İRANLI YETKİLİLER YENİ YAPTIRIMLARDAN ENDİŞELİ</h3>

<p>Tahran yönetimi resmi açıklamalarında Washington’a karşı sert tutumunu sürdürürken Reuters’a konuşan İranlı yetkililer yeni ekonomik yaptırımların ülkedeki yaşam koşullarını daha da ağırlaştırmasından endişe duyduklarını aktardı.</p>

<p>Yetkililer, ekonomik baskının artmasının halk protestolarını yeniden tetikleyebileceği ve yönetimin meşruiyeti üzerinde baskı oluşturabileceği yönündeki kaygılarını Reuters ile paylaştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/abd-ekonomik-taarruz-ilan-etti-iran-petrol-yollarini-tamamen-kapatiyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 15:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/07/iran-hukumet-sozcusu.jpg" type="image/jpeg" length="29194"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esed döneminin müftüsü müebbet hapse mahkum edildi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/esed-doneminin-muftusu-muebbet-hapse-mahkum-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/esed-doneminin-muftusu-muebbet-hapse-mahkum-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de Beşar Esad yönetimi döneminde 16 yılı aşkın süre Cumhuriyet Müftülüğü yapan Ahmed Bedreddin Hassun hakkında karar çıktı. Şam’daki 4. Ceza Mahkemesi, “iç savaşa ve mezhepsel çatışmaya yol açan saldırı” suçundan mahkum ettiği Hassun’a müebbet hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca Hassun’un taşınır ve taşınmaz mallarına el konularak kamu hazinesine aktarılmasına hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aralık 2024’te Beşar Esad yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye’de eski rejim döneminde işlendiği öne sürülen suçlara yönelik yargı süreçleri hızlandı. Geçiş dönemi adalet süreci kapsamında eski yönetimle bağlantılı üst düzey siyasi, askeri, güvenlik ve dini isimlerin dosyaları mahkemelerin önüne taşınırken, yargılanan isimlerden biri de Beşar Esad döneminin Cumhuriyet Müftüsü Ahmed Bedreddin Hassun oldu. Hassun hakkında yürütülen dava, 24 Ağustos 2026’da görülen altıncı duruşmada karara bağlandı.</p>

<p>Şam’daki 4. Ceza Mahkemesi, Hassun’u “iç savaşa ve mezhepsel çatışmaya yol açan saldırı” suçundan mahkum ederek müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme Başkanı Yargıç Fahreddin el-Aryan, yürütülen soruşturma ve yargılama kapsamında Hassun’un insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına karıştığı yönünde delillere ulaşıldığını açıkladı. Kararla birlikte Hassun’un tüm taşınır ve taşınmaz mallarına el konularak kamu hazinesine aktarılmasına da hükmedildi.</p>

<h3>16 YILDAN FAZLA CUMHURİYET MÜFTÜLÜĞÜ YAPTI</h3>

<p>1949 yılında Halep’te doğan Ahmed Bedreddin Hassun, dini eğitimini Suriye’de aldıktan sonra Mısır’daki El Ezher Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Arap edebiyatı eğitiminin yanı sıra Şafii fıkhı alanında doktora yapan Hassun, dini görevlerinin yanında siyasette de yer aldı. 1990-1998 yılları arasında iki dönem Suriye Halk Meclisi üyeliği yaptı.</p>

<p>Hassun, 2005 yılında Beşar Esad döneminde Suriye Cumhuriyet Müftülüğü görevine getirildi. Ülkenin en üst düzey resmi dini makamlarından birini 16 yılı aşkın süre yürüten Hassun’un görevi, Beşar Esad’ın 2021 yılında Cumhuriyet Müftülüğü makamını kaldırmasıyla sona erdi. Makama ait dini karar ve fetva yetkileri Fıkıh Alimleri Konseyi’ne devredildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>İÇ SAVAŞ DÖNEMİNDE REJİME DESTEĞİYLE ÖNE ÇIKTI</h3>

<p>Ahmed Bedreddin Hassun, 2011’de başlayan Suriye iç savaşı boyunca Beşar Esad yönetimine verdiği açık destekle tanındı. Eski müftü, rejimin askeri politikalarını destekleyen açıklamaları, muhaliflerin kontrolündeki bölgeler hakkında kullandığı ifadeler ve Esad yönetiminin askeri operasyonlarına dini meşruiyet sağladığı yönündeki suçlamalarla gündeme geldi.</p>

<p>Hassun hakkında mahkemeye taşınan suçlamalar arasında sivil bölgelere yönelik varil bombası saldırılarının kullanımını meşrulaştırdığı iddiası da yer aldı. Eski müftü, söz konusu tutumu nedeniyle muhalif çevrelerde “varil bombası müftüsü” olarak anıldı. Yargılama dosyasında ayrıca Rusya ve İran’ın Suriye’deki askeri müdahalelerine verdiği destek ile savaş suçlarıyla ilişkilendirilen bazı isimlere yönelik açıklamaları da yer aldı.</p>

<h3>MART 2025’TE YAKALANDI</h3>

<p>Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından hakkında yakalama kararı bulunan Ahmed Bedreddin Hassun, Mart 2025’te Suriye makamları tarafından gözaltına alındı. Kaynaklarda Hassun’un ülkeyi terk etmeye çalıştığı sırada yakalandığı belirtilirken, gözaltı işleminin eski rejim dönemindeki ihlallerle bağlantılı isimlerin soruşturulması kapsamında gerçekleştirildiği açıklandı.</p>

<p>Hassun hakkındaki dosya daha sonra Şam’daki 4. Ceza Mahkemesi’ne taşındı. Mahkeme sürecinin ilk duruşması 25 Haziran 2026 tarihinde yapıldı ve iddianamede eski müftüye yönelik çok sayıda suçlama sıralandı.</p>

<h3>YARGILANMASINA 25 HAZİRAN’DA BAŞLANDI</h3>

<p>Şam 4. Ceza Mahkemesi’nde 25 Haziran 2026’da başlayan yargılamanın ilk duruşmasında Hassun hakkındaki suçlamalar mahkeme heyeti tarafından ele alındı. Dosyada makamını kişisel çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanma, Beşar Esad ile güvenlik ve askeri yetkililerle resmi çerçevenin dışında ilişkiler kurma, mezhep çatışmasını körükleyen faaliyetlerde bulunma ve sivillere karşı şiddeti teşvik etme suçlamaları yer aldı.</p>

<p>Savcılık ayrıca Hassun’un konuşmaları ve açıklamaları yoluyla muhalif bölgelerde yaşayan sivillere karşı askeri operasyonları teşvik ettiğini öne sürdü. Doğu Halep ve İdlib başta olmak üzere muhaliflerin kontrolünde bulunan bölgeler hakkında yaptığı açıklamalar ile rejim ordusuna yönelik çağrılar da dava dosyasındaki deliller arasında gösterildi.</p>

<h3>DURUŞMALARDA VİDEOLAR VE TANIK İFADELERİ İNCELENDİ</h3>

<p>Yargılamanın ikinci duruşmasında kamu tanıkları dinlenirken, üçüncü duruşmada savcılık tarafından Hassun’a ilişkin video görüntüleri mahkemeye sunuldu. Savunma tarafı söz konusu görüntüler üzerinde teknik inceleme yapılmasını talep etti ve mahkeme talebi kabul ederek görüntülerin içeriğinin ve bütünlüğünün incelenmesine karar verdi.</p>

<p>30 Temmuz’da yapılan dördüncü duruşmada ise tanık ifadeleri doğrultusunda Hassun’a yönelik mali çıkar sağlama ve nüfuzunu kullanma suçlamaları gündeme geldi. Tanıklardan biri, eski rejimin güvenlik birimlerince gözaltına alınan bir yakınının serbest bırakılması için Hassun’un müdahalesi karşılığında para ve ayni yardım vermek zorunda kaldığını öne sürdü.</p>

<h3>SAVCILIK İDAM CEZASI TALEP ETTİ</h3>

<p>Davanın 6 Ağustos 2026 tarihinde görülen beşinci duruşmasında savcılık mütalaasını açıkladı. Savcılık, dosyada yer alan deliller ve tespitler doğrultusunda Hassun hakkında uygulanabilecek en ağır cezanın verilmesini istedi ve idam cezası talebinde bulundu. Savunma avukatı ise mahkemeden son savunma dilekçesini hazırlamak için süre talep etti.</p>

<p>Mahkeme, karar duruşmasının 24 Ağustos 2026 tarihinde yapılmasını kararlaştırdı. Altıncı duruşmada Hassun hazır bulunurken, mahkeme heyeti dosyaya ilişkin hükmünü açıkladı.</p>

<h3>“İÇ SAVAŞ VE MEZHEPSEL ÇATIŞMAYA YOL AÇAN SALDIRI” SUÇUNDAN MAHKUM EDİLDİ</h3>

<p>Yargıç Fahreddin el-Aryan başkanlığındaki Şam 4. Ceza Mahkemesi, Ahmed Bedreddin Hassun’u “iç savaşa ve mezhepsel çatışmaya yol açan saldırı” suçundan suçlu buldu. Mahkeme, soruşturma kapsamında elde edilen delillerin Hassun’un insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarına karıştığını ortaya koyduğunu bildirdi.</p>

<p>Kararda, Hassun’un dönemin resmi dini kurumundaki konumunun askeri ve güvenlik operasyonlarına dini meşruiyet sağlamak amacıyla kullanıldığı yönündeki delillere yer verildi. Mahkeme ayrıca sivil yerleşimlere yönelik varil bombalarının kullanımının haklı gösterilmesi ve uluslararası insancıl hukuk ihlallerinin meşrulaştırılması yönündeki eylemleri de dava kapsamında değerlendirdi.</p>

<h3>MAHKEMEDEN “DİNİ KILIF” TESPİTİ</h3>

<p>Mahkeme Başkanı Fahreddin el-Aryan, dava dosyasındaki delillerin devrik rejim döneminde resmi dini kurumların askeri ve güvenlik operasyonlarına dini gerekçe oluşturmak ve söz konusu operasyonları kamuoyu önünde meşru göstermek amacıyla kullanıldığına işaret ettiğini açıkladı.</p>

<p>Mahkeme ayrıca Hassun’un eski rejime bağlı güvenlik birimleri tarafından gözaltında tutulan bazı sivillerin serbest bırakılmasına aracılık etme karşılığında para ve hediyeler aldığı yönünde tespitlerde bulunulduğunu bildirdi. Kararda söz konusu eylemler de Hassun’un makamını kullanmasına ilişkin suçlamalar kapsamında değerlendirildi.</p>

<h3>HASSSUN’A MÜEBBET HAPİS CEZASI VERİLDİ</h3>

<p>Şam 4. Ceza Mahkemesi, tüm yargılama sürecinin ardından Ahmed Bedreddin Hassun hakkında müebbet hapis cezasına hükmetti. Kararla Hassun’un taşınır ve taşınmaz bütün mal varlığına el konulması ve söz konusu varlıkların kamu hazinesine aktarılması da kararlaştırıldı.</p>

<p>Mahkemenin kararıyla birlikte Beşar Esad yönetimi döneminde ülkenin en üst düzey dini makamlarından birini yürüten Hassun, eski rejimin devrilmesinden sonra yargılanarak ağır hapis cezasına mahkum edilen üst düzey isimler arasına girdi. Hassun hakkındaki karar 24 Ağustos 2026 tarihinde ve sanığın mahkemede hazır bulunduğu duruşmada verildi.</p>

<h3>BEŞAR ESAD VE MAHİR ESAD HAKKINDA DA İDAM KARARI VERİLMİŞTİ</h3>

<p>Suriye’de eski rejim yetkililerine yönelik yargılamalar Hassun dosyasıyla sınırlı kalmadı. Şam 4. Ceza Mahkemesi, 11 Ağustos 2026 tarihinde eski Suriye lideri Beşar Esad, kardeşi Mahir Esad ve diğer bazı sanıklar hakkında da karar verdi.</p>

<p>Mahkeme, eski istihbarat yetkilisi Atıf Necib’i huzurda, Beşar Esad ve Mahir Esad ile beş firari sanığı ise gıyaplarında idam cezasına mahkum etti. Dosyada sivillerin öldürülmesi, işkence, özgürlükten yoksun bırakma, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları yer aldı. Eski rejimle bağlantılı diğer isimlere yönelik yargılamalar da geçiş dönemi adalet süreci kapsamında devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/esed-doneminin-muftusu-muebbet-hapse-mahkum-edildi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 14:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/suriye-mahkeme.jpg" type="image/jpeg" length="81365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[CER'in Türkiye raporu: AB'nin savunmada ona ihtiyacı var]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/cerin-turkiye-raporu-abnin-savunmada-ona-ihtiyaci-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/cerin-turkiye-raporu-abnin-savunmada-ona-ihtiyaci-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Spot: Avrupa’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Centre for European Reform, Türkiye’nin NATO içindeki askeri kapasitesi, stratejik konumu ve gelişen savunma sanayii nedeniyle Avrupa güvenliği açısından önemli bir ortak olduğunu belirtti. CER’nin değerlendirmesinde özellikle Türkiye’nin insansız sistemlerdeki üretim kapasitesinin Avrupa’nın savunma tedarik zincirlerindeki eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayabileceği ifade edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Avrupa’nın güvenlik ve savunma politikalarında Türkiye’nin rolü yeniden gündeme geldi. Centre for European Reform tarafından yayımlanan değerlendirmede, Avrupa Birliği ile Türkiye ilişkilerinde siyasi anlaşmazlıkların devam etmesine rağmen ortak güvenlik tehditlerinin iki taraf arasında daha yakın işbirliğini gerekli hale getirdiği belirtildi. Raporda Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük daimi ordusuna sahip olması, Karadeniz’e erişimi kontrol eden stratejik konumu ve son yıllarda büyüyen savunma sanayii kapasitesi Avrupa güvenliği açısından öne çıkan unsurlar arasında gösterildi.</p>

<h3>CER: TÜRKİYE AVRUPA GÜVENLİĞİNDE ÖNEMLİ BİR AKTÖR</h3>

<p>CER’nin 3 Temmuz 2026 tarihinde yayımladığı “AB ve Türkiye: Ortak tehditler karşılıklı güvensizliğin üstesinden gelebilir mi?” başlıklı politika notunda, Türkiye’nin Avrupa’nın güvenliği açısından taşıdığı askeri ve jeopolitik öneme geniş yer verildi. Kuruluş, Rusya kaynaklı güvenlik riskleri, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolüne ilişkin belirsizlikler ve Çin’in sanayi politikalarının hem Avrupa hem de Türkiye için ortak sorunlar oluşturduğunu kaydetti.</p>

<p>Değerlendirmede Türkiye’nin özellikle Rusya’ya karşı Avrupa güvenliğinin güçlendirilmesinde rol oynayabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtildi. NATO’nun ikinci büyük daimi ordusuna sahip Türkiye’nin Karadeniz, Orta Doğu ve Orta Asya’daki stratejik konumu da Avrupa açısından dikkate alınması gereken unsurlar arasında sıralandı.</p>

<h3>TÜRKİYE’NİN İHA KAPASİTESİNE DİKKAT ÇEKİLDİ</h3>

<p>CER’nin üzerinde durduğu başlıklardan biri Türkiye’nin insansız sistemler alanındaki üretim kapasitesi oldu. Raporda Türkiye’nin yalnızca insansız hava araçlarında değil, insansız kara ve deniz araçlarında da önemli bir üretim altyapısına sahip olduğu belirtildi.</p>

<p>Avrupa’nın savunma sanayii tedarik zincirlerinde çeşitli kapasite açıklarının bulunduğuna dikkat çeken kuruluş, Türkiye’nin üretim gücünün söz konusu eksikliklerin giderilmesine katkı sağlayabileceğini ifade etti. İnsansız sistemlerin Ukrayna ve İran’daki savaşlarda giderek daha önemli hale geldiğine işaret edilen değerlendirmede, hızlı üretim ve teknolojik yenilik kapasitesinin modern savaş ortamında belirleyici unsurlar arasında bulunduğu kaydedildi.</p>

<h3>AVRUPA’NIN YENİDEN SİLAHLANMA SÜRECİNDE TÜRKİYE BAŞLIĞI</h3>

<p>Avrupa ülkeleri son yıllarda savunma harcamalarını ve üretim kapasitelerini artırmaya yönelik yeni adımlar atıyor. CER, Avrupa’nın yeniden silahlanma sürecinde Türkiye’nin mühimmat ve insansız sistem üretim kapasitesinin değerlendirilmesinin iki taraf açısından da yeni işbirliği alanları oluşturabileceğini belirtti.</p>

<p>Raporda Türkiye’nin savunma sanayiinde aynı ürün grubunda faaliyet gösteren birden fazla üreticiye sahip olduğu, Avrupa’dan gelecek ilave talebin ise söz konusu üretim kapasitesinin daha geniş pazarlara açılmasına imkan sağlayabileceği ifade edildi. CER, özellikle ortak girişimler, alt yüklenicilik modelleri ve Türk savunma şirketlerinin Avrupa’da doğrudan yatırım yapmasını muhtemel işbirliği yöntemleri arasında gösterdi.</p>

<h3>BAYKAR VE LEONARDO ORTAKLIĞI ÖNE ÇIKTI</h3>

<p>Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında savunma sanayii alanında son dönemde gerçekleştirilen önemli girişimlerden biri Baykar ile İtalyan Leonardo şirketi arasındaki ortaklık oldu. İki şirket, insansız teknolojiler alanında faaliyet göstermek amacıyla yüzde 50-50 ortaklık yapısına sahip LBA Systems isimli şirketi kurdu.</p>

<p>Leonardo’nun açıklamasına göre merkezi İtalya’da bulunan ortak şirket, insansız hava sistemlerinin tasarımı, geliştirilmesi, üretimi ve bakımına yönelik faaliyet gösterecek. Ortaklığın temelinde Baykar’ın insansız hava araçları alanındaki üretim ve operasyon tecrübesi ile Leonardo’nun Avrupa’daki elektronik sistemler, sensörler ve savunma sanayii altyapısının bir araya getirilmesi bulunuyor.</p>

<h3>TÜRK SAVUNMA ŞİRKETLERİNİN AVRUPA’DAKİ FAALİYETLERİ GENİŞLİYOR</h3>

<p>CER değerlendirmesinde Türkiye ile savunma sanayii işbirliğine yaklaşan Avrupa ülkeleri farklı gruplar altında ele alındı. Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne katılımına destek verdiği ve Eurofighter satışındaki vetosunu kaldırdığı belirtilirken, İtalya başta olmak üzere Polonya, Macaristan, Romanya, Portekiz ve İspanya’nın Türk savunma şirketleriyle daha ileri düzey işbirliği geliştiren ülkeler arasında bulunduğu aktarıldı.</p>

<p>Raporda Almanya’da Türk şirketi Repkon tarafından topçu mühimmatı üretimine yönelik fabrika kurulması ve Polonya’nın ASELSAN’dan keşif ve gözetleme ekipmanları tedarik etmesi de Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında artan savunma sanayii ilişkilerinin örnekleri arasında gösterildi.</p>

<h3>TÜRKİYE 20 EUROFIGHTER TYPHOON ALACAK</h3>

<p>Türkiye ile İngiltere arasındaki savunma işbirliğinin önemli başlıklarından birini Eurofighter Typhoon savaş uçakları oluşturuyor. İngiltere hükümeti tarafından açıklanan anlaşmaya göre Türkiye, İngiltere’den 20 yeni Typhoon savaş uçağı satın alacak. Anlaşmanın toplam değerinin 8 milyar sterline kadar ulaşabileceği bildirildi.</p>

<p>İngiltere hükümeti, söz konusu anlaşmanın ülkede yaklaşık 20 bin istihdamı destekleyeceğini açıkladı. Eurofighter programında İngiltere’nin yanı sıra Almanya, İtalya ve İspanya da yer alıyor. Türkiye’nin uçak tedariki, Ankara’nın Avrupa savunma sanayiiyle ilişkilerinin genişlediği alanlardan biri olarak öne çıkıyor.</p>

<h3>TÜRK PİLOTLAR VE TEKNİK PERSONEL İNGİLTERE’DE EĞİTİLECEK</h3>

<p>Türkiye ile İngiltere arasında Eurofighter anlaşmasının devamı niteliğinde yeni bir eğitim ve destek sözleşmesi de 25 Mart 2026 tarihinde imzalandı. İngiltere Savunma Bakanlığı, anlaşma kapsamında Türk Hava Kuvvetleri pilotlarının ve yer personelinin İngiltere’de Eurofighter Typhoon uçaklarının kullanımı ve bakımı konusunda eğitim alacağını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sözleşme kapsamında uzun vadeli bakım ve destek faaliyetleri de yürütülecek. İngiltere hükümeti, eğitim ve destek anlaşmasının Ekim 2025’te imzalanan 20 uçaklık ana satış anlaşmasının bir sonraki aşamasını oluşturduğunu bildirdi.</p>

<h3>AB’NİN SAFE PROGRAMI 150 MİLYAR EUROLUK KAYNAK SAĞLIYOR</h3>

<p>Avrupa’nın savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla oluşturulan önemli mekanizmalardan biri Security Action for Europe, kısa adıyla SAFE oldu. Avrupa Birliği, program kapsamında üye devletlere ortak savunma tedariki amacıyla 150 milyar euroya kadar uzun vadeli kredi sağlayacak. SAFE düzenlemesi 29 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>

<p>Program mühimmat, füze, topçu sistemleri, hava ve füze savunması, deniz sistemleri, insansız hava araçları, elektronik harp ve askeri hareketlilik gibi geniş bir savunma ürün grubunu kapsıyor. Finansmanın amacı Avrupa savunma sanayiinin üretim kapasitesini artırmak ve mevcut askeri kapasite açıklarını azaltmak olarak açıklanıyor.</p>

<h3>TÜRKİYE’NİN SAFE’E KATILIMI SINIRLI ŞARTLARA BAĞLI</h3>

<p>SAFE düzenlemesi AB üyesi olmayan bazı ülkelerin de ortak savunma tedarik projelerine katılmasına imkan tanıyor. AB’ye aday ülkeler, potansiyel adaylar ve Avrupa Birliği ile güvenlik ve savunma ortaklığı bulunan ülkeler belirli şartlarda projelere dahil olabiliyor. Daha geniş kapsamlı katılım için ise AB ile ayrıca ikili veya çok taraflı bir anlaşma yapılması gerekiyor.</p>

<p>CER’nin değerlendirmesine göre Türkiye’nin AB ile güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşmasının bulunmaması ve bazı üye ülkelerin siyasi itirazları, Türkiye’nin SAFE fonlarına geniş kapsamlı erişiminin önündeki başlıca engeller arasında yer alıyor. Kuruluş, Türkiye’nin SAFE dışında kalmasının Avrupa ülkeleriyle ikili savunma sanayii işbirliğinin devam etmesini engellemediğini de belirtiyor.</p>

<h3>SAFE’DE YÜZDE 35 KURALI UYGULANIYOR</h3>

<p>SAFE kapsamındaki savunma tedariklerinde nihai ürünün bileşen maliyetlerinin en fazla yüzde 35’inin AB, Ukrayna ve Avrupa Ekonomik Alanı ile EFTA kapsamı dışındaki ülkelerden gelmesine izin veriliyor. Avrupa Birliği Konseyi, söz konusu şartın Avrupa savunma sanayii kapasitesinin güçlendirilmesini amaçladığını belirtiyor.</p>

<p>Üçüncü ülkelerle yapılacak ek anlaşmalar, söz konusu ülkelerin şirketlerinin SAFE projelerinde daha geniş biçimde yer alabilmesinin önünü açabiliyor. Türkiye ile böyle bir kapsamlı SAFE katılım anlaşması mevcut durumda sonuçlandırılmış değil.</p>

<h3>YUNANİSTAN VE GÜNEY KIBRIS’IN İTİRAZI ÖNE ÇIKIYOR</h3>

<p>CER, Türkiye’nin AB düzeyindeki savunma girişimlerine daha geniş biçimde dahil edilmesinin önündeki siyasi engeller arasında Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın tutumuna özellikle dikkat çekiyor. Raporda Türkiye’nin PESCO’ya katılımının daha önce Avusturya tarafından engellendiği, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın da benzer girişimlere karşı çıkmasının beklendiği ifade ediliyor.</p>

<p>Kuruluş, Türkiye’nin SAFE fonlarına tam erişimine ilişkin beklentilerin de söz konusu siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle düşük olduğunu belirtiyor. Buna karşılık bazı Avrupa ülkelerinin Türkiye ile ikili düzeyde savunma sanayii işbirliğini artırması, AB kurumları düzeyindeki siyasi sınırlamalar ile üye ülkelerin ulusal politikaları arasında farklı yaklaşımların bulunduğunu gösteriyor.</p>

<h3>CER İKİLİ SAVUNMA İŞBİRLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ</h3>

<p>Centre for European Reform, Türkiye’nin AB çapındaki savunma mekanizmalarına tam olarak dahil edilmesinin siyasi açıdan zor olduğunu, ancak tek tek Avrupa ülkeleriyle yürütülen ikili ve çok taraflı ortaklıkların daha hızlı ilerleyebileceğini belirtti. Baykar-Leonardo ortaklığı ile Türkiye-İngiltere Eurofighter anlaşması söz konusu modelin güncel örnekleri arasında bulunuyor.</p>

<p>CER’ye göre ortak girişimler, Türk şirketlerinin Avrupa topraklarında kuracağı üretim tesisleri ve Avrupalı ana yüklenicilerin Türk şirketlerine üretim yaptırması savunma sanayiindeki işbirliğini genişletebilecek seçenekler arasında yer alıyor. Kuruluş ayrıca NATO standartlarına uyumun ve müttefikler arasındaki birlikte çalışabilirliğin ortak projelerde korunması gerektiğini ifade ediyor.</p>

<h3>TÜRKİYE’NİN KARADENİZ’DEKİ KONUMU DA ÖNE ÇIKIYOR</h3>

<p>CER’nin değerlendirmesinde Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağlayabileceği katkı yalnızca savunma sanayiiyle sınırlandırılmıyor. Türkiye’nin İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinden Karadeniz’e erişimi kontrol etmesi ve bölgedeki askeri kapasitesi de Rusya kaynaklı güvenlik riskleri açısından önemli görülüyor.</p>

<p>Kuruluş, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında Karadeniz güvenliği, Suriye ve Doğu Akdeniz dahil Levant bölgesinin istikrarı ile Avrupa savunma tedarik zincirlerinin geliştirilmesi başlıklarında düzenli güvenlik diyaloğu kurulmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/cerin-turkiye-raporu-abnin-savunmada-ona-ihtiyaci-var</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/turkiye-avrupa-birligi.jpg" type="image/jpeg" length="88906"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/mevlid-kandili-bugun-idrak-ediliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/mevlid-kandili-bugun-idrak-ediliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyaya teşrifinin yıl dönümü olan Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor. Müslümanlar, Rebiülevvel ayının 12’nci gecesinde dua, ibadet, salavat ve şükürle Resûlullah’ı anarken, onun sünnetini ve insanlığa bıraktığı ahlak, adalet ve kardeşlik mirasını yeniden hatırlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İslam âlemi için müstesna gecelerden biri olan Mevlid Kandili bugün idrak ediliyor. Hicri takvime göre Rebiülevvel ayının 12’nci gecesine denk gelen Mevlid Gecesi, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) dünyaya teşrif ettiği gece olarak kabul ediliyor. Müslümanlar, bu mübarek gecede ibadetlerini artırıyor, Kur’an-ı Kerim okuyor, salavat getiriyor, dua ediyor ve Allah’ın verdiği nimetlere şükrediyor.</p>

<h3>MEVLİD KANDİLİ BUGÜN İDRAK EDİLİYOR</h3>

<p>“Mevlid” kelimesi doğum zamanı, doğulan yer ve zaman anlamlarına geliyor. İslam geleneğinde Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) doğduğu gece Mevlid Gecesi olarak anılıyor. Rebiülevvel ayının 12’nci gecesi olan Mevlid Kandili, Müslümanların Resûlullah’ın hayatını, örnek ahlakını ve sünnetini yeniden hatırladığı önemli zamanlardan biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Son Peygamber Hazreti Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), peygamberler halkasının sonuncusudur. Müslümanlar için onun getirdiği Kur’an-ı Kerim’e iman etmek, sünnetini öğrenmek ve hayatın her alanında onun örnekliğini esas almak dini hayatın temel unsurları arasında yer alıyor. Mevlid Kandili de Peygamber Efendimiz’i yalnızca anmanın değil, onun hayatını anlamanın ve sünnetini yaşatmanın önemini yeniden hatırlatan bir gece olarak idrak ediliyor.</p>

<h3>HZ. MUHAMMED’İN DOĞUMU</h3>

<p>Kaynakta aktarılan bilgilere göre Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Fil yılında, Rebiülevvel ayının 12’nci Pazartesi günü tanyeri ağarırken Mekke’de dünyaya geldi. Doğum tarihinin miladi takvimde 571 yılına rastladığı, Mısırlı Mahmud Felekî Paşa’nın yaptığı hesaplamada tarihin 20 Nisan Pazartesi olarak belirlendiği aktarılıyor.</p>

<p>Peygamber Efendimiz’in doğduğu evin Mekke’de Şı’b bölgesinde, Haşim’den Abdulmuttalib’e, ondan da Hazreti Abdullah’a kalan ev olduğu belirtiliyor. Kaynakta doğum sırasında Abdurrahman bin Avf’ın annesi Şifa Hatun’un da Hazreti Âmine’nin yanında bulunduğu ve ebelik yaptığı bilgisine yer veriliyor.</p>

<h3>HZ. ABBAS’IN AKTARDIĞI HATIRA</h3>

<p>Kaynakta, Peygamber Efendimiz’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç yaş büyük olan amcası Hazreti Abbas’ın da doğum gününe ilişkin bir hatırasına yer veriliyor. Hazreti Abbas’ın, Hazreti Âmine’nin bir erkek çocuk dünyaya getirdiği haberinin ardından annesi tarafından eve götürüldüğünü ve oradaki kadınların kendisine “Öp kardeşini” dediklerini aktardığı belirtiliyor.</p>

<p>Söz konusu rivayet, Peygamber Efendimiz’in dünyaya teşrifinin aile içerisinde meydana getirdiği sevincin aktarıldığı hatıralardan biri olarak kaynakta yer alıyor.</p>

<h3>“ABDULLAH BİN ABDULMUTTALİB’İN BİR OĞLU DOĞDU”</h3>

<p>Hazreti Aişe’den rivayet edildiği aktarılan bir anlatımda, Mekke’de ticaretle uğraşan bir Yahudinin Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece bir alamet gördüğü ve Kureyşlilere o gece bir çocuk dünyaya gelip gelmediğini sorduğu belirtiliyor. Daha sonra Abdullah bin Abdulmuttalib’in bir oğlunun doğduğu ve kendisine Muhammed isminin verildiği haberinin kendisine ulaştırıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Kaynakta yer alan rivayete göre söz konusu kişi daha sonra Hazreti Âmine’nin evine giderek Peygamber Efendimiz’i görmüş ve peygamberlik hâtemini fark etmesinin ardından onun gelecekteki vazifesine ilişkin sözler söylemiştir. Rivayet, klasik siyer anlatılarında Peygamber Efendimiz’in doğumuyla ilişkilendirilen hadiselerden biri olarak aktarılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>“AHMED’İN DOĞUMUNDA DOĞACAK YILDIZ BU GECE DOĞDU”</h3>

<p>Medineli şair Hassan bin Sabit’e nispet edilen bir başka rivayette ise kendisinin henüz çocukluk dönemindeyken Yesrib’de bir Yahudinin yüksek sesle seslenerek “Ahmed’in doğumunda doğacak olan yıldızın” göründüğünü söylediğini işittiği aktarılıyor.</p>

<p>İbn İshak’a atfedilen değerlendirmede Hassan bin Sabit’in yaşı üzerinden yapılan hesaplama da rivayetin aktarımı içerisinde yer alıyor. Kaynakta bu anlatım, Peygamber Efendimiz’in doğumu sırasında meydana geldiği nakledilen işaretlerden biri olarak sunuluyor.</p>

<h3>DOĞUM GECESİNE İLİŞKİN RİVAYETLER</h3>

<p>Hazreti Âmine’den aktarılan rivayetlerde Peygamber Efendimiz’e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hamileliği ve doğumu sırasında büyük bir sıkıntı yaşamadığı, doğum esnasında doğu ile batı arasını aydınlatan bir nur gördüğü anlatılıyor. Kaynakta ayrıca Resûlullah’ın dünyaya gelişi sırasında meydana geldiği nakledilen farklı olağanüstü hadiselere de yer veriliyor.</p>

<p>Rivayetlerde Peygamber Efendimiz’in doğumu sırasında başını semaya kaldırdığı, doğumundan sonra üzerine kapatılan çanağın yarıldığı ve gözlerini semaya çevirdiğinin görüldüğü de aktarılıyor. Söz konusu anlatımlar İslam tarihi ve siyer kaynaklarında Mevlid gecesiyle ilişkilendirilen rivayetler arasında bulunuyor.</p>

<h3>SAVE GÖLÜ’NÜN SUYUNUN ÇEKİLDİĞİ RİVAYET EDİLİYOR</h3>

<p>Kaynakta Mevlid gecesiyle ilişkilendirilen hadiseler arasında İran’daki Save Gölü’nün suyunun çekildiği rivayeti de yer alıyor. Save Gölü’nün Tahran’ın güneybatısında bulunduğu, Mecusiler açısından kutsal kabul edildiği ve dini ayinlerin gerçekleştirildiği alanlardan biri olduğu belirtiliyor.</p>

<p>İslam tarihi kaynaklarına dayandırılan anlatımda, gölün Peygamber Efendimiz’in doğduğu gece kuruduğu, dönemin İran hükümdarı Kisra Nûşirevan’ın yaşanan gelişme üzerine Mubezan’dan hadiseyi araştırmasını istediği ve gölün daha sonraki dönemde yeniden dolduğu aktarılıyor.</p>

<h3>KİSRA’NIN SARAYINDAKİ ŞEREFELERİN DÜŞTÜĞÜ AKTARILIYOR</h3>

<p>Mevlid gecesine ilişkin rivayetlerden bir diğerinde Sasani hükümdarı Kisra’nın sarayının sarsıldığı ve sarayın 14 şerefesinin düştüğü anlatılıyor. Kaynakta aynı gece Semave Vadisi’ni su bastığı ve Mecusilerin uzun yıllardır sönmeden yaktıkları ateşin de söndüğü rivayet ediliyor.</p>

<p>Söz konusu hadiseler, kaynakta Resûlullah’ın dünyaya teşrifine eşlik ettiği nakledilen olağanüstü gelişmeler arasında sıralanıyor.</p>

<h3>ABDULMUTTALİB TORUNUNU KÂBE’YE GÖTÜRDÜ</h3>

<p>Hazreti Âmine’nin doğumun ardından Peygamber Efendimiz’in dedesi Abdulmuttalib’e haber gönderdiği, Abdulmuttalib’in de büyük bir sevinçle gelerek torununu gördüğü aktarılıyor. Kaynakta Hazreti Âmine’nin hamilelik döneminde gördüğü rüyaları ve kendisine çocuğuyla ilgili bildirildiğini söylediği hususları Abdulmuttalib’e anlattığı belirtiliyor.</p>

<p>Abdulmuttalib’in torununu kucağına alarak Kâbe’ye götürdüğü, Allah’a dua ettiği ve kendisine verilen nimetten dolayı şükrettiği ifade ediliyor. Ardından Peygamber Efendimiz’i annesine teslim ettiği ve Ebu Talib’e onun gelecekte büyük bir şana sahip olacağını söylediği aktarılıyor.</p>

<h3>NEDEN MUHAMMED İSMİ VERİLDİ?</h3>

<p>Peygamber Efendimiz’in doğumunun yedinci gününde Abdulmuttalib’in Mekke halkına ikramda bulunduğu ve torununa “Muhammed” ismini verdiği belirtiliyor. Kureyşlilerin ailede daha önce yaygın olmayan bu ismin neden tercih edildiğini sormaları üzerine Abdulmuttalib’in, “Gökte Allah’ın, yerde de halkın onu övmelerini istedim” anlamındaki sözlerle cevap verdiği aktarılıyor.</p>

<p>Muhammed ismi “çokça övülen, övgüye layık olan” anlamıyla Peygamber Efendimiz’in ismi olarak İslam tarihi boyunca ümmetin gönlünde müstesna bir yer edindi.</p>

<h3>MEVLİD GECESİ RESÛLULLAH’I ANLAMAK İÇİN BİR VESİLE</h3>

<p>Mevlid Kandili, Müslümanlar açısından Peygamber Efendimiz’in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnızca dünyaya gelişini hatırlamakla sınırlı görülmüyor. Gece aynı zamanda onun Kur’an’la şekillenen ahlakını, merhametini, adaletini, ümmet bilincini ve sünnetini yeniden gündeme alma vesilesi olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>İslam ümmetinin birlik ve kardeşliğinin güçlendirilmesi, Resûlullah’ın hayatının öğrenilmesi ve onun örnekliğinin yeni nesillere aktarılması Mevlid Kandili’nin öne çıkan anlamları arasında bulunuyor. Müslümanlar gece boyunca salavat, dua, Kur’an tilaveti, tövbe ve istiğfarla Allah’a yönelirken, Peygamber Efendimiz’in hayatını daha yakından tanımaya yönelik programlara da katılıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/mevlid-kandili-bugun-idrak-ediliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/mevlid-kandili-44.jpg" type="image/jpeg" length="34402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Suriye ve İsrail yeniden masaya döndü" iddiası]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-ve-israil-yeniden-masaya-dondu-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-ve-israil-yeniden-masaya-dondu-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırının ardından tırmanan gerilimi düşürmek amacıyla Suriye ve İsrail arasında üst düzey görüşme gerçekleştirildi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile Mossad Başkanı Roman Gofman’ın ABD arabuluculuğunda ve Ürdün’ün ev sahipliğinde yaptığı görüşmede İsrail saldırılarının durdurulması, güvenlik anlaşması müzakerelerinin yeniden başlatılması ve Türkiye-İsrail geriliminin Suriye’ye yansımasının önlenmesi ele alındı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İsrail ile Suriye arasında son dönemde artan askeri ve diplomatik gerilimin ardından üst düzey temas gerçekleştirildi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani başkanlığındaki Suriye heyeti ile İsrail heyeti, 23 Ağustos 2026 Pazar günü Ürdün’de bir araya geldi. Görüşmenin ABD’nin arabuluculuğunda gerçekleştirildiği belirtilirken, toplantının temel gündemini İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulması ve iki ülke arasındaki güvenlik görüşmelerinin yeniden başlatılması oluşturdu. Reuters, Suriye devlet haber ajansı SANA’ya dayandırdığı haberinde toplantının Ürdün’ün ev sahipliğinde gerçekleştirildiğini bildirdi.</p>

<h3>ŞEYBANİ İLE MOSSAD BAŞKANI GOFMAN GÖRÜŞTÜ</h3>

<p>Axios’un konu hakkında bilgi sahibi kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın Başkanı Roman Gofman görüşmede yer aldı. Jerusalem Post da kaynaklarına dayanarak görüşmenin gerçekleştirildiğini aktarırken, kaynaklardan biri toplantının “iyi geçtiğini” söyledi.</p>

<p>Suriye tarafındaki heyete Şeybani başkanlık ederken Genel İstihbarat ve Askeri İstihbarat başkanlarının da görüşmeye katıldığı bildirildi. Suriye devlet medyasına konuşan diplomatik kaynak, İsrail tarafının da üst düzey bir heyetle toplantıda yer aldığını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>GÖRÜŞME ABD ARABULUCULUĞUNDA ÜRDÜN’DE YAPILDI</h3>

<p>Üst düzey temas ABD’nin arabuluculuğu ve Ürdün’ün ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Görüşmelerde taraflar arasındaki askeri gerilimin azaltılması için uygulanabilecek yöntemler ve mevcut iletişim kanallarının sürdürülmesi üzerinde duruldu.</p>

<p>Suriye devlet haber ajansı SANA’ya konuşan diplomatik kaynak, görüşmenin amacının gerilimin düşürülmesine yönelik pratik mekanizmaların oluşturulması ve güvenlik müzakerelerine yeniden dönülmesi olduğunu bildirdi. Tarafların İsrail’in Suriye’de gerçekleştirdiği saldırılar, operasyonlar ve gözaltılarla ilgili başlıkları da görüştüğü aktarıldı.</p>

<h3>İSRAİL SALDIRILARININ DURDURULMASI MASADA</h3>

<p>Toplantının temel gündem maddelerinden birini İsrail’in Suriye topraklarına yönelik askeri faaliyetlerinin durdurulması oluşturdu. Suriye tarafı, İsrail’in hava saldırıları, saha operasyonları, gözaltılar ve hedef alma faaliyetlerini sona erdirecek mekanizmaların oluşturulmasını gündeme getirdi.</p>

<p>Görüşmede aynı zamanda iki ülke arasında daha önce yürütülen güvenlik anlaşması müzakerelerinin yeniden başlatılması ele alındı. Suriye tarafının aktardığı bilgilere göre üzerinde çalışılan güvenlik anlaşmasının ilerleyen dönemde daha kapsamlı bir anlaşmanın temelini oluşturması hedefleniyor.</p>

<h3>ŞEYBANİ: ÖNCELİĞİMİZ SALDIRILARIN DURMASI</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Reuters’a verdiği röportajda İsrail ile güvenlik anlaşması görüşmelerinin yakın zamanda yeniden başlamasını beklediklerini açıkladı. Şeybani, Şam yönetiminin ilk önceliğinin İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarının sona ermesi olduğunu söyledi.</p>

<p>Taraflar arasında güven artırıcı adımlara ihtiyaç bulunduğunu belirten Şeybani, Suriye’nin mevcut durumda İsrail’e güvenmediğini ancak diplomatik temasların sürdürülmesi gerektiğini ifade etti. Şeybani, güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerin İran-İsrail savaşı sonrasında askıya alındığını ve görüşmelerin yeniden başlamasını beklediklerini bildirdi.</p>

<h3>GÜVENLİK ANLAŞMASI MÜZAKERELERİ YAKLAŞIK BİR YILDIR SÜRÜYOR</h3>

<p>İsrail ile Suriye, ABD’nin arabuluculuğunda yaklaşık bir yıldır güvenlik düzenlemelerine ilişkin görüşmeler yürütüyor. Müzakerelerde İsrail güçlerinin Suriye topraklarından çekilmesi, ülkenin güneyindeki güvenlik düzenlemeleri ve İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri operasyonlarının sona erdirilmesi başlıca konular arasında bulunuyor.</p>

<p>Reuters’ın aktardığına göre daha önce hazırlanan güvenlik düzenlemesi taslağında Suriye’nin güneyinde farklı güvenlik bölgelerinin oluşturulması ve Birleşmiş Milletler gözetimindeki tampon bölgeye ilişkin düzenlemeler de yer aldı. Şeybani, tarafların daha önce metin üzerinde çok sayıda konuda ilerleme sağladığını ancak uygulama aşamasına geçilemediğini belirtti.</p>

<h3>ŞAM EGEMENLİK HAKLARINI VURGULADI</h3>

<p>Suriyeli diplomatik kaynağa göre Şam yönetimi görüşmeler sırasında Suriye’nin egemen bir devlet olduğunu ve kendi askeri kapasitesini yeniden inşa etme ve geliştirme hakkına sahip bulunduğunu vurguladı. Suriye tarafı ayrıca ulusal çıkarları doğrultusunda uluslararası ve bölgesel ittifaklarını belirleme hakkının kendisine ait olduğunu bildirdi.</p>

<p>Şam yönetimi, ülkenin egemenliğini, toprak bütünlüğünü veya egemenlik haklarını sınırlandıracak bir güvenlik düzenlemesini kabul etmeyeceği mesajını verdi. Suriye tarafının güvenlik anlaşmasına ilişkin müzakerelerde söz konusu ilkeleri temel şartlardan biri olarak gündeme getirdiği aktarıldı.</p>

<h3>GOLAN TEPELERİ KONUSUNDA SURİYE’NİN TUTUMU DEĞİŞMEDİ</h3>

<p>Suriye yönetimi görüşmede İsrail’in kontrolündeki Golan Tepeleri’nin Suriye toprağı olduğu yönündeki tutumunu yineledi. Şam, Golan Tepeleri’nin nihai statüsünün mevcut güvenlik görüşmelerinin bu aşamasında ele alınmasının erken olduğunu bildirdi.</p>

<p>Suriye tarafı önceliğin İsrail güçlerinin 8 Aralık 2024 öncesindeki hatlara çekilmesi ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden tam olarak uygulanması olduğunu açıkladı. İsrail ile Suriye arasındaki mevcut anlaşmazlıkların başında İsrail’in Suriye’de kontrol ettiği bölgeler ve güney Suriye’de uygulanacak güvenlik düzenlemeleri bulunuyor.</p>

<h3>EBU ZUHUR HAVA ÜSSÜ’NE SALDIRI GERİLİMİ ARTIRDI</h3>

<p>Ürdün’deki görüşme, İsrail’in 18 Ağustos 2026 Salı günü Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırılarının ardından gerçekleştirildi. Suriye devlet medyası, üsse sekiz İsrail hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi.</p>

<p>İsrail tarafı saldırının Türkiye’nin söz konusu bölgede askeri kapasite oluşturma hazırlığıyla bağlantılı olduğunu savundu. Suriye ve Türkiye ise Ebu Zuhur’da kalıcı bir Türk askeri üssü veya yeni bir Türk askeri konuşlanması planlandığı yönündeki iddiaları reddetti. Saldırının ardından hem Şam hem de Ankara İsrail’e tepki gösterdi.</p>

<h3>ŞEYBANİ TÜRK ÜSSÜ İDDİASINI REDDETTİ</h3>

<p>Şeybani, Ebu Zuhur saldırısının ardından yaptığı açıklamada hava üssünde kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturma veya Türk askeri üssü kurma planının bulunmadığını söyledi. Suriye Dışişleri Bakanı, saldırı öncesinde İsrail’e de bu yönde mesaj iletildiğini belirtti.</p>

<p>Şeybani, üssün saldırının gerçekleştirildiği sırada büyük ölçüde boş olduğunu ve saldırının Türk askeri varlığıyla ilişkilendirilmesinin sahadaki durumla örtüşmediğini ifade etti. İsrail ise saldırının kendi güvenlik kaygıları doğrultusunda gerçekleştirildiğini savundu.</p>

<h3>TÜRKİYE-İSRAİL GERİLİMİNİN SURİYE’YE YANSIMASI ELE ALINDI</h3>

<p>Ürdün’de gerçekleştirilen toplantının gündemlerinden biri de Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin Suriye topraklarında doğrudan bir askeri karşılaşmaya dönüşmesinin önlenmesi oldu. Suriyeli diplomatik kaynak, tarafların Türkiye-İsrail geriliminin Suriye’ye yansımasını engelleyecek mekanizmaları değerlendirdiğini bildirdi.</p>

<p>ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da Ebu Zuhur saldırısının ardından Türkiye, İsrail ve Suriye arasında doğrudan çatışma yaşanmasını önlemeye yönelik mekanizmalar üzerinde çalışıldığını açıklamıştı. Barrack, Ebu Zuhur saldırısının ardından Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin daha geniş bir çatışmaya dönüşme riskine ilişkin açıklamalarda bulunmuştu.</p>

<h3>ŞEYBANİ VE GOFMAN DAHA ÖNCE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ</h3>

<p>İsrail ile Suriye arasındaki temas Ebu Zuhur saldırısının ardından başlamadı. Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Mossad Başkanı Roman Gofman ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, saldırıdan önce de telefon görüşmesi gerçekleştirdi.</p>

<p>Jerusalem Post’un Reuters’a dayandırdığı haberinde iki ismin önceki hafta gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığını ele aldığı belirtildi. Telefon teması, Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik 18 Ağustos saldırısından önce gerçekleştirilen üst düzey görüşmeler arasında yer aldı.</p>

<h3>İLETİŞİM KANALLARI AÇIK TUTULUYOR</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, İsrail ile mevcut durumda güven ilişkisi bulunmadığını belirtirken, Şam’ın diplomatik görüşmelere devam edeceğini açıkladı. Suriye tarafı, güvenlik anlaşmasından önce İsrail saldırılarının sona erdirilmesini ve güven artırıcı mekanizmaların hayata geçirilmesini istiyor.</p>

<p>23 Ağustos’ta Ürdün’de gerçekleştirilen görüşmede saldırıların durdurulması, gözaltı ve saha operasyonlarına yönelik mekanizmalar, güvenlik anlaşması görüşmelerinin yeniden başlatılması, Suriye’nin egemenlik talepleri ve Türkiye-İsrail geriliminin Suriye topraklarına taşınmasının engellenmesi başlıkları ele alındı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-ve-israil-yeniden-masaya-dondu-iddiasi</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/suriye-israil-4.jpg" type="image/jpeg" length="31132"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çöp dağı patladı evleri yuttu onlarca kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/cop-dagi-patladi-evleri-yuttu-onlarca-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/cop-dagi-patladi-evleri-yuttu-onlarca-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gine’nin başkenti Konakri’de şiddetli yağışların ardından bir çöp depolama alanındaki dev atık yığını çöktü. Çevredeki ev ve barakaların tonlarca atığın altında kaldığı faciada 30 kişi hayatını kaybetti, 22 kişi yaralandı. Hükümetin olaydan dört gün önce depolama alanının kapatılacağını açıkladığı ve çevrede yaşayanlar için tahliye talimatı verdiği ortaya çıktı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gine’nin başkenti Konakri’de bulunan bir çöp depolama alanında şiddetli yağışların ardından büyük bir heyelan meydana geldi. Gbessia bölgesindeki Dar es Salam çöp depolama alanında biriken dev atık yığınının çökmesiyle çevrede bulunan evler, barakalar ve çadırlar tonlarca çöpün altında kaldı. Gine hükümeti, olayda 30 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin ağır, 16 kişinin ise hafif yaralandığını açıkladı.</p>

<h3>ŞİDDETLİ YAĞIŞLARIN ARDINDAN ÇÖP YIĞINI ÇÖKTÜ</h3>

<p>Facia 23 Ağustos 2026 Pazar günü yerel saatle yaklaşık 02.00’de meydana geldi. Gece boyunca etkili olan şiddetli yağışlar, depolama alanında biriken büyük çöp yığınının kaymasına neden oldu. Atıkların hızla çevredeki yerleşim alanına doğru ilerlemesi sonucu çok sayıda yapı çöplerin altında kaldı.</p>

<p>Görgü tanıkları, çöken atık kütlesinin çevredeki derme çatma yapıların yanı sıra daha büyük binaları da etkileyebilecek ölçüde olduğunu aktardı. Dar es Salam, Konakri’nin en büyük çöp depolama alanı olarak bilinirken, bölgede yoğun yerleşimin bulunması can kaybının artmasına neden oldu.</p>

<h3>30 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ, 22 KİŞİ YARALANDI</h3>

<p>Gine hükümetinin açıkladığı son bilgilere göre faciada 30 kişi yaşamını yitirdi. Yaralanan 22 kişiden 6’sının durumunun ağır olduğu, 16 kişinin ise hafif yaralandığı bildirildi. Arama kurtarma çalışmalarının olayın ardından bölgede devam ettiği açıklandı.</p>

<p>Yaralılar sağlık kuruluşlarına sevk edilirken, hayatını kaybedenlerin cenazeleri de Donka Hastanesi’ne götürüldü. Yetkililer, enkaz altında başka kişilerin bulunma ihtimaline karşı çalışmaların sürdürüldüğünü bildirdi.</p>

<h3>EKİPLER TONLARCA ATIĞIN ALTINDA ARAMA YAPTI</h3>

<p>Olayın ardından bölgeye iş makineleri ve arama kurtarma ekipleri sevk edildi. Buldozer ve ekskavatörlerle çöken atık yığınları kaldırılırken, bölge sakinleri ve gönüllüler de kurtarma çalışmalarına katıldı. Tonlarca atığın altında kalan kişilere ulaşılabilmesi için ekipler geniş bir alanda çalışma yürüttü.</p>

<p>Devlet kurumlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve insani yardım ekiplerinin de sahada görev aldığı bildirildi. Gine hükümeti, kurtarma operasyonu için önemli miktarda insan gücü ve ekipmanın bölgeye sevk edildiğini açıkladı.</p>

<h3>İKİNCİ ATIK DALGASI EVLERİ YIKTI</h3>

<p>Faciadan kurtulan Mamadouba Bangoura, olay sırasında ailesiyle birlikte evde uyuduklarını ve büyük bir gürültüyle uyandıklarını anlattı. Bangoura’nın aktardığına göre ilk çökmeden sonra bazı kişiler dışarı çıkarak ne olduğunu anlamaya çalıştı, ardından ikinci bir atık dalgası gelerek evlerden birini yıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayın gece saatlerinde meydana gelmesi nedeniyle birçok kişinin evlerinde bulunduğu belirtildi. Çöp yığınının kısa sürede yerleşim alanına ulaşması, çevrede yaşayanların bölgeden uzaklaşmasını zorlaştırdı.</p>

<h3>HÜKÜMET DÖRT GÜN ÖNCE KAPATMA KARARI ALMIŞTI</h3>

<p>Facianın ardından çöp depolama alanıyla ilgili daha önce alınan kararlar yeniden gündeme geldi. Gine Bölgesel Yönetim Bakanı Djenabou Toure, 20 Ağustos Perşembe günü yaptığı açıklamada depolama alanının oluşturduğu tehlike nedeniyle kapatılacağını duyurmuştu. Karar, facianın yaşanmasından dört gün önce açıklanmıştı.</p>

<p>Hükümet, özellikle yağışlı mevsimde bölgede heyelan ve ani sel riskinin yükseldiğini belirterek çöplerin başkent Konakri dışındaki başka bir alana taşınmasını planlamıştı. Depolama alanının çevresindeki yerleşimlerde yaşayanlara yönelik tahliye talimatlarının da olaydan önce verildiği bildirildi.</p>

<h3>TAHLİYE KARARINA RAĞMEN ÇOK SAYIDA KİŞİ BÖLGEDE KALDI</h3>

<p>Yetkililerin tahliye ve güvenlik önlemlerine ilişkin talimatlarına rağmen çok sayıda kişinin çöp depolama alanının çevresindeki ev ve barakalarda yaşamaya devam ettiği belirtildi. Facianın meydana geldiği sırada birçok kişinin evlerinde bulunması nedeniyle çöken atıkların altında kalanların sayısı arttı.</p>

<p><img alt="Çöp Dağları (2)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/cop-daglari-2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Gine hükümeti olayın ardından bölgede yaşayan diğer ailelerin daha güvenli alanlara taşınacağını açıkladı. Arama kurtarma faaliyetlerinin tamamlanmasının ardından depolama alanı çevresindeki yerleşimlere ilişkin yeni güvenlik önlemlerinin uygulanması planlanıyor.</p>

<h3>YAĞIŞLI MEVSİMDE HEYELAN VE SEL RİSKİ ARTIYOR</h3>

<p>Batı Afrika’nın birçok bölgesinde yağışlı mevsim boyunca şiddetli yağışlara bağlı sel ve heyelanlar meydana geliyor. Konakri’deki depolama alanının kapatılması kararında da yağışlı dönemde ortaya çıkan heyelan riskinin etkili olduğu belirtildi.</p>

<p>Dar es Salam çöp depolama alanında meydana gelen son facia, yoğun yerleşim alanlarının büyük atık sahalarına yakınlığına ilişkin güvenlik sorunlarını da yeniden gündeme taşıdı. Kurtarma ekiplerinin bölgedeki çalışmaları sürerken hükümet, enkaz altında kalmış olabilecek kişilere ulaşmaya yönelik operasyonların devam ettiğini bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Afrika</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/cop-dagi-patladi-evleri-yuttu-onlarca-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/cop-daglari-1.jpg" type="image/jpeg" length="22246"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran, Hürmüz'den ücret kararını Meclis'te yasalaştırdı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/iran-hurmuzden-ucret-kararini-mecliste-yasalastirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/iran-hurmuzden-ucret-kararini-mecliste-yasalastirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, Hürmüz Boğazı’ndan geçmesine izin verilen ülkelerin gemilerinden denizcilik, çevre, özel durumlarda yakıt ikmali, sigorta ve güvenlik gibi hizmetler karşılığında ücret alınmasını öngören maddeyi kabul etti. Ödemelerin İran riyali veya Tahran yönetiminin belirleyeceği başka bir para birimiyle tahsil edilmesi planlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki deniz trafiğine ilişkin hazırladığı yeni yasal düzenlemede bir aşama daha tamamlandı. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, “Hürmüz Boğazı’nın Güvenliğinin ve Kalkınmasının Sağlanmasına Yönelik Stratejik Eylem Planı” adıyla görüşülen tasarının daha önce ertelenen 3. maddesini 23 Ağustos 2026’daki toplantısında kabul etti. Madde, boğazdan geçişine izin verilen ülkelerin gemilerine İran tarafından sunulan çeşitli hizmetlerin ücretlendirilmesini öngörüyor.</p>

<p>Düzenleme henüz yasalaşmış değil. Komisyon aşamasındaki kabulün ardından tasarının Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesi, daha sonra Anayasayı Koruyucular Konseyi tarafından incelenmesi gerekiyor. Gerekli aşamaların tamamlanmasının ardından düzenleme yürürlüğe girebilecek.</p>

<h3>HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAN GEÇEN GEMİLER İÇİN ÜCRETLENDİRME MADDESİ KABUL EDİLDİ</h3>

<p>İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Sözcüsü Hasan Kaşkavi, komisyonun 23 Ağustos’taki toplantısında stratejik eylem planının görüşülmesine devam edildiğini açıkladı. Önceki toplantıda görüşülmesi ertelenen tasarının 3. maddesi toplantıda kabul edildi.</p>

<p>Kaşkavi’nin verdiği bilgilere göre kabul edilen madde kapsamında İran’ın Hürmüz Boğazı’nda sağladığı denizcilik, çevre, özel şartlarda yakıt ikmali, sigorta ve güvenlik hizmetlerinin yanı sıra diğer hizmetler için de ücret tahsil edilmesi öngörülüyor. Düzenleme doğrudan yalnızca geçiş hakkı için belirlenen bir tarife yerine, İran tarafından sağlandığı belirtilen hizmetlerin ücretlendirilmesine dayanıyor.</p>

<h3>ÜCRETLER İRAN RİYALİ VEYA TAHRAN’IN BELİRLEYECEĞİ PARA BİRİMİYLE ALINACAK</h3>

<p>Komisyon Sözcüsü Kaşkavi, ücretlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişine izin verilen ülkelere ait gemilerden tahsil edileceğini belirtti. Ödemelerin İran riyaliyle veya İran yönetiminin uygun göreceği başka bir para birimiyle yapılmasının planlandığını açıkladı.</p>

<p>Tasarıda ücretlerin miktarına ilişkin kamuoyuna açıklanmış kesin bir tarife ise bulunmuyor. Hangi gemi türünün hangi hizmet karşılığında ne kadar ödeme yapacağına ilişkin ayrıntılar mevcut açıklamalarda paylaşılmadı. Kabul edilen madde, ücret tahsil edilmesinin yasal çerçevesini oluşturmayı amaçlıyor.</p>

<h3>DENİZCİLİKTEN SİGORTAYA KADAR FARKLI HİZMETLER KAPSAMDA</h3>

<p>Komisyon tarafından kabul edilen 3. maddede ücretlendirilecek hizmetler arasında denizcilikle ilgili hizmetler, çevresel hizmetler, özel durumlarda yakıt ikmali, sigorta ve güvenlik hizmetleri bulunuyor. Tasarı ayrıca Hürmüz Boğazı’nda sağlanan diğer hizmetlerin de ücret kapsamına alınabilmesine imkan tanıyor.</p>

<p>Kaşkavi’nin açıklamasında ücret sisteminin yalnızca gemilerin boğazdan fiziksel olarak geçişi üzerinden değil, İran’ın söz konusu gemilere sunduğu hizmetler üzerinden oluşturulduğu belirtildi. Tasarının nihai halinde hizmetlerin kapsamı ve uygulanacak ücretlerin ayrıntılarının nasıl belirleneceği yasama sürecinin ilerleyen aşamalarında netleşebilecek.</p>

<h3>TASARIDA KIYI ÜLKELERİNİN EGEMENLİK HAKLARI VURGULANDI</h3>

<p>Hasan Kaşkavi, hazırlanan düzenlemede Hürmüz Boğazı’na kıyısı bulunan ülkelerin haklarının da dikkate alındığını söyledi. Tasarının uluslararası hukuk ve mevcut kurallar doğrultusunda deniz ulaşımı özgürlüğünü tanıdığını belirten Kaşkavi, aynı zamanda kıyı ülkelerinin güvenliği ve egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğinin vurgulandığını ifade etti.</p>

<p>İranlı yetkili, tasarının kıyı devletlerinin haklarının ihlal edilmesinin önlenmesine ilişkin hükümler de içerdiğini söyledi. Kaşkavi, Hürmüz Boğazı ile Basra Körfezi’nin coğrafi ve güvenlik koşulları nedeniyle kendine özgü kurallara sahip olduğunu savundu.</p>

<h3>KAŞKAVİ UMMAN’IN 1982 DENİZ HUKUKU SÖZLEŞMESİ TUTUMUNU ÖRNEK GÖSTERDİ</h3>

<p>Kaşkavi açıklamasında Umman’ın 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne ilişkin yaklaşımını da gündeme getirdi. Umman’ın sözleşmeyi kabul ettikten sonra yayımladığı siyasi bildiride, sözleşme hükümlerinin ülkenin ulusal egemenliğini ve ulusal güvenliğini ihlal etmemesi gerektiğini vurguladığını söyledi.</p>

<p>İran tarafı söz konusu örneği, Hürmüz Boğazı’ndaki kıyı devletlerinin güvenlik ve egemenlik haklarının uluslararası deniz ulaşımı serbestisiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği yönündeki yaklaşımına dayanak olarak gösteriyor.</p>

<h3>TASARI DAHA ÖNCE KOMİSYONDA GENEL HATLARIYLA KABUL EDİLMİŞTİ</h3>

<p>İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu, Hürmüz Boğazı’na ilişkin tasarının genel çerçevesini ağustos ayının başında kabul etmişti. Tasarıda İran’ın “düşman” olarak tanımladığı ülkelere ait askeri ve ticari gemilerin Basra Körfezi’ne girişleri konusunda daha sıkı kurallar getirilmesi de gündeme gelmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Komisyon Başkanı İbrahim Azizi daha önce yaptığı açıklamada düzenlemenin İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki yetki ve kontrolünü güçlendirmeyi amaçladığını belirtmişti. Tasarının diğer maddelerinin de komisyon toplantılarında kademeli olarak görüşüleceği açıklanmıştı.</p>

<h3>“DÜŞMAN” ÜLKELERİN GEMİLERİ İÇİN İZİN ŞARTI DA TASARIDA YER ALIYOR</h3>

<p>Tasarıya ilişkin daha önce açıklanan maddelerde, İran tarafından “düşman” kabul edilen ülkelere ait askeri ve ticari gemilerin İran’ın izni olmadan Basra Körfezi’ne girişinin sınırlandırılması öngörülüyor. İranlı yetkililer söz konusu düzenlemeyi Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini ve ülkenin egemenlik haklarını koruma amacıyla hazırladıklarını açıklamıştı.</p>

<p>Komisyon tarafından 23 Ağustos’ta kabul edilen 3. madde ise geçişine izin verilen ülkelere ait gemilere sağlanan hizmetlerin ücretlendirilmesine ilişkin hükümleri içeriyor. Böylece tasarıda gemilerin geçiş izinleri ile boğazda sunulan hizmetlerin mali karşılığı farklı maddeler kapsamında ele alınıyor.</p>

<h3>HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA DENİZ TRAFİĞİ SON DÖNEMDE SINIRLANDI</h3>

<p>Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, son aylarda küresel enerji piyasalarının yakından takip ettiği başlıklardan biri haline geldi. İran’ın boğazdaki geçişleri sınırlandırması nedeniyle deniz trafiğinde önemli ölçüde düşüş yaşanırken, enerji ihracatı gerçekleştiren ülkeler alternatif güzergâhlara yönelmeye başladı.</p>

<p>İran, 22 Ağustos’ta Irak’ın diplomatik girişimlerinin ardından bazı Irak petrol tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçmesine özel izin verdi. Reuters’ın aktardığına göre Irak yönetimi aynı dönemde Türkiye’deki Ceyhan Limanı, Suriye’deki Baniyas Limanı ve Ürdün’deki Akabe Limanı üzerinden alternatif ihracat seçenekleri üzerinde de çalışmalar yürütüyor.</p>

<h3>KALİBAF HÜRMÜZ BOĞAZININ AÇILMASI İÇİN ŞARTLARI SIRALAMIŞTI</h3>

<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 18 Ağustos’ta yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açılması için ABD’nin belirli şartları yerine getirmesi gerektiğini söylemişti. Kalibaf, ablukanın kaldırılması, bloke edilen İran varlıklarının serbest bırakılması, petrol yaptırımlarının sona erdirilmesi ve askeri tehditlerin durdurulması gibi şartları sıralamıştı.</p>

<p>Kalibaf, söz konusu koşullar yerine getirilmeden Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını belirtmişti. İran Meclisi’nde görüşülen yeni tasarı da boğazın gelecekteki yönetim ve geçiş rejimine ilişkin uzun vadeli bir yasal çerçeve oluşturmayı amaçlıyor.</p>

<h3>KOMİSYON KARARI HENÜZ YASA ANLAMINA GELMİYOR</h3>

<p>İran’daki yasama prosedürüne göre komisyon tarafından bir maddenin kabul edilmesi düzenlemenin doğrudan yürürlüğe girdiği anlamına gelmiyor. Komisyon görüşmelerinin tamamlanmasının ardından hazırlanan raporun İran Meclisi Genel Kurulu’na sunulması ve tasarının maddeleriyle bütünü üzerinde milletvekillerinin oylama yapması gerekiyor.</p>

<p>Genel Kurul tarafından kabul edilen metin daha sonra Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne gönderiliyor. Konsey düzenlemeyi İran Anayasası ve İslami ölçütler açısından inceliyor. Herhangi bir itiraz bulunması halinde tasarı yeniden Meclis’e gönderiliyor.</p>

<h3>ANLAŞMAZLIK OLURSA DÜZENİN MASLAHATINI TEŞHİS KONSEYİ DEVREYE GİREBİLİYOR</h3>

<p>Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin bir tasarıya itiraz etmesi ve İran Meclisi ile Konsey arasındaki görüş ayrılığının giderilememesi halinde Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi devreye girebiliyor. Söz konusu kurum iki taraf arasındaki anlaşmazlığın çözümünde görev üstleniyor.</p>

<p>Meclis ve konsey süreçlerinin tamamlanarak düzenlemenin onaylanması halinde metin son aşamada Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanıyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilere yönelik ücretlendirme hükmünün uygulanabilmesi de söz konusu yasama aşamalarının tamamlanmasına bağlı bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/iran-hurmuzden-ucret-kararini-mecliste-yasalastirdi</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/07/hurmuz-bogazi-2.jpg" type="image/jpeg" length="23841"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran: Yaptırımlara katılan ülkelere düşman sayılacak]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/iran-yaptirimlara-katilan-ulkelere-dusman-sayilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/iran-yaptirimlara-katilan-ulkelere-dusman-sayilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, ABD Başkanı Donald Trump’ın Tahran’a karşı duyurduğu yeni ekonomik baskı kampanyasına destek verecek ülkelere uyarıda bulundu. Rızai, yaptırımlara katılan ülkelerin İran tarafından “düşman” olarak kabul edileceğini belirtirken, komşu ülkelerin Washington ile işbirliği yapması halinde bölgedeki çıkarlarının hedef alınacağını söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ile İran arasındaki gerilim, Washington yönetiminin Tahran’a yönelik ekonomik baskıyı artırma kararı ve İran’dan gelen karşı açıklamalarla devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ı ekonomik ve finansal açıdan daha fazla tecrit etmeyi amaçlayan kapsamlı bir operasyon duyurmasının ardından İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, bölge ülkelerine yaptırım sürecine katılmamaları yönünde çağrı yaptı.</p>

<p>Rızai, İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ABD’nin uygulamaya hazırlandığı ekonomik tedbirlerde Washington ile hareket edecek ülkelerin Tahran tarafından karşı tarafta değerlendirileceğini söyledi. İranlı yetkili, “Bize yönelik ekonomik yaptırımlara katılan her ülke düşman olarak kabul edilecektir” ifadelerini kullandı. Rızai’nin açıklaması, Washington’ın İran ile ticari ve finansal ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkeleri de ekonomik sonuçlarla karşı karşıya bırakacağı yönündeki açıklamalarının ardından geldi.</p>

<h3>RIZAİ’DEN BÖLGE ÜLKELERİNE UYARI</h3>

<p>Muhsin Rızai, İran’ın mevcut çatışmayı genişletmek istemediğini belirtirken, ülkeyi çevreleyen devletlerin ABD’nin ekonomik baskı kampanyasına katılması halinde Tahran’ın karşılık vereceğini söyledi. Rızai, “Savaşı genişletmek istemiyoruz ancak İran’ı çevreleyen ülkeler Amerikalılarla birlikte ekonomik savaşa katılırsa onların çıkarlarına darbe indireceğiz” ifadelerini kullandı.</p>

<p>İranlı yetkilinin açıklamasında özellikle komşu ülkelerin Washington’ın yaptırım politikalarına vereceği destek öne çıktı. Rızai, İran’ın çevresindeki ülkelerden ABD tarafından yürütülen ekonomik kampanyaya katılmamalarını isterken, aksi yönde hareket eden ülkelerin İran açısından düşman konumuna geleceğini belirtti.</p>

<h3>HÜRMÜZ BOĞAZI VE PETROL SEVKİYATI MESAJI</h3>

<p>Rızai, komşu ülkelerin ABD ile ekonomik yaptırımlar konusunda işbirliği yapması halinde petrol sevkiyatının da hedef alınabileceği mesajını verdi. İranlı yetkili, böyle bir durumda “Basra Körfezi’nden veya Hürmüz Boğazı’ndan tek bir damla petrol bile çıkmayacağı” yönünde uyarıda bulundu.</p>

<p>İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri, gerektiğinde Basra Körfezi’nden petrol ihracatında kullanılan Hürmüz dışındaki güzergâhlara karşı da harekete geçilebileceğini söyledi. Rızai’nin açıklamaları, küresel enerji ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki gerilimin sürdüğü dönemde geldi. AP, Rızai’nin ABD’nin ekonomik önlemlerine destek verecek komşu ülkelere karşılık verilebileceğini ve alternatif petrol sevkiyat güzergâhlarının da hedef alınabileceğini söylediğini aktardı.</p>

<h3>“TRUMP HAREKETE GEÇERSE DEPREM GİBİ KARŞILIK VERİRİZ”</h3>

<p>Rızai, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik yeni adımlar atması ihtimaline ilişkin de açıklamada bulundu. İranlı yetkili, “Trump harekete geçmek isterse, deprem gibi bir güçle aynı şekilde karşılık veririz” ifadelerini kullanarak Tahran’ın karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi.</p>

<p>İran’ın savaşı genişletmek istemediğini tekrar vurgulayan Rızai, buna karşın ABD’nin ekonomik baskı kampanyasının İran’ın çevresindeki ülkeler tarafından desteklenmesi durumunda karşı adımlar atılacağını belirtti. İranlı yetkilinin açıklamalarında ekonomik yaptırımlar ile bölgedeki enerji altyapısı ve petrol sevkiyat güzergâhları arasında doğrudan bağlantı kuruldu.</p>

<h3>İRAN HÜRMÜZ BOĞAZI’NIN KAPALI OLDUĞUNU SAVUNUYOR</h3>

<p>Rızai, ABD tarafından yapılan açıklamaların aksine Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ileri sürdü. Boğazın Washington yönetiminin politikalarını değiştirmesine kadar yeniden açılmayacağını belirten Rızai, İran’ın Basra Körfezi’ndeki kıyı şeridinin yüzde 50’sinden fazlasına sahip olduğunu söyleyerek Hürmüz Boğazı’nın yönetiminde Tahran’ın belirleyici olması gerektiğini savundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hürmüz Boğazı’ndaki fiili durum konusunda taraflardan farklı açıklamalar geliyor. Reuters’ın 22 Ağustos tarihli haberinde, gemi takip verilerine göre boğazdaki ticari geçişlerin oldukça sınırlı kaldığı ve 20 Ağustos Perşembe günü yalnızca dört emtia gemisinin geçiş yaptığı belirtildi. Aynı verilerde büyük ham petrol veya sıvılaştırılmış doğal gaz tankerlerinin geçiş yapmadığı aktarıldı.</p>

<h3>RIZAİ: SAVAŞIN SONA ERMESİNİ İSTİYORUZ</h3>

<p>İranlı yetkili, sert açıklamalarına karşın Tahran’ın savaşın büyümesini istemediğini de ifade etti. Rızai, İran’ın savaşın sona ermesinden yana olduğunu ve savaşın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasına yönelik girişimlere karşı çıktığını söyledi.</p>

<p>Rızai’nin açıklamaları, İran yönetimi içinde çatışmanın sona erdirilmesine yönelik mesajların da gündeme geldiği bir dönemde yapıldı. İran yönetimi bir yandan Washington’ın ekonomik baskısına karşı karşılık verileceğini açıklarken, diğer yandan diplomatik yolların tamamen kapatılmaması gerektiğine ilişkin mesajlar da veriyor.</p>

<h3>TRUMP EKONOMİK OPERASYONU 19 AĞUSTOS’TA DUYURDU</h3>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, 19 Ağustos 2026’da yaptığı açıklamada İran’a karşı kapsamlı yeni bir ekonomik baskı kampanyası başlatacağını duyurdu. Trump, söz konusu uygulamayı “şimdiye kadar herhangi bir ülkeye karşı gerçekleştirilen en ezici ekonomik operasyon” olarak nitelendirdi ve ekonomik savaş ile tecridin daha önce görülmemiş bir ölçekte uygulanacağını söyledi.</p>

<p>Trump, Washington’ın İran’ın ekonomik destek kanallarını kesmeyi hedeflediğini belirterek müttefiklerinden de ABD’nin yanında yer almalarını istedi. ABD Başkanı’nın açıklamasında finans kuruluşları, şirketler, havalimanları ve devlet kurumlarının İran’a ekonomik destek sağlamasının hedef alınacağı belirtildi.</p>

<h3>TRUMP ÜÇÜNCÜ ÜLKELERİ DE EKONOMİK SONUÇLARLA UYARDI</h3>

<p>Trump’ın duyurduğu plan yalnızca İran’ı değil, Tahran ile ekonomik ilişkilerini sürdüren üçüncü ülkeleri de kapsıyor. ABD Başkanı, finans kuruluşlarının, işletmelerin, havalimanlarının veya devlet kurumlarının İran’a herhangi bir şekilde ekonomik destek sağlamasına izin veren ülkelerin ciddi ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacağını açıkladı.</p>

<p>Trump ayrıca petrol kaçakçılığı, takas hatları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi kayıtları ve paravan şirketler üzerinden İran’a kaynak aktarılmasının durdurulması gerektiğini belirtti. Washington yönetimi yeni politikayla İran’ın uluslararası finans ve ticaret kanallarına erişimini daha da sınırlamayı amaçlıyor.</p>

<h3>İRAN DIŞİŞLERİ YAPTIRIMLARA HUKUK İTİRAZI YAPTI</h3>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi de ABD’nin yeni ekonomik yaptırım kararlarına tepki gösterdi. Bekayi, Washington’ın üçüncü ülkeleri de kapsayan ikincil yaptırımlarının uluslararası hukukta dayanağının bulunmadığını ve diğer devletlerin egemenliğini ihlal ettiğini savundu.</p>

<p>Bekayi, ABD’nin bir başka ülkenin yargı yetkisine tabi bankaları, şirketleri veya havalimanlarını üçüncü bir ülkeyle yürüttükleri yasal ticareti bırakmaya zorlayamayacağını söyledi. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, yaptırımların Birleşmiş Milletler Şartı’nda yer alan devletlerin egemen eşitliği ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürdü.</p>

<h3>BEKAYİ: EGEMENLİK HAKKI AŞINIR</h3>

<p>Bekayi, ikincil yaptırımların yalnızca İran ile ABD arasındaki ekonomik anlaşmazlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. İranlı sözcü, Washington’ın diğer devletlerin şirketlerine, bankalarına ve kurumlarına İran ile ticaret konusunda talimat vermesinin ülkelerin egemenlik haklarına müdahale anlamına geldiğini savundu.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, söz konusu yaklaşımın devam etmesi halinde Birleşmiş Milletler merkezli devletler arası sistemin temelini oluşturan egemenlik ilkesinin aşınacağını ve klasik sömürgecilik anlayışına dönüş için zemin oluşacağını ileri sürdü. Bekayi’nin açıklaması, ABD’nin yaptırımlara uymayan üçüncü ülkelere de ekonomik yaptırım uygulanabileceğini duyurmasının ardından yapıldı.</p>

<h3>ABD’NİN YENİ YAPTIRIMLARINDA TİCARET ORTAKLARI GÜNDEMDE</h3>

<p>Washington’ın İran’a yönelik yeni ekonomik baskı politikasının Tahran’ın büyük ticaret ortaklarını da doğrudan ilgilendirdiği belirtiliyor. Reuters’ın verilerine göre Çin, 2025 yılında günlük yaklaşık 1,38 milyon varil İran petrolü ithal ederek ülkenin en büyük petrol müşterisi konumunda yer aldı. Türkiye’nin İran ile yıllık ikili ticareti ise yaklaşık 5-6 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.</p>

<p>İran’ın diğer ticaret ortakları arasında Irak, Umman, Pakistan, Hindistan, Ermenistan ve Azerbaycan da bulunuyor. Trump yönetiminin üçüncü ülkelere yönelik ekonomik sonuç tehdidinin nasıl uygulanacağına ilişkin ayrıntıların tamamı henüz açıklanmazken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in yeni yaptırım paketine ilişkin ayrıntıları 24 Ağustos Pazartesi günü açıklaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/iran-yaptirimlara-katilan-ulkelere-dusman-sayilacak</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/rizai-44.jpg" type="image/jpeg" length="74300"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye, İsrail ile temasları kesti: “Güvenmiyoruz”]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-israil-ile-temaslari-kesti-guvenmiyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-israil-ile-temaslari-kesti-guvenmiyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail’in 18 Ağustos’ta Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafedeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne düzenlediği hava saldırılarının ardından İsrail ile temasların kesildiğini açıkladı. Şeybani, Şam yönetiminin önceliğinin İsrail saldırılarının durdurulması olduğunu belirtirken, “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz” dedi. İsrail’in saldırıya gerekçe gösterdiği Türk askeri varlığı iddiası ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye yönetimi, İsrail’in 18 Ağustos 2026 Salı günü ülkenin kuzeybatısındaki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırılarının ardından İsrail ile temaslarını durdurdu. Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki hava üssünde pist ile depolama alanlarının hedef alındığı, Suriyeli askeri kaynaklara göre bölgeye sekiz hava saldırısı düzenlendiği bildirildi. Yerel ve askeri kaynaklar saldırıların ardından can kaybı bildirmezken tesiste maddi hasar meydana geldiği aktarıldı.</p>

<h3>SURİYE İSRAİL İLE TEMASLARIN KESİLDİĞİNİ AÇIKLADI</h3>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Reuters’a yaptığı açıklamada, Ebu Zuhur Hava Üssü’nün hedef alınmasının ardından İsrail ile yürütülen temasların kesildiğini söyledi. Şeybani, Şam yönetiminin önceliğinin İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının durdurulması olduğunu belirterek, iki taraf arasında yeniden temas kurulabilmesi için güven artırıcı adımlara ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Suriye Dışişleri Bakanı’nın açıklaması, 18 Ağustos’taki saldırının ardından iki taraf arasındaki temasların geleceğine ilişkin Şam yönetiminden gelen en açık mesajlardan biri oldu.</p>

<h3>ŞEYBANİ: ŞU ANDA İSRAİL’E GÜVENMİYORUZ</h3>

<p>Şeybani, Suriye’nin güvenliğinin İsrail tarafından sürekli tehdit edildiğini belirterek taraflar arasındaki temasların sonuç üretmesi gerektiğini söyledi. Suriyeli Bakan, “Özellikle Suriye’nin güvenliğini sürekli tehdit eden bir tarafla temas kurulması gerektiğine inanıyoruz. Ancak bu temas sonuç getirmiyorsa buna ihtiyacımız yok” ifadelerini kullandı. Şeybani, mevcut duruma ilişkin ayrıca “Şu anda İsrail’e güvenmiyoruz” açıklamasını yaptı.</p>

<p>Suriye Dışişleri Bakanı, saldırılardan önce de İsrail ile temasların yürütüldüğünü belirtirken Şam yönetiminin önceliğinin saldırıların durdurulması olduğunu vurguladı. Ebu Zuhur Hava Üssü’nün hedef alınmasından önce Suriye ve İsrail tarafları arasında ABD’nin de dahil olduğu temasların bulunduğu, Şeybani’nin İsrailli yetkililerle görüşmeler gerçekleştirdiği daha önce kamuoyuna yansımıştı.</p>

<h3>İSRAİL EBU ZUHUR HAVA ÜSSÜNÜ SEKİZ KEZ VURDU</h3>

<p>İsrail ordusuna ait savaş uçakları 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef aldı. Suriyeli askeri kaynaklar, saldırılarda üs bölgesinin sekiz kez vurulduğunu, pistin yanı sıra hangar ve depolama alanlarındaki yapıların hedef alındığını bildirdi. Saldırının ardından can kaybı veya yaralanmaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken tesiste maddi hasar oluştuğu aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail tarafı saldırıyı, Türkiye’nin Ebu Zuhur bölgesinde askeri varlık oluşturabileceği iddiasıyla gerekçelendirdi. İsrail tarafından gündeme getirilen Türk askeri varlığı iddiasına hem Ankara’dan hem de ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’tan açıklama geldi.</p>

<h3>TOM BARRACK TÜRK ASKERİ VARLIĞI İDDİASINI REDDETTİ</h3>

<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in saldırıya gerekçe gösterdiği Türk askeri varlığı iddiasına ilişkin açıklamasında söz konusu durumun sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini belirtti. Barrack, “Durumun böyle olmadığını biliyoruz” ifadesini kullanarak İsrail tarafından gündeme getirilen iddiayı reddetti.</p>

<p>Barrack, Ebu Zuhur Hava Üssü saldırısının ardından yaptığı değerlendirmelerde Türkiye ile İsrail arasında Suriye sahasında doğrudan çatışma riskinin önlenmesi için çatışmasızlık mekanizmalarının önemine de dikkat çekti. ABD’li diplomat, Türkiye’nin saldırı konusunda önceden bilgilendirilmediğini de açıkladı.</p>

<h3>MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI: ÜSTE TÜRK ASKERİ HEYETİ YOKTU</h3>

<p>Milli Savunma Bakanlığı da İsrail’in Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından Türk askeri varlığına ilişkin iddialara yanıt verdi. Bakanlık, “İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği saldırı öncesinde veya saldırı esnasında üste herhangi bir Türk askeri heyeti bulunmadığını ifade ediyoruz” açıklamasını yaptı.</p>

<p>MSB açıklamasında saldırının Suriye’nin istikrarı, güvenliği, birlik ve bütünlüğü ile altyapısına zarar verdiği belirtilirken Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlal edilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edildi. Bakanlık ayrıca Suriye’nin “tek ordu” ilkesi çerçevesinde kendi altyapısını ve askeri kapasitesini oluşturmasına Türkiye’nin destek vermeyi sürdüreceğini bildirdi.</p>

<h3>SALDIRIYA BÖLGE ÜLKELERİNDEN ORTAK KINAMA</h3>

<p>İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından çok sayıda ülkenin dışişleri bakanı ortak açıklama yayımladı. Türkiye, Cezayir, Endonezya, Filistin, Katar, Lübnan, Malezya, Moritanya, Pakistan, Somali ve Suudi Arabistan saldırıları şiddetle kınadı. Dışişleri Bakanlığı tarafından aktarılan ortak açıklamada saldırıların Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin ihlali olduğu belirtildi.</p>

<p>Anadolu Ajansı ve bazı diğer kaynakların aktardığı ortak açıklama metninde Ürdün de imzacı ülkeler arasında yer aldı. Söz konusu aktarımda Türkiye ile birlikte toplam 12 ülkenin dışişleri bakanının Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırıları kınadığı kaydedildi.</p>

<h3>EBU ZUHUR HAVA ÜSSÜNDE NELER YAŞANDI?</h3>

<p>Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü, Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib ilinin doğusunda ve Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunuyor. İsrail savaş uçakları 18 Ağustos’ta üs bölgesini hedef alırken Suriyeli kaynaklar pist, depolar ve hangarda atıl durumda bulunan bir yapının saldırılarda vurulduğunu bildirdi. Sekiz hava saldırısının gerçekleştirildiği açıklanırken ilk bilgilerde can kaybı veya yaralanma bildirilmedi.</p>

<p>Saldırıdan sonraki süreçte İsrail, Ebu Zuhur’da Türkiye bağlantılı askeri faaliyet yürütüldüğünü öne sürdü. Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ise Ebu Zuhur’da bir Türk askeri üssü kurulmasına yönelik plan bulunmadığını açıklarken Milli Savunma Bakanlığı da saldırı öncesinde veya saldırı sırasında bölgede herhangi bir Türk askeri heyetinin bulunmadığını bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriye-israil-ile-temaslari-kesti-guvenmiyoruz</guid>
      <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/11/seybani-4.jpg" type="image/jpeg" length="20337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Somali'nin kamuoyunda yanlış anlaşılan Kıbrıs açıklaması]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/somalinin-kamuoyunda-yanlis-anlasilan-kibris-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/somalinin-kamuoyunda-yanlis-anlasilan-kibris-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Somali Federal Cumhuriyeti'nin Kıbrıs meselesine ilişkin 21 Ağustos 2026 tarihli açıklaması, ülkenin dış politikasında yeni bir karar veya pozisyon değişikliğini değil, mevcut tutumunun devam ettiğini ortaya koydu. Mogadişu yönetimi, Kıbrıs konusunda Birleşmiş Milletler Şartı ve ilgili BM Güvenlik Konseyi kararları doğrultusunda hareket etmeyi sürdürdüğünü, KKTC'yi tanımaya yönelik herhangi bir karar alınmadığını açıkladı. Somali daha önce de KKTC'yi tanıyan ülkeler arasında yer almıyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Somali Federal Cumhuriyeti Dışişleri ve Uluslararası İşbirliği Bakanlığı, Kıbrıs meselesine ilişkin kamuoyunda gündeme gelen değerlendirmelerin ardından 21 Ağustos 2026'da yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Somali'nin Kıbrıs konusundaki mevcut dış politikasının değişmediği özellikle vurgulanırken, Birleşmiş Milletler Şartı ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarının ülkenin tutumunun temelini oluşturmaya devam ettiği belirtildi. Metinde, Somali'nin Kıbrıs veya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti konusunda daha önce sahip olduğu pozisyondan farklı yeni bir politika benimsediğine ilişkin herhangi bir ifade yer almadı.</p>

<h3>SOMALİ "TUTUMUMUZ DEĞİŞMEDİ" DEDİ</h3>

<p>Somali Dışişleri Bakanlığının açıklamasında öne çıkan temel nokta, ülkenin Kıbrıs meselesindeki tutumunun değişmediğinin açık şekilde ifade edilmesi oldu. Mogadişu yönetimi, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğüne saygısını uluslararası hukuk ile BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları doğrultusunda yeniden teyit etti. Açıklamada özellikle 541 (1983) ve 550 (1984) sayılı BM Güvenlik Konseyi kararlarına atıfta bulunuldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Somali'nin açıklaması, ülkenin KKTC'yi tanıdığı bir dönemden tanımama yönünde yeni bir karar aldığı anlamına gelmiyor. Somali, açıklamadan önce de KKTC'yi diplomatik olarak tanımıyordu ve metinde mevcut statünün değiştirilmesine yönelik yeni bir hükümet kararından söz edilmiyor. Bakanlık doğrudan, Federal Hükümetin yerleşik tutumunu değiştirmek için herhangi bir karar almadığını kayda geçirdi.</p>

<h3>AÇIKLAMANIN ARKA PLANINDA PARLAMENTO BAŞKANININ PAYLAŞIMI VAR</h3>

<p>Açıklamanın kamuoyuna duyurulmasının arka planında Somali Federal Parlamentosu'nun yeni Başkanı Abdulkadir Mohamed Nur'un sosyal medya üzerinden yaptığı kişisel bir paylaşım bulunuyor. Nur, KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı Ziya Öztürkler'in göreve seçilmesi dolayısıyla kendisine ilettiği tebrik mesajına teşekkür etmiş ve paylaşımında Öztürkler'in unvanıyla birlikte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ifadesini kullanmıştı. Daha sonra silinen paylaşım, Somali'nin Kıbrıs politikasında değişiklik olup olmadığı yönünde tartışmalara yol açtı.</p>

<p>Somali Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu paylaşımı devlet politikası ile birbirinden ayırdı. Bakanlık, açıklamada söz konusu kişisel iletişimin Somali Federal Cumhuriyeti'nin dış politikasındaki herhangi bir değişikliği yansıtmadığını ve o şekilde yorumlanmaması gerektiğini bildirdi. Açıklamada ayrıca söz konusu paylaşımın Kıbrıs'ın kuzeyindeki ayrı bir yapının tanınması anlamına gelmediği belirtildi.</p>

<h3>KKTC'Yİ TANIYAN TEK ÜLKE TÜRKİYE</h3>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 15 Kasım 1983'te bağımsızlığını ilan etti. KKTC'yi devlet olarak tanıyan tek ülke Türkiye olurken, Somali de bugüne kadar KKTC'yi tanıyan bir ülke olmadı. Dolayısıyla Mogadişu yönetiminin 21 Ağustos tarihli açıklaması, daha önce verilmiş bir tanıma kararının geri alınması anlamına gelmiyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 541 sayılı kararı 1983'te, 550 sayılı kararı ise 1984'te kabul edildi. Somali Dışişleri Bakanlığı da son açıklamasında doğrudan söz konusu iki karara atıfta bulunarak ülkenin mevcut diplomatik çizgisinin devam ettiğini bildirdi.</p>

<h3>SOMALİ BM HİMAYESİNDE ÇÖZÜM VURGUSU YAPTI</h3>

<p>Somali yönetimi açıklamasında Kıbrıs meselesinin geleceğine ilişkin tutumunu da yeniden ortaya koydu. Mogadişu, sorunun uluslararası hukuk ve BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları çerçevesinde, Birleşmiş Milletler himayesinde barışçıl, müzakere edilmiş ve kalıcı bir çözüme kavuşturulmasını desteklediğini bildirdi.</p>

<p>Açıklamada Somali'nin Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilkelerine ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine bağlılığını sürdüreceği ifade edildi. Böylece 21 Ağustos tarihli metinde yeni bir Kıbrıs politikası ilan edilmedi; Somali hükümeti daha önce izlediği çizginin değişmediğini ve kişisel bir sosyal medya paylaşımının devletin dış politika kararı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kamuoyuna açıkladı.</p>

<h3>SOMALİ'NİN AÇIKLAMASININ TAM METNİ</h3>

<p><strong>SOMALİ FEDERAL CUMHURİYETİ</strong></p>

<p><strong>DIŞİŞLERİ VE ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ BAKANLIĞI</strong></p>

<p><strong>BASIN AÇIKLAMASI</strong></p>

<p>MOGADİŞU, SOMALİ</p>

<p>21 AĞUSTOS 2026</p>

<p><strong>SOMALİ FEDERAL CUMHURİYETİ'NİN KIBRIS KONUSUNDAKİ TUTUMUNA İLİŞKİN AÇIKLAMA METNİ</strong></p>

<p>Somali Federal Cumhuriyeti, kamuoyunda son dönemde yer alan değerlendirmelere istinaden, Kıbrıs meselesine ilişkin tutumunun değişmediğini; Birleşmiş Milletler Şartı ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları doğrultusunda hareket etmeyi sürdürdüğünü açıklığa kavuşturmak ister.</p>

<p>Somali; uluslararası hukuk ve 541 (1983) ile 550 (1984) sayılı kararlar da dâhil olmak üzere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları uyarınca, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik tam saygısını yineler.</p>

<p>Bahse konu şahsi iletişim paylaşımı, Somali Federal Cumhuriyeti'nin dış politikasında herhangi bir değişikliği yansıtmamakta olup bu şekilde de yorumlanmamalıdır. Bu durum, Kıbrıs'ın kuzeyindeki herhangi bir ayrı yapının tanınması anlamına gelmemekte olup, Federal Hükümet tarafından mevcut tutumun değiştirilmesine yönelik herhangi bir karar alınmamıştır.</p>

<p>Somali Federal Cumhuriyeti; Kıbrıs meselesinin uluslararası hukuk ve Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararları çerçevesinde, Birleşmiş Milletler himayesinde barışçıl, müzakere edilmiş ve kalıcı bir çözüme kavuşturulmasına yönelik kararlı desteğini teyit eder. Somali, Birleşmiş Milletler Şartı ilkelerine ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözümüne bağlılığını sürdürmektedir</p>

<p><img alt="Somali" class="detail-photo img-fluid" height="838" src="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/somali.jpg" width="652" /></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/somalinin-kamuoyunda-yanlis-anlasilan-kibris-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/somali-hukumeti-44.jpg" type="image/jpeg" length="88445"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trump'ın göçmen vizesi yasağı yargıdan döndü]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/trumpin-gocmen-vizesi-yasagi-yargidan-dondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/trumpin-gocmen-vizesi-yasagi-yargidan-dondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD'de federal mahkeme, Donald Trump yönetiminin 75 ülkenin vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini durduran uygulamasını iptal etti. Manhattan Federal Bölge Yargıcı Jeannette Vargas, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yasal yetkisini aştığına ve politikanın federal göçmenlik yasasına aykırı olduğuna hükmetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD'de federal mahkeme, Başkan Donald Trump yönetiminin 75 ülkenin vatandaşlarını kapsayan göçmen vizesi politikasına ilişkin kararını verdi. Manhattan'daki ABD Güney New York Bölge Mahkemesi Yargıcı Jeannette Vargas, Dışişleri Bakanlığının ocak ayında duyurduğu ve göçmen vizesi işlemlerini askıya alan uygulamayı iptal etti. Mahkeme, politikanın federal göçmenlik hukukuyla bağdaşmadığı ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'ya tanınan yasal yetkinin sınırlarını aştığı sonucuna vardı.</p>

<h3>YARGIÇ VARGAS: POLİTİKA AÇIKÇA HUKUKA AYKIRI</h3>

<p>Federal Yargıç Jeannette Vargas, 21 Ağustos 2026 tarihli kararında Dışişleri Bakanlığının uygulamasını hukuka aykırı bularak yürürlükten kaldırdı. Vargas, federal göçmenlik mevzuatının konsolosluk yetkililerinin göçmen vizesi başvurularını değerlendirme sürecinde sahip olduğu yetkileri düzenlediğine dikkat çekti. Mahkeme kararında, Dışişleri Bakanının söz konusu işlemlere yönelik yetkisinin yasayla belirlenen sınırların ötesine taşındığı belirtildi.</p>

<p>Vargas, başvuru sahibinin yalnızca uyruğu esas alınarak göçmen vizesi verilmesinin kategorik biçimde engellenmesinin mevcut yasal sistemle bağdaşmadığını kaydetti. Kararda, vatandaşlık temelinde tüm başvuruculara aynı sonucu uygulayan politikanın, Kongre tarafından oluşturulan bireysel vize değerlendirme sistemini devre dışı bıraktığı ifade edildi.</p>

<h3>RUBIO'NUN YASAL YETKİSİNİ AŞTIĞINA HÜKMEDİLDİ</h3>

<p>Mahkemenin üzerinde durduğu başlıklardan biri Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun konsolosluk işlemleri üzerindeki yetkisinin sınırları oldu. Vargas, federal göçmenlik yasasının göçmen vizesi başvurularında konsolosluk görevlilerine belirli değerlendirme yetkileri verdiğini ve Dışişleri Bakanının tüm başvuruları uyruğa göre topluca reddedecek bir düzenleme getiremeyeceğini belirtti.</p>

<p>Kararda, 75 ülkeden gelen kişilerin göçmen vizesi almasını yalnızca vatandaşlıkları nedeniyle engelleyen politikanın yasal çerçeveyi doğrudan ihlal ettiği sonucuna varıldı. Vargas'ın hükmüyle Dışişleri Bakanlığının söz konusu direktifi geçersiz hale getirildi.</p>

<h3>VİZE ASKI KARARI 21 OCAK'TA YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİ</h3>

<p>Dışişleri Bakanlığının politika değişikliği 14 Ocak 2026'da kurum içindeki diplomatik ve konsolosluk yetkililerine bildirilmiş, uygulama 21 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girmişti. Düzenleme kapsamında listelenen 75 ülkenin vatandaşlarının göçmen vizesi başvurularının, başka bir ret nedeni bulunmasa dahi belirlenen göçmenlik hükmü kapsamında reddedilmesi öngörülüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uygulama; Brezilya, Kolombiya ve Uruguay dahil Latin Amerika ülkelerini, Bosna ve Arnavutluk gibi Balkan ülkelerini, Pakistan ve Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerini ve Afrika, Orta Doğu ile Karayipler'deki çok sayıda ülkeyi kapsıyordu. Listede Afganistan, İran, Irak, Nijerya, Somali, Mısır ve Rusya gibi ülkeler de yer alıyordu.</p>

<h3>GEREKÇE OLARAK “KAMU KAYNAKLARINA BAĞIMLILIK” GÖSTERİLDİ</h3>

<p>Dışişleri Bakanlığı, askıya alma kararını söz konusu ülkelerden gelen göçmenlerin ABD'deki kamu kaynaklarına bağımlı hale gelme ihtimalinin yüksek olduğu gerekçesiyle savunmuştu. Bakanlık, vize başvurucularının ilerleyen dönemde yerel, eyalet veya federal düzeyde sağlanan kamu yardımlarından yararlanabilecekleri yönündeki değerlendirmeyi politikanın temel gerekçelerinden biri olarak göstermişti.</p>

<p>Federal göçmenlik sisteminde bir kişinin ileride kamu yardımına bağımlı hale gelip gelmeyeceği değerlendirilirken başvurucunun mali durumu, yaşı, sağlık durumu, mesleki becerileri ve aile koşulları gibi bireysel unsurlar dikkate alınabiliyor. Mahkemenin iptal ettiği uygulama ise söz konusu bireysel değerlendirmelerden bağımsız olarak 75 ülkenin vatandaşlarına yönelik genel bir işlem öngörüyordu.</p>

<h3>DAVAYI GÖÇMEN HAKLARI ÖRGÜTLERİ VE VİZE BAŞVURUCULARI AÇTI</h3>

<p>Dava, göçmen hakları alanında faaliyet gösteren Catholic Legal Immigration Network ve African Communities Together'ın yanı sıra uygulamadan etkilenen vize başvurucuları ile yurt dışındaki aile üyelerine sponsor olan ABD vatandaşları tarafından açıldı. Davacılar, vatandaşlığa dayalı toplu vize engelinin federal yasalarla güvence altına alınan başvuru ve değerlendirme sürecini ortadan kaldırdığını ileri sürdü.</p>

<p>Dava kapsamında başvurucular, 75 ülkeye yönelik genel uygulamanın kaldırılmasını ve göçmen vizesi dosyalarının mevcut federal yasalar doğrultusunda bireysel olarak değerlendirilmesini talep etti. Mahkemenin kararıyla Dışişleri Bakanlığının söz konusu politikası geçersiz kılındı.</p>

<h3>DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN HENÜZ AÇIKLAMA GELMEDİ</h3>

<p>ABD Dışişleri Bakanlığı, mahkemenin 21 Ağustos 2026'da verdiği kararın ardından henüz resmi bir açıklama yapmadı. Karar, Trump yönetiminin göçmenlik politikaları konusunda federal mahkemelerde görülen davalar arasına eklenirken, yönetimin karara karşı atacağı hukuki adımlara ilişkin de açıklama yapılmadı.</p>

<h3>TRUMP YÖNETİMİNİN GÖÇ POLİTİKALARI TARTIŞILIYOR</h3>

<p>Başkan Donald Trump yönetimi, iç güvenlik ve göçmenlik sistemindeki denetimleri artırma gerekçesiyle göç alanında daha sıkı politikalar uyguluyor. Göçmen hakları örgütleri ve sivil toplum kuruluşları ise çeşitli uygulamaların adil yargılanma ve ifade özgürlüğü gibi haklar açısından sorun oluşturduğunu, özellikle etnik azınlıklar üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunuyor. Mahkemenin 75 ülkeyi kapsayan göçmen vizesi politikası hakkında verdiği karar, yönetimin göç alanındaki düzenlemelerine ilişkin devam eden hukuki süreçlerden biri oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Amerika</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/trumpin-gocmen-vizesi-yasagi-yargidan-dondu</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/07/trump-donald-1.jpg" type="image/jpeg" length="92376"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Putin’den barış görüşmeleri için şart: Sahadaki gerçekler temelinde hazırız]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/putinden-baris-gorusmeleri-icin-sart-sahadaki-gercekler-temelinde-haziriz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/putinden-baris-gorusmeleri-icin-sart-sahadaki-gercekler-temelinde-haziriz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda barış görüşmelerine açık olduklarını ancak müzakerelerin “sahadaki gerçekler temelinde” yürütülmesi gerektiğini söyledi. Moskova’ya iletilen bazı teklifleri “egzotik” ve kabul edilemez olarak nitelendiren Putin, Ukrayna ve Batılı destekçilerinin füze ve İHA saldırılarıyla Rusya’ya 40 gün içinde stratejik yenilgi yaşatma planının sonuç vermediğini savundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rossiya-24 devlet kanalına yaptığı açıklamada Rusya-Ukrayna Savaşı, olası barış görüşmeleri, karşılıklı saldırılar ve savaşın ekonomik etkileri hakkında konuştu. Putin, Moskova’nın barış müzakerelerine kapalı olmadığını ancak görüşmelerin mevcut askeri ve siyasi koşullar dikkate alınarak yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Rus lider, kendilerine iletilen bazı barış önerilerinin ise kabul edilebilir olmadığını söyledi.</p>

<p>Putin’in açıklamalarının merkezinde “sahadaki gerçekler” vurgusu yer aldı. Moskova’nın savaşın mevcut koşullarını dikkate almayan teklifleri kabul etmeyeceğinin mesajını veren Putin, Rusya’nın müzakere kapısını açık tuttuğunu belirtti.</p>

<h3>PUTİN: BARIŞ GÖRÜŞMELERİNE HER ZAMAN HAZIRIZ</h3>

<p>Rusya’ya iletilen barış önerilerine değinen Putin, bazı tekliflerin kendi ifadeleriyle “egzotik” nitelik taşıdığını ve Moskova açısından kabul edilemez olduğunu söyledi. Rusya’nın barış görüşmelerine her zaman hazır olduğunu belirten Putin, temel şartlarının müzakerelerin sahada oluşan gerçeklere dayanması olduğunu ifade etti.</p>

<p>Putin’in açıklaması, Moskova’nın olası bir müzakere sürecinde savaş alanındaki mevcut durumu temel parametrelerden biri olarak gördüğünü ortaya koydu. Rus lider, kendilerine sunulan tekliflerin tamamının müzakere edilebilir nitelikte olmadığını da sözlerine ekledi.</p>

<h3>UKRAYNA’NIN “40 GÜNLÜK” PLANINDAN SÖZ ETTİ</h3>

<p>Putin, Ukrayna’nın füze ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştireceği saldırılar üzerinden Rusya’ya kısa sürede stratejik yenilgi yaşatmayı amaçladığını ileri sürdü. Rus lider, söz konusu planın Kiev yönetimi ile Batılı destekçileri tarafından hazırlandığını savundu.</p>

<p>Putin’e göre hedef, Rusya’daki sivil tesislerin ve lojistik altyapının füze ve İHA saldırılarıyla vurulması ve yaklaşık 40 günlük süre içerisinde Moskova’nın stratejik açıdan geri adım atmasının sağlanmasıydı. Rus lider, söz konusu yaklaşımı Kiev yönetimi ve Batılı ülkelerin yeni bir girişimi olarak tanımladı.</p>

<h3>RUSYA SALDIRILARINI ARTIRDI</h3>

<p>Putin, Ukrayna’nın saldırılarına karşılık Rus ordusunun da operasyonlarını yoğunlaştırdığını söyledi. Başkent Kiev dahil olmak üzere Ukrayna’daki askeri sanayi kuruluşlarının hedef alındığını belirten Rus lider, Moskova’nın kendi sivil sanayi tesisleri ve lojistik altyapısına yönelik saldırılara karşılık vermeye başladığını ifade etti.</p>

<p>Rusya’nın askeri sanayi kapasitesiyle bağlantılı hedeflere yönelik operasyonlarının artırıldığını aktaran Putin, Ukrayna tarafının saldırılar sonucunda beklediği sonucu elde edemediğini savundu. Kiev yönetimi ve destekçilerinin herhangi bir üstünlük sağlayamadığını ileri süren Putin, gelecekte de böyle bir üstünlük elde edemeyeceklerini iddia etti.</p>

<h3>“KİEV YÖNETİMİ HİÇBİR ÜSTÜNLÜK ELDE EDEMEDİ”</h3>

<p>Putin, Ukrayna’nın füze ve İHA saldırılarından beklenen stratejik sonucun ortaya çıkmadığını söyledi. Rus lider, saldırıların Moskova’yı geri adım atmaya zorlamak yerine Rusya’nın Ukrayna’daki hedeflere yönelik operasyonlarını artırmasına neden olduğunu belirtti.</p>

<p>Kiev yönetiminin planlanan saldırılardan askeri veya stratejik bir üstünlük elde edemediğini savunan Putin, aynı tablonun devam edeceğini öne sürdü. Açıklamalarında Rusya’nın askeri faaliyetlerini Ukrayna’nın eylemlerine verilen karşılık olarak tanımladı.</p>

<h3>ARABULUCULAR ÜZERİNDEN GİRİŞİMLER OLDUĞUNU SÖYLEDİ</h3>

<p>Putin, Kiev yönetiminin ortaya çıkan durumdan çıkış yolu bulmak amacıyla arabulucular üzerinden temaslarda bulunduğunu da ileri sürdü. Rus lider, söz konusu sürecin Ukrayna’nın kendi eylemlerinin sonucu olduğunu savundu.</p>

<p>Moskova’nın barış görüşmelerine açık olduğu mesajını yineleyen Putin, arabuluculuk girişimlerinin ancak Rusya’nın sahadaki koşullara ilişkin yaklaşımının dikkate alınması halinde sonuç verebileceği yönünde açıklamalarda bulundu.</p>

<h3>“PANDORA’NIN KUTUSUNU KENDİLERİ AÇTI”</h3>

<p>Rusya Devlet Başkanı, savaşın ekonomik boyutuna ilişkin değerlendirmelerinde Ukrayna yönetimini Rus ekonomisine zarar vermeye çalışmakla suçladı. Putin, Kiev yönetiminin kendi adımlarıyla karşılıklı ekonomik hedeflemelerin önünü açtığını savunarak “Pandora’nın kutusunu kendileri açtı” ifadesini kullandı.</p>

<p>Putin, Rusya’nın vereceği karşılığın Ukrayna ekonomisinin hassas sektörlerini de kapsayacağını söyledi. Tarımsal üretimin de söz konusu alanlardan biri olduğunu belirten Rus lider, savaşın yalnızca askeri altyapı üzerinden yürütülmediğini ve ekonomik alanlara da yayıldığını ifade etti.</p>

<h3>TARIMSAL ÜRETİMİ DE İŞARET ETTİ</h3>

<p>Putin, Ukrayna ekonomisinin ayakta durmakta zorlanan hassas sektörlerinin Rusya’nın karşılıklarından etkilenebileceğini söyledi. Tarım sektörünü açık biçimde örnek gösteren Rus lider, Kiev yönetiminin Rusya’nın ekonomik ve lojistik altyapısını hedef almasının karşılıksız kalmayacağını belirtti.</p>

<p>Ukrayna’nın ihracat altyapısındaki hasarın özellikle tahıl sevkiyatlarını etkileyebileceği yönündeki değerlendirmelere de değinen Putin, küresel piyasalarda ciddi bir arz sorunu beklemediğini söyledi.</p>

<h3>RUSYA’NIN İHRACAT POTANSİYELİ İÇİN 60 MİLYON TON RAKAMI</h3>

<p>Putin, Ukrayna’nın ihracat altyapısında meydana gelen zararların dünya tahıl piyasasında kıtlık oluşturup oluşturmayacağına ilişkin soruya da yanıt verdi. Rusya’nın yüksek miktarda ihracat kapasitesine sahip olduğunu belirten Putin, kendisine iletilen verilere göre ülkenin ihracat potansiyelinin en az 60 milyon ton olduğunu söyledi.</p>

<p>Rus ürünlerinin uluslararası pazarlara ulaştırılmasında bazı sorunlar yaşandığını kabul eden Putin, söz konusu problemlerin çözüleceğini ifade etti. Rus lider, mevcut ihracat kapasitesini gerekçe göstererek dünya pazarında tahıl kıtlığı yaşanmayacağını savundu.</p>

<h3>BARIŞ MESAJINDA “SAHADAKİ GERÇEKLER” VURGUSU</h3>

<p>Putin’in açıklamalarında barış müzakerelerine yönelik temel koşul olarak savaş alanındaki mevcut durum öne çıktı. Rus lider, Moskova’nın görüşmelere açık olduğunu ancak kendilerine sunulan her öneriyi kabul etmeyeceklerini belirtti. Anadolu Ajansı da Putin’in 22 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında Rusya’nın “sahadaki gerçekler temelinde” barış görüşmelerine hazır olduğunu söylediğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Putin aynı açıklamalar kapsamında Ukrayna ve Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik askeri ve ekonomik baskı girişimlerinin başarı sağlamadığını savunurken, Rusya’nın askeri operasyonlar ve ekonomik karşılıklarla yanıt vermeyi sürdüreceği mesajını verdi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/putinden-baris-gorusmeleri-icin-sart-sahadaki-gercekler-temelinde-haziriz</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/02/vladimir-putin.webp" type="image/jpeg" length="45153"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tom Barrack: Netanyahu Türkiye üzerinden kendi seçmen kitlesine oynuyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/tom-barrack-netanyahu-turkiye-uzerinden-kendi-secmen-kitlesine-oynuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/tom-barrack-netanyahu-turkiye-uzerinden-kendi-secmen-kitlesine-oynuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, İsrail ile Türkiye arasında artan gerilime ilişkin açıklamalarda bulundu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim sürecinde kendi seçmen kitlesinin beklentilerini dikkate aldığını söyleyen Barrack, Türkiye, İsrail ve Suriye ile DEAŞ’a karşı koordinasyonun sürdüğünü belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, YouTube üzerinden gerçekleştirilen canlı yayında Suriye’deki gelişmeler, İsrail’in bölgedeki askeri faaliyetleri, Türkiye-İsrail ilişkileri ve DEAŞ tehdidine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne yönelik saldırısı sonrasında yükselen bölgesel gerilim hakkında konuşan Barrack, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sınırlardan gelebilecek güvenlik risklerine izin verilmeyeceği yönündeki yaklaşımını hatırlattı.</p>

<p>Barrack, Suriye’de yaşanan rejim değişikliğinin ardından yeni yönetimin İsrail açısından saldırgan bir güvenlik tehdidi oluşturmadığını söyledi. Lübnan’daki durumun ise farklı olduğunu belirten Barrack, güney bölgesi ve İsrail ile çatışma halinde bulunan İran destekli Hizbullah nedeniyle devam eden bir sorun bulunduğunu ifade etti. Suriye’de yeni hükümet döneminde benzer bir tablonun yaşanmadığını vurguladı.</p>

<h3>NETANYAHU’NUN SEÇİM SÜRECİNE DİKKAT ÇEKTİ</h3>

<p>Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin 2000’li yılların başında olumlu bir seyir izlediğini hatırlatan Barrack, benzer bir dönemin yeniden yaşanabileceğine ilişkin inancını ve umudunu dile getirdi. Son dönemde Türkiye ile İsrail arasında yükselen siyasi gerilime de değinen Barrack, ülke liderlerinin kullandığı söylemlerin iç politikadaki seçim süreçleriyle bağlantılı olabileceğini söyledi.</p>

<p>Barrack, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ekim ayında yapılacak seçimlere doğru ilerlediğini belirterek, “Seçmen kitlesinin ne istediğini biliyor” ifadelerini kullandı. Üst düzey liderlerin açıklamalarında duyulan sert söylemlerin siyasi kampanya dönemlerinde kullanılan mesajlarla ilişkili olabileceğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>TÜRKİYE, İSRAİL VE SURİYE İLE DEAŞ’A KARŞI KOORDİNASYON</h3>

<p>İsrail, Türkiye ve Suriye arasında yaşanan gerilimlere rağmen ülkelerin ortak çıkarlara sahip olduğunu belirten Barrack, Suriye’deki tablonun birden fazla güvenlik sorununu aynı anda içerdiğine dikkat çekti. Durumu “Rubik küpü içinde bir Rubik küpü” sözleriyle tanımlayan Barrack, Suriye’nin Kürtler, SDG ve DEAŞ gibi başlıklarla aynı anda uğraştığını söyledi.</p>

<p>ABD’nin Türkiye, İsrail ve Suriye ile DEAŞ’a karşı düzenli koordinasyon yürüttüğünü açıklayan Barrack, “Her akşam Türkiye, İsrail ve Suriye ile DEAŞ teröristlerini avlamak için koordinasyon halindeyiz” dedi. Bölgede devam eden güç boşluğunun DEAŞ tarafından yeniden yapılanmak amacıyla kullanılmaya çalışıldığını belirten Barrack, örgütün kendisini yeniden inşa etmek için ciddi bir çaba içerisinde olduğunu kaydetti.</p>

<h3>EBU ZUHUR SALDIRISI İÇİN ÜÇ İHTİMAL SIRALADI</h3>

<p>İsrail’in Suriye’deki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne gerçekleştirdiği saldırının bölgedeki tarafları şaşırttığının hatırlatılması üzerine Barrack’a, devam eden koordinasyona rağmen saldırının neden gerçekleştiği soruldu. Barrack, saldırının kesin nedenini bilmediğini söyledi ancak kendilerine iletilen bazı senaryolar bulunduğunu aktardı.</p>

<p>Barrack’a göre ilk ihtimal, İsrail istihbaratının bölgede Türk askeri veya Türk askeri unsurlarının bulunduğuna ilişkin bilgi edinmiş olmasıydı. ABD tarafının yaptığı incelemeler sonucunda sahada böyle bir durum bulunmadığını bildiklerini söyleyen Barrack, söz konusu iddianın İsrail tarafından daha önce de gündeme getirildiğini aktardı.</p>

<h3>İSRAİL’İN TÜRK HAREKETLİLİĞİ İDDİASI ABD’YE İLETİLDİ</h3>

<p>Barrack, İsrail tarafından yaklaşık altı gün önce ABD’ye bir Türk hareketliliğine ilişkin istihbarat bulunduğunun bildirildiğini söyledi. İsrail tarafının, sahada kendilerini ciddi biçimde endişelendirebilecek bir Türk hareketliliği olabileceğine dair bilgi edindiğini aktaran Barrack, gelişmenin ardından ilgili ülkelerin kendi istihbarat kurumları üzerinden kontroller gerçekleştirdiğini belirtti.</p>

<p>ABD’nin ulaştığı sonucun bölgede iddia edildiği şekilde bir hareketlilik bulunmadığı yönünde olduğunu ifade eden Barrack, kendi istihbarat birimlerinden “Hayır, böyle bir şey yaşanmıyor” yanıtının geldiğini söyledi.</p>

<h3>İKİNCİ İHTİMAL ACİL BİR TEHDİT ALGILAMASI</h3>

<p>Barrack’ın sıraladığı ikinci senaryoya göre İsrail istihbaratı, saldırının gerçekleştiği sırada hareket halinde olan ve diğer tarafların fark etmediği bir tehdit tespit etmiş olabilir. İsrail’in kendi istihbarat kaynaklarından edindiği böyle bir bilginin acil askeri müdahale gerektiği düşüncesine yol açmış olabileceğini belirten Barrack, saldırının olası gerekçelerinden birinin söz konusu senaryo olduğunu aktardı.</p>

<p>Saldırının kesin nedenine ilişkin doğrulanmış bir bilgi paylaşmayan Barrack, farklı olasılıkların değerlendirildiğini ve eldeki senaryoların saldırının arka planını açıklamaya yönelik olduğunu ifade etti.</p>

<h3>EN GÜÇLÜ İHTİMAL OLARAK TÜRKİYE’NİN EĞİTİM PLANI GÖSTERİLDİ</h3>

<p>Barrack, üçüncü senaryoyu “muhtemelen en güçlü ihtimal” olarak nitelendirdi. İsrail’in, Türkiye’nin Ebu Zuhur’daki tesiste yürütülecek bir eğitim programını genişletmeye yönelik stratejik planları bulunduğuna dair istihbarat elde etmiş olabileceğini söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin Suriye’deki bazı askeri eğitim faaliyetlerinin yeni olmadığına işaret eden Barrack, Türk askeri unsurlarının Suriye sınır hattındaki varlığının uzun süredir devam ettiğini belirtti.</p>

<h3>TRUMP İLE ERDOĞAN ARASINDAKİ SURİYE KONUŞMASINI AKTARDI</h3>

<p>Barrack, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “Neden 8 Aralık’ta Suriye’yi almadınız?” diye sorduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise Türkiye’nin Suriye topraklarını istemediğini ifade ettiğini aktaran Barrack, Erdoğan’ın Suriye’nin bölgedeki zorlu coğrafya içerisinde egemen ve bağımsız bir ülke olarak varlığını sürdürmesini istediklerini söylediğini belirtti.</p>

<p>Barrack’ın aktardığına göre Erdoğan, Suriye’nin söz konusu coğrafyada bir “tuval ve koruyucu örtü” olarak bağımsız kalmasını istediklerini ifade etti. Suudi Arabistan’ın da benzer görüşte olduğunu söyleyen Barrack, İsrail’in de Suriye’nin egemen ve bağımsız kalmasından yana olduğunu belirtti. Türkiye’nin Suriye sınırı ve ilgili hatlardaki varlığının, Türk askeri eğitim unsurlarıyla birlikte uzun süredir devam ettiğini de sözlerine ekledi.</p>

<h3>T4 VE PALMİRA İSRAİL’İN GÜVENLİK ENDİŞELERİ ARASINDA</h3>

<p>Barrack, İsrail sınırına yaklaşık 85 kilometre mesafede bulunan T4 ve Palmira olarak adlandırılan iki bölgenin İsrail açısından özel bir güvenlik endişesi oluşturduğunu söyledi. İsrail’in Türkiye’ye söz konusu iki üsse yeniden yerleşilmemesi yönünde mesaj ilettiğini aktaran Barrack, İsrail tarafının Suriye hükümeti ve Türkiye ile Suriye hükümeti arasındaki uyum konusunda soru işaretleri taşıdığını belirtti.</p>

<p>İsrail’in Türkiye’ye, “Lütfen bu iki üsse de yeniden yerleşmeyin. Çok yakın. Suriye hükümetinden emin değiliz. Sizin Suriye hükümetiyle olan uyumunuzdan da emin değiliz. O yüzden lütfen buralara yeniden yerleşmeyin, aksi takdirde oraları vururuz” mesajını verdiğini aktaran Barrack, konunun taraflar arasında bir süre görüşüldüğünü söyledi.</p>

<h3>BARRACK: TÜRKLER İSRAİL’LE SAVAŞMAK İSTEMEDİKLERİNİ SÖYLEDİ</h3>

<p>Türkiye’nin söz konusu görüşmeler sırasında İsrail ile askeri çatışma istemediği yönünde mesaj verdiğini belirten Barrack, Türk tarafının bu yaklaşımı devamlı şekilde dile getirdiğini söyledi. Türkiye’nin T4 ve Palmira konusundaki yaklaşımını anlatırken “Türkler akıllıca davrandı” ifadesini kullanan Barrack, Ankara’nın İsrail’le savaşmak istemediğini açık şekilde ilettiğini aktardı.</p>

<p>Barrack’ın açıklamalarına göre Türkiye ile İsrail arasındaki temaslarda temel başlıklardan biri, Suriye’deki askeri hareketliliğin iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirebilecek bir noktaya ulaşmasının önlenmesi oldu.</p>

<h3>TÜRK ORDUSUNUN KAPASİTESİNE DİKKAT ÇEKTİ</h3>

<p>Bölgesel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşmesi ihtimaliyle ilgili soruları yanıtlayan Barrack, Türk ordusunu “güçlü, cesur ve çok iyi donanımlı” olarak tanımladı. Türk ordusunun ne yaptığını bilen bir askeri güç olduğunu söyleyen Barrack, bölgedeki kasıtsız bir askeri eylemin ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade etti.</p>

<p>Barrack, çatışma riskini değerlendirirken İkinci Dünya Savaşı örneğine atıfta bulundu. Kasıtsız bir eylemin herhangi bir anda daha büyük bir savaşın tetikleyicisi olabileceği görüşünü dile getiren Barrack, ABD dahil ilgili tarafların engellemeye çalıştığı temel risklerden birinin böyle bir senaryo olduğunu söyledi. “Büyük İsrail” gibi hedeflerin ise gerçekçi olmadığını düşündüğünü ifade etti.</p>

<h3>İSRAİL’İN TÜRKİYE’Yİ KIŞKIRTMIŞ OLABİLECEĞİ TEORİSİNİ PAYLAŞTI</h3>

<p>İsrail’in Türkiye sınırına yakın bir bölgeyi neden hedef aldığı yönündeki soruya kesin bir yanıt vermeyen Barrack, saldırıya ilişkin farklı teorilerin bulunduğunu yineledi. Söz konusu teorilerden birinin İsrail’in Türkiye’yi kışkırtmaya çalıştığı yönünde olduğunu açıkladı.</p>

<p>Barrack, geçmişte Türkiye’nin benzer koşullar altında bir Rus savaş uçağını düşürdüğünü hatırlatarak, sınır hattında gerekli bildirimler ve anlaşmalar olmadan savaş uçaklarının konuşlandırılmasının tehlikeli olduğunu söyledi. Böylesi bir ortamın ciddi ve endişe verici sonuçlar doğurabileceğini belirtti.</p>

<h3>BARRACK: TÜRK YÖNETİMİ İTİDALE ODAKLANIYOR</h3>

<p>Türkiye’nin istihbarat kurumları ve üst düzey yönetiminin gerilimi azaltmaya odaklandığını bildiğini söyleyen Barrack, dışişleri yönetimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve istihbarat başkanının yaklaşımının itidal yönünde olduğunu ifade etti.</p>

<p>Barrack, Türk tarafının İsrail’e saldırmak veya İsrail ile herhangi bir kinetik ya da düşmanca ilişkiye girmek istemediğini söyledi. Böyle bir çatışmanın bölge ve Türkiye açısından olumlu bir sonuç doğurmayacağını belirten Barrack, Türkiye’nin saldırgan bir yaklaşım içerisinde olmadığını ifade etti.</p>

<p>İsrail’in Türkiye’yi kışkırtmaya yönelik hareket etmiş olabileceği teorisini yeniden dile getiren Barrack, söz konusu yaklaşımın agresif olarak değerlendirilebileceğini ancak seçim öncesi siyasi hesaplar açısından kullanılabilecek bir konsept olarak görülmüş olabileceğini söyledi.</p>

<h3>TÜRKİYE’NİN BÖLGEDEKİ KONUMUNA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR</h3>

<p>Barrack, Türkiye’nin bölgesel konumuna ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerine ilişkin de açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin yeni ve güçlü bir döneme girdiğini savunan Barrack, ülkenin coğrafi konumunun bölgesel dengeler açısından önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Türkiye’nin çevresinde sekiz ülke ve dört deniz bulunduğunu söyleyen Barrack, ülkenin bir tarafında Orta Asya, diğer tarafında Hazar ve Akdeniz’in yer aldığını belirtti. Türkiye’yi Arap olmayan, Müslüman, işlevsel ve hoşgörülü bir ülke olarak nitelendiren Barrack, coğrafi konumu nedeniyle merkez niteliğinde olduğunu söyledi.</p>

<p>Türkiye’nin coğrafi mevcudiyetinin caydırıcı bir görünüm oluşturduğunu ifade eden Barrack, bölgede aklıselimin hakim olacağı yönündeki umudunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerilimi düşürmeye yönelik çabalarından söz eden Barrack, Erdoğan’ın tansiyonu azaltmaya çalıştığını belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/tom-barrack-netanyahu-turkiye-uzerinden-kendi-secmen-kitlesine-oynuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 19:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/07/tom-barrack-1.jpg" type="image/jpeg" length="81046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İran'dan, "ABD sadece güç dilinden anlar, göstereceğiz" mesajı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/irandan-abd-sadece-guc-dilinden-anlar-gosterecegiz-mesaji</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/irandan-abd-sadece-guc-dilinden-anlar-gosterecegiz-mesaji" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran yönetiminden ABD’ye yönelik yaptırım, ekonomi ve savaş başlıklarında peş peşe açıklamalar geldi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Washington’ı yaptırımları kaldırmaya, dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaya ve bölgeden çekilmeye “güç diliyle” zorlayacaklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, savaşın İran’ın gücü ve kazanımları korunarak sona erdirilmesi gerektiğini belirtirken, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf yaptırımları aşmak için yeni e]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD ile İran arasındaki gerilim ekonomik yaptırımlar, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler ve devam eden savaşın geleceğine ilişkin açıklamalarla sürüyor. Washington yönetiminin İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya yönelik yeni adımlar duyurmasının ardından Tahran’dan siyasi, ekonomik ve askeri başlıklarda art arda mesajlar geldi. İranlı yetkililer yaptırımların kaldırılması ve dondurulan varlıkların serbest bırakılması taleplerini yinelerken, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan savaşın sona erdirilmesine yönelik açıklamalarda bulundu.</p>

<h3>AZİZİ: ABD’Yİ “GÜÇ DİLİYLE” ZORLAYACAĞIZ</h3>

<p>İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları kaldırmaması, dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakmaması, deniz ablukasına son vermemesi ve bölgeden çekilmemesi halinde Tahran’ın baskısını sürdüreceğini söyledi. Azizi, Washington’ın diplomasi dilini anlamadığını savunarak İran’ın taleplerini “güç diliyle” kabul ettireceğini ifade etti.</p>

<p>Azizi, ABD’nin yalnızca yaptırımları kaldırmak ve dondurulmuş varlıkları serbest bırakmakla kalmayacağını öne sürdü. İranlı yetkili, Washington yönetiminin İran’dan özür dilemek ve bölgedeki varlığını sona erdirmek zorunda kalacağını savundu. Açıklamalar, ABD’nin Tahran üzerindeki ekonomik baskıyı artırmaya hazırlandığı bir dönemde yapıldı.</p>

<h3>ABD YENİ YAPTIRIM PAKETİNE HAZIRLANIYOR</h3>

<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, İran’a yönelik yeni yaptırımların 24 Ağustos Pazartesi günü ayrıntılı şekilde açıklanacağını bildirdi. Bessent, hazırlanmakta olan önlemleri İran’a karşı bugüne kadar uygulanan en sert yaptırımlar olarak nitelendirirken, Tahran’a ekonomik destek sağlayan ülke ve kuruluşların da yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceğini belirtti.</p>

<p>Washington yönetiminin yeni ekonomik baskı adımları petrol ticareti, finansal işlemler, para transferleri, döviz büroları, gemi kayıtları ve İran’ın yaptırımları aşmak için kullandığı öne sürülen ticari yapıları hedef alıyor. ABD Başkanı Donald Trump da İran’a ekonomik destek sağlayan tarafların sonuçlarla karşılaşacağını açıklamıştı.</p>

<h3>KALİBAF: YAPTIRIMLARI AŞMAK İÇİN PLAN GELİŞTİRMELİYİZ</h3>

<p>İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin yeni yaptırım planlarının ardından ülkesinin ekonomik alanda yeni adımlar atması gerektiğini söyledi. Bağdat’taki İran Büyükelçiliğinde İranlı ve Iraklı iş insanlarıyla bir araya gelen Kalibaf, Washington’ın yaptırımlarını “hukuksuz” olarak nitelendirerek bunların etkisini azaltmak amacıyla yeni planlar geliştirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Kalibaf, ekonomik kalkınma ile ulusal güvenlik arasında doğrudan bağlantı bulunduğunu ifade ederek ABD ve İsrail’i askeri mücadelenin ardından ekonomik ve bilişsel alanda İran üzerinde baskı kurmaya çalışmakla suçladı. İran ile Irak arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesini isteyen Kalibaf, iki ülkenin ticarette ulusal para birimlerini daha fazla kullanmasının ABD dolarına bağımlılığı azaltabileceğini söyledi.</p>

<h3>GENELKURMAY BAŞKANI ABD’YE ASKERİ KARŞILIK MESAJI VERDİ</h3>

<p>İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ali Abdollahi, ABD’nin yeni ekonomik yaptırım tehditlerinin ardından İran ordusunun hazırlık durumuna ilişkin açıklama yaptı. Abdollahi, İran Silahlı Kuvvetlerinin kara, deniz, hava, hava savunma ve siber alanlarda teyakkuz halinde olduğunu belirtti.</p>

<p>Abdollahi, İran’a yönelik yeni tehditler karşısında Silahlı Kuvvetlerin “ezici, cezalandırıcı ve yıkıcı” karşılık vermeye hazır olduğunu söyledi. İran Genelkurmay Başkanı’nın açıklaması, Washington’ın yeni ekonomik yaptırım paketine hazırlandığı ve ABD-İran geriliminin devam ettiği dönemde geldi.</p>

<h3>İRAN DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINDAN YAPTIRIMLARA TEPKİ</h3>

<p>İran Dışişleri Bakanlığı da ABD’nin yeni ekonomik ve ticari yaptırım kararlarına tepki gösterdi. Bakanlık tarafından 20 Ağustos’ta yapılan açıklamada ABD’nin yaptırımları “ekonomik terörizm” ve “insanlığa karşı suç” olarak nitelendirildi. Açıklamada yaptırımların İran vatandaşlarının temel haklarını hedef aldığı savunularak söz konusu politikaların Washington yönetiminin İran’a yönelik uzun süredir devam eden baskısının parçası olduğu ileri sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ABD’nin yeni ekonomik baskı planının geçmiş Washington yönetimlerinin politikaları gibi sonuçsuz kalacağını savundu. Arakçi, ABD yönetiminin daha önce uyguladığı politikaları yeniden devreye soktuğunu ifade ederek yeni yaptırımların da İran’ın tutumunu değiştirmeyeceğini belirtti.</p>

<h3>PEZEŞKİYAN: SAVAŞ BİR NOKTADA SONA ERMELİ</h3>

<p>İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran’da İslam Tabipler Birliği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ABD ile devam eden savaşa ilişkin mesajlar verdi. Savaşın devam ettirilmesinin başlı başına bir amaç olmadığını belirten Pezeşkiyan, İran’ın sahip olduğu gücü ve elde ettiği kazanımları koruyarak çatışmayı sona erdirmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Pezeşkiyan, “Savaş bir noktada sona ermeli. Bugün güç ve itibar sahibi olduğumuz, tüm dünyanın zaferimizi kabul ettiği bir dönemde savaşı bitirmemiz daha iyi” ifadelerini kullandı. İran Cumhurbaşkanı’nın açıklaması, diğer İranlı yetkililerin yaptırımlara ve ABD’den gelebilecek yeni tehditlere karşı sert mesajlar verdiği aynı dönemde yapıldı.</p>

<h3>TAHRAN’DAN EKONOMİK VE ASKERİ BAŞLIKLARDA PEŞ PEŞE MESAJLAR</h3>

<p>İran yönetiminden gelen açıklamalarda farklı başlıklar öne çıktı. Azizi yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve ABD’nin bölgeden çekilmesi çağrısında bulunurken, Kalibaf yaptırımların etkisini azaltacak ekonomik yöntemlerin geliştirilmesini istedi. Abdollahi ise olası yeni tehditlere karşı İran Silahlı Kuvvetlerinin farklı alanlarda karşılık vermeye hazır olduğunu açıkladı.</p>

<p>Pezeşkiyan’ın açıklamalarında ise savaşın sona erdirilmesi başlığı öne çıktı. İran Cumhurbaşkanı, ülkesinin güç ve itibar sahibi olduğunu savunarak savaşın mevcut kazanımlar korunarak sonlandırılması gerektiğini ifade etti. Tahran yönetiminden gelen açıklamalar, ABD’nin yeni yaptırım paketinin ayrıntılarını açıklamaya hazırlandığı süreçte İran’ın ekonomik, siyasi ve askeri alandaki tutumunu ortaya koydu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/irandan-abd-sadece-guc-dilinden-anlar-gosterecegiz-mesaji</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/iran-azzizi.jpg" type="image/jpeg" length="45378"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail'in Erdoğan'ı hedef alan açıklamasına Türkiye'den sert cevap]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/israilin-erdogani-hedef-alan-aciklamasina-turkiyeden-sert-cevap</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/israilin-erdogani-hedef-alan-aciklamasina-turkiyeden-sert-cevap" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İletişim Başkanlığı, İsrail Başbakanlık Ofisi'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına tepki gösterdi. Netanyahu yönetiminin Türkiye'yi İsrail kamuoyunda yeni bir tehdit unsuru olarak konumlandırmaya çalıştığını belirten Başkanlık, "Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir" açıklamasını yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye'nin, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Afek Moskovitch hakkında "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" suçlamaları kapsamında kırmızı bülten çıkarılması için girişimde bulunmasının ardından Ankara ile Tel Aviv arasındaki gerilim yeni açıklamalarla devam etti. Türkiye'nin girişimine İsrail Başbakanlık Ofisi'nden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan ifadelerle karşılık verilirken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı da İsrail yönetiminin açıklamalarına sert tepki gösterdi. Türkiye'nin talebinin, Gazze'ye insani yardım götürmeye çalışan aktivistlere yönelik İsrail müdahalesiyle bağlantılı yürütülen ceza soruşturması kapsamında yapıldığı bildirildi.</p>

<h3>İSRAİL BAŞBAKANLIK OFİSİ ERDOĞAN'I HEDEF ALDI</h3>

<p>İsrail Başbakanlık Ofisi, Türkiye'nin Netanyahu hakkında kırmızı bülten çıkarılması yönündeki girişiminin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ağır ifadelerin yer aldığı bir açıklama yayımladı. Açıklamada Erdoğan için "antisemitik bir diktatör" ifadesi kullanılırken, Türkiye'nin bölgeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştığı ileri sürüldü. İsrail yönetimi ayrıca Erdoğan'ı Kürtlere yönelik politikaları, Hamas ile ilişkileri, Kıbrıs ve Türkiye'deki gazeteci ve siyasetçilere yönelik uygulamalar üzerinden suçladı. Netanyahu'nun ofisi, Erdoğan'ın İsrail'in liderlerini ve askerlerini yıldırmaya yönelik girişiminin sonuç vermeyeceğini öne sürdü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail Başbakanlık Ofisi'nin açıklamasında, "Erdoğan şimdi İsrail'e yönelik saldırganlığını Suriye'ye taşımaya çalışıyor. İsrail buna müsamaha göstermeyecek" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca İsrail'in, Türkiye'nin bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik girişimleri ve kendi güvenliğine yönelik tehditler olarak nitelendirdiği gelişmeler karşısında "kararlı şekilde hareket etmeye devam edeceği" savunuldu.</p>

<h3>TÜRKİYE NETANYAHU HAKKINDA KIRMIZI BÜLTEN TALEBİNDE BULUNDU</h3>

<p>Ankara'nın son adımında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında "soykırım", "insanlığa karşı suç" ve bağlantılı suçlamalar kapsamında kırmızı bülten çıkarılması talep edildi. Reuters'ın aktardığına göre süreç, Gazze'ye insani yardım ulaştırmaya çalışan aktivistlere yönelik İsrail müdahalesiyle bağlantılı Türkiye'deki ceza soruşturması kapsamında yürütülüyor. Interpol kırmızı bülteni, bir kişinin iade veya benzeri hukuki süreçler beklenirken bulunması ve geçici olarak gözaltına alınması için üye ülkelerin kolluk kuvvetlerine yapılan uluslararası bir talep niteliği taşıyor. Nihai kırmızı bülten kararı ise üye devlet tarafından yapılan başvurunun Interpol tarafından incelenmesinin ardından veriliyor.</p>

<h3>İLETİŞİM BAŞKANLIĞINDAN İSRAİL'E TEPKİ</h3>

<p>İsrail Başbakanlık Ofisi'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan açıklamalarına Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı karşılık verdi. Başkanlık, kullanılan ifadeleri "tarihî gerçeklerden ve siyasi ciddiyetten yoksun hadsiz hezeyanlar" olarak nitelendirdi. Açıklamada, söz konusu ifadelerin savaş suçları ve insanlığa karşı suçların hesabını vermekten kaçan bir yönetimin içine düştüğü acizliğin göstergesi olduğu kaydedildi.</p>

<p>İletişim Başkanlığı, Netanyahu yönetiminin açıklamalarında İsrail'deki iç siyasi gündemin etkili olduğunu savundu. Açıklamada, "Netanyahu ve şürekasının seçimlerde kendisine avantaj sağlamayı da amaçlayan bu ucuz siyasetinin, ne kendi toplumunda ne bölgemizde ne uluslararası toplumda ne de bizde herhangi bir karşılığı yoktur" ifadeleri kullanıldı.</p>

<h3>"TÜRKİYE'Yİ YENİ TEHDİT FİGÜRÜ OLARAK İNŞA ETME ÇABASI"</h3>

<p>İletişim Başkanlığı açıklamasında, Netanyahu yönetiminin Türkiye'yi İsrail kamuoyunda yeni bir tehdit unsuru olarak konumlandırmaya çalıştığı belirtildi. İsrail'deki seçim kampanyasının "sorumsuz bir güvenlikçi popülizmin ve giderek sertleşen bir tehdit siyasetinin etkisi altına girdiği" ifade edilirken, Türkiye'ye yönelik söylemlerin bölgesel ve küresel barış açısından ciddi riskler taşıdığı kaydedildi.</p>

<p>İsrail'de ekim ayında yapılması planlanan seçimler öncesinde Türkiye ile ilgili söylemler son günlerde Suriye üzerinden de sertleşti. İsrail, Suriye'deki Ebu Zuhur Hava Üssü çevresinde Türkiye'nin askeri varlık kurmaya hazırlandığını öne sürerken Ankara söz konusu iddiaları reddetti. İsrail'in 18 Ağustos'ta hava üssüne yönelik saldırıları Türkiye tarafından kınanırken, Ankara İsrail yönetiminin açıklamalarının saldırıları meşrulaştırmaya yönelik olduğunu bildirdi.</p>

<h3>ANKARA DAHA ÖNCE DE İSRAİL'İN SURİYE AÇIKLAMALARINI REDDETTİ</h3>

<p>İletişim Başkanlığı 19 Ağustos'ta yaptığı açıklamada da İsrail Başbakanlık Ofisi'nin Suriye konusunda Türkiye'ye yönelik iddialarını reddetmişti. Ankara, İsrail'in açıklamalarının Suriye'nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü hedef alan hava saldırılarını meşrulaştırma amacı taşıdığını belirtmiş, Türkiye'nin Suriye hükümetiyle meşru zeminde iş birliğini sürdüreceğini açıklamıştı. Türkiye ayrıca Suriye'de barış, istikrar ve refahın tesis edilmesine yönelik çalışmaların sürdürüleceğini ve ülkenin istikrarsızlaştırılmasına izin verilmeyeceğini bildirmişti.</p>

<h3>"TÜRKİYE GERİ ADIM ATMAYACAK"</h3>

<p>İletişim Başkanlığı, İsrail yönetiminin açıklamalarının ardından Türkiye'nin bölgesel politikasına ilişkin tutumunun değişmeyeceğini vurguladı. Açıklama, "Türkiye, dün olduğu gibi bugün de zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya; bedeli ne olursa olsun bölgemizde barışı, adaleti ve istikrarı kararlılıkla savunmaya devam edecektir" ifadeleriyle tamamlandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/israilin-erdogani-hedef-alan-aciklamasina-turkiyeden-sert-cevap</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/01/iletisim.jpeg" type="image/jpeg" length="51722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye dahil 11 ülkeden İsrail’e ortak kınama: “Suriye’den çekilin” çağrısı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiye-dahil-11-ulkeden-israile-ortak-kinama-suriyeden-cekilin-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiye-dahil-11-ulkeden-israile-ortak-kinama-suriyeden-cekilin-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 11 ülkenin dışişleri bakanları, İsrail’in Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırılarını ortak açıklamayla kınadı. Açıklamada saldırıların Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin açık ihlali olduğu belirtilirken, uluslararası topluma somut adım atma, İsrail’e ise işgal ettiği Suriye topraklarından çekilme çağrısı yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türkiye, Cezayir, Endonezya, Filistin, Katar, Lübnan, Malezya, Moritanya, Pakistan, Somali ve Suudi Arabistan, İsrail’in Suriye’ye yönelik son hava saldırılarına karşı ortak tutum aldı. 11 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayımlanan açıklamada, Suriye’nin kuzeybatısında bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan İsrail saldırıları şiddetle kınandı. Saldırıların bölgedeki gerilimi daha da artırdığı belirtilirken, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi istendi.</p>

<h3>TÜRKİYE DAHİL 11 ÜLKE ORTAK AÇIKLAMA YAPTI</h3>

<p>Ortak açıklamaya Türkiye’nin yanı sıra Cezayir, Endonezya, Filistin, Katar, Lübnan, Malezya, Moritanya, Pakistan, Somali ve Suudi Arabistan katıldı. Dışişleri bakanları, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik hava saldırılarının kabul edilemez olduğunu bildirerek Suriye’nin egemenliğine yönelik ihlallerin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p>Açıklamada İsrail’in saldırılarının “son derece tehlikeli bir tırmanış” oluşturduğu vurgulandı. Saldırıların Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin açık ihlali niteliğinde olduğu belirtildi.</p>

<h3>“SON DERECE TEHLİKELİ BİR TIRMANIŞ”</h3>

<p>11 ülke tarafından yapılan ortak açıklamada, İsrail’in Suriye topraklarını ve altyapısını sürekli hedef almasından derin endişe duyulduğu ifade edildi. Saldırıların yalnızca askeri alanlarla sınırlı kalmadığı, Suriye’nin yeniden yapılanma süreci üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabileceği belirtildi.</p>

<p>Suriye’nin yıllardır devam eden çatışmaların ardından güvenliği yeniden tesis etmeye, ulusal kurumlarını inşa etmeye ve savaşın insani sonuçlarını gidermeye çalıştığı hatırlatıldı. İsrail’in devam eden saldırılarının söz konusu süreci sekteye uğratabileceği kaydedildi.</p>

<h3>ULUSLARARASI TOPLUMA “KARARLI TUTUM” ÇAĞRISI</h3>

<p>Türkiye ve diğer 10 ülke, uluslararası topluma İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları karşısında “kararlı, net ve ilkeli” bir tutum sergileme çağrısında bulundu. İsrail’in Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeyi sürdürmesinin bölgesel gerilimi artırabileceği ve barış ile istikrarı daha fazla zedeleyebileceği belirtildi.</p>

<p>Ortak açıklamada uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na saygının korunması gerektiği vurgulandı. İsrail’in saldırılarının karşılıksız kalmasının uluslararası hukuka yönelik güveni de zedeleyebileceği ifade edildi.</p>

<h3>İSRAİL’E “İŞGAL ETTİĞİNİZ BÖLGELERDEN ÇEKİLİN” ÇAĞRISI</h3>

<p>11 ülkenin açıklamasındaki en dikkat çekici başlıklardan biri İsrail güçlerinin Suriye’de işgal ettikleri bölgelerden çekilmesine yönelik çağrı oldu. Dışişleri bakanları, uluslararası toplumdan ihlallerin sona erdirilmesi amacıyla somut adımlar atılmasını istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İsrail güçlerinin işgal altında tuttuğu Suriye topraklarından çekilmesinin gerilimin daha fazla tırmanmasını önlemek, bölgesel barışı korumak ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü güvence altına almak açısından önem taşıdığı belirtildi.</p>

<h3>1974 KUVVETLERİN AYRIŞTIRILMASI ANLAŞMASI VURGUSU</h3>

<p>Ortak açıklamada İsrail ile Suriye arasındaki 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na da özel vurgu yapıldı. İsrail’den söz konusu anlaşmaya tam olarak uyması istenirken, uluslararası toplumun da anlaşmanın uygulanmasını sağlamak amacıyla sorumluluk üstlenmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p>1974 tarihli anlaşma, İsrail ile Suriye arasında Yom Kippur Savaşı’nın ardından oluşturulan ateşkes ve ayrıştırma düzeninin temelini oluşturuyor. Anlaşma kapsamında Golan Tepeleri çevresinde tarafların askeri güçlerinin ayrılması ve Birleşmiş Milletler gözetimindeki tampon bölgenin korunması öngörülüyor. İsrail’in son yıllarda Suriye’nin güneyindeki bazı bölgelerde askeri noktalar oluşturması, Şam yönetimi ve bölge ülkeleri tarafından söz konusu anlaşmanın ihlali olarak değerlendiriliyor.</p>

<h3>TÜRKİYE SALDIRIYI 18 AĞUSTOS’TA DA KINAMIŞTI</h3>

<p>Türkiye, İsrail’in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne yönelik saldırısını 18 Ağustos’ta yaptığı ayrı açıklamayla da kınamıştı. Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve kapasitesini hedef alan saldırılarını sürdürdüğünü belirterek uluslararası topluma daha kararlı davranma çağrısında bulunmuştu.</p>

<p>Bakanlığın açıklamasında İsrail’in Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal eden saldırılarının durdurulması gerektiği belirtilmiş, uluslararası hukuku ihlal eden eylemler karşısında hesap verebilirliğin sağlanması istenmişti.</p>

<h3>EBU ZUHUR ÜSSÜNE 8 HAVA SALDIRISI DÜZENLENDİ</h3>

<p>İsrail savaş uçaklarının 18 Ağustos sabahı Suriye’nin İdlib bölgesinde bulunan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne sekiz hava saldırısı düzenlediği bildirilmişti. Saldırılarda havaalanının pisti ile bazı altyapı unsurları hedef alındı.</p>

<p>Suriye yönetimi saldırıyı egemenliğinin ihlali ve bölgesel güvenliği tehdit eden bir tırmanış olarak nitelendirdi. Türkiye’nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan ve bölgedeki birçok ülke de saldırıya ayrı açıklamalarla tepki gösterdi.</p>

<h3>SURİYE: TÜRK ÜSSÜ KURULMASI PLANI YOKTU</h3>

<p>İsrail tarafında saldırının Türkiye’nin Suriye’de askeri varlığını artırdığı iddialarıyla ilişkilendirilmesinin ardından Şam yönetiminden açıklama geldi. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Ebu Zuhur’da kalıcı bir Türk askeri üssü kurulmasının planlanmadığını söyledi.</p>

<p>Şeybani, havaalanındaki çalışmaların Suriye ordusunun askeri kapasitesinin yeniden oluşturulmasına yönelik olduğunu, Türk askeri personelinin bölgede gerçekleştirdiği temasların ise eğitim ve tecrübe paylaşımı kapsamındaki mevcut askeri iş birliğinin parçası olduğunu belirtti. İsrail’in saldırı öncesinde söz konusu durum hakkında bilgilendirildiğini de ifade etti.</p>

<h3>BÖLGE ÜLKELERİNDEN İSRAİL’E PEŞ PEŞE TEPKİ</h3>

<p>Ebu Zuhur saldırısının ardından yalnızca ortak açıklamada yer alan ülkeler değil, Ürdün, Mısır ve Kuveyt gibi bölge ülkeleri de İsrail’e tepki gösterdi. Ürdün Dışişleri Bakanlığı saldırıyı Suriye’nin egemenliği ve uluslararası hukukun açık ihlali olarak nitelendirdi.</p>

<p>Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve Kuveyt de saldırıların bölgedeki gerilimi artırabileceğine dikkat çekti. Yapılan açıklamalarda uluslararası toplumdan İsrail’in Suriye’ye yönelik askeri eylemlerinin durdurulması için harekete geçmesi istendi.</p>

<h3>11 ÜLKEDEN SURİYE’NİN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK</h3>

<p>Türkiye dahil 11 ülkenin ortak açıklamasında Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğine tam destek verildiği bildirildi. Suriye’yi bölmeye veya egemenliğine zarar vermeye yönelik her türlü girişimin reddedildiği belirtildi.</p>

<p>Dışişleri bakanları, İsrail’in devam eden saldırılarının Suriye’de yeniden istikrar sağlanmasına yönelik çalışmaları tehlikeye attığını belirterek ihlallerin sona erdirilmesi, İsrail güçlerinin işgal ettikleri bölgelerden çekilmesi ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’na tam uyum sağlanması çağrısını yineledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiye-dahil-11-ulkeden-israile-ortak-kinama-suriyeden-cekilin-cagrisi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 18:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/netanyahu-turkiye.jpg" type="image/jpeg" length="39092"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’den Netanyahu için kırmızı bülten hamlesi: Adalet Bakanı Akın Gürlek duyurdu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi-adalet-bakani-akin-gurlek-duyurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi-adalet-bakani-akin-gurlek-duyurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin davada İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Afek Moskovitch hakkında kırmızı bülten yayımlanması için resmi sürecin başlatıldığını açıkladı. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde 35 sanık hakkında süren davada Netanyahu ve Moskovitch için 14 Temmuz 2026’da yakalama emri verilmişti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen silahlı müdahaleye ilişkin Türkiye’de yürütülen yargı sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile Afek Moskovitch’in de bulunduğu 35 sanığın yargılandığı dosyada iki isim için uluslararası düzeyde arama sürecinin başlatıldığını duyurdu. Gürlek, kırmızı bülten yayımlanması amacıyla gerekli işlemlerin Adalet Bakanlığı tarafından başlatıldığını bildirdi.</p>

<h3>NETANYAHU VE MOSKOVITCH İÇİN KIRMIZI BÜLTEN TALEBİ</h3>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2026/108 Esas sayılı dosyasında yürütülen kovuşturmaya ilişkin açıklama yaptı. Gürlek, Netanyahu ve Afek Moskovitch hakkında daha önce verilen yakalama emirlerinin ardından iki sanığın uluslararası seviyede aranması amacıyla kırmızı bülten sürecinin başlatıldığını belirtti.</p>

<p>Bakan Gürlek’in açıklamasına göre Adalet Bakanlığı, kırmızı bülten yayımlanması yönündeki talebi İçişleri Bakanlığına iletti. Sürece ilişkin evrakın ayrıca Dışişleri Bakanlığına gönderildiği bildirildi. Mevcut aşama, Interpol tarafından kırmızı bülten yayımlandığı anlamına gelmiyor; Türkiye tarafından kırmızı bülten çıkarılması amacıyla resmi talep sürecinin yürütüldüğünü gösteriyor.</p>

<h3>YAKALAMA EMİRLERİ 14 TEMMUZ’DA VERİLDİ</h3>

<p>Netanyahu ve Moskovitch hakkında 14 Temmuz 2026’da “soykırım” suçlaması kapsamında yakalama emirleri verilmişti. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Sumud Filosu davasında Netanyahu hakkında yakalama ve kırmızı bülten işlemlerine yönelik ara karar alınması o tarihte kamuoyuna yansımıştı.</p>

<p>Adalet Bakanı Gürlek’in 21 Ağustos’taki açıklamasıyla birlikte söz konusu mahkeme kararının uluslararası arama mekanizmasına taşınması için bakanlıklar düzeyindeki işlemlerin başlatıldığı duyuruldu. Böylece dosyada Netanyahu ve Moskovitch açısından ulusal yakalama kararının ardından uluslararası arama talebi aşamasına geçildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>35 SANIK HAKKINDA KOVUŞTURMA SÜRÜYOR</h3>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Küresel Sumud Filosu’na yönelik saldırıya ilişkin hazırlanan iddianamenin kabul edilmesiyle 35 sanık hakkında dava açılmıştı. Sanıklar arasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bulunuyor. Yargılama İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ediyor.</p>

<p>İddianamede sanıklara “insanlığa karşı suç”, “soykırım”, “nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “kasten yaralama”, “eziyet”, “mala zarar verme”, “nitelikli yağma” ile ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması kapsamındaki suçlamalar yöneltiliyor. Söz konusu suçlamalar mahkemenin vereceği kesin hüküm niteliği taşımıyor ve yargılama süreci devam ediyor.</p>

<h3>AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VE BİNLERCE YILA KADAR HAPİS İSTEMİ</h3>

<p>Savcılık tarafından hazırlanan iddianamede Netanyahu’nun da aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. İddianamede ayrıca sanıkların farklı suçlar kapsamında bin 102 yıl 9 aydan 4 bin 596 yıla kadar değişen sürelerde hapisle cezalandırılmaları istendi.</p>

<p>İddianamenin kabul edilmesinin ardından açıklama yapan Akın Gürlek, soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde başlatıldığını belirterek davanın uluslararası hukuk açısından önem taşıdığını ifade etmişti. Gürlek, Türkiye’nin Sumud Filosu’nda bulunan vatandaşları ve saldırıya maruz kalan insani yardım gönüllülerine ilişkin hukuki süreci takip edeceğini açıklamıştı.</p>

<h3>SUMUD FİLOSU’NA 1 EKİM 2025’TE MÜDAHALE EDİLDİ</h3>

<p>Küresel Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak ve uygulanan ablukayı aşmak amacıyla farklı ülkelerden aktivistlerin katılımıyla yola çıktı. İsrail güçleri, 1 Ekim 2025’te uluslararası sularda bulunan filodaki gemilere müdahale ederek aktivistleri alıkoydu.</p>

<p>Türkiye, müdahalenin ardından filoda bulunan Türk vatandaşlarının durumunu takibe alırken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da uluslararası sularda gerçekleştirilen eylemlere ilişkin soruşturma başlattı. Adalet Bakanı Gürlek saldırının ardından yaptığı açıklamada yaklaşık 40 ülkeden vatandaşın bulunduğu sivil girişime yönelik müdahalenin uluslararası hukukun ağır ihlali olduğunu ifade etmişti.</p>

<h3>BAŞSAVCILIK SALDIRININ ARDINDAN SORUŞTURMA BAŞLATTI</h3>

<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, filodaki Türk vatandaşlarının alıkonulmasının ardından Ceza Muhakemesi Kanunu ile Türk Ceza Kanunu’nun Türkiye’nin yargı yetkisine ilişkin hükümleri kapsamında soruşturma başlattı. Dosyada kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması, nitelikli yağma, mala zarar verme ve eziyet gibi suçlar yönünden inceleme yürütüldü.</p>

<p>Soruşturmanın ilerleyen aşamasında elde edilen deliller ve ifadeler doğrultusunda dosya genişletildi ve 35 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. İddianamenin mahkeme tarafından kabul edilmesiyle şüpheliler sanık sıfatıyla yargılanmaya başladı.</p>

<h3>GÜRLEK: HUKUKİ SÜREÇ KARARLILIKLA DEVAM EDİYOR</h3>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, son açıklamasında Sumud Filosu aktivistlerine yönelik saldırıyla ilgili hukuki sürecin kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Gürlek, Netanyahu ve Moskovitch hakkındaki yakalama kararlarının ardından uluslararası arama sürecinin başlatıldığını açıkladı.</p>

<p>Gürlek daha önce de Gazze ve Sumud Filosu dosyalarına ilişkin değerlendirmesinde Adalet Bakanlığının süreci takip edeceğini belirtmiş, Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli adımları sürdüreceğini söylemişti.</p>

<h3>UCM’NİN NETANYAHU HAKKINDAKİ KARARI DA YÜRÜRLÜKTE</h3>

<p>Netanyahu hakkında Türkiye’deki Sumud Filosu davasından bağımsız bir uluslararası yargı süreci de bulunuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, 21 Kasım 2024’te Netanyahu ve dönemin İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında Gazze’de işlendiği iddia edilen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar nedeniyle tutuklama emirleri çıkarmıştı.</p>

<p>İsrail daha sonra UCM’nin yargı yetkisine itiraz ederek emirlerin geri çekilmesini istedi. UCM sürecindeki belgelerde Netanyahu ve Gallant hakkındaki tutuklama emirlerinin yürürlükte olduğu ve geri çekilmeleri için yeterli hukuki temel bulunmadığı yönündeki savcılık görüşü yer aldı. Türkiye’de Sumud Filosu davasında yürütülen kırmızı bülten süreci ise UCM’deki dosyadan ayrı bir hukuki süreç niteliği taşıyor.</p>

<h3>GÖZLER KIRMIZI BÜLTEN SÜRECİNDE</h3>

<p>Adalet Bakanlığının girişimiyle başlatılan süreçte bundan sonraki aşamada kırmızı bülten talebine ilişkin uluslararası işlemler takip edilecek. Kırmızı bülten, Interpol üyesi ülkelere bir kişinin yerinin tespit edilmesi ve ulusal mevzuata bağlı olarak geçici olarak yakalanması yönünde bildirim yapılmasını sağlayan uluslararası arama mekanizması olarak kullanılıyor.</p>

<p>Netanyahu ve Moskovitch hakkında 14 Temmuz’da verilen yakalama emirlerinin ardından 21 Ağustos’ta duyurulan kırmızı bülten talebi, Sumud Filosu davasındaki uluslararası arama sürecinin yeni aşamasını oluşturuyor. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesindeki 35 sanıklı davada kovuşturma ise devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Gündem</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/turkiyeden-netanyahu-icin-kirmizi-bulten-hamlesi-adalet-bakani-akin-gurlek-duyurdu</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/05/netanyahu-6.jpg" type="image/jpeg" length="52871"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Suriye'nin birliği ve bölge barışı için tarihi gün: YPG feshedildi, Şam'a entegrasyon kararı alındı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriyenin-birligi-ve-bolge-barisi-icin-tarihi-gun-ypg-feshedildi-sama-entegrasyon-karari-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/suriyenin-birligi-ve-bolge-barisi-icin-tarihi-gun-ypg-feshedildi-sama-entegrasyon-karari-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suriye’de 29 Ocak 2026’da başlayan entegrasyon sürecinde kritik aşamaya gelindi. SDG lideri Mazlum Abdi, Kamışlı’da yaptığı açıklamada askeri, güvenlik ve idari yapıların Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunun tamamlandığını duyurdu. Şam yönetiminin süreçten sorumlu ekibinde yer alan yetkililer ise gelişmenin YPG’nin tasfiyesine uzanan sürecin parçası olduğunu belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Suriye’nin kuzeydoğusunda aylardır devam eden Şam-SDG entegrasyon sürecinde yeni bir aşamaya geçildi. Kamışlı’da düzenlenen programda konuşan SDG lideri Mazlum Abdi, askeri, güvenlik ve idari kurumların Suriye devletinin ulusal kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıkladı. Abdi, mevcut aşamanın sona erdiğini ve bundan sonra yeni bir dönemin başlayacağını ifade ederken, Kürtlerin haklarının Suriye Anayasası’nda güvence altına alınmasına yönelik siyasi çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.</p>

<h3>KAMIŞLI’DA ENTEGRASYONUN TAMAMLANDIĞI DUYURULDU</h3>

<p>Kamışlı’da gerçekleştirilen açıklama, 29 Ocak’ta Şam yönetimi ile SDG arasında varılan kapsamlı anlaşmanın ardından yürütülen sürecin geldiği noktayı ortaya koydu. Söz konusu anlaşma; ateşkesin sağlanması, askeri birliklerin temas hatlarından çekilmesi, güvenlik güçlerinin İçişleri Bakanlığı yapısına dahil edilmesi ve askeri-idari kurumların merkezi devlet çatısı altında yeniden düzenlenmesini öngörüyordu.</p>

<p>Mazlum Abdi, Kamışlı’daki açıklamasında askeri, güvenlik ve idari kurumların devlet kurumlarıyla birleşme aşamasının tamamlandığını söyledi. Abdi, bundan sonraki dönemde siyasi haklara ilişkin çalışmaların ön plana çıkacağını belirterek Kürt toplumunun haklarının anayasal güvenceye kavuşturulması için girişimlerin devam edeceğini ifade etti.</p>

<h3>SÜREÇ 29 OCAK’TA BAŞLADI</h3>

<p>Şam yönetimi ile SDG arasında 29 Ocak 2026’da varılan mutabakat, Suriye’nin kuzeydoğusundaki askeri ve idari yapının yeniden düzenlenmesine ilişkin ayrıntılı hükümler içeriyordu. Anlaşmayla birlikte Haseke ve Kamışlı’daki güvenlik yapılanmalarının İçişleri Bakanlığına bağlanması, SDG unsurlarının Savunma Bakanlığı bünyesindeki askeri birliklere dahil edilmesi ve devlet kurumlarının merkezi yönetime devredilmesi kararlaştırılmıştı.</p>

<p>Anlaşma kapsamında Haseke bölgesinde üç SDG tugayından oluşan bir askeri tümenin kurulması ve Ayn el-Arab’daki güçlerin Halep’e bağlı bir tugay içerisinde yer alması planlandı. Şam yönetimi süreci ülke genelinde devlet otoritesinin yeniden tesis edilmesine yönelik adımların parçası olarak tanımladı.</p>

<h3>ASKERİ VE GÜVENLİK YAPILARI ŞAM’A BAĞLANDI</h3>

<p>Entegrasyon sürecinin en önemli başlıklarından birini SDG’nin askeri ve güvenlik yapılarının merkezi devlet kurumlarına dahil edilmesi oluşturdu. Suriye yönetimi, SDG mensuplarının Savunma Bakanlığı bünyesinde yeniden yapılandırılmasını ve bölgedeki iç güvenlik unsurlarının İçişleri Bakanlığına bağlanmasını planladı.</p>

<p>Son günlerde yapılan açıklamalarda yaklaşık 10 bin SDG unsurunun Suriye ordusuna entegre edildiği, sayının 12 bine kadar çıkabileceği belirtildi. SDG bünyesindeki yapıların bağımsız askeri organizasyon olarak faaliyet göstermesinin sona ermesine yönelik çalışmaların da son aşamaya ulaştığı aktarıldı.</p>

<h3>YPG’NİN TASFİYESİ GÜNDEMDE</h3>

<p>Şam yönetiminin entegrasyon sürecini takip eden yetkilileri, SDG’nin devlet kurumlarına dahil edilmesinin YPG’nin bağımsız silahlı yapı olarak sona ermesi anlamına geleceğini belirtti. Suriye’de süreci takip eden başkanlık ekibindeki isimler, ağustos ayı içerisinde SDG ve YPG yapılarına ilişkin tasfiye sürecinin tamamlanabileceğini daha önce açıklamıştı.</p>

<p>Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde görev yapan yetkililer de daha önce SDG’nin mevcut bağımsız rolünün sona ereceğini ve silahlı unsurların merkezi ordu yapılanmasına dahil edileceğini bildirmişti. Son açıklamalar, söz konusu sürecin askeri ve idari boyutunun büyük ölçüde tamamlandığına işaret ediyor.</p>

<h3>HASEKE VE KAMIŞLI’DA DEVLET KURUMLARI YENİDEN YAPILANDIRILDI</h3>

<p>Entegrasyon anlaşmasının yalnızca askeri alanla sınırlı olmadığı, kamu kurumları ve yerel yönetimleri de kapsadığı açıklandı. Haseke ve Kamışlı’daki mahkemeler, idari kurumlar, sınır kapıları ve kamu hizmetlerinin merkezi devlet yapısına dahil edilmesi sürecin önemli başlıkları arasında yer aldı.</p>

<p>Özerk yönetim bünyesinde görev yapan bazı hakimlerin Suriye Adalet Bakanlığı tarafından değerlendirmeye alındığı, Haseke ve Kamışlı’daki adli kurumların merkezi sistem içerisinde yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürütüldüğü bildirildi.</p>

<h3>TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE MERKEZİ OTORİTE VURGUSU</h3>

<p>Şam yönetimi, SDG ile yapılan anlaşmayı Suriye’nin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanması ve merkezi devlet otoritesinin ülke genelinde tesis edilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriyor. Ocak ayında yapılan anlaşmanın ardından Suriye hükümeti, Haseke ve Kamışlı dahil kuzeydoğudaki kentlerde devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçirilmesi sürecini başlatmıştı.</p>

<p>Geçmiş yıllarda farklı askeri ve idari yapıların kontrolünde kalan bölgelerin merkezi yönetime dahil edilmesi, Suriye’de iç savaş sonrası yeniden yapılanma sürecinin temel başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Entegrasyon kapsamında güvenlik, yargı, yerel yönetim ve askeri yapıların tek devlet sistemi altında birleştirilmesi hedefleniyor.</p>

<h3>ABDİ: YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR</h3>

<p>Mazlum Abdi, entegrasyonun tamamlandığını açıklarken yeni dönemde siyasi ve anayasal konuların gündemde olacağını söyledi. Abdi, Kürt toplumunun haklarının Suriye Anayasası içerisinde güvence altına alınmasına yönelik çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ocak ayında imzalanan anlaşmada da askeri düzenlemelerin yanı sıra siyasi, idari ve toplumsal konuların ilerleyen aşamalarda ele alınması öngörülmüştü. Şam ile kuzeydoğudaki yerel yapılar arasındaki yeni dönemin hangi idari modele dayanacağı ve anayasal düzenlemelerin kapsamı bundan sonraki siyasi müzakerelerin başlıca konuları arasında olacak.</p>

<h3>YERİNDEN EDİLENLERİN DÖNÜŞÜ İÇİN DE ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR</h3>

<p>Entegrasyon süreciyle birlikte Suriye’nin kuzeydoğusundaki yerinden edilmiş sivillerin yaşadıkları bölgelere dönüşüne yönelik çalışmalar da devam ediyor. Süreci takip eden yetkililerin açıklamalarına göre Afrin, Resulayn ve Ayn el-Arab gibi bölgelere yaklaşık 13 bin aile geri döndü. Mayın temizliği, altyapı sorunları ve mülkiyet anlaşmazlıkları ise geri dönüş sürecinde öne çıkan sorunlar arasında bulunuyor.</p>

<p>Resulayn çevresinde mayın ve patlamamış mühimmatların temizlenmesi için çalışmalar yürütülürken, bazı bölgelerde konutların mülkiyetine ilişkin anlaşmazlıkların yaşandığı bildirildi. Şam yönetimi, entegrasyon sürecinin güvenlik ve idari birleşmenin yanı sıra savaşın neden olduğu toplumsal ve ekonomik sorunların giderilmesini de kapsadığını belirtiyor.</p>

<h3>SURİYE’DE YENİ DÖNEM</h3>

<p>Kamışlı’daki açıklamayla birlikte 29 Ocak’ta başlayan askeri, güvenlik ve idari entegrasyon sürecinin tamamlandığı ilan edildi. SDG’nin bağımsız silahlı yapı olarak faaliyetlerinin sona ermesi ve unsurlarının Suriye devlet kurumlarına dahil edilmesi, ülkenin kuzeydoğusundaki yönetim yapısında kapsamlı değişiklik anlamına geliyor.</p>

<p>Şam yönetimi açısından süreç merkezi otoritenin güçlendirilmesi ve ülkenin toprak bütünlüğünün yeniden sağlanmasına yönelik adımlar arasında yer alırken, SDG tarafı bundan sonraki aşamada anayasal haklara ilişkin siyasi müzakerelerin devam edeceğini açıkladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/suriyenin-birligi-ve-bolge-barisi-icin-tarihi-gun-ypg-feshedildi-sama-entegrasyon-karari-alindi</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/sdg-mazlum-abdi.jpg" type="image/jpeg" length="16125"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gasıplar 13 gündür Filistin köyünü kuşatma altında tutuyor: Evleri ele geçirmeye çalışıyorlar]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/gasiplar-13-gundur-filistin-koyunu-kusatma-altinda-tutuyor-evleri-ele-gecirmeye-calisiyorlar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/gasiplar-13-gundur-filistin-koyunu-kusatma-altinda-tutuyor-evleri-ele-gecirmeye-calisiyorlar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentine bağlı Kusra beldesinde Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, İsrail güçlerinin koruması altında üç Filistinli ailenin evlerini 13 gündür kuşatma altında tutuyor. Ailelerin evlerine giriş ve çıkışları engellenirken, evlerden birine el konularak askeri noktaya dönüştürüldüğü, bölgenin de kapalı askeri alan ilan edildiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan Nablus’un güneyindeki Kusra beldesinde üç Filistinli aileye ait evlerin çevresindeki kuşatma 13’üncü gününe girdi. Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın aktardığına göre Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, İsrail güçlerinin koruması altında Ras el-Ayn bölgesindeki evlerin çevresini kuşatmayı sürdürüyor. Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi, ailelerin evlerine giriş ve çıkışlarının engellendiğini, kuşatmanın bölgedeki mülkleri ele geçirmeye yönelik girişimlerle birlikte devam ettiğini söyledi.</p>

<h3>GASIPLAR ÜÇ FİLİSTİNLİ AİLENİN EVİNİ 13 GÜNDÜR KUŞATIYOR</h3>

<p>WAFA’nın 21 Ağustos 2026 tarihli haberine göre İsrail güçleri ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Kusra’daki bazı Filistinli evleri 13 gündür kuşatma altında tutuyor. Kuşatmanın merkezinde Ras el-Ayn bölgesindeki üç ev bulunurken, ailelerin günlük yaşamlarını sürdürmeleri için gerekli temel ihtiyaçlara ulaşmakta güçlük çektiği bildirildi.</p>

<p>Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi, İsrail güçlerinin bölgede hareket kısıtlamaları uyguladığını, gasıpların ise çevrede serbestçe hareket edebildiğini söyledi. Daha önce 14 Ağustos’ta yapılan açıklamalarda üç evde yaklaşık 15 Filistinlinin, aralarında iki çocuğun da bulunduğu zor koşullar altında yaşadığı ve dışarıdan yardım ulaştırılmasının engellendiği aktarılmıştı.</p>

<h3>BİR EVE EL KONULDU, ASKERİ NOKTAYA ÇEVRİLDİ</h3>

<p>Kusra Belediye Başkanı Vadi’nin açıklamasına göre kuşatma altındaki evlerden birine el konuldu ve yapı İsrail güçleri tarafından askeri noktaya dönüştürüldü. Ras el-Ayn bölgesi de kapalı askeri alan ilan edilerek Filistinlilerin ve dışarıdan bölgeye ulaşmak isteyen kişilerin hareketleri kısıtlandı.</p>

<p>El konulan evin Yusuf Abdüsselam’a ait olduğu bildirildi. Abdüsselam ve ailesinin zorla evden çıkarıldığı, ailenin daha sonra kuşatma altındaki diğer evlerden birinde kalmaya başladığı aktarıldı. WAFA, İsrail güçlerinin perşembe akşamı askeri noktaya dönüştürülen evin içerisindeki mobilya ve diğer eşyalara zarar verdiğini bildirdi.</p>

<h3>AİLELERİN GİRİŞ VE ÇIKIŞLARI ENGELLENİYOR</h3>

<p>Belediye Başkanı Vadi, İsrail güçleri ile gasıpların ailelerin evlerinden çıkmasına veya dışarıdan evlere giriş yapılmasına izin vermediğini söyledi. Kuşatmanın devam etmesi nedeniyle ailelerin yiyecek ve ilaç stoklarının azaldığını belirten Vadi, temel ihtiyaçların evlere ulaştırılmasının da engellendiğini ifade etti.</p>

<p>Daha önce bölgede bulunan Filistinlilere destek olmak isteyen İsrailli ve yabancı aktivistlerin de üç eve ulaşmasının engellendiği bildirilmişti. WAFA’ya göre İsrail güçleri, evlere ulaşmayı başaran İtalyan aktivistleri de daha sonra bölgeden zorla çıkardı.</p>

<h3>UNICEF’İN SU TANKERİNİN GEÇİŞİNE İZİN VERİLMEDİ</h3>

<p>Kuşatmanın insani koşulları ağırlaştırdığına ilişkin bir başka gelişme 16 Ağustos’ta yaşandı. WAFA’nın haberine göre UNICEF, kuşatma altındaki üç eve gıda ve tıbbi malzeme ulaştırmayı başardı ancak bölgeye götürülen su tankerinin geçişine İsrail güçleri tarafından izin verilmedi.</p>

<p>Kusra Belediye Başkanı Vadi, belediyenin evlerde kesilen elektrik ve su hizmetlerini yeniden sağlayamadığını söyledi. İsrail güçlerinin Ras el-Ayn’ı kapalı askeri bölge ilan etmesinin ardından bölgedeki askeri varlığın da artırıldığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>ELEKTRİĞİ ONARMAYA GİDEN BELEDİYE EKİBİNE SALDIRI</h3>

<p>Kuşatma altındaki evlerin elektrik hattını onarmak isteyen Kusra Belediyesi çalışanları da 15 Ağustos’ta bölgeye gitti. WAFA, gasıpların belediye ekibine saldırdığını, ardından İsrail güçlerinin ekipteki üç kişiyi gözaltına aldığını bildirdi.</p>

<p>Yerel kaynaklara göre belediye ekibi elektrik kesintisini gidermek amacıyla gerekli koordinasyonun ardından bölgeye ulaşmıştı. Gasıpların ekibin çevresini kuşatarak saldırdığı, İsrail güçlerinin ise müdahalesinin ardından belediye çalışanlarından üçünü alıkoyduğu aktarıldı.</p>

<h3>EVLERDEN BİRİNİ AYLARDIR ELE GEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR</h3>

<p>Kuşatma altındaki evlerden birinin yaklaşık dört aydır gasıpların hedefinde bulunduğu bildirildi. Yerel kaynaklar, söz konusu eve defalarca baskın yapılmaya ve yapının ele geçirilmeye çalışıldığını, ailenin de evi korumak amacıyla dönüşümlü olarak sürekli içeride bulunduğunu aktardı.</p>

<p>Gasıpların eve yönelik saldırılar kapsamında elektriği defalarca kestiği, binayı taşladığı ve çevresini kuşattığı bildirildi. Ev, Kusra’nın çevresindeki yüksek noktalardan biri olan Ras el-Ayn Tepesi üzerinde bulunuyor.</p>

<h3>FİLİSTİNLİ İBRAHİM FEVZİ SALDIRILARI ANLATTI</h3>

<p>Anadolu Ajansı’na konuşan Kusralı Filistinli İbrahim Fevzi de 9 Ağustos’tan itibaren üç Filistinli aileye ait evlerin kuşatma altında tutulduğunu söyledi. Fevzi, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin evine girdiklerini, kendisine fiziksel saldırıda bulunduklarını ve eşiyle çocuklarını bir odada alıkoyduklarını anlattı.</p>

<p>Fevzi, yıllar süren inşaatın ardından yaklaşık bir yıl önce yeni evine taşındığını ancak son aylarda saldırıların tekrarlandığını belirtti. Yaşananlar nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldıklarını ifade etti.</p>

<h3>BÖLGEDEKİ YARDIM ÇALIŞMALARI DA ENGELLENİYOR</h3>

<p>Birleşmiş Milletler insani yardım ortakları da işgal altındaki Batı Şeria’da yardım erişiminin giderek zorlaştığını bildirdi. OCHA’nın aktardığı verilere göre bölgede kontrol noktaları, kapılar, yol engelleri ve diğer fiziksel kısıtlamalar dahil 900’den fazla engel bulunuyor. Söz konusu uygulamaların insani yardım faaliyetlerinde gecikmelere neden olduğu belirtildi.</p>

<p>BM’nin açıklamasında Kusra’daki üç Filistinli aileye ulaşmaya çalışan yardım çalışanları ve belediye ekiplerinin de ciddi erişim sorunları yaşadığı vurgulandı. Ailelerin, evlerinin yakınına kurulan bir noktadan sonra getirilen yeni kısıtlamalar nedeniyle bölgede mahsur kaldığı bildirildi.</p>

<h3>KUSRA BELEDİYESİ DESTEK ÇAĞRISI YAPTI</h3>

<p>Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa, kuşatmanın devam ettiği süreçte Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi ile görüşerek bölgedeki gelişmelere ilişkin bilgi aldı. Mustafa, ilgili kurumlara Kusra’daki Filistinlilere destek sağlanması talimatı verdi ve İsrail’in uygulamalarının durdurulması için uluslararası girişimlerin artırılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Kusra’daki üç evin çevresindeki kuşatma 21 Ağustos itibarıyla 13’üncü gününe girerken, ailelerin hareket özgürlüğü ve temel ihtiyaçlara erişimi üzerindeki kısıtlamalar devam ediyor. Belediye yönetimi, evlerin ele geçirilmesine yönelik girişimlerin sonlandırılmasını ve ailelere gıda, su, ilaç ve diğer temel malzemelerin ulaştırılmasına izin verilmesini istiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/gasiplar-13-gundur-filistin-koyunu-kusatma-altinda-tutuyor-evleri-ele-gecirmeye-calisiyorlar</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/filistin.jpg" type="image/jpeg" length="86288"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gazze’de uzuvlarını kaybeden çocuklar yüzmeyle hayata tutunuyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/gazzede-uzuvlarini-kaybeden-cocuklar-yuzmeyle-hayata-tutunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/gazzede-uzuvlarini-kaybeden-cocuklar-yuzmeyle-hayata-tutunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazze Şeridi’nin Han Yunus kentinde savaş sırasında uzuvlarını kaybeden Filistinli çocuklar, fiziksel hareket kabiliyetlerini ve özgüvenlerini desteklemek amacıyla düzenlenen yüzme eğitimlerine katılıyor. Heal Palestine tarafından yürütülen programda protezlerini havuz kenarında bırakan çocuklar su içinde egzersiz yaparken, Dünya Sağlık Örgütü Gazze’de Ekim 2023’ten bu yana 5 binden fazla uzuv amputasyonu gerçekleştiğini ve amputasyonların yaklaşık beşte birinin çocuklarda olduğunu tahmin ediyor]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazze Şeridi’nde İsrail ile Hamas arasındaki savaşta uzuvlarını kaybeden Filistinli çocuklar, Han Yunus’ta düzenlenen yüzme eğitimleriyle fiziksel ve psikososyal rehabilitasyon sürecine katılıyor. Kâr amacı gütmeyen Heal Palestine kuruluşu tarafından organize edilen program kapsamında çocuklara yüzme eğitimi verilirken, çalışmalar hareket kabiliyetlerinin geliştirilmesi, fiziksel güçlerinin desteklenmesi ve su içerisinde bağımsız hareket edebilme becerilerinin artırılmasına odaklanıyor. Associated Press’in 19 ve 20 Ağustos 2026’da Han Yunus’ta görüntülediği eğitimlere savaş sırasında bacaklarını veya başka uzuvlarını kaybeden çocuklar katıldı.</p>

<h3>UZUVLARINI KAYBEDEN ÇOCUKLAR HAVUZDA EĞİTİM ALIYOR</h3>

<p>Han Yunus’taki yüzme programında çocuklar antrenörler eşliğinde havuza girerek farklı yüzme ve hareket egzersizleri gerçekleştiriyor. Bazı çocukların protezlerini havuzun kenarında bırakarak eğitime katıldığı görüntülere yansırken, derslerde suya alışma, denge sağlama ve farklı hareketleri bağımsız biçimde gerçekleştirme üzerine çalışmalar yapılıyor.</p>

<p>Heal Palestine tarafından düzenlenen programda çocukların yaşadıkları ciddi yaralanmaların ardından fiziksel hareketliliklerini desteklemek amaçlanıyor. Su ortamının vücut ağırlığının etkisini azaltması, uzuv kaybı yaşayan kişilerin farklı hareketleri daha kontrollü biçimde gerçekleştirebilmesine olanak sağlarken, yüzme rehabilitasyon çalışmalarında kullanılan fiziksel aktiviteler arasında yer alıyor.</p>

<h3>16 YAŞINDAKİ RİMAS İKİ BACAĞINI KAYBETTİ</h3>

<p>Programa katılan çocuklar arasında 16 yaşındaki Rimas Abu Shalouf da bulunuyor. AP’nin aktardığı bilgilere göre Rimas, İsrail-Hamas savaşı sırasında aldığı yaralar nedeniyle iki bacağını kaybetti ve Han Yunus’taki yüzme eğitimlerinde Heal Palestine eğitmenleriyle birlikte çalışıyor.</p>

<p>Eğitimlere ayrıca bir bacağını kaybeden Miral al-Babli ile 12 yaşındaki Sama Abu Khuswan gibi çocuklar da katılıyor. AP tarafından yayımlanan görüntülerde çocukların eğitmen Nour Qashqash eşliğinde ısınma hareketleri yaptığı, ardından havuzda farklı egzersizlere geçtiği görülüyor.</p>

<h3>PROGRAMI HEAL PALESTINE YÜRÜTÜYOR</h3>

<p>Yüzme eğitimleri, Filistinli çocuklara yönelik sağlık ve rehabilitasyon çalışmaları gerçekleştiren Heal Palestine tarafından organize ediliyor. Program, savaş nedeniyle kalıcı fiziksel yaralanmalar yaşayan çocukların günlük yaşam becerilerinin ve hareket kapasitelerinin desteklenmesini hedefleyen rehabilitasyon çalışmalarının bir parçası olarak yürütülüyor.</p>

<p>Çocukların havuzdaki çalışmalarına antrenörler eşlik ederken, eğitimlerde fiziksel egzersizlerin yanı sıra çocukların sosyal ortama katılımına da imkân sağlanıyor. Savaş nedeniyle eğitim, oyun ve sosyal yaşam alanları büyük ölçüde kesintiye uğrayan Gazze’de rehabilitasyon hizmetlerine olan ihtiyaç da devam ediyor.</p>

<h3>DSÖ: GAZZE’DE 5 BİNDEN FAZLA AMPUTASYON GERÇEKLEŞTİ</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün Mayıs 2026’da yayımladığı güncel tahminlere göre Gazze’de 7 Ekim 2023’ten bu yana 172 binden fazla kişi yaralandı. Yaklaşık 43 bin kişinin yaşamını değiştirecek nitelikte yaralanmalar geçirdiği tahmin edilirken, 5 binden fazla uzuv amputasyonu kaydedildi. DSÖ, amputasyon geçirenlerin yaklaşık beşte birinin çocuk olduğunu bildiriyor.</p>

<p>DSÖ verilerine göre 22 binden fazla ciddi uzuv yaralanması, 2 binden fazla omurilik yaralanması, 3 bin 400’den fazla ağır yanık ve 1.300’den fazla ciddi travmatik beyin yaralanması bulunuyor. Çatışmayla bağlantılı 50 binden fazla yaralanmanın uzun süreli rehabilitasyon gerektirdiği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>GAZZE’DE ÇOCUK AMPUTASYONLARININ ORANI DÜNYANIN EN YÜKSEKLERİ ARASINDA</h3>

<p>Birleşmiş Milletler’in yayımladığı raporda Gazze’nin dünyada nüfusa oranla en yüksek çocuk amputasyonu oranına sahip olduğu belirtildi. Raporda daha önceki bir değerlendirmede 4 bin 500’den fazla amputenin bulunduğu, bunların en az 810’unun çocuk olduğu aktarılmıştı. Aynı raporda 3 bin ile 4 bin arasındaki toplam amputasyon tahmininin çocuk amputasyonlarının sayısı değil, tüm yaş gruplarını kapsayan daha eski bir tahmin olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Daha güncel DSÖ tahmini ise toplam amputasyon sayısını 5 binin üzerine çıkarıyor ve vakaların yaklaşık yüzde 20’sinin çocuklarda olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla “Gazze’de 4 bin çocuk amputee bulunuyor” şeklindeki sayı güncel resmi verilerle doğrulanmıyor; mevcut uluslararası kurum verileri çocuk amputasyonlarının yaklaşık bin seviyesinde olduğunu düşündürüyor.</p>

<h3>ON BİNLERCE KİŞİNİN UZUN SÜRELİ REHABİLİTASYONA İHTİYACI VAR</h3>

<p>Gazze’de fiziksel rehabilitasyon ihtiyacı amputasyon geçirenlerle sınırlı değil. DSÖ, ağır uzuv yaralanmaları, omurilik ve beyin hasarları ile ciddi yanıklar dahil olmak üzere on binlerce kişinin uzun süreli rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç duyduğunu bildiriyor. Mayıs 2026 itibarıyla yaklaşık 14 bin hastanın uzuv rekonstrüksiyonu hizmetleri için kayıt yaptırdığı, değerlendirilen hastaların yaklaşık yarısının ek cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyduğu açıklandı.</p>

<p>Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi de Gazze’de yaralanan her dört Filistinliden yaklaşık birinin omurilik, beyin veya diğer yaşamı değiştiren yaralanmalarla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Rehabilitasyon ekipmanı ve yardımcı cihazların bölgeye girişinde yaşanan kısıtlamaların ise tedavi ve iyileşme süreçlerini zorlaştırdığı bildiriliyor.</p>

<h3>HAN YUNUS’TA UZUV REKONSTRÜKSİYON MERKEZİ DE HİZMET VERİYOR</h3>

<p>Han Yunus’taki Nasser Tıp Kompleksi bünyesinde 1 Haziran 2026’da kurulan Uzuv Rekonstrüksiyon Merkezi de ağır savaş yaralanmaları bulunan hastalara hizmet veriyor. OCHA’nın temmuz ayındaki verilerine göre merkez ortoplastik cerrahi, fizyoterapi ve uzuv rekonstrüksiyonu hizmetleri sunarken, açılışından sonraki ilk dönemde 17 hasta yatırıldı ve 19 ameliyat gerçekleştirildi.</p>

<p>WHO tarafından desteklenen 16 yataklı merkezde haftada iki kez ameliyat programı uygulanıyor. Han Yunus’taki yüzme eğitimi gibi farklı rehabilitasyon çalışmaları da Gazze’de artan fiziksel rehabilitasyon ihtiyacının karşılanmasına yönelik girişimler arasında yer alıyor.</p>

<h3>ÇOCUKLARIN PSİKOSOSYAL DESTEĞE İHTİYACI SÜRÜYOR</h3>

<p>UNICEF’in 2026 verileri, Gazze’de çocukların yaşadığı etkilerin fiziksel yaralanmalarla sınırlı olmadığını gösteriyor. UNICEF’in çocuklarla yaptığı değerlendirmelerde yaklaşık her 10 çocuktan 9’unun psikososyal desteğe ihtiyaç duyduğunu bildirdiği aktarılırken, savaşın çocukların eğitim, sağlık ve günlük yaşam koşulları üzerinde uzun süreli etkiler bıraktığı belirtiliyor.</p>

<p>UNICEF ayrıca Gazze’de yaklaşık 1 milyon çocuğun savaşın travmatik deneyimlerine maruz kaldığını bildiriyor. Çocukların aile üyelerini, evlerini, okullarını ve oyun alanlarını kaybettiğine dikkat çekilirken, uzun vadeli iyileşme sürecinde sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin yanı sıra psikososyal desteğin de önem taşıdığı belirtiliyor.</p>

<h3>YÜZME EĞİTİMLERİ REHABİLİTASYON SÜRECİNİN PARÇASI</h3>

<p>Han Yunus’taki yüzme programı, kalıcı fiziksel yaralanmalarla yaşayan çocukların rehabilitasyonuna yönelik sınırlı sayıdaki çalışmalardan biri olarak sürdürülüyor. Çocukların protezleri olmadan su içinde hareket edebilmesi, farklı kas gruplarını kullanabilmesi ve hareket kabiliyetlerini geliştirebilmesi eğitimlerin fiziksel boyutunu oluşturuyor.</p>

<p>Program aynı zamanda savaş yaralanmaları nedeniyle günlük yaşamları değişen çocukları ortak bir etkinlikte bir araya getiriyor. Gazze genelinde rehabilitasyon malzemeleri, protezler ve uzman sağlık hizmetlerine erişimde sorunlar devam ederken, uluslararası kuruluşlar uzun süreli rehabilitasyon ihtiyacının önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini bildiriyor.</p>

<p></p>

<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="en">Amputee children in Khan Younis are learning to swim as part of a programme helping them rebuild confidence and mobility after devastating war injuries.<br />
<br />
Gaza has the world’s highest number of child amputees per capita, an estimated 4,000 since the war began. <a href="https://t.co/HZfwKAqtzm" rel="nofollow">pic.twitter.com/HZfwKAqtzm</a></p>
— Al Jazeera English (@AJEnglish) <a href="https://x.com/AJEnglish/status/2090567052557746355?ref_src=twsrc%5Etfw" rel="nofollow">August 20, 2026</a></blockquote>
<script async src="https://platform.x.com/widgets.js" charset="utf-8"></script>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Ortadoğu</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/gazzede-uzuvlarini-kaybeden-cocuklar-yuzmeyle-hayata-tutunuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2026/08/gazze-sakat-cocuklar.jpg" type="image/jpeg" length="69383"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[109 Yıl Önceki Medine: Fahreddin Paşa'nın Arşivinden Nadir Fotoğraflar Gün Yüzüne Çıktı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/109-yil-onceki-medine-fahreddin-pasanin-arsivinden-nadir-fotograflar-gun-yuzune-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/109-yil-onceki-medine-fahreddin-pasanin-arsivinden-nadir-fotograflar-gun-yuzune-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Çöl Kaplanı” olarak anılan Fahreddin Paşa’nın arşivinden, kutsal topraklara dair 109 yıl öncesine ait tarihi fotoğraflar ortaya çıktı. Medine'nin savunmasında büyük rol oynayan Paşa'nın çektiği bu kareler, tarihe ışık tutuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmanlı subayı <strong>Fahreddin Paşa</strong>’nın kişisel arşivinden, kutsal topraklara ait nadir fotoğraflar gün yüzüne çıktı. Fotoğraflar, 1. Dünya Savaşı yıllarında Medine'de çekildi.</p>

<h3>“ÇÖL KAPLANI”NIN OBJEKTİFİNDEN</h3>

<p>Medine savunmasındaki kahramanlığı ile tanınan <strong>Fahreddin Paşa</strong>, halk arasında “Çöl Kaplanı” unvanı ile anılıyor. Paşa'nın çektiği ve koruduğu bu fotoğraflar, dönemin Medine'sine ait mimari yapıları, günlük yaşamı ve kutsal mekanları belgeliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>TARİHE TANIKLIK EDEN KARELER</h3>

<p>Görüntülerde, Osmanlı askerlerinin Medine'deki varlığı, tarihi yapılar ve Harem-i Şerif çevresindeki günlük yaşam sahneleri yer alıyor. Fotoğrafların büyük bölümü daha önce hiç yayımlanmamıştı.</p>

<h3>BİR YÜZYIL SONRA YENİDEN BAKIŞ</h3>

<p>109 yıl önce çekilen bu fotoğraflar, hem tarih meraklıları hem de akademisyenler için önemli bir kaynak niteliğinde. Görseller, Osmanlı’nın kutsal topraklardaki son dönem varlığına dair belge olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/109-yil-onceki-medine-fahreddin-pasanin-arsivinden-nadir-fotograflar-gun-yuzune-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 02 Dec 2025 23:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-com-tr/uploads/2025/12/5.jpg" type="image/jpeg" length="85323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Milletvekili seçim sonuçları 2023 TAM LİSTE]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/milletvekili-secim-sonuclari-2023-tam-liste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/milletvekili-secim-sonuclari-2023-tam-liste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/milletvekili-secim-sonuclari-2023-tam-liste</guid>
      <pubDate>Mon, 15 May 2023 14:19:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/Milletvekili-secim-sonucları-2023-TAM-LİSTE-1.jpg" type="image/jpeg" length="56868"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İsrail Osmanlı'yı böyle anlatıyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/israil-osmanli-yi-boyle-anlatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/israil-osmanli-yi-boyle-anlatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ HABER</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/israil-osmanli-yi-boyle-anlatiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Apr 2023 19:37:36 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/1_83.jpg" type="image/jpeg" length="17090"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Chelsea stadyumunda toplu iftar]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/chelsea-stadyumunda-toplu-iftar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/chelsea-stadyumunda-toplu-iftar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/chelsea-stadyumunda-toplu-iftar</guid>
      <pubDate>Mon, 27 Mar 2023 09:43:02 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/chelsea-stadında-toplu-iftar-5.jpg" type="image/jpeg" length="52069"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türklerin soyağacı! Hangi il bakın hangi boydan geliyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turklerin-soyagaci-hangi-il-bakin-hangi-boydan-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turklerin-soyagaci-hangi-il-bakin-hangi-boydan-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ HABER</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turklerin-soyagaci-hangi-il-bakin-hangi-boydan-geliyor</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Mar 2023 10:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/1_1.png" type="image/jpeg" length="60242"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'de kaç Amerikan üssü var? Türkiye'deki Amerikan üsleri haritası?]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-de-kac-amerikan-ussu-var-turkiye-deki-amerikan-usleri-haritasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-de-kac-amerikan-ussu-var-turkiye-deki-amerikan-usleri-haritasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ HABER</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-de-kac-amerikan-ussu-var-turkiye-deki-amerikan-usleri-haritasi</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Mar 2023 12:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/turkiye_de_kac_abd_ussu_var_neredeler_h426679_60b2f.jpeg" type="image/jpeg" length="27563"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy 86 yıl önce bugün vefat etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-86-yil-once-bugun-vefat-etti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-86-yil-once-bugun-vefat-etti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/istiklal-sairi-mehmet-akif-ersoy-86-yil-once-bugun-vefat-etti-1</guid>
      <pubDate>Tue, 27 Dec 2022 12:03:09 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/İstiklal-Şairi-Mehmet-Akif-Ersoy-86-yıl-once-bugun-vefat-etti-1.jpg" type="image/jpeg" length="14016"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Filistinli "Noel Baba" Kıssisiyye: Bazı çocuklar üzgün şekilde yanıma geliyor ve babasını geri getirip getiremeyeceğimi soruyor]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/filistinli-noel-baba-kissisiyye-bazi-cocuklar-uzgun-sekilde-yanima-geliyor-ve-babasini-geri-getirip-getiremeyecegimi-soruyor-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/filistinli-noel-baba-kissisiyye-bazi-cocuklar-uzgun-sekilde-yanima-geliyor-ve-babasini-geri-getirip-getiremeyecegimi-soruyor-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/filistinli-noel-baba-kissisiyye-bazi-cocuklar-uzgun-sekilde-yanima-geliyor-ve-babasini-geri-getirip-getiremeyecegimi-soruyor-1</guid>
      <pubDate>Wed, 21 Dec 2022 11:59:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/20221221_2_56518386_84015861.jpg" type="image/jpeg" length="56535"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bilge Kral Aliya İzetbegoviç'in vefatının üzerinden 19 yıl geçti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/bilge-kral-aliya-izetbegovic-in-vefatinin-uzerinden-19-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/bilge-kral-aliya-izetbegovic-in-vefatinin-uzerinden-19-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/bilge-kral-aliya-izetbegovic-in-vefatinin-uzerinden-19-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Oct 2022 16:17:03 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/Bilge-Kral-2_1.jpg" type="image/jpeg" length="52050"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye'nin 5. Diyanet İşleri Başkanı, fıkıh ve tefsir alimi Ömer Nasuhi Bilmen'in vefatının üzerinden 51 yıl geçti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-nin-5-diyanet-isleri-baskani-fikih-ve-tefsir-alimi-omer-nasuhi-bilmen-in-vefatinin-uzerinden-51-yil-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-nin-5-diyanet-isleri-baskani-fikih-ve-tefsir-alimi-omer-nasuhi-bilmen-in-vefatinin-uzerinden-51-yil-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/foto-galeri/turkiye-nin-5-diyanet-isleri-baskani-fikih-ve-tefsir-alimi-omer-nasuhi-bilmen-in-vefatinin-uzerinden-51-yil-gecti</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Oct 2022 17:35:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/album/gorsel-1.jpg" type="image/jpeg" length="98138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ukrayna ordusundan Salavat-ı Şerife]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife</guid>
      <pubDate>Sun, 01 May 2022 23:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/ukrayna-ordusundan-salavat-i-serife-h1651434701.jpg" type="image/jpeg" length="76063"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Esed rejiminin sivilleri çukura atarak katlettiği görüntüler ortaya çıktı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/esed-rejiminin-sivilleri-cukura-atarak-katlettigi-goruntuler-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/esed-rejiminin-sivilleri-cukura-atarak-katlettigi-goruntuler-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>2013 yılında Şam'ın Al-Tadamon semtinde Esed güçleri tarafından 41 sivilin çukura atılıp katledildiği, ardından ateşe verilerek yakıldığı görüntüler ortaya çıktı.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/esed-rejiminin-sivilleri-cukura-atarak-katlettigi-goruntuler-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 29 Apr 2022 17:18:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/GY8TrXPZ8bjGywMlc8YtxwxlTBmtSwxtGT4zTtn9.jpeg" type="image/jpeg" length="67904"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Irak'ın kuzeyindeki terör hedefleri böyle vuruldu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/irakin-kuzeyindeki-teror-hedefleri-boyle-vuruldu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/irakin-kuzeyindeki-teror-hedefleri-boyle-vuruldu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/irakin-kuzeyindeki-teror-hedefleri-boyle-vuruldu-1</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Apr 2022 06:03:42 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/261265.jpg" type="image/jpeg" length="96878"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Biden'ın boşlukla tokalaşması mizah konusu oldu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/bidenin-boslukla-tokalasmasi-mizah-konusu-oldu-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/bidenin-boslukla-tokalasmasi-mizah-konusu-oldu-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD Başkanı Biden, Kuzey Carolina'da bir konuşma gerçekleştirdi. Konuşması bitince ise herkesin garibine giden bir hareket yaparak boşlukla tokalaşmaya çalıştı.</p>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/bidenin-boslukla-tokalasmasi-mizah-konusu-oldu-1</guid>
      <pubDate>Fri, 15 Apr 2022 18:40:22 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/biden-1.JPG" type="image/jpeg" length="74975"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Güney Çin Denizi'ne düşen F35'in görüntüleri yayınlandı]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/guney-cin-denizine-dusen-f35in-goruntuleri-yayinlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/guney-cin-denizine-dusen-f35in-goruntuleri-yayinlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/guney-cin-denizine-dusen-f35in-goruntuleri-yayinlandi</guid>
      <pubDate>Mon, 07 Feb 2022 07:59:04 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/guney_cin_denizinde_dusen_abdye_ait_f_35e_ait_yeni_goruntuler_1644173084_6185.jpg" type="image/jpeg" length="95311"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çin zulmüne karşı "Hilal" direnişi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/cin-zulmune-karsi-hilal-direnisi-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/cin-zulmune-karsi-hilal-direnisi-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sosyal medyada başlatılan "#score4rights2022(Haklar için Skor 2022)" kampanyası ile olimpiyat sporcuları umudu temsil eden hilal (C) işareti yapmaya davet ediliyor. Kampanyanın amacı, Çin'in Doğu Türkistan, Tibet ve Hong Kong’da işlediği insanlık suçlarına dikkat çekmek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/cin-zulmune-karsi-hilal-direnisi-1</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Jan 2022 17:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/uaeieauod.jpg" type="image/jpeg" length="10627"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA["Müslümanım" diyerek Mescid-i Aksa’ya girmeye çalıştı! 'İhlas' ele verdi]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/muslumanim-diyerek-mescid-i-aksaya-girmeye-calisti-ihlas-ele-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/muslumanim-diyerek-mescid-i-aksaya-girmeye-calisti-ihlas-ele-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/muslumanim-diyerek-mescid-i-aksaya-girmeye-calisti-ihlas-ele-verdi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Jan 2022 19:46:48 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/Ekran-Alıntısı.PNG" type="image/jpeg" length="63041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rusların çektiği Sarıkamış görüntüleri]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ruslarin-cektigi-sarikamis-goruntuleri-2</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ruslarin-cektigi-sarikamis-goruntuleri-2" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>90 bin askerimizin şehit olduğu Sarıkamış Faciası'na ilişkin Rus askerleri tarafından çekilmiş görüntüler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/ruslarin-cektigi-sarikamis-goruntuleri-2</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Jan 2022 14:25:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/autktcu.PNG" type="image/jpeg" length="92037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşırı sağcı Yahudiler, AA kameramanını böyle darp etti]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/asiri-sagci-yahudiler-aa-kameramanini-boyle-darp-etti-1</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/asiri-sagci-yahudiler-aa-kameramanini-boyle-darp-etti-1" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aşırı sağcı Yahudiler, İsrail’in başkenti Tel Aviv’de Filistinli tutuklu Hişam Ebu Hevaş’ın yattığı hastane önünde çekim yapmak için bekleyen AA Kameramanı Fayiz Ebu Rumeyle’yi darp etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Belgesel</category>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/asiri-sagci-yahudiler-aa-kameramanini-boyle-darp-etti-1</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Jan 2022 23:40:33 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/a_1.jpg" type="image/jpeg" length="26416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fatih Altaylı ile Sevilay Yılman'ın başörtüsü ile alay ettiği o video yeniden gündem oldu]]></title>
      <link>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/fatih-altayli-ile-sevilay-yilmanin-basortusu-ile-alay-ettigi-o-video-yeniden-gundem-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.dunyabulteni.com.tr/video/fatih-altayli-ile-sevilay-yilmanin-basortusu-ile-alay-ettigi-o-video-yeniden-gundem-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <guid>https://www.dunyabulteni.com.tr/video/fatih-altayli-ile-sevilay-yilmanin-basortusu-ile-alay-ettigi-o-video-yeniden-gundem-oldu</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Dec 2021 11:48:12 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://dunyabultenicomtr.teimg.com/crop/1280x720/dunyabulteni-net/images/video/raw_sevilay-yilmandan-kose-komsusu-fatih-altayliya-siddetle-reddediyorum_007310332.jpg" type="image/jpeg" length="32958"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
